⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Bakan Güler: Türk savunma sanayii harp doktrinlerini yeniden yazıyor

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın v

📍 İstanbul
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğunu belirterek, "Bu gelişim vizyonuyla kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır." dedi. Güler, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın açılış töreninde konuştu. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Milli Savunma Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve kurumların katkılarıyla düzenlenen fuarın, Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayisinin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koyduğunu belirten Güler, bu yönüyle fuarın nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayii ekosistemindeki stratejik işbirliğini pekiştiren son derece müstesna bir platform olduğunu söyledi. Bakan Güler, bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihi birer milat olacağını değerlendirdiği ifade etti. Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçildiğine işaret eden Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken, sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır." dedi. Güler, bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip ettiğini, savunma ve güvenliği sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla aldığını vurguladı. Bu kritik dönemde yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmanın yeterli olmadığının net şekilde görüldüğünü ifade eden Güler, karşı karşıya oldukları tablonun dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğunu kaydetti. Bakan Güler, modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konseptin, kendilerine her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtladığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Malumunuz olduğu üzere 1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayisinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş, özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir." İnsansız sistemlerde ulaştıkları bu mümtaz seviyenin hava savunma stratejilerinde de kendilerini çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna soktuğunu dile getiren Güler, "Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan 'Çelik Kubbe' bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı, Türkiye'nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de bir ispatıdır." dedi. Milli Savunma Bakanı Güler, Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu vurgulayarak, "NATO standartlarında geliştirdiğimiz milli hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askeri kabiliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah haline geldiği bu çağda Türkiye, müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye'nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez haline gelmesine de sebep olmuştur. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikri mülkiyeti bize ait, özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koyuyoruz." diye konuştu. SAHA gibi platformların bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil ettiğini kaydeden Güler, tüm dünyanın gıptayla baktığı bu seviyeye ulaşılmasının birbirinden değerli savunma sanayii firmalarının çalışmalarıyla, bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün halinde Türk savunma sanayii ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olduğunu söyledi. Güler, ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerinin, yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarının, kendilerini daha yukarı seviyelere taşırken, ekonomik kalkınmayı da perçinlediğine işaret ederek, "Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuza ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye, sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da milli kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır." dedi. Ulaşılan bu mümtaz seviyenin gurur verici olsa da yeterli olmadığını, zira rekabet çağında olunduğunu ve bu durumun gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli arttığını ve ihtiyaçların çeşitlendiğini anlatan Güler, bu bilinçle kendilerini daima geliştirmeleri ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarına artan bir tempoda devam etmeleri gerektiğini belirtti. Bakan Güler, sürdürülebilir bir savunma gücünün, sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler halinde sahaya sürebilmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu yüzden Türk savunma sanayii, seri üretim kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de seferberlik esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkan ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi, teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır." Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığı olmak üzere tüm paydaşlarla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarını sürdüreceklerini dile getiren Güler, Türkiye ordusu ve savunma sanayisiyle ne kadar güçlü olursa yarınların da bir o kadar güvenli olacağını, böylece sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdüreceğini belirtti. Başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar olmak üzere fuarda emeği geçenlere teşekkür eden Güler, burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların hayırlı olması temennisinde bulundu. (Kaynak: TRT)