BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih: Mültecilere ev sahipliği yapmak insani anlamda sorumluluk
Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında,
Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında, "Yerinden Edilme Krizi Karşısında Küresel Mülteci Koruma Sistemi" başlıklı oturum yapıldı.
TRT World sunucusu Jaffar Hasnain'in moderatörlüğündeki panele, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, Uluslararası Göç Politikası Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Susanne Raab ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty katıldı.
BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, Türkiye'nin milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, "Mültecilere ev sahipliği yapmak toplumlar için kolay bir şey değil ve bu hem bir yükümlülük hem de insani anlamda bir sorumluluk." şeklinde konuştu.
Mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin zorlu koşullar altında bulunduğuna dikkati çeken Salih, "Lübnan'da nüfusun beşte biri yerinden edildi ve bu durum görmezden gelinemez." ifadesini kullandı.
Salih, küresel olarak insani yardım kaynaklarının azaldığını, buna karşın yerinden edilen kişi sayısının eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığını vurgulayarak, daha fazla finansmana ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
Mevcut kaynaklarla kişi başına günlük yalnızca 9 litre su sağlanabildiğini belirten Salih, bu miktarın acil durumlar için gereken asgari seviyenin çok altında kaldığını ifade etti.
Salih, mültecilere ev sahipliği yapmanın bir yük olarak görülmemesi gerektiğini, bunun ekonomik büyüme başta olmak üzere çeşitli alanlarda fırsatlar da sunabileceğini söyledi.
Sorunun çözümü için uluslararası toplumun daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten Salih, "Göz yummak ve gerçeği inkar etmek sorunu çözmez." dedi.
Suriye'deki duruma da değinen Salih, uzun süre dünyanın bu krize kayıtsız kaldığını ancak Suriyeli mülteci akınının, Avrupa başta olmak üzere birçok bölgeyi etkilediğini, küresel ölçekte sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Salih, Suriye'de yaşanan son gelişmelerin çözüm için önemli bir fırsat sunduğuna işaret ederek, kalıcı çözüm için somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi.
Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman, Antalya Diplomasi Forumu'na ev sahipliği yapan Türkiye'ye teşekkürlerini iletti.
Bangladeş'in 1 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yaptığına ve "mülteci krizinin ortak bir sorumluluk" olduğuna dikkati çeken Rahman, "Bu sorunu biz yaratmadık. Bu insani bir sorundur ve dolayısıyla çözümü de ortak sorumluluk anlayışıyla mümkündür." ifadelerini kullandı.
Rahman, mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Onlara geçim kaynaklarını ve onurlarını geri vermeliyiz. Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde ülkelerine dönebileceği şartlar oluşturulmalı." dedi.
Rahman, sorunun çözülebilir olduğuna dair küresel farkındalığın arttığını söyleyerek, "Bu sorunun çözülebileceğine yönelik bir farkındalık dönemine yaklaştığımıza inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
ICMPD Genel Direktörü Raab, mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin yükünün son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirterek, mülteci sayısının neredeyse iki katına çıktığını ifade etti.
Türkiye'nin bu alandaki rolüne dikkati çeken Raab, "Türkiye mültecilerin entegrasyonu ve sürecin yönetilmesi konusunda önemli bir örnek ortaya koydu." ifadesini kullanarak, bu çabanın, uluslararası toplum tarafından daha fazla takdir edilmesi gerektiğini vurguladı.
Mülteci krizine ilişkin sorumlulukların ülkeler arasında eşit şekilde paylaşılmadığını dile getiren Raab, "Çok yüksek rakamlardan bahsediyoruz ancak bu yük, yalnızca belirli ülkelerin omuzlarında kalıyor." dedi.
Raab, geçmişe kıyasla ilerleme kaydedildiğini ve farkındalığın arttığını belirterek, kalıcı çözümler için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mültecilerin topluma sağlayacağı katkılara ilişkin olumlu örneklerin daha fazla öne çıkarılması gerektiğine değinen Raab, bu yaklaşımın hem toplumsal uyumu güçlendireceğini hem de çözüm sürecine katkı sağlayacağını kaydetti.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri O'Flaherty, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve insan hakları, hukukun üstünlüğü ile demokrasiye dayanan küresel düzenin önemli olduğunu, bu sistemin ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde tüm aktörlere fayda sunduğunu ifade etti.
Ancak mevcut gelişmelere ilişkin endişelerini dile getiren O'Flaherty, "Hayatımda ilk kez, insan hakları sisteminin geleceği konusunda kaygı duyuyorum." dedi.
Bu endişenin önemli ölçüde göç ve mülteci meselesine ilişkin son dönemde yaşanan gelişmelerden kaynaklandığını belirten O'Flaherty, uluslararası toplumun daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı.
O'Flaherty, "En büyük korkum, birkaç yıl sonra Avrupa'da, özellikle göç politikalarına yönelik çözümlerimizin başarısız olduğunu görmek." diye konuştu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
(Kaynak: AA)