Bilim dünyasına göre, yaşam tarzı ve insan hareketliliği hayvanlardan bulaşan hastalıkları artırıyor
Zoonotik hastalıklar olarak bilinen ve genellikle fare, yarasa, kuş, inek ve koyun gibi hayvanlarda görülen bu hastalıklar, bazı durumlarda insanlara da bulaşar
Zoonotik hastalıklar olarak bilinen ve genellikle fare, yarasa, kuş, inek ve koyun gibi hayvanlarda görülen bu hastalıklar, bazı durumlarda insanlara da bulaşarak geniş çaplı salgılara yol açabiliyor.
Son dönemlerde Ebola, Hantavirüs, Kovid-19, M çiçeği (mpox), Nipah gibi hastalıkların yol açtığı salgınların bölgesel ve küresel ölçekte yayılım göstermesi yalnızca sağlık sistemleri açısından değil, ekonomik ve toplumsal yaşam ile uluslararası ilişkilerde de çok boyutlu sonuçlar doğuruyor.
Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, bilinen 200'den fazla zoonotik hastalık bulunuyor ve kuduz gibi bazı zoonotik hastalıklar aşılama vb. yöntemlerle tamamen önlenebiliyor.
1970'ten bu yana 1500'den fazla patojenin (enfeksiyona ve hastalığa yol açan her türlü mikroskobik canlı veya etken) keşfedildiği, bunların yaklaşık yüzde 70'inin hayvan kaynaklı olduğu biliniyor.
Bu hastalıkların hepsi halk sağlığı için büyük risk oluşturmasa da yakın zamanda ortaya çıkan Kovid-19, Ebola veya 35 yıl içinde yaklaşık 70 milyon kişiyi enfekte eden HIV gibi bazı türler küresel ölçekte öne çıkıyor.
DSÖ Başbilim İnsanı Dr. Sylvie Briand, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların yaşam tarzı ve hareket şekillerindeki değişikliklerin zoonotik hastalık riskini artırdığına işaret etti.
Bu hastalıkların yaygınlaşmasının ilk nedeninin, insan ve hayvan arasındaki ilişkinin değişmesi olduğunu belirten Briand, arazi kullanımındaki değişiklikler ve ormansızlaşma gibi gelişmelerin insanlar ile hayvanların temas şekillerini değiştirdiğini söyledi.
Briand, bu hastalıkların yaygınlaşmasının arkasındaki ikinci faktörün ise insan hareketliliği olduğuna dikkati çekerek özellikle hava yollarındaki gelişmeler sayesinde insanların daha hızlı hareket edebildiğini ve dünyanın farklı yerleri arasında daha fazla bağlantı olduğunu vurguladı.
İnsanlar hareket ettiğinde virüslerin yayılma kapasitesinin de arttığına işaret eden Briand, şunları kaydetti:
"Örneğin, yakın zamanda yolcu gemisinde görülen Hantavirüs salgınının nedeni turizm. İnsanlar, Güney Amerika'da, enfekte kemirgenlerin bulunduğu bazı yerlere turistik amaçlı gidiyor. Kendi ülkelerinde kalsalardı enfekte olmazlardı ancak oraya gittiler, kuşları gözlemlediler ve doğayla daha fazla temas ettiler. Sonuç olarak hastalığa yakalandılar ve ardından onu kendi ülkelerine geri taşıdılar."
Briand, gıda tüketimi ve hayvancılık ile tarım modellerinin değişmesinin de yeni hastalıkların ortaya çıkma riskini artırdığına işaret ederek bu durumu kuş gribi üzerinden örneklendirdi.
Sorunun kümes hayvanlarının yetiştirilme şekli olduğunu anlatan Briand, "Yoğun hayvan sürüleri olduğunda virüslerin yayılması kolaylaşıyor." dedi.
Briand, zoonotik virüslerin hayvanlara uyum sağlamış virüsler olduğunu ve insanlara bulaşması halinde ya insanın ölümüne yol açabileceğini ya da insan popülasyonuna uyum sağlayarak daha az ölümcül hale gelebileceğini söyledi.
Dr. Sylvie Briand, "Kovid-19 sırasında, ilk vakalar veya ilk varyant çok ölümcüldü. Bu yüzden birçok insan hayatını kaybetti ancak zamanla virüs insandan insana bulaştı ve evrimleşerek daha az ölümcül ancak daha bulaşıcı hale geldi. Dolayısıyla şu anda Kovid-19 dünyanın tüm ülkelerinde var ancak 2020'deki haline göre daha az ölümcül bir formda." değerlendirmesinde bulundu.
Zoonotik hastalıkları küresel ölçekte önemli bir risk olarak tanımlayan Briand, bunun tıpkı Kovid-19'da olduğu gibi yaşlı, obez veya ikincil hastalıkları olan kişiler için tehlikeli olabileceğine vurgu yaptı.
Briand, çevresel değişimlerin insan ile doğa arasındaki ilişkiyi dönüştürerek hastalıkların ortaya çıkma riskini artırdığını belirtti.
İnsanların daha önce temas etmediği hayvanlar, bitkiler ve virüslerle karşı karşıya kalabildiğini ifade eden Briand, bunun yeni salgınların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını bildirdi.
İklim değişikliğinin ise hastalıkların coğrafi dağılımını değiştirdiğine dikkati çeken Briand, hava sıcaklıklarının artmasıyla sivrisineklerin daha önce yaşayamadıkları bölgelere yayılabildiğini kaydetti.
Dr. Sylvie Briand, dang humması ve sıtma gibi sivrisinek kaynaklı hastalıkların geçmişte yalnızca tropikal bölgelerde görüldüğünü ancak artık Avrupa'nın güneyi gibi bölgelerde de vakaların ortaya çıktığını aktardı.
İklim değişikliğinin gelecekte bazı bölgeleri yeni salgınlarla karşı karşıya bırakabileceğini belirten Briand, "İklim değişikliği hastalıkların coğrafyasını değiştirecek. Daha önce bazı hastalıkların görülmediği yerler, gelecekte salgınlara sahne olabilir." ifadelerini kullandı.
Briand, hükümetlerin sağlık sistemlerine yatırım yapması gerektiğinin altını çizerek güçlü sağlık altyapısının hastaların daha iyi tedavi edilmesini sağlayacağını ve ölüm oranlarını azaltabileceği yorumunu yaptı.
Hükümetlerin ayrıca olası salgınlara karşı hazırlık planları oluşturması, bütçe ayırması ve acil durumlar için lojistik kapasite geliştirmesi gerektiğini kaydeden Briand, "Bir sonraki Kovid-19 ya da grip salgınına hazırlanmak istiyorsanız maske, oksijen ve teşhis araçları gibi imkanlara sahip olmanız gerekiyor." dedi.
Bireyler açısından alınacak önlemlerin hastalığa göre değiştiğini dile getiren Briand, Ebola, maymun çiçeği, Kovid-19, sarı humma, kolera ve veba gibi hastalıklarda farklı korunma yöntemlerinin uygulandığını söyledi.
(Kaynak: AA)