⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Anadolu'yu tuvale taşıyan ressam: Nuri İyem

Toplumcu-gerçekçi akımın önde gelen isimlerinden ressam Nuri İyem'in vefatının ardından 21 yıl geçti. Özellikle Anadolu kadınlarını konu alan büyük gözlü portre

📍 Ankara
Toplumcu-gerçekçi akımın önde gelen isimlerinden ressam Nuri İyem'in vefatının ardından 21 yıl geçti. Özellikle Anadolu kadınlarını konu alan büyük gözlü portreleriyle hafızalara kazınan İyem, Türk resim sanatının en tanınan figüratif ressamları arasında yer aldı. Çok sayıda eseri ardında miras bırakarak unutulmazlar arasına giren İyem, Bulgaristan göçmeni Hüsnü Bey ile Melek Hanım'ın yedinci ve son çocuğu olarak 1915'te İstanbul Aksaray'da dünyaya geldi. Savaş yıllarında adı kayıplar listesine yazılan babasının Diyarbakır'da yaşadığı haberini almaları üzerine Nuri İyem, ablası ve annesiyle 1918'de Cizre'ye yerleşti. Resim sanatına henüz çocuk yaşlarında kömür kalemle duvarlara çizimler yaparak adım atan İyem, kendisiyle çok yakından ilgilenen ve sonraki yıllarda gözleri portrelerine konu olan ablası Aliye'yi 1922'de kaybetti. Ailesiyle 1923'te Cizre'den İstanbul'a dönen İyem, daha sonra dedesinden kalan miras dolayısıyla annesi ve teyzesi eşliğinde Arnavutluk'un İşkodra şehrine gitti. İyem, İşkodra'da önce mahalle mektebine, ardından İtalyan İlkokulu'na devam etti. Babasının çağırması nedeniyle ailesiyle 1924'te Mardin'e giden İyem, ilkokulu Mardin'de tamamladı. Unutulmaz sanatçı 1929'da İstanbul'da Fatih Gelenbevi Ortaokulu'na başladı. Ardından sırasıyla Pertevniyal ve Vefa liselerine gitti. Yaptığı resimleri gösterdiği, dönemin akademi hocası Nazmi Ziya Güran, İyem'e, bugünkü adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edilebileceğini söyledi. Güran'ın desteğiyle 1933'te akademiye başlayan sanatçı, ilk yılını Güran'ın atölyesinde tamamladı. Sanatçı Güran, İyem'in resim yeteneğine kalıcı değerler kattı. Usta sanatçı, akademideyken İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde de çalıştı. Akademinin orta bölümünden Ragıp Gökcan'la birinciliği paylaşarak mezun olan sanatçı, İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce 1938'de asteğmen olarak Trakya'ya gitti. Nuri İyem, askerlik görevinin ardından Giresun'a resim öğretmeni olarak atandı. Bu sırada İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinin yüksek bölümü de açıldı. Lise kısmına ilaveten akademiyi daha da geliştirerek orta ve yüksek devreli bir sanat eğitim kurumu haline getirildi. Avrupa'da tanınmış usta sanatçıların eğitim kadrosuna getirildiği akademinin yüksek bölümünde de 4 yıl eğitim gören İyem, Fransız ressam Leopold Levy'in yanı sıra estetik derslerini daha sonraki yıllarda yakın dostu olacak Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldı. Usta ressam, akademide yüksek resim bölümünden 1944'te "Nalbant" adlı çalışmasıyla ikinci kez birincilikle mezun oldu ve okulun ilk birincisi olma unvanını da elde etti. Öğrenci iken desenleri Servet-i Fünun dergilerinin kapaklarında basıldı. Okuldan mezun olduğu yıl seramik sanatçısı, heykeltıraş ve ressam Nasip Özçapan ile evlenen sanatçı, yaşamı boyunca eşiyle birçok sergiye imza attı. Eşi Nasip İyem, o günleri şu sözlerle aktarmıştı: "Yaş farkımız, kendisine ağabey gözüyle bakmamızı gerektirecek kadar fazla değildi ama biz biraz daha genç sanatçılar için, Nuri ağabey müthiş bir özendirici motor ve akıl almaz bir ayaklı kütüphane idi. Kendisi ile uzun dakikalar hatta bazen saatler süren ayaküstü söyleşilerde dünya kadar şey öğrenirdik. Anlatışındaki coşku, inandırıcılık ve güvendiricilik emsalsizdi. Ayrıca da çok yakışıklıydı. Bizim için sadece ağabey değil, yarı ilah gibi bir şeydi. Bir gün bana yaklaşıp 'Nasip benimle evlenir misin?' dediğinde, kendimi gökyüzünde uçar gibi hissetmiştim." Nuri İyem, toplumcu-gerçekçi sanat anlayışıyla 1941'de arkadaşları Kemal Sönmezler, Selim Turan, Fethi Karakaş, Ferruh Başağa ve Mümtaz Yener'le "Yeniler" grubunu kurdu. Hepsi de Leopold Levy'nin öğrencileri olan bu grup, ilk sergisini "Liman Kenti İstanbul" adıyla 1941'de Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü binasında açtı. Abidin Dino, Faruk Morel, Agop Arad ile Yusuf Karaçay'ın katıldığı grup 1951'e kadar etkinlikleri sürdürdü. Ziya Ülken, 1942'de yayımladığı "Resim ve Cemiyet" adlı kitabıyla, grubun savunuculuğunu üstlendi. Zamanla gruptan kopmalar da oldu. Türkiye'nin ilk özel resim dershanesini Beyoğlu'nda Fethi Karakaş ve Ferruh Başağa ile kuran İyem'in öğrencileri ilerleyen yıllarda "Tavan Arası Ressamları" adlı grubu kurdu. "Yeniler"in ikinci sergisi 1942'de yine Beyoğlu'nda, üçüncüsü ise Eminönü Halkevinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Grubun toplumsal konuları irdeleyen sergileri 1950'ye kadar sürdü. Sanatçı, bir süre Resim-Heykel Müzesi'nde Halil Dikmen'in yardımcısı olarak çalıştı. 1946'da ilk kişisel sergisini, Beyoğlu'nda bir mobilya mağazasında açan İyem, Ankara, İstanbul ve İzmir'de duvar resimleri yaptı. Türkiye'deki toplumsal, siyasi ve kültürel değişime tanıklık eden ve Türk sanatında yeri dolduramayacak eserlere imza atan İyem, akademiden mezun olurken yaptığı "Nalbant" adlı tabloda yer alan bazı semboller nedeniyle yaklaşık iki yıl cezaevinde kaldı. Usta ressam, 1950'den sonra yöneldiği soyut resim anlayışını 1960'lı yıllarda bırakarak, köyden kente göç eden insanları, gecekondu yaşamından sahneleri ve genç kadın portrelerini resmetti. İstanbul'un ilk özel galerisi Maya'da 1950'li yıllarda kişisel sergiler açan sanatçı, yurt dışında da karma sergilere katıldı. İstanbul ve Ankara'da yaklaşık 25 özel sergiye imza atan İyem, Hollanda, Venedik, Sao Paulo'daki sanat merkezlerinde de eserlerini sergiledi. Nuri İyem'in oğlu ve gelini tarafından 1996'da kurulan Evin Sanat Galerisi, sanatçının çok sayıda kişisel sergisine ev sahipliği yaptı. Soyut ve soyut sonrası olmak üzere iki dönem altında biçimlenen İyem'in sanatı, Tanpınar'ın deyimiyle "rehbersiz" ve "pusulasız" bir yörünge üzerinde gelişmiş ve akademi merkezli sanat görüşlerine karşıt bir seçenek üzerinde kimliğini bulmuştu. Ahmet Hamdi Tanpınar, onun eserleri için "Bir heykel kadar sımsıkı, yeşil mehtap aydınlığı kadar zarif, geçmiş zamanın havasını içinde taşıyan eski fresk ve ikonalar kadar yalın." yorumunu yapmıştı. "Yeditepe" ve "Dost" dergileri için sanat yazıları yazan İyem'in 1986'da Tüyap Ticaret Merkezi'nde 50. sanat yılı onuruna retrospektif sergisi açıldı ve sergiyle ilgili kitabı yayımlandı. Sanatçı, 1973'te Cumhuriyet'in 50. Yılı Resim Ödülü, 1989'da Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü ve 1997'de TÜYAP İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülü'nü aldı. 2001'de ise Evin Sanat Galerisi, İyem'in resimlerinin yer aldığı koleksiyonları tespit ederek görselleri arşivledi. Projenin devamı olarak, 1504 resimden oluşan "Dünden Yarına Nuri İyem" retrospektif sergisi açıldı ve sergideki tüm yapıtlar iki ciltlik kitap ve CD olarak yayımlandı. İlk dönemlerinde duygusal bir realizm yolunda yürüyen sanatçı, kübizm ve soyut geometrik alanlarda geniş ve başarılı araştırmalarda da bulundu. Kendine özgü stili ve kişiliği içinde figüratif alanda eserler veren İyem, kendi kuşağının en güçlü ressamlarından biri oldu. Sanatçı, 1940'larda toplumsal sorunları dile getiren gerçekçi figüratif resimler, 1950'lerde non figüratif (figürsüz resim) üslupta çalışmalar yaptı. Hayatı boyunca 3 binin üzerinde esere imza atan sanatçı, 18 Haziran 2005'te Ulus'taki evinde 90 yaşında vefat etti. İyem'in cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Anadolu insanını, göçü, kentleşmeyi ve toplumsal değişimi tuvaline yansıtan sanatçının eserleri, vefatının ardından da çeşitli dijital arşiv çalışmaları, çevrim içi sergiler ve sanat platformları aracılığıyla yeni kuşaklarla buluşmayı sürdürdü. Sanatçının eserleri İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nin yanı sıra özel ve yurt dışındaki farklı koleksiyonlarda yer alıyor. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. (Kaynak: AA)