Alman casuslarına geç gelen operasyon ayarı
Berlin hükümeti, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle ağırlaşan güvenlik ortamını gerekçe göstererek dış istihbarat servisi BND ile iç istihbarattan sorumlu Federal A
Berlin hükümeti, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle ağırlaşan güvenlik ortamını gerekçe göstererek dış istihbarat servisi BND ile iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’na (BfV) daha geniş ve operasyonel yetkiler vermeyi planlıyor.
Yeni düzenlemeyle, hareket kabiliyetlerinin sınırlılığı nedeniyle uluslararası istihbarat çevrelerinde zaman zaman “yırtıcı hayvanların arasındaki vejetaryenler” benzetmesine konu olan Alman servislerinin yalnızca bilgi toplayıp rapor hazırlayan yapılardan çıkarılması hedefleniyor. Reform yasalaşırsa BND ve BfV, belirli koşullar altında gizli operasyon yapabilecek, siber saldırılara doğrudan karşılık verebilecek ve Almanya’ya yönelen tehditlere henüz ortaya çıkmadan müdahale edebilecek.
Almanya’nın bugünkü dönüşüm arayışının arkasında yıllarca savunma ve istihbarat alanlarına yeterli kaynak ayırmamasının oluşturduğu kapasite açığı bulunuyor. Ukrayna savaşı, Körfez ve Ortadoğu’daki çatışmalar, bölgeden Avrupa’ya yönelen yoğun göç, kritik altyapıya yönelik sabotaj girişimleri ve Rus insansız hava araçlarının menzilinin Almanya’yı da tehdit edebilecek düzeye ulaşması, Berlin’i eski güvenlik anlayışını gözden geçirmeye zorladı.
Alman güvenlik çevrelerinde ise yeni yetkilerin kâğıt üzerinde kısa sürede çıkarılabileceği ancak personel, teknoloji, saha ağı ve kurumsal kültür bakımından gerçek dönüşümün uzun yıllara yayılabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Bu çevreler, Alman istihbarat yapılanmasının İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kuruluş modelinin ardından 1992’de önemli bir değişim yaşadığını, buna karşılık sonraki dönemde büyük ölçüde klasik ve bürokratik bir yönetim anlayışıyla bugüne kadar geldiğini belirtiyor.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, reformun gerekçesini, “Dünyadaki ortak servislerimizle eşit düzeyde hareket edebilmek için kabiliyetlerimizi güçlendirmenin zamanı geldi” sözleriyle açıkladı. Bakanlar Kurulu’nun gündemine alınan tasarının hükümet onayından sonra parlamentoya gönderilmesi ve burada özellikle hukuki denetim, temel haklar ve istihbarat-polis ayrımı üzerinden sert tartışmalara sahne olması bekleniyor.
Alman istihbarat servislerini denetleyen Parlamento Kontrol Komisyonu Başkanı Marc Henrichmann’a göre, eski Başbakan Olaf Scholz’un Şubat 2022’de ilan ettiği “Zeitenwende”, yani savunma politikasındaki “dönüm noktası”, artık istihbarat servislerini de kapsamak zorunda. Henrichmann, Almanya’nın Rusya ve başka aktörlerle yürütülen hibrit bir çatışmanın ortasında bulunduğunu; siber saldırılar, sabotajlar ve sosyal medya üzerinden devşirilen kişilerin bu mücadelenin araçlarına dönüştüğünü savunuyor.
Reformun en dikkat çekici ayağını BND’ye verilmesi planlanan operasyonel yetkiler oluşturuyor. Alman dış istihbaratı, Almanya’ya yönelik bir siber saldırıya karşı yurt dışındaki bilgisayar sistemlerini devre dışı bırakabilecek, elektronik altyapılara sızabilecek, verileri değiştirebilecek veya silebilecek. Belirli ve somut tehditlerin ortaya çıkması halinde yurt dışında sabotaj operasyonlarının yapılabilmesi de öngörülüyor. Tasarıya göre BND, tehdit olarak değerlendirilen bir silah sisteminin dijital üretim talimatlarını değiştirerek sistemi henüz fabrikadan çıkmadan kullanılamaz hale getirebilecek.
Berlin’in hedeflerinden biri de sosyal medya üzerinden devşirilen ve kripto parayla ödeme yapılan “tek kullanımlık ajanların” hareket alanını daraltmak. Alman güvenlik kurumlarına şüpheli para transferlerini engelleme yetkisi verilmesi halinde sabotaj zincirinin finansman ayağının kesilebileceği değerlendiriliyor. Henrichmann, ücretini alamayan geçici ajanların eylemi sürdürme ihtimalinin de azalacağını savunuyor.
BND personelinin yurt dışında silah taşıması için ayrıca özel izin alma zorunluluğunun kaldırılması da reform paketinde yer alıyor. Ancak bu silahların yalnızca meşru müdafaa amacıyla kullanılabileceği, BND mensuplarına kişilere karşı doğrudan şiddet kullanma veya tutuklama yetkisi verilmeyeceği belirtiliyor. Böylece Alman dış istihbaratı CIA veya Mossad benzeri bazı operasyonel kabiliyetlere yaklaşırken, güç kullanımı bakımından daha sınırlı bir çerçevede kalacak.
Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı taşıdığı belirtilen bir insansız hava aracının bulunması, reformu savunanların kullandığı son güvenlik örneklerinden biri oldu. Ukrayna’daki savaşta menzili sürekli artan Rus insansız hava araçlarının ve Avrupa hava sahasında yaşanan şüpheli drone vakalarının Almanya’ya kadar uzanabilecek bir tehdit oluşturması, Berlin’de “tehlikeyi sınırda beklemek yerine kaynağında durdurma” yaklaşımını güçlendirdi.
Ancak Alman medyasındaki değerlendirmeler reformun yalnızca güvenlik boyutuna odaklanmıyor. Kamu yayıncısı ARD’nin haber portalı Tagesschau, muhalefetin düzenlemeyi yeterli hukuk devleti denetiminden yoksun ve “tarihî bir tabunun ihlali” olarak değerlendirdiğini aktardı. Die Zeit ise Hür Demokrat Parti’nin reformu “ölümcül bir sinyal” olarak nitelendirdiğini ve istihbarat servislerinin “gizli polis” niteliğine bürünebileceği uyarısında bulunduğunu yazdı. Böylece Alman basınındaki temel soru, servislerin güçlendirilmesinden çok bu gücün kim tarafından ve nasıl denetleneceği oldu.
Federal Veri Koruma Komiseri Louisa Specht-Riemenschneider de reformun kendi kurumunun istihbarat servislerindeki kişisel veri kullanımını denetleme yetkilerini zayıflatacağı görüşünde. Düzenleme kabul edilirse vatandaşların, istihbarat kurumlarının kendileri hakkında hangi bilgileri topladığına ve bu bilgileri nasıl kullandığına ulaşmasının çok daha zor hale gelebileceği belirtiliyor.
Almanya’daki Sivil Haklar Derneği ise düzenlemeyi “istihbarat servislerinin yetkilerinde muazzam bir genişleme” olarak tanımlıyor. Dernek temsilcisi Kai Dittmann, yapay zekâ destekli veri analizleri, yüz tanıma sistemleri, özel güvenlik kameralarına erişim ve karşı siber saldırı yetkilerinin yeterli güvence mekanizmaları kurulmadan kullanılmasının temel haklara ağır müdahalelere yol açabileceğini savunuyor.
Almanya böylece Gestapo ve Stasi’nin bıraktığı miras nedeniyle yıllarca sıkı hukuki sınırlar içinde tuttuğu istihbarat servislerini, değişen tehditlere karşı daha saldırgan ve operasyonel bir modele taşımaya hazırlanıyor. Ancak yıllarca bütçe, teknoloji, saha ağı ve uzman personel bakımından ihmal edilen servislerin yalnızca yeni bir yasayla kısa sürede küresel rakipleriyle aynı düzeye gelmesi beklenmiyor. Berlin’in önündeki asıl sınav, “vejetaryen” diye alaya alınan casuslarına diş takarken bu dişlerin demokratik denetimin dışına çıkmasını engellemek olacak.
(Kaynak: HABERTURK)