⚡ Ajans Online
SİYASET

AK Parti Sözcüsü Çelik: Türkiye'nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında

📍 Ağrı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Toplantıda, Meclis çalışmaları ve önümüzdeki dönem planlamalarıyla ilgili özel bir değerlendirme yaptıklarını belirten Çelik, Mali ve İdari İşler Başkanlığının bir sunum gerçekleştirdiğini, teşkilatların altyapısını güçlendirmeye yönelik yeni kararlar alındığını ve çeşitli yerlerdeki teşkilatlara yeni binalar kazandıracaklarını ifade etti. 12 Eylül darbesinin 46. yılına değinen Çelik, halen darbelerin siyasi hayatta, toplumsal hayatta açtığı yaraların tamamen kapandığının söylenemeyeceğini, darbelerin milleti korumak için verilmiş silahın millete doğrultulması gibi ahlaki ve siyasi açıdan tamamen gayrimeşru organizasyonlar olduğunu dile getirdi. Yıllar içerisinde darbelerin, birçok bahanesi olsa da tamamen dış kaynaklı olarak, Türkiye'nin demokrasisini sakatlamak, Cumhuriyet'in zeminlerini zayıflatmak, toplumsal travmaları daha da büyütmek için kullanılan manivelalar olarak tarihe yerleştiğine işaret eden Çelik, şöyle konuştu: "12 Eylül'ün Türkiye'de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesi anayasadır. Halen siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele sadece anayasanın maddelerinin yenilenmesi, anayasanın tekrar ele alınması meselesi değildir. Öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır, vesayetin darbeciliğin gölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Bu demokrasimizin önünde, siyasetin önünde büyük bir ödev, tarihi sorumluluk olarak durmaktadır. Bu açıdan AK Parti gelecek nesillere olan bu borcun ödenmesi için, siyasetin bu mükellefiyetini doğru bir şekilde yerine getirmesi için her zaman hazırdır. Bunun zeminini oluşturup hep beraber, gayet güçlü bir şekilde Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturacak imkanları sürekli olarak takip etmek, siyasetin bu şekilde bir zeminde bir araya gelmesinin ve bunu tüm meselelerin önüne koyarak, tüm meselelerden bağımsız olarak ele alıp gelecek 10 yıllara damgasını vuracak şekilde sonuca ulaştırılmasının önemini bir kere daha ifade ediyoruz." Çelik, Bakü'nün düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünü kutladı, şehitleri rahmet, gazileri şükranla andı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta sonu ve bu hafta başında yoğun programları olduğunu anımsatan Çelik, Erdoğan'ın gençlerle bir araya geldiği buluşmada Türkiye'nin hikayesini özetlerken kullandığı "Bandırma Vapuru'ndan TCG Anadolu'ya" ifadesinin, Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından bir metafor, bir gerçeklik olarak yol gösterici olduğunu vurguladı. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, gençlerle olan diyaloğuna işaret ederek, her kesimden gençlerin AK Parti'ye olan teveccühünün, ilgi ve alakasının son derece güçlü şekilde devam ettiğini belirtti. İç ve dış siyasi gündeme de değinen Ömer Çelik, Hürmüz Boğazı ile ilgili gelişmelerin hala dünyanın önünde büyük bir problem olarak durduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "İslamabad Mutabakatı'ndan sonra maalesef arzu edilen kalıcı ateşkes ve barış çerçevesine bir türlü geçilemedi. Şimdi ise daha büyük bir problem olarak Babülmendep ile ilgili birtakım sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. O sebeple özellikle Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne dönük olarak Irak topraklarından yapılan birtakım saldırıları doğru bulmadığımızı, bunu reddettiğimizi ve kınadığımızı ifade ediyoruz. Burada Suudi Arabistan makamlarının bölgedeki gerilimi tırmandırmamak üzere sağduyulu bir şekilde davranması son derece kıymetlidir. Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği konusundaki kardeş Suudi Arabistan ile olan dayanışmamızı da bu vesileyle ifade ediyoruz. Irak topraklarından Suudi Arabistan'a dönük İHA saldırıları karşısında kardeş Irak hükümetinin söz konusu saldırıları kınayarak olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için ortaya koyduğu inisiyatifi de son derece kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Hürmüz Boğazı'yla ilgili bu istikrarsızlıklar, Babülmendep ile ilgili bütün bu olaylar varken daha fazla istikrarsızlığa yol açacak birtakım kaos ve kargaşalardan hassasiyetle uzak durulması gerekir." Öte yandan Çelik, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge bağlamında pek çok oluşumun silah bırakması, devlet dışı güçlerin devlet otoritesine tabi olması konusundaki gelişmeleri yakinen takip ettiklerini bildirdi. Bu çerçevede Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin yaptığı açıklamanın çok önemli olduğunu belirten Çelik, "YBŞ güçleri denilen grupların Şengal Dağı çevresindeki yapılanmalarını ortadan kaldırarak, Irak hükümetinin otoritesi altında bir entegrasyon içine girecek olmaları bu bakımdan son derece önemli. Irak Başbakanı'nın yaptığı açıklamada da ifade edildiği gibi devlet unsurları dışında kimsede silah olmaması, bütün bu silahlı grupların tek merkezden devlet otoritesinin altında toplanması ve orada yaşayan insanların hakkının, hukukunun, güvenliğinin korunacağı önlemlerin hükümet tarafından alınması son derece önemli." değerlendirmesinde bulundu. Pek çok yerdeki problemin başında terör unsurlarının yanı sıra birtakım devlet dışı unsurların silahlı gruplar olarak durması olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Bölgede bunun başka güçler tarafından siyonist ve emperyalist emelleri olan güçler tarafından kullanıldığını sık sık görüyoruz. Bunların önüne geçilmesi açısından da komşu ülkelerde, zayıf ülke hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Toprak bütünlüğü korunmuş, devlet egemenliği tesis edilmiş, tek ordu prensibine göre çalışan, siyasi kurumları güçlü komşular istiyoruz. Başka bazı ülkeler, emperyalist ve siyonist birtakım hesapları olan karanlık odaklar, hem bizim yakın bölgemizdeki devletlerin zayıflamasını, devlet kurumlarının çökmesini, orduların dağılmasını, toprak bütünlüklerinin zedelenmesini, devlet egemenliklerinin zaafa uğramasını arzu ediyorlar. Bazı ülkeler kendi güvenliklerinin garantisi olarak komşu ülkelerin zayıf olmasını, güçsüz olmasını ve kaos içerisinde olmasını arzu ederler. Biz ise bunun tam tersini düşünüyoruz. Devletlerin egemenliğinin korunması, kurumlarının güçlü olması, tek ordu prensibine göre güvenlik güçlerinin yapılanması ve aynı şekilde de toprak bütünlüklerinin korunması herkes için iyidir. Dünyanın giderek daha çok türbülanstan geçtiği bir dönemde bu prensiplere, devlet egemenliğinin korunması ilkesine, toprak bütünlüğünün korunması ilkesine saygı duymak, barışı korumanın alfabesi olarak ele alınmalıdır. Bunlar ortadan kalktıktan sonra herhangi bir şekilde barışın korunmasının imkanı ve zemini kalmayacaktır. Bu gelişmeleri bu ilkeler çerçevesinde takip etmeye devam edeceğiz." Bu kadar türbülansın içinde Ege ve Doğu Akdeniz'de birtakım provokatif yaklaşımların hiç arzu edilmediğini belirten Çelik, bu çerçevede son zamanlarda ortaya çıkan görüntülerle ilgili olarak herkesi sağduyulu olmaya davet etti. Diplomasiye ve sorunların masada çözülmesine vurgu yapmalarının herhangi bir şekilde zaaf olarak algılanmaması gerektiğini bildiren Çelik, şunları kaydetti: “Tam tersine masada ve sahadaki gücümüzün farkında olarak dünyanın içinden geçtiği bu sıkıntılı dönemde bir de buna Ege ve Doğu Akdeniz'de yeni sıkıntılar eklenmesin diye, hiç kimse için gereksiz maliyetler ortaya çıkmasın diye bu hassasiyetimizi vurguluyoruz. Türkiye'ye güç gösterisi yoluyla ya da birtakım provokatif yaklaşımlarla verilecek hiçbir mesaj yoktur. Bize bu yolla kim bir mesaj tebliğ etmeye kalkarsa bu mesajı hiçbir şekilde tebellüğ etmeyeceğimizi, hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi net bir şekilde ifade ediyoruz. Herkesin önünde tüm bu konuları çözebilecek diplomatik kapasite vardır.” Türkiye'nin diplomasiye, müzakereye ve kurallı uluslararası sisteme yaptığı vurgunun herkes için bir şans olduğuna işaret eden Çelik, "Hiç kimse Ege ve Doğu Akdeniz'i ve genel olarak çeşitli bölgelerdeki sorunları iç siyasetin bir parçası haline getirme gibi bir tutum içerisine girmemelidir. O zaman bir kısır döngü içerisine giriliyor ve bu kısır döngü maalesef kurallara dayalı düzen dediğimiz uluslararası düzeni daha çok toksik birtakım yapılarla karşı karşıya bırakıyor." ifadesini kullandı. Ömer Çelik, ABD'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dönük silah ambargosunu kaldırması ve bir yıl süreyle uzatmasının doğru bir karar olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Adadaki iki taraf arasındaki güvenin daha da aşınmasına yol açacak sonuçlar doğuracak yaklaşımlardır bunlar ama her halükarda şunu ifade ediyoruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliği ve Kıbrıs Türk davasının ilkeleri konusundaki kararlı duruşumuz bundan sonra da daha da pekişerek yoluna devam edecektir. Ana vatan ve garantör ülke olarak Türkiye, Kıbrıs Türk halkının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Kıbrıs Türk davasının meşru hak ve çıkarlarını korumak için her zeminde mücadelesini verecek. Bunun içerisine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğinin sağlanması da tabii ki dahildir.” Çelik, son aylarda yoğun şekilde yapay zeka kurumlarının liderlerinin, yapay zeka unsurlarının kendi arasında örgütlenerek, hatta onları yönetenlerden bağımsız olarak birtakım yapay zeka ajanları üreterek çeşitli faaliyetler içerisine girdiği, biyolojik silah üretiminden başka birçok alana kadar insanlığı tehdit eden faaliyetlere yöneldiğine dair çok sayıda uyarıda bulunduğunu anımsattı. Dünyanın en büyük krizlerinin ve savaşlarının belli ülkeleri, bölgeleri, blokları tehdit ettiğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti: “Fakat şimdi yapay zekayla ilgili olarak yapılan bu uyarılar bütün bir insanlığı tehdit eden gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. O sebeple de gerek siyasilerden, Batı'daki siyasilerden gerekse bu konuda çalışanlardan yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması, kurallarının ve prensiplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi konusunda çok güçlü çağrılar gelmeye devam ediyor. Nitekim Gazze'de yapay zekanın kitlesel katliamda kullanıldığına dair pek çok haber çıkmıştı. Şimdi ise daha başka bir durumla karşı karşıyayız. Yapay zekanın kendisini üreten insanlardan bağımsız olarak hareket ettiği, silah üretmeye çalıştığı, istihbari faaliyetler içerisine girdiği ve insanın kontrolünden çıkmaya dönük birtakım zeminler oluşturmaya çalıştığına dair çok yönlü açıklamalar son bir hafta içerisinde, 10 gün içerisinde, bir ay içerisinde çok yoğun bir şekilde geliyor. Devletler, yapay zeka konusunda birbiriyle yarışırken aslında o yarışın dışında yapay zeka ajanlarının, yapay zeka unsurlarının insanlığı tehdit edecek bir hale geldiği de birdenbire fark edilmiş gibi davranılıyor.” Çelik, Türkiye'nin yapay zeka yarışının dışında kalmayacağına işaret ederek, aynı zamanda da bunların ilkelerinin belirlenmesi, insanlık için tehdit olacak şekilde yönetilmemesi, bu yarışın sonunda insanın özgürlüğünün ve bağımsızlığının ortadan kalktığı bir atmosferin oluşmaması için de bu ilkelerin oluşacağı zeminlerde Türkiye'nin güçlü inisiyatifler ortaya koymaya çalışacağını dile getirdi. Bu konunun ilerleyen günlerde sadece dar bir alanda değil, istihbarattan güvenliğe, ülkelerin egemenliğinden toplumsal birtakım dönüşümlere kadar her alanı etkileyebilecek sonuçlar doğuracağını anlatan Çelik, "Belki de insanlık tarihinde belli devletlerin, belli bölgelerin dışında topyekun insan denen varlığın karşı karşıya olduğu, yönetilmesi gereken en büyük sorun, eğer yönetilmezse en büyük tehdit olarak önümüze gelecektir. Bu konuyu çok yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı. Çelik, yapay zekanın Gazze'deki sivillerin öldürülmesinde kullanılmasını konu alan filmin Venedik Film Festivali'nde gösterildiğini anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu: “İsrail'deki bazı askerlerin, istihbaratçıların şahitliğine dayanıyor. Bu 'NAZA' adlı film yine İsrail vatandaşı olan kişiler tarafından yapıldı ve Venedik Film Festivali'nde çok büyük bir ilgi gördü. Burada net belgelerle, birtakım görüntülerle aslında nasıl insanlık suçu işlendiğini, devlet kurumlarının doğrudan talimatlarıyla nasıl bir soykırım faaliyeti içerisinde olunduğu, soykırım suçları işlendiği net bir şekilde görülüyor. Bütün bu tabloya baktığımızda belki de bu soykırımın, bu bahsettiğimiz tehditle birleştiği en önemli noktalardan bir tanesinin bu olduğunu ifade etmek gerekir. Netanyahu'nun ve şebekesinin orada gerçekleştirdiği faaliyetlerin hiç tartışmasız tüm unsurlarıyla bir soykırım olduğu bu film vasıtasıyla da bir kere daha ortaya çıkmıştır. Şimdi bunlar tabii İsrail vatandaşı olduğu için İsrail otoriteleri aslında bunun gerçekliğini tartışmıyorlar. Sadece bu filmi yapanları, filmin yapımcılarını vatandaşlıktan atıp atmamaktan bahsediyorlar. Bu da tabii esasında soykırım şebekesinin esas derdinin soykırımın ahlaki sonuçlarıyla yüzleşmek değil, tam tersine daha vahşi işlere imza atarken bunu örtbas etmek olduğunu göstermektedir.” AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz'ın koruma talebine ilişkin soru üzerine Çelik, şunları kaydetti: “Bu olayı duyduğumuz andan itibaren genel merkezimiz bu olayın bütün boyutlarıyla ilgilendi. İçişleri Bakanımızla birlikte istişare halinde genel merkezimizde bu olayın ne olduğunu nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tüm boyutlarıyla ele aldı. Günün sonunda bunun bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın milletvekili de açıklama yaptı. Dilekçesini de geri çekti. O sebeple bu tablonun bizim açımızdan geride bırakılmış bir tartışma olduğunu ifade etmek isterim. Çeşitli makamlar arasında yanlış anlaşılmalar, bazı sıkıntılar olabilir. Bu doğrultuda bütün arkadaşlarımızın bunları doğrudan genel merkezimize taşıyarak sorunları çözmesi gerekir.” Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'de vatandaşlara seslenirken "Önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağımıza inancımı yeniliyorum" açıklamasının erken seçim sinyali olup olmadığıyla ilgili soruya, şu yanıtı verdi: “Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 'önümüzdeki seçimlere hazırlanıyoruz' gibi bir değerlendirmesi olduğunda bunun herhangi bir şekilde erken seçimle ilgisi olmadığı açıktır. Kendisinin yetişme biçimi, siyaset yapma tarzı teşkilatçılık üzerine ve bunun sürekli olarak her gün taş üstüne taş koyarak geliştirilmesi üzerine dair bir şeydir. Dolayısıyla orada vatandaşlarımızı ve teşkilatlarımızı gördüğünde aslında sık sık söylediği, üzerinde önemle durduğu bir cümledir. 'Önümüzdeki seçimlere hazırlanıyoruz ve büyük başarıya imza atacağız'. Bu bir erken seçim sinyali değildir. Türkiye'nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur.” İstanbul'da başlayan kiralık konut sisteminin diğer şehirlerde de yaygınlaşmasına ilişkin soruya Çelik, "Bu konular orta ve uzun vadeli konular. Bunlarla ilgili çalışmalar sürekli yapılıyor ama bugünden şu illerde şu kadar konut üretilecek diyecek durumda değiliz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız gücünün önemli bir kısmını bu konulara ayırıyor." dedi. (Kaynak: AA)