ABD Başkanı Trump Çin'e rağmen İran'a saldıracak mı?
PEKİN’DEN SESSİZ ONAY 8,5 yıl aradan sonra tarihi bir zirve gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretini tamamlayarak başkent Pekin'den ayrıldı. Ziyare
PEKİN’DEN SESSİZ ONAY
8,5 yıl aradan sonra tarihi bir zirve gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretini tamamlayarak başkent Pekin'den ayrıldı. Ziyaretin ardından küresel kamuoyunda tek bir soru gündeme oturdu.
"Trump, sınırlı ve kontrollü bir operasyonla İran'ı vurabilir"
Konuyu değerlendiren Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elçin Başol, Washington'ın hamlelerini Pekin ekseninde şu sözlerle analiz etti:
"Washington yönetimi, bugün İran'a yönelik atacağı her adımın Pekin'de nasıl karşılık bulacağını hassasiyetle hesaplıyor. Bence Trump, Çin'e rağmen İran'ı vurabilir. Aslında Trump'ın son Çin ziyaretine baktığımızda çok ilginç bir tablo gördük. Trump, bir yandan stratejik bir istikrar dili kurmaya çalıştı; bu doğrultuda ticaret ve İran konuları masaya yatırıldı. Diğer yandan ise henüz somut bir anlaşma ortaya çıkmadı.
Özellikle Çin, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını destekliyor ancak İran üzerinden açık bir baskı kurmaktan da kaçınıyor. Aslında Pekin'in klasik bir stratejisi söz konusu: Krizin tamamen kontrolden çıkmasını istemiyorlar ama Washington'ın bölgesel bir zafer kazanmasını da arzulamıyorlar. Peki, Trump buna rağmen vurur mu? Evet; özellikle sınırlı ve kontrollü bir operasyon modeliyle vurabilir."
ÇİN'İN MALİYET HESABI
ABD, İran saldırısı için Pekin'den Onay Aldı mı?
ABD'nin olası İran saldırıları için Pekin yönetimi yeşil ışık yaktı mı? Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya ise iki ülkenin bu gizli diplomasisini ve maliyet hesabını şu şekilde yorumladı:
"Amerika Birleşik Devletleri, Çin'den açık bir onay beklemiyor. Trump'ın, 'Ben Amerika olarak İran'a saldıracağım, sen de buna razı olacaksın değil mi?' şeklinde bir soru sormadığını düşünüyorum. Ancak ABD, Çin'den stratejik bir sessizlik bekliyor. Yani 'Ben bu hamleyi yapacağım ama sen de bu süreçte çok ses çıkarma' beklentisi hakim.
Bu sessizlik, Çin açısından bir kabulleniş anlamına gelmiyor; aksine tamamen bir maliyet hesabıdır. Bilindiği üzere Çin, devlet siyasetinde işin parapolitikasını ve finansal muhasebesini daha ön planda tutan bir aktör. Dolayısıyla Donald Trump'ın 'Ben İran'a saldıracağım, sen de buna razı olacaksın' tarzında bir zorlamasından ziyade; Çin'in, sessiz kalmanın getireceği o jeopolitik maliyeti hesaplayarak bir duruş sergileyeceğini göreceğiz."
(Kaynak: CNN)