Çelik: Fon Koordinasyon Kurulu vatandaşlarımızın haklarının korunması için de eylem planı ortaya çıkarıyor
Çelik, AK Parti Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) topl
Çelik, AK Parti Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
İstanbul'un Başakşehir ilçesindeki bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut ile Ankara'daki polis uygulama noktasında ateş açılması sonucu şehit olan polis memuru Ahmet Türkoğlu'na Allah'tan rahmet dileyen Çelik, Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan'ı vefatının 2. yılında rahmetle andı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasına ilişkin Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir'imiz çok daha güçlü hizmetlerle merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyilikle, iyi hizmetlerle bakacak." diye konuştu.
Cemil Tugay'ın zarif bir konuşma yaptığını belirten Çelik, şunları kaydetti:
"Niçin AK Parti'ye geldiğini, hiç kimseyi itham etmeden, hiç kimseye bir şey söylemeden, kendi prensipleri açısından çok çerçeveli bir şekilde ortaya koydu. Ama görüldüğü gibi önceki partisindekilerin iki-üç gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret. Aslında bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar. Biz Cemil Başkanımıza tekrardan 'Hoş geldiniz' diyoruz."
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ'ın TBMM Başkanvekilliği görevini sağlık sorunları sebebiyle bıraktığını bildiren Çelik, Bozdağ'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdirleriyle Genel Başkan Danışmanı olarak atandığını açıkladı.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor." dedi.
Sürecin, Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler olduğunu dile getiren Çelik, zaman zaman bazı terör örgütü mensuplarının "Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığına" ilişkin söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Terör örgütünün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmalarının Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerekli şartı olduğunun altını çizen Çelik, "Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır. O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir." ifadelerini kullandı.
Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablonun, Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olduğunu dile getiren Ömer Çelik, ikinci kazanımın ise Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklama olduğunu ifade etti.
Çelik, terör örgütü PKK iltisaklı YBŞ'nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir sürecin başlayacağını belirterek, "Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır." diye konuştu.
Merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan'ın kademeli olarak Türkiye tarafından Irak güçlerine devredilmesinin öngörüldüğünü kaydeden Çelik, şöyle devam etti:
"Oraya girişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki Merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi. Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü, Merkezi Irak yönetimine geçerse burada bir çalışma yapılıyor, Başika-Zilkan Kampı'nın da Merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor, bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor. O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın, TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi verdiğine de değinen Çelik, bütün kurumların görev alanlarıyla ilgili olarak, yasal boşluklar dahil olmak üzere bütün bu sürecin tüm boyutlarını ortaya çıkardıklarını söyledi.
Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları yürütürken aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Haksızlığa uğrayanların mağduriyetinin telafisi için atılacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır."
"Hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır." diyen Çelik, "Buradan birtakım provokatif faaliyetler, Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemler, birtakım siyasi linç kampanyaları da görüyoruz. Biz bunlara da geçit vermeden siyaset, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı şekilde yürüteceğiz."
Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak Çelik, "SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareket var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları, Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı bir takım maalesef eylemler olarak geri dönüyor. Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz Bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye Devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi, hepimizin çok önemsediği bir şey." ifadesini kullandı.
Çelik, aynı zamanda Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri, Ezidi, Hristiyan, Müslüman kim varsa hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. Tabii İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavra devam etmektedir.
Tabii tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir. Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bunun bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir."
Bütün gündemlerinin başında olan Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Ömer Çelik, "Gazze'deki soykırımı ve İsrail'in bunu arttıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz. Başkan Trump'ın Barış Planı çerçevesinde ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Hamas, bununla ilgili olarak mükellefiyetlerini yerine getireceklerini ifade etmişti, ama buna İsrail tarafı yanaşmadı." dedi.
Çelik, 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan İsrail'in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesinin çalıştırılmaya devam ettirildiğini belirterek, "Bugün Batı Şeria da Gazzeleştirilmeye çalışılıyor. En son İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkarması aslında oranın Gazzeleştirilmesi yönünde ortaya koyduğumuz hassasiyetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 7 Ekim 2023'te olaylar olur olmaz ilk açıklamasının İsrail'in savunulmasıyla ilgili olmadığını anımsatan Çelik, "İlk açıklaması, 'Bölgedeki haritaları değiştireceğiz.' İkinci açıklaması, 'Davut Koridoru'nu kuracağız.' Üçüncü açıklaması işte birtakım 'Arz-ı Mevud'la ilgili sözleri ifade ediyordu. Yani o günden itibaren birileri, 'İsrail'in kendisini savunma hakkı var.' dediğinde bunu Netanyahu, İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla 'İsrail'in kendini savunma hakkı var.' diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştüğünü hatırlatan Çelik, bu bağlamda Rusya-Ukrayna Savaşı'yla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ettiklerini söyledi.
TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın açıldığını hatırlatan Çelik, Cumhur İttifakı iç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacakları reformlar olduğunu, bunları olgunlaştırdıktan sonra da siyasetlerinin bir unsuru haline getireceklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimat verdiğini anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
"Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak. Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor. Yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım. Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFEST artık bundan sonrasında çok daha önemli. En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızıl Elma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 'Göbeklitepe'den geleceğe' ve 'Tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi' gibi mottonun olması ve bunun desteklenmesi, Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur."
(Kaynak: AA)