AK Parti'de "İnsani Yardım ve Türkiye Modeli" programı yapıldı
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, parti genel merkezindeki programın açılışında yaptığı konuşmada, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti belirtti. Can
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir, parti genel merkezindeki programın açılışında yaptığı konuşmada, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti belirtti.
Cangir, "Dünyanın dört bir yanında savaşların, kıtlıkların ve insani krizlerin ortasında mazlumun gözyaşını silmek için kendini hiçe sayan tüm insani yardım çalışanlarını şükranla yad ediyorum." dedi.
Dünyanın küresel ölçekte son derece karmaşık ve çok boyutlu insani krizlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Cangir, Türk medeniyetinin yardımsever geleneğine dikkati çekti.
İçişleri Bakan Yardımcısı Cangir, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insani diplomasi neticesinde Türkiye, milli gelire oranla dünyada en çok insani yardım yapan ülkelerin başında gelmektedir." diye konuştu.
AFAD koordinasyonunda Türk Kızılayın ve sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla dünyanın en zorlu coğrafyalarında aktif insani yardım operasyonları yürütüldüğünü ifade eden Cangir, konuşmasını Türkiye'nin insani yardım vizyonuna dikkati çeken programın düzenlenmesine katkı sunanlara teşekkür ederek tamamladı.
Açılışın ardından gerçekleştirilen programın oturum başkanlığını AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın yaptı.
Oturumda, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus ve Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı.
AFAD Başkanı Pehlivan, konuşmasında, 17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi'nin ardından Türkiye'de kriz yönetiminden risk yönetimine geçildiğini anlattı.
Pehlivan, "AFAD olarak 'İnsanımız için ülkemizde, insanlık için sınırlarımızın ötesinde' anlayışıyla çalışıyoruz ve bugünün de ana temalarından birini teşkil eden 'Türkiye modelinin' yerleşik hale gelmesi konusunda da gerekli çalışmaları diğer kuruluşlarla, bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşları ile yapıyoruz." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin sınır ötesinde insani yardım faaliyetinde bulunurken siyasi, sosyal ya da ekonomik beklenti içinde bulunmadığını vurgulayan Pehlivan, AFAD koordinasyonunda 86 ülkeye insani yardım gönderildiğini kaydetti.
Pehlivan, şöyle devam etti:
"En son Venezuela'da deprem afetinde, saatler içerisinde hazırlıkları tamamlamak suretiyle AFAD olarak, İçişleri, Dışişleri, Sağlık ve Milli Savunma bakanlıklarımız işbirliğinde Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde oralara ulaştık. Hemen arkasından Kolombiya'da bir deprem oldu. Oraya da yine aynı şekilde insani yardım malzemelerini ulaştırma gayreti içinde olduk."
Dünyadaki birçok insani yardım örgütünün, aracılar vasıtasıyla yardım malzemelerini gönderdiğini anlatan Pehlivan, AFAD'ın ise aracı kullanmadan yardımları ulaştırdığını söyledi.
TİKA Başkanı Eren de AK Parti'nin 25. yıl dönümünü kutlayarak, emek veren herkese teşekkür etti.
Türkiye'nin insani yardımlar da dahil olmak üzere uluslararası arenadaki politika değişikliğinin, bundan 25 yıl önce AK Parti ile başladığını vurguladı.
TİKA'nın bir kalkınma kuruluşu olduğunu belirten Eren, kurumun 2003'ten sonra atılım gösterdiğini söyledi.
Eren, TİKA'nın klasik kalkınma kuruluşlarından "cömertlik ve yardımlaşma" özelliğiyle ayrıldığını belirterek, 53 ülkede 57 ofisinin bulunduğunu vurguladı.
Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma başlıklarında bütüncül bir yaklaşıma sahip olduğunu ifade eden Eren, bir insani kriz durumunda her yerde ofisi olan TİKA'nın da belli bir seviyeye kadar insani yardımda bulunduğunu belirtti.
Eren, kalkınma kuruluşu olarak TİKA'nın insani yardımda bulunduğu yerlerde, esasen kriz sonrası kalkınmaya destek olduğunu ifade etti.
TİKA'nın dost ve kardeş ülkelere kritik alanlarda teknik bilgi aktarımıyla, kendi ayakları üzerinde durabileceği şekilde yardımda bulunulduğuna işaret eden Eren, dünya genelindeki ekonomik eşitsizliğin, krizlerin "kök nedeni" olduğuna ve bu durum çözülmeden tüm sorunların tamamen çözülemeyeceğine dikkati çekti.
Eren, TİKA'nın yılda ortalama 1500 projeyi hayata geçirdiğini söyleyerek, kurumun talep odaklı çalıştığını, bu talepleri resmi makamlardan aldıklarını ve işleri yerel makamlarla yürüttüklerini belirtti.
YTB Başkanı Turus ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın insan merkezli bakış açısının, kurumlara da yansıdığını belirterek, kriz bölgelerinde TİKA, AFAD ve Türk Kızılayın aktif çalışmalarına değindi.
"Türkiye, mazlumların kardeşi olmaya devam ediyor." diyen Turus, YTB'nin asli meselesinin, "insanı tahkim etmek ve elde olan kaynağını başka ülkelere de götürebilmek" olduğunu vurguladı.
Turus, YTB'nin fikir babasının Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirterek, her zaman insanı merkeze koyduklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "mazluma sahip çıktığını" vurgulayan Turus, "Türkiye'nin geleceğine, dünyanın geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz." dedi.
Turus, konuşmasının sonunda vefatının 7. yılında eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı ve tarihçi Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun'u da andı.
Türk Kızılay Genel Başkanı Yılmaz da Gazze'de gerçekleştirilen çalışmalara değinerek, hukuka uygun hareket etmeyen ülkelerin yardımları nedeniyle Türkiye'ye düşmanlık beslediğini söyledi.
"Biz dertli bir milletiz, dertlenen bir milletiz. 'En büyük yardımı biz yapıyoruz' değil 'Neden daha fazlasını yapamıyoruz' diyoruz." ifadelerini kullanan Yılmaz, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Türkiye olmasa Gazze'de kimse yok" dediğini hatırlattı.
Yılmaz, "Biz 'Türkiye Modeli' ile gerçekten örnek oluyoruz gerçekten çok fazla şeyler yapıyoruz. Türk Kızılayı bir kurum olarak tanımlamıyoruz, 158 yaşında ancak gençliği devam eden bir iyilik, gönüllülük hareketi. 455 bin gönüllü var, bu gönüllüler canları pahasına beş kuruş para almadan kendi zamanlarından feragat ederek koşturuyorlar." diye konuştu.
Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı da katıldı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Türkiye'nin hem devlet hem de sivil toplum olarak insani yardım kapasitesinin son 20 yılda muazzam bir ilerleme kaydettiğini söyledi.
AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından, 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü dolayısıyla parti genel merkezinde "İnsani Yardım ve Türkiye Modeli" başlıklı program düzenlendi.
Programın oturum başkanlığını üstlenen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, buradaki konuşmasında, insani yardım meselesinin hem Türkiye içerisinde hem de uluslararası düzeyde son zamanlarda çok daha büyük önem arz etmeye başladığını belirtti.
Dünyanın dört bir tarafında savaşların ve bunlarla ilişkili insani dramların yaşandığını ifade eden Yalçın, uluslararası örgütlerin ise bazı durumlarda insani yardım konusunda yetersiz kalabildiğini, stratejik ve siyasi kaygıların zaman zaman insani yardımların önüne geçebildiğini söyledi.
Son yıllardaki Gazze ve Suriye örneklerinin insani yardımın aslında ne kadar mühim olduğunu gösterdiğine işaret eden Yalçın, insani yardımın olmadığı, insanı merkeze almayan bir siyasetin aslında hiçbir şeye hizmet etmediğini dile getirdi.
Türkiye'de son yıllarda meydana gelen deprem, sel, yangın gibi afet durumlarının da insani yardıma olan ihtiyacı tekrar ön plana çıkardığını vurgulayan Yalçın, şöyle konuştu:
"Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem devlet olarak hem de sivil toplum olarak insani yardım kapasitesi son 20 yıl içerisinde muazzam bir ilerleme kaydetti. 1999 depremi esnasında neredeyse hareket edemeyen bir kamu yönetimi, neredeyse insanlara yardım ulaştıramayan bir sivil toplum söz konusuydu. Devletin uykusundan bile uyanamadığı, insanlarına yardım götürmekte çok ciddi zorluklar yaşadığı ve afet anını yönetemediği dönemleri yaşadık. Ama bunun üzerinden geçen 25-30 yıl sonrasında bugün hepimizin gururla gösterebileceği, kamu kurumlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz mevcut.
Asrın felaketi dediğimiz depremler esnasında, her ne kadar o dönem devletimizin ve sivil toplum örgütlerimizin yaptığı yardımları karalamaya çalışan çabalar olmuş olsa da depremlerde gördük ki aslında insani yardım ulaştırmada devletimiz son derece güçlü. Bir Avrupa ülkesi kadar bölge etkilenmiş olmasına rağmen en kısa süre içerisinde devlet elini koydu ve sadece oradaki acil yardımları ulaştırmakla kalmadı, bugün o bölgeleri devletimiz kamu gücüyle yeniden inşa etti."
Yalçın, sivil toplum örgütlerinin deprem bölgesine yardım götürmek için birbirleriyle yarıştığının altını çizdi.
Bütün bu tecrübeler bir araya geldiğinde Türkiye'de insani yardım meselesinde özel bir modelin ortaya çıkmaya başladığını dile getiren Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Merkezinde insan olan ve insana sırf ihsan için herhangi bir karşılık beklemeden, sırf iyilik olsun diye iyilik götürmeye çalışan bir devlet ve topluma sahibiz. Bununla ne kadar gurur duysak azdır. Ve yine merkezine insanı koyduğu için sadece kendi toplumuna, kendi vatandaşlarına yönelik değil, dünyanın dört bir tarafındaki mazlumlara sırf iyilik olsun diye yardım göndermeye çalışan bir insani yardım modelinden bahsediyoruz. Bu model, sadece acil önlemleri değil, onun dışında bir kalkınma modeli, bir eğitim modeli, o toplumların bu tür sorunlarla kendi başlarına daha iyi ilgilenebilmelerini sağlayacak şekilde, onların kalkınmalarına ve gelişmelerine katkı sunacak bir model haline dönüştü.”
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler döneminde gündeme gelen tartışmalara değinen Yalçın, herkesin bir an önce depremin yaralarını sarma, bölgeye acil yardım götürme çabası içerisindeyken bunu siyaset malzemesi haline getirmek, seçimler öncesi AK Parti iktidarına ve devlete eleştiri oklarını haksız şekilde yöneltmek isteyenler olduğunu ifade etti.
Yalçın, özellikle sosyal medya üzerinden sansasyonlar oluşturulduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarının itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını belirterek, bu alanda yapılanları göz ardı edip, yalanlarla ve spekülasyonlarla meseleyi karartmak isteyenler olduğunu söyledi.
Yalçın, "Üzerinden geçen süre zarfında gördük ki, ne devletimiz ne sivil toplum örgütlerimiz bu tür sansasyonel haberlere, yalan haberlere fırsat vermedi ve depremzedelerimize ulaştırılabilecek her türlü yardımı, kalkınmayı sağladı." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, o dönem "Devlete yardım yapmayın, devlet kurumlarına yardım yapmayın, çeşitli başka sivil kuruluşlara yardım yapın" diye kampanyalar yapıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Aradan geçen zaman zarfında gördük ki o kuruluşlar, o siyaseten işaret edilen kuruluşlar vatandaşın depremzedelere yaptığı yardımların bile üzerine çökmüş. Biz işte tam da böylesi sorunların olabileceği bir düzlemi bilerek, her seferinde devletimizin ve samimi sivil toplum kuruluşlarımızın, insani yardım meselesinin ne kadar önemli olduğunun altını çizmek zorundayız.
O dönemlerde 'Devlete yardım yapmayın, bu kurumlara yardım yapın, muhalif gibi gözüken kurumlara yardım yapın' diyenler, bugün o kurumların içerisinin nasıl boşaltıldığı, kaynaklarının nasıl hortumlandığını gördüklerinde utanırlar mı bilmem. Ama biz kendi modelimizle yürümeye devam edeceğiz. İnsanı merkeze alan, siyasi hedeflerden ziyade insanı mutlu etmeyi ve insana el uzatmayı merkeze alan Türkiye modelini takip etmeye devam edeceğiz."
(Kaynak: AA)