⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Ahmet Akyol: ASELSAN, mavi vatanda ihtiyaç duyulan tüm silah ve sensörlerin hızlı üretimi için yatırımlara devam edecek

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Ma

📍 Ankara
Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mavi Vatan, Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda devam ediyor. Etkinlik alanında düzenlenen AA Teknoloji Masası'na konuk olan Akyol, Gölcük'te büyüdüğünü, burada TEKNOFEST yapılmasının kendisi için ayrı heyecan ve gurur verici olduğunu söyledi. ASELSAN olarak denizcilik faaliyetlerinin neredeyse dörtte birini oluşturduklarına işaret eden Akyol, "Bugün 69 gemide Türkiye'de ürünü olan, yurt dışında 60'tan fazla gemide sistemi olan bir şirketiz." diye konuştu. Akyol, TEKNOFEST Mavi Vatan'ın milli teknoloji şuuruyla mavi vatan bilincini bir araya getiren bir etkinlik olduğuna dikkati çekerek, TEKNOFEST'lerin Milli Teknoloji Hamlesi'ni genç kuşaklara sevdirmeyi amaçlayan bir etkinlik olduğunu dile getirdi. Etkinliğe geçen yılın üzerinde bir katılım olduğunu belirten Akyol, "Her geçen yıl daha fazla bir katılım var. Yarışmaları da katılımcısı da öyle. Bu bilincin dalga dalga topluma yayıldığının da çok güzel bir göstergesi." dedi. Dünyada bütün alanlarda akıllı sistemlerin taşıdığı yetenekler üzerine bir yarış yaşandığını dile getiren Akyol, ASELSAN'ın görevinin bu platformlara söz konusu yetenekleri kazandırmak olduğunu söyledi. Akyol, asimetrik savaş unsurları insansız su altı ve su üstü sistemlerini ASELSAN'ın sağladığını anlatarak, "Bu alanda envanterde çok sayıda ürünü, DERİNGÖZ, KILIÇ, MARLIN, ALBATROS gibi insansız sistemleri sağlayarak asimetrik olarak da deniz harbine katkı veriyoruz." ifadesini kullandı. ASELSAN'ın sistemlerinin dünyada kullanıldığını ve ciddi ihracat potansiyelleri olduğunu vurgulayan Akyol, şunları kaydetti: "Bugün Uzak Asya'dan Karadeniz'deki ülkelere kadar birçok ülkede sistemlerimiz kullanılıyor. Bahriyemizle beraber bu yetenekleri artırmanın gayreti içerisindeyiz ki bugünlerde 40'ın üzerinde gemi inşa ediliyor. Her birinde ASELSAN çalışıyor, tamamında var. Bu su altı, üstü fark etmeden bir kısım ürünleri de burada göstermenin gururunu yaşıyoruz." Asimetrik sistemleri geliştirdikleri ve ürettikleri, maliyet etkin, yüksek adetli üretim mantığıyla kurgulanmış tesislerinin olduğuna işaret eden Akyol, KILIÇ ve DERİNGÖZ'ün de su altı ürün ailesinde yer aldığını dile getirdi. Ahmet Akyol, KILIÇ'ın kamikaze su altı aracı olarak dünyada az örneği olan bir yetenek olduğunu bildirerek, "Sürpriz etkisi var. Uzun menzile gidebilme, sürü yeteneği var. Maliyet etkin, yüksek adetli adeta havadaki kamikaze dron devrimini ASELSAN su altına taşıdı. Su altı kamikaze dronları üreten, geliştiren ve envantere adım adım vermeye çalışan bir şirketiz. Su altında bu devrimi yaşıyoruz. Bunu gerçekten çok yüksek adetlerde üretebilip bunu da hem gemilerden hem insansız su üstü araçlarından hem de direkt sahilden atabilecek şekilde tasarladık." değerlendirmesinde bulundu. Suyun üstü için ise TUFAN Kamikaze İnsansız Deniz Aracı'nın (İDA) bulunduğunu dile getiren Akyol, TUFAN'ın suya indirildiğini, TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında bunu paylaştıklarını söyledi. Akyol, MARLIN'in ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığının envanterinde yer aldığına işaret ederek, "Aslında TUFAN ve KILIÇ, mavi vatanın iki silahşoru. Bunlar iki sürpriz etkisi yaratan vurucu gücü. Bunların ikisi de asimetrik, çok sayıda caydırıcılığı yüksek sistemler." dedi. TUFAN ve KILIÇ'ın yeni teknolojilere ASELSAN'ın nasıl hızlı adapte olabildiğini göstermesi açısından önem taşıdığına dikkati çeken Akyol, "Bunları konuşmuyoruz, icraata geçiriyoruz, üretiyoruz ki zaten geçtiğimiz aylarda NATO Genel Sekreteri'nin ASELSAN ziyaretinde bunlar gündem oldu. Bunların ASELSAN bünyesinde nasıl hızlıca adapte edilip üretime çevrilebildiğini gösterdiğimiz için birçok yerde ASELSAN'ın ismini gururla NATO'da da anlatıyorlar." diye konuştu. Akyol, su altı ve üstü sistemlerinin ciddi altyapı gerektirdiğine değinerek, "ASELSAN'ın Ankara'da önemli tesisleri var. Gölbaşı'nda, diğer tesislerimizde ciddi altyapılarımız var. Test edeceğimiz yeni yatırımları, göletleri Ankara'da inşa ettik. En hızlı şekilde testleri yapalım istiyoruz. Mavi vatan kapsamında aslında yeni yatırımların temelini attık." bilgisini verdi. Tersanenin denizaltıyla daha çok haşır neşir olduğunu belirten Akyol, 100. yılında da iki yeni adım daha atıldığını dile getirdi. Akyol, Gölcük Tersanesi'nde gemi inşasının tekrar başladığını anımsatarak, "Tamamen milli tasarım MİLDEN burada inşa edilmeye başladı. Burada ASELSAN'ın tesisini büyüten yeni bir yatırımın, denizaltı sistemleri entegrasyon tesisimizin inşasına başladık. Deniz Kuvvetlerimizle karşı yakada İstanbul tarafında da bir yapay zeka sensör ve veri işleme merkezinin inşasına başladık." dedi. Söz konusu tesiste su altında da su üstünde de kullanılan tüm sistemlerin yapay zekayla donatılacağını, birlikte o büyük verinin toplanacağını bildiren Akyol, şunları kaydetti: "Geliştirdiğimiz sonarların, radarların, torpidoların, su altı sistemlerinin, elektronik harp sistemlerinin tamamının Deniz Kuvvetlerimize teslim edilmeden testlerine ihtiyaç oluyor. Bunların test edileceği test gemilerinin, İDA'larının da bağlanacağı bir test merkezinin de yine karşı yakada inşasına başladık. Bunlarla daha yüksek bir üretime, test kabiliyetine ve hıza çıkabiliyoruz. Hızlı bir geliştirme ve test süreciyle artık envantere daha çok ürün verebileceğiz. Bunlar önemli yatırımlar. 3 tesis, 2 test cihazı, 60 milyon avro ilave yatırım demek. Bunların hepsine bu içinde bulunduğumuz ayda başladık. Sadece denizcilik adına söylüyorum. ASELSAN, Mavi Vatan'da ihtiyaç duyulan tüm silah ve sensörlerin daha hızlı üretimi, geliştirilmesi için yatırımları yapmaya devam edecek." Akyol, söz konusu yatırımların birçoğunun bir sene içerisinde hayata geçeceğini duyurdu. Geçmiş yıllarda çeşitli ülkelerden tedarik edilen denizaltı periskobuna ambargo uygulandığını aktaran Akyol, "Periskobun onarımını yapmamayı deklare eden ülkeler olmuştu. Hemen ASELSAN, Milli Denizaltı Periskobu'nu geliştirerek tekrar denizaltıları seyir edilebilir hale getirdi. Burada gemilerde, su altı araçlarında ve denizaltılarda üzerindeki en ufak bir bileşenin bile dışa bağımlı olması operasyonu durdurabiliyor. O yüzden ASELSAN, bütün hepsini milli olarak geliştirmenin gayretinde oldu. Bugün gemilerde yabancı ürün neredeyse bırakmadık. Denizaltılarında da birçoğunu yerlileştirdik. Milli denizaltıyla da artık bunu daha yüksek bir seviyeye taşıyacağız." ifadelerini kullandı. Akyol, dünyada tehdit setlerinin çok hızlı değiştiğine değinerek, hava savunma sistemleri için de birkaç çeşit tehdit olduğunu söyledi. ÇELİK KUBBE'nin de çok katmanlı entegre yapıya sahip bulunduğunu ifade eden Akyol, "Gecikmesiz haberleşebilen, çoklu sensör, çoklu silah sistemini yönetebilen bir anlayışta kurgulandı. Farklı olarak elektronik harp de entegre. Elektronik harbi de hem taarruzda hem sensör kısmında önemli bir güç olarak bunun parçası haline getirdik." diye konuştu. Akyol, KORKUT, HİSAR, SİPER gibi hava savunma sistemlerini daha fazla üretip teslim etme gayreti içerisinde olduklarını belirterek, buna ilişkin büyük sözleşmeler imzaladıklarını dile getirdi. Anti-balistik füzelerden düşük görünürlüğe sahip hedeflere kadar çeşitli yeni tehditlere yeni yeteneklerle karşılık vermeye çalıştıklarını anlatan Akyol, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunu bir de mavi vatanla taçlandırma işi var. TF-2000 bugünlerde başladığımız hava savunma muhribi gemimiz. ASELSAN'ın gemide çok büyük sorumluluğu var. En başta dijital AESA radarını donatıyoruz. Üzerine koyduğumuz hava savunma sistemleri, SİPER, HİSAR, GÖKSUR, lazer silah, GÖKDENİZ, multi-statik sonar kabiliyeti ve uzun menzilde denizaltı tespiti gibi yöntemlerle denizlerde yüzdürebildiğimiz bir gemi inşa ediyoruz." ASELSAN'ın Oğulbey'deki yatırımlarına ilişkin bilgi veren Ahmet Akyol, "Yaptığımız yatırımlarla yüksek adetleri her yıl katlayarak üretmenin gayreti içindeyiz. Geçen sene 100'e yakın ÇELİKKUBBE unsurunu envantere verdik. Bu sene 100'ün üzerinde olacak. Bize ihtiyaç olan şeyleri Türkiye'ye kazandırmanın gayreti içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulundu. ASELSAN yatırımlarının 2,5 milyar doların üzerinde bulunduğunu bildiren Akyol, "Oğulbey, Türkiye'nin en büyük tek seferdeki savunma sanayisi yatırımı. 8 bin dönümün üzerinde bir araziden bahsediyorum. Faz faz devreye alıyoruz. İçinde bulunduğumuz günlerde Oğulbey'in ilk bölümü aktive edildi. Çalışanlarımız artık hava savunmayla ilgili bazı sistemleri orada üretmeye başladı. 6 ayda yeni tesisler devreye aldık Ankara'da ve çeşitli yerlerde." dedi. Akyol, Konya, Sivas, Gaziantep, Ankara ve İstanbul'da ASELSAN'ın üretimini ve tasarımını destekleyen iştirakleri olduğunu bildirerek, 3 binin üzerinde 46 vilayette ASELSAN'a tedarik yapan firmanın faaliyet gösterdiği bilgisini paylaştı. İhracat başarılarına da dikkati çeken Akyol, "İçinde bulunduğumuz dönemde 4 milyar dolar KOBİ'lere sipariş verdik. ASELSAN, Türkiye'de ve dünyada yaptığı bütün işleri tüm Türkiye'ye yayan bir anlayışla yoluna devam ediyor. Kendisi istihdam oluşturuyor ama ondan çok daha fazlasını ekosisteme sağlıyor. Hep beraber bu kapasiteyi artırdığımız için şu anda dünyada birçok ülkeye göre bütün ürünlerimizi iki yılın daha altında teslim edecek takvimleri verebiliyoruz. Ekosistemimizle daha kısa sürelerde daha maliyet etkin çözümleri dünyaya sunabiliyoruz." ifadelerini kullandı. Akyol, dünyadaki çatışma ve gerilimlere dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Bu gerilim ortamı herkesi daha fazla savunma sanayisine yatırıma itti. Bu da birçok ülkeyi 'sadece tedarikçi olmayalım, biz de buralarda bir şey yapalım' politikasına götürüyor. İşte oralarda ASELSAN özellikle dost ve kardeş ülkeleriyle birçok batılı ülkeye göre ortak tasarım ve üretime daha açık. Bu kapsamda ASELSAN'ın bugün çeşitli dost ülkelerde üretim tesisleri var. 25 ülkede fiziken ASELSAN var. Bunların bazıları sadece lojistik destek amaçlı, bazıları üretim, bazıları tasarım yapıyor. Ülkenin ihtiyacına göre bu işbirliklerini de artırmanın gayreti içerisindeyiz.” ASELSAN'ın Türkiye'nin en büyük savunma sanayisi şirketi olduğunu, misyonlarından bir tanesini de finansal sonuçlarıyla Türkiye ve dünyada örnek olmanın oluşturduğunu söyleyen Akyol, Borsa İstanbul'un en değerli şirketi ASELSAN'ın finansal disipline riayet ettiğini belirtti. Akyol, şirketin bakiye siparişinin 3 yılda 7-8 milyar dolardan 23 milyar dolara geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Angajman halinde olduğumuz sözleşme görüşmeleri ve potansiyelleri değerlendirdiğimde, yıl sonunda 30 milyar doları bulmamız içten bile değil. Bakiye sipariş geleceğinizin de planlanması açısından kritik. Bu 6 aylık dönemde sağlanan 4,9 milyar dolar yeni iş de yine kendi rekorlarımızdan biri. Burada son 3 yıldır kesintisiz aldığımız işler teslimatımızın 2 katının üzerinde oluyor. Toplam hacimde ihracat payımızı artırmaya devam ediyoruz. Toplam siparişi ve teslimatı artırmaya devam ediyoruz ve bütün bunları yaparken verimliliği artırıyoruz.” Akyol, ASELSAN'ın teknolojideki atılımlarıyla hem Türkiye'nin hem de dünyanın en değerli firmaları arasına girdiğini ve bu gelişmelerin tersine beyin göçüne olumlu yansıdığını söyledi. Türkiye'den yüksek derecelerle mezun olduktan sonra çeşitli sebeplerle yurt dışına gidenlerin öz vatanlarına dönmek ve ASELSAN'da çalışmak istediklerine işaret eden Akyol, şöyle konuştu: “Tabii son dönemde bazı güzel gelişmeler var. İçinde bulunduğumuz 2026 yılının 7,5-8 ayını tamamlamak üzereyiz. Bu dönemde işe aldığımız mühendislerin yüzde 15'ini yurt dışından Türkiye'ye geri dönenler oluşturdu ve bir başvuru patlaması var. Sayı olarak da söyleyebilirim. 146 arkadaşımız 7,5 ayda yurda dönüp ASELSAN'da işe başladılar. Çok yüksek derecelerle mezun olmuş, çeşitli sebeplerle yurt dışına gitmiş ve artık Türkiye'de, öz vatanında, ASELSAN'da daha yüksek teknolojiyi, daha iyi imkanlarla bulabildiğine inandığı için gelmiş, burada işe başlamış. Ve bu trend, daha yılın ortalarındayız, devam ediyor. Bir taraftan mezun olan arkadaşlarımız aramıza katılıyor.” Akyol, TEKNOFEST'te yetişen gençlerin de ASELSAN'a katıldığını anlatarak, "Aramıza katılanlar da hep bu bilinçli insanlar, TEKNOFEST'lerde yetişen insanlar. Bugün ASELSAN'da buralarda yarışmış 345 arkadaşımız var. TEKNOFEST'lerde daha önce yarışmış, belli dereceler almış çocuklarımız bizim aramızda." dedi. Şirketin en güçlü yanının insan kaynağı olduğunu vurgulayan Akyol, "Net olarak bunu söyleyebilirim. Bugün 10 bin mühendis çalışıyor ASELSAN'da. Türkiye'de 10 bin mühendis çalışan başka bir şirket yok." ifadelerini kullandı. Her yıl yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağladıklarını, işe alınanların yaklaşık yüzde 65'ini mühendislerin oluşturduğunu dile getiren Akyol, aday mühendislik ve staj programlarıyla üniversite öğrencilerini mezun olmadan önce ASELSAN'daki çalışmalarla buluşturduklarını belirtti. ASELSAN'ın yapay zeka alanındaki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Akyol, şunları kaydetti: “Bugün Deniz Kuvvetlerimizin İstanbul'daki tesislerinde yapay zeka sensör ve veri işleme tesisinin de inşasına başladık. Burada su altı ve su üstü teknolojilerindeki yapay zekanın modellerini geliştireceğiz. Ama bu radar içinde yürüyen bir faaliyet, elektronik harpte de var, hava savunmada da var, haberleşmede de var. Bugün yapay zekayı konuşuyoruz. O kadar çeşitli uygulama alanları var ki bugün bir görüntüyü normalde geniş bantlı haberleşmeyle istediğiniz gibi birbirinize nakledebiliyorsunuz. Ama buradan çok uzaktaki bir kıtaya çok dar banttaki bir görüntüyü de nakletmek gerektiğinde normalde imkansız gibi gözüken şeyler, yapay zekanın getirdiği algoritmalarla yapılabiliyor. Suyun altında da radarda da hava savunmada da böyle örnekleri çoğaltabilirim.” Akyol, ASELSAN'ın kendi veri kaynaklarıyla, faaliyet alanlarına özel yapay zeka modelleri geliştirdiğini vurgulayarak, "Bunlarla aslında fark yaratmanın gayreti içerisindeyiz. Geleceğin teknolojilerini merak eden bütün gençlerimizin ilgi alanlarına yönelik büyük oranda faaliyetler yürüttüğümüzü, onların geldiklerinde gerçekten gurur duyacakları işleri yaptığımızı söyleyebilirim." dedi. ASELSAN'ın askeri teknolojilerde edindiği birikimi sivil alanlara da taşıdığını belirten Akyol, şirket tarafından geliştirilen kalp-akciğer makinesinin ameliyatlarda kullanılmaya başlandığını bildirdi. Akyol, ilk operasyonun ardından yeni ameliyatların da yapıldığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: “Yeni yeni kalp-akciğer makinemiz devreye giriyor. Dün yine Güneydoğu'da bir şehrimizde ameliyatı vardı. İlk ameliyatımızı Bakanımız duyurmuştu. 6-7. ameliyatlar oldu kalp akciğer makinemizle. Artık yavaş yavaş seri üretimde envantere girecek. Bu dünyada 3 ülkenin yaptığı, kompleks bir cihaz. Ameliyatlar başarıyla yapıldı. Devamı da yapılıyor.” Patoloji alanında da çeşitli cihazlar geliştirdiklerini dile getiren Akyol, robotik özelliklere, hassas sensörlere ve görüntü işleme teknolojilerine sahip ürünler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Akyol, "TCG Anadolu"da 5G teknolojisi kullanılarak uzaktan ameliyat gösterimi yapıldığını, ASELSAN'ın milli baz istasyonu çalışmalarından da bu uygulamada yararlanıldığını bildirdi. ASELSAN tarafından geliştirilen mobil X-ışını cihazının Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde 2 milyondan fazla kullanıldığını bildiren Akyol, "Yapay zeka özellikleri de artık yavaş yavaş eklendi üzerine. Filmi çektikten sonra yapay zeka ile artık teşhise yardımcı olan özellikleri de var. O konuda da Sağlık Bakanlığı ile büyük veri kapsamında çalışmalarımız da yürüyor." diye konuştu. Akyol, askeri teknolojilerde edinilen deneyimin sivil ürünlerde kullanılmasının kaynak çeşitliliği sağladığını vurgulayarak, "Öyle bir tarafı var. Kaynak başka bir yerden gelmiş oluyor. Dual-use'un (çift kullanım) avantajlarını kullanıyoruz. Bizim işimizin önemli bir bölümü savunma sanayisi ama buradan da anlamlı bir katkı aldığımızı söyleyebilirim." dedi. Akyol, ASELSAN'ın küresel savunma sanayisindeki konumuna da değindi. Savunma sanayisi şirketlerinin sıralamalarının açıklanan bilançolara göre şekillendiğini anlatan Akyol, ASELSAN'ın büyüme performansının listelere yansımasını beklediklerini söyledi. Akyol, büyüme performansına ilişkin, "Liste dinamik bir liste. Listeye her zaman kimin girip çıktığını göremiyoruz. Bugün geçen yıla göre şunu söyleyebilirim, bizim gibi olan şirketlerden daha yüksek oranda büyüdük. Bütün bu bilançoları kamuoyuna açıklayan birçok şirket var. Bunu zaman gösterecek ama biz normal şartlarda birçoğundan fazla büyüdük. Sonuçları da mutlaka bize yansıyacaktır diye temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. ASELSAN'ın son teknoloji cihazları yerlileştirme çalışmalarına da değinen Ahmet Akyol, şunları kaydetti: “Türk milleti olarak tarihte yaşadıklarımızı unutmuyoruz. 50 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'nda yaşananlar, sonrasında yaşanan ambargolar, yakın dönemde çeşitli operasyonlarımızı bahane göstererek bize uygulanan ambargoların hepsini milli sistemleri geliştirerek kırıp attık. Bugün herkes şunu öğrendi, Türk milletine, Türk mühendisine, Türk devletine ambargo koyanlar daha iyi ürünleri yapan bir şirketle, bir ürünle o cevabı alacaklarını çok iyi biliyorlar, bu artık tartışmasız. Batı'nın ve başka ülkelerin düşündüğünde neyle cevap bulacağını herkes biliyor. Dolayısıyla biz geçmişten aldığımız dersi, yakın zamanda yaşananları unutmuyoruz. Biz kimseye bağımlı olmayacak şekilde bir savunma sanayisi anlayışı yürütüyoruz. Zor zamanda, sıkıştığımız zamanda bizi birilerinin durduramayacağı bir anlayışla savunma sanayisini inşa ediyoruz. Bu işin bağımsızlık boyutu.” Akyol, yerlileştirmenin istihdam ve ekonomiye katkı boyutuna da işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Yerlileştirmenin bir de ekonomik boyutu var. Biz ülkemizde yüksek katma değerli ürün üretimi olsun istiyoruz. Bizim sistemlerimizin alt bileşenleri de öyle şeyler. Onların hepsinin Türkiye'de olması istihdam demek, katma değer demek, onların önce bize, sonra yurt dışına satılabilmesi demek. Kocaeli'den, donanma kentinden milletimizle bu görüşleri paylaşıyorum. Gün içerisinde birçok firmamızda da karşılaştım. Buralarda bize iş yapıyorlar, yatırım yapıyorlar, büyütüyorlar, yenilerini yapıyorlar. Biz, Ankara'da belki büyük bir hava savunma sistemi geliştiriyoruz, burada onun bir parçasını yapan bir alt üreticiyle karşılaşıyorsunuz. Onlar istihdam oluşturuyorlar. Onlar buradaki gençlere imkanlar sunuyorlar. Bu bir takım oyunu. Dolayısıyla bağımsızlık boyutuyla da ekonomiye katkı boyutuyla da yerlileşme misyonumuz mantık çerçevesinde, fizibil olan, verimli olan işleri yapmak kaydıyla devam edecek. Buna ilişkin Millileştirme Direktörlüğümüz var, programımız var. Gerçekten 1 milyar doların üzerinde kaynak sadece ASELSAN'ın yaptığı millileştirmelerde Türkiye'de kaldı. Gelişerek sürüyor bu. Bunlara daha çok sipariş veriyoruz. Ben destek olan bütün paydaşlarımıza, 3 binden fazla KOBİ'mize de şükranlarımı sunuyorum. Onlar, bizim ayrılmaz parçalarımız.” ASELSAN'ın sermaye piyasalarındaki durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Akyol, "Şu anda ASELSAN'ın gündeminde bir halka arz ya da hisse satışı yok. Oldukça sağlam bir finansal yapıya sahibiz. Tüm bu yatırımları sürdürürken, borç oranlarımızı azaltıyoruz. Şu anda bu konuda herhangi bir gündemimiz yok. Yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz." dedi. Akyol, tüm vatandaşları, TEKNOFEST Mavi Vatan'dan, Gölcük Tersanesi'nde sergilenen bütün teknolojileri görmeye davet ederek, "Genç yaşlı bütün vatandaşlarımızı bu etkinliğe, bu ruhu, coşkuyu yaşamaya davet ediyorum. Bize güvendikleri için şükranlarımı ifade ediyorum. Devletimize önümüzü açtığı, milletimize desteklediği için şükranlarımı ifade ediyorum." diye konuştu. ASELSAN Genel Müdürü Akyol, sözlerini şöyle tamamladı: "ASELSAN olarak, savunma sanayisi olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin caydırıcılığını artıracak, bekasını her alanda sağlayacak, ülkemizin bayrağını daha yukarılara taşıyacak adımları atmaya devam edeceğiz. Emin adımlarla, ne yaptığımızı bilerek yolumuza devam ediyoruz. Hiçbir kesintiye uğramadan, nereye gideceğimizi bilerek, bu adımları emin adımlarla atıyoruz. Bu teknolojik kuşağıyla da gelecek Türkiye'nin, Türklerindir. Bu bayrak daha yukarılara dalgalanacaktır. Dünyada kim ne düşünüyorsa kim ne planlıyorsa kim bizim hakkımızda neler düşünüyorsa bu kadroları, imkanları değerlendirdiğini düşünüyorum. Türk milleti bu imkanlarıyla, teknolojileriyle, askeriyle, firmalarıyla geleceğe daha emin adımlarla, kararlılıkla yürümeye devam edecek diyorum." (Kaynak: AA)