⚡ Ajans Online
GÜNCEL

1600 yıllık Belgradkapı, İstanbul surlarının değerini kitabeleriyle geleceğe aktarıyor

Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin altıncı bölümünde üstündeki kitabeleriyle dikkati çeken Belgradkapı'nın hikayes

📍 İstanbul
Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin altıncı bölümünde üstündeki kitabeleriyle dikkati çeken Belgradkapı'nın hikayesi ele alındı. Sarayburnu’ndan Edirne yönüne uzanan kara surları, farklı dönemlerde şehrin savunmasını sağlayan önemli yapıların başında geliyordu. Belgradkapı’nın da üzerinde bulunduğu surlar, İmparator II. Theodosius döneminde 413 yılında inşa edildi. Bu nedenle "Theodosius" olarak anılan surların üzerinde kentin ihtiyaçlarına göre çeşitli kapılar açıldı. Bu geçitler zaman içinde hem askeri hem ticari hareketliliğin önemli noktaları haline geldi. Surların üzerindeki ve yakınındaki kitabeler, Belgradkapı’nın tarihine ışık tutan en önemli unsurlardan biri olarak dikkati çekiyor. Kapının bulunduğu bölümdeki kitabelerden birinde İmparator Arcadius’un surların yapımına başladığı, İmparator Theodosius’un ise çalışmaları tamamladığı bilgisi yer alıyor. Kitabe, aynı zamanda surların daha önceki sur sisteminin üzerine inşa edildiğini ve çift sur düzeninin kullanıldığını ortaya koyuyor. Belgradkapı’nın yakınındaki bir başka kitabe ise İmparator Konstantinos dönemindeki onarımlara ışık tutuyor. Surların yaklaşık 60 gün içinde onarıldığı bilgisi, kentin savunma sisteminin kuşatmalar karşısındaki önemini gösteriyor. Kapıdan şehre giren yol, Forum Arcadius ve Arcadius Sütunu’nun bulunduğu bölgeye uzanıyordu. Böylece kapı, şehrin dışındaki yollarla kentin iç kesimlerindeki önemli merkezleri birbirine bağlayan güzergahlardan biri haline geldi. Belgradkapı, İstanbul’un fethinin ardından uzun süre kapalı tutuldu. Bu nedenle burası "Kapalı Kapı" adıyla anıldı. Daha sonra yeniden açılan yapı, "Belgradkapı" adıyla kullanılmaya başlandı. Kapının yeniden açılmasında Balıklı Rum Hastanesi'ne ulaşım ihtiyacı da etkili oldu. Kapı, böylece uzun süre sonra yeniden şehrin günlük hareketliliğinin parçası haline geldi. Kapı ve çevresindeki surlar, sonraki yüzyıllarda depremlerden ve çeşitli tahribatlardan etkilendi. Özellikle 1894 depremi, kulelerin üst bölümlerinde önemli hasara yol açtı. 20. yüzyıl boyunca yıpranan yapı, 1986-1987'deki restorasyon çalışmalarının ardından yeniden düzenlendi. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş, AA muhabirine, Theodosius Surları üzerindeki konumunun Belgradkapı'ya hem askeri hem de ticari açıdan önemli bir işlev kazandırdığını söyledi. Pektaş, Belgradkapı'nın İstanbul’un önemli tarihi kapılarından olduğunu belirterek, "Özellikle surların güneye doğru yaklaştığı bölümde bulunması nedeniyle hem askeri hem de ticari açıdan önemli bir noktada. Bizans döneminde de Osmanlı döneminde de bu özelliğini koruyor. Surlar üzerindeki kapılar, şehrin dışıyla içini birbirine bağlayan, insanların giriş çıkışını sağlayan ve aynı zamanda güvenlik açısından kontrolün yapıldığı noktalar. Dolayısıyla Belgradkapı’yı sadece bir geçiş noktası olarak değerlendirmemek gerekiyor." diye konuştu. Kapının bulunduğu bölümdeki kitabelerin surların tarihini anlamak açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Pektaş, Arcadius ve Theodosius dönemlerine ilişkin kitabede surların yapım sürecine dair önemli bilgilerin bulunduğunu anlattı. Pektaş, surların tarihlendirilmesi açısından çok önemli bir kitabenin varlığına dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı: "Bu kitabe, bize İmparator Arcadius’un surların yapımına başladığını, Theodosius’un ise onarımlarını tamamladığını gösteriyor. Ayrıca burada daha önceki bir sur sisteminin bulunduğuna ilişkin bilgiler de var yani mevcutların daha önceki surların üzerine inşa edildiğini anlıyoruz. Bunun yanında surların iki duvar şeklinde, 'çift sur sistemi' olarak uygulandığını görüyoruz. Bu da Bizans savunma sisteminin önemli özelliklerinden birisi. Dolayısıyla tek bir kitabe üzerinden bile surların yapımı, daha önceki yapı ve savunma sistemi hakkında önemli bilgiler elde edebiliyoruz." Pektaş, Belgradkapı çevresindeki başka bir kitabenin ise surların onarım sürecine ilişkin bilgi verdiğini söyledi. "Burada Konstantinos'a ait başka bir kitabe daha var. Bu kitabe surların çok kısa bir süre içerisinde, yaklaşık 60 gün içerisinde onarıldığını gösteriyor." diyen Pektaş, şöyle devam etti: "Böyle bir onarımın bu kadar kısa sürede gerçekleştirilmiş olması, surların özellikle kuşatma dönemlerinde ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyuyor çünkü İstanbul’un savunması açısından surların sürekli sağlam tutulması gerekiyordu. İhtiyaç ortaya çıktığında hızlı şekilde onarılması büyük önem taşıyordu. Bu kitabe de bize sadece bir onarımı değil surların şehir için taşıdığı askeri önemi de gösteriyor. Kapıdan içeri girdiğiniz zaman Forum Arcadius’a yani Arcadius Sütunu'nun bulunduğu bölgeye ulaşıyorsunuz. Bu nedenle kapılar, yalnızca surların üzerinde açılmış basit geçiş noktaları değil. Şehrin dışındaki yollarla şehir içerisindeki ana yolları birbirine bağlıyorlar. Belgradkapı’dan da böyle önemli bir güzergaha ulaşılması, kapının şehir içerisindeki ulaşım sistemi bakımından da önemini gösteriyor. Dolayısıyla kapının konumuna baktığımızda askeri işlevinin yanında ticari ve günlük şehir yaşamıyla bağlantısını da görebiliyoruz." Pektaş, Belgradkapı'nın İstanbul’un fethinin ardından farklı bir tarihsel süreç geçirdiğini söyledi. Fetihten sonra bu yapının kapalı tutulduğuna ve "Kapalı Kapı" olarak adlandırıldığına ilişkin bilgilerin bulunduğunu anlatan Pektaş, "Daha sonra kapı yeniden açılıyor. Ahmet Muhtar Paşa’nın verdiği bilgiler içerisinde özellikle Balıklı Rum Hastanesi’ne ulaşım konusu öne çıkıyor. Kapının yeniden açılmasında buraya ulaşımın kolaylaştırılması önemli bir neden olarak karşımıza çıkıyor yani kapının kullanım biçimi de şehrin ihtiyaçlarına göre zaman içerisinde değişiyor." değerlendirmesinde bulundu. Pektaş, Belgradkapı'nın isminin nereden geldiğiyle ilgili farklı rivayetlerin bulunduğunu anlattı. Ahmet Muhtar Paşa'nın, burasının isminin bulunduğu mahalleden geldiğini ifade ettiğini belirten Pektaş, "Bunun dışında farklı açıklamalar da var ancak bunların tamamını kesinleşmiş bir bilgi olarak değerlendirmek mümkün değil. Bu nedenle kapının adının tarih içerisindeki kullanımını ve kaynaklarda nasıl geçtiğini birlikte değerlendirmek gerekiyor." dedi. Pektaş, Belgradkapı’nın bugünkü mimari görünümünün de farklı dönemlerden izler taşıdığını, bugün görülen kapının iki kule arasında yer aldığını, yuvarlak kemerinin olduğunu, geçiş bölümünün tonozla örtülü halde bulunduğunu dile getirdi. Kulelerde Theodosius Surları’nın yapım tekniğini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Pektaş, "Bunlar, daha sonra restore edildi. Zaman içerisinde bazı Osmanlı dönemine ait uygulamalar ortadan kalkmış olabilir ama duvarların dokusunda ve bazı detaylarda Osmanlı dönemine ait izlerle de karşılaşabiliyoruz. Dolayısıyla bugün gördüğümüz yapı tek bir dönemin yapısı değil. Farklı dönemlerde yapılan müdahalelerin ve değişimlerin izlerini birlikte taşıyor." diye konuştu. Pektaş, Belgradkapı’nın tarihinin yalnızca bir yapının geçmişinden ibaret olmadığına işaret etti. "Buraya baktığımız zaman sadece bir kapıyı görmüyoruz." diyen Pektaş, sözlerini şöyle tamamladı: "İstanbul’un savunma sistemini, Bizans dönemindeki şehir düzenini, Osmanlı dönemindeki kullanımını ve daha sonraki dönemlerde geçirdiği değişimleri birlikte okuyabiliyoruz. Bu kapılar üzerinden insanlar şehre girip çıkıyor, ticaret yapılıyor, askeri hareketlilik sağlanıyor. Dolayısıyla bir kapının hikayesi aslında sadece o yapının hikayesi değil. Şehrin kendisinin nasıl yaşadığını da bize anlatıyor. Belgradkapı’nın bugün hala ayakta olması da İstanbul’un farklı dönemlerini aynı mekanda okuyabilmemiz açısından önemli." (Kaynak: AA)