⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Arınç ve o konuşma

Herkese merhaba…Dilerseniz bu haftanın gündemine hemen bir giriş yapalım.Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Rize ziyareti vardı.Her Rize ziyaretinde olduğu gibi

📍 Ankara
Herkese merhaba…Dilerseniz bu haftanın gündemine hemen bir giriş yapalım.Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Rize ziyareti vardı.Her Rize ziyaretinde olduğu gibi bu kez de doğal diyaloglar, samimi anlar ve güzel fotoğraflar çıktı ortaya.Zaten bazen bir fotoğraf, sayfalarca yazıdan daha fazlasını anlatıyor.Sayın Erdoğan’ın Rizeli ninelerle, yani komşularıyla verdiği fotoğrafları görünce benim aklımdan iki şey geçti.Bence Erdoğan’ı bu hayatta en mutlu eden şeyleri sıralasak, ilk sırada perşembe akşamları Ankara’dan İstanbul’a gelmek, ikinci sırada ise yılda bir kez de olsa Rize’ye gitmek olabilir.Sonuçta insanın memleketi bir başka oluyor…Bilmem, siz ne dersiniz?Geçen hafta bize bir başka başlık da Sayın Bülent Arınç’tan geldi.Sayın Davutoğlu’nun oğlunun düğün töreninde, nikâh merasimi sırasında eline mikrofonu alıp uzunca bir konuşma yapması gündem oldu.Şimdi burada çok fazla detaya girmeyeceğim.Kaldı ki kimseye akıl verecek bir noktada da değilim.Ama açık söyleyeyim, ben o konuşmayı biraz yadırgadım.Neden?Çünkü düğün dediğiniz şey, iki insanın hayatındaki en özel günlerden biri.O günün sahibi gelin ve damattır.Onların ailesidir, yakınlarıdır, mutluluğudur.Hayatları boyunca hatırlayacakları bir gündür.Dolayısıyla o anın merkezinde de onların olması gerektiğini düşünüyorum.Siyasi tartışmaların, eleştirilerin veya siyasi mesajların gölgesinde kalan bir düğün fotoğrafı, gelin ve damat açısından ne kadar güzel bir hatıra olarak kalır, emin değilim.Üstelik Sayın Arınç, düşüncelerini Sayın Erdoğan’a doğrudan aktarabilecek bir konumda.Bir randevu alıp birebir görüşerek söyleyebileceği şeyleri, kamuoyunun önünde, bir nikâh merasiminde dile getirmesini şahsen doğru bulmadım.Nitekim nikâhı kıymak üzere orada bulunan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan da buna benzer bir noktaya dikkat çekti.Nikâhın siyasi bir konuşma alanına çevrilmemesi gerektiğini söyledi.Ergün Turan düz bir insandır.Sinyali olmaz.Nettir.Şahsen ben de severim kendisini.O yüzden konuşması sosyal medyaya yansıdığında, “Evet, içine atmamış ve söylemiş” dedim.Güzel de olmuş.Bazen insanın ne düşündüğünden çok, nerede ve ne zaman söylediği de önemlidir.Bu vesileyle gelin ve damada bir ömür boyu mutluluk diliyorum.Siyasetten, gündemden, tartışmalardan biraz uzaklaşalım.Sosyal medyada ara ara önünüze düşüyordur mutlaka.Asırlık Gece dizisinin kesitleri…Vallahi ne yalan söyleyeyim, uzun zamandır izlediğim en iyi işlerden biri desem yalan olmaz.Hatta bununla ilgili X hesabımda da bir içerik paylaşmıştım.Gerçi artık güzel bulduğunuz bir şeyi övmek bile başlı başına cesaret istiyor.Bir şeyi beğeniyorsunuz, hemen “Reklam mı yapıyor?”, “Bir bağlantısı mı var?”, “Neden övüyor?” soruları geliyor.Neyse…Ben yine doğru bildiğimi söyleyeyim.Bence müthiş olmuş.Emeği geçen herkesin eline sağlık.TRT de gerçekten güzel bir iş çıkarmış.Bu vesileyle TRT Genel Müdürü Zahid Bey’e de küçük bir selam gönderelim.Kendisiyle, tabiri caizse, milattan önce bir tarihte “Bir gün konuk alacağız” diye sözleşmişliğimiz vardı.Bir türlü olmadı.Demek ki vardır bir hayır.Bir gün olur elbet.Kendisi değerli bir isim.TRT’de de güzel işler yaptığını düşünüyorum.Bugüne kadar hamdolsun TRT ile tek kuruşluk bir işim olmadığı için kendisini gönül rahatlığıyla, ağzımı açarak övebilirim.Kimse de “Bunun altında ne var?” diye düşünmesin.Yok.Asırlık Gece vesilesiyle üç eseri de not aldım, çalma listeme ekledim.Size de tavsiye olsun:Mert dayanır, namert kaçar — Hasan MutlucanZafer Bismillah — Şemistan ElizamanlıYetiş ya hızır — DodanFena gaza getiren eserler.Özellikle arabada dinlemelik.Gerçi türkü ve müzik işlerinde Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in de başarılı olduğunu düşünüyorum.Onun da bu konudaki fikirlerini, müzik hafızasını ve önerilerini bir gün almak lazım.Belki bizim çalma listesine birkaç eser de o ekler.Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu’na artık sayılı günler kaldı.Ben 2022 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu yakından takip ediyorum.Açıkçası bana da çok iyi geliyor.Dünyanın dört bir yanından liderlerin, bakanların ve diplomatların aynı anda New York’ta olduğu o birkaç hafta, uluslararası siyasetin adeta nabzının attığı bir dönem.Kim nerede?Kiminle toplantı yapıyor?Hangi bakanın görüşmesi olumlu geçti?Hangi görüşme beklenenden uzun sürdü?Kim, yoğun diplomasi trafiğinin ardından akşam saatlerinde New York’un arka sokaklarında bir kahve içip biraz olsun nefes alıyor?Hepsini takip ediyoruz.Bir yandan büyük meseleleri, devletler arasındaki ilişkileri ve diplomasiyi izlerken diğer yandan işin insan tarafını da görüyorsunuz.Bana en ilginç gelen taraflarından biri de bu.Bu yıl da yine orada olacağım.Umarım güzel, verimli ve iyi bir dönem olur.Birleşmiş Milletler’e gitmeye hazırlanırken bizim tarafta da yeni sezon başladı.YouTube kanalımda yeni sezonu hayırlısıyla açtık.İlk konuğumuz Erkan Mumcu olmuştu.Sonrasında Ahmet Hakan ve Fatih Altaylı da bu süreci takip etti.Bu hafta ise İsmail Küçükkaya’yı konuk aldım.Yine Türkiye’nin yakın tarihini konuştuk.Önemli tespitleri var.Hamdolsun güzel bir sezona başladık.Biz her sezon mayıs ile eylül arasında bir sezon arası veriyoruz.Açıkçası bunun hem bize hem de ekibe iyi geldiğini düşünüyorum.İnsan bazen yaptığı işe biraz mesafe koyunca, geri döndüğünde ne yaptığını daha iyi görüyor.Belki de bu yüzden ara vermek de çalışmanın bir parçası.Önceki gün yönetmen arkadaşım Tolga aradı.“Abi, bizim videoyu izliyorlar sanırım. Artık ünlü olduk,” dedi.Çok güldüm.İnsanın yaşı 40’a dayanırken bazı şeylere bakışı da değişiyor.Ben artık şunun farkındayım:Kalıcı güç yok.Kalıcı makam yok.Kalıcı şöhret de yok.Bugün elinizde olan, yarın elinizden çıkabilir.Bugün herkes sizi arıyor olabilir, yarın telefonunuz sessiz kalabilir.Asıl mesele, bütün bunlar geçtikten sonra geride ne bıraktığınız.İtibarınız ne?İnsanlar sizin hakkınızda ne düşünüyor?Ve yarın her şey elinizin altından kayıp gittiğinde telefonunuz hala ne kadar çalıyor?Bence asıl soru bu.Gerçi telefonlar şimdi bile duruma göre çalıyor, orası ayrı konu…Ve yazının sonunda yine dönüp dolaşıp geleceğimiz yer belli.Trabzonspor…Bazen kendi kendime diyorum ki…“Bu yıl da olmazsa sonumuz ne olacak?”Sonra yine kendime cevap veriyorum.“Bugüne kadar olmadı da sevgimizden ne kaybettik?”Hiçbir şey.Çünkü insan bazı sevdaların mantıkla açıklanamayacağını zamanla öğreniyor.Şampiyonlukla ölçülmeyen…Kupayla eksilmeyen…Puan cetveliyle tarif edilemeyen sevdalar var.Bizimki de biraz öyle galiba.Olursa başımızın üstünde yeri var.Olmazsa…Sevgimiz yine yerli yerinde.Çünkü bazı takımlar tutulur.Bazı takımlar ise sevilir.Trabzonspor biraz da ikincisidir. (Kaynak: ENSONHABER)