CHP’nin yalan makinesi
Hatırlayan vardır: Birkaç yıl önce T24 haber sitesi “Katarlı öğrenciler tıp fakültesine sınavsız giriyor” yalanını ortaya atmış, CHP genel başkanı Kemal Kılıçda
Hatırlayan vardır: Birkaç yıl önce T24 haber sitesi “Katarlı öğrenciler tıp fakültesine sınavsız giriyor” yalanını ortaya atmış, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise o yalanı bin defa tekrar etmişti. Yalanlanınca haber silindi gerçi ama Kılıçdaroğlu’nun X hesabında bu yalan duruyor.Peki aynı genel başkanın aylarca tekrarladığı “128 milyar nerede?” kampanyasına ne oldu?Kural değişmedi: Çamur at, izi kalsın!İddia yalan çıkmasına rağmen paylaşımlar yerli yerinde.Şimdi buna her gün yenileri ekleniyor: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir’in babası aynı isimde başka biriyle karıştırılarak servis ediliyor, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın olmayan hesaplarından işlem yaptırılıyor vs.Her gün bu yalan haberler yayılıyor, itibar suikastleri art arda geliyor ve maaşlı sosyal medya ekipleri tarafından dünya turuna çıkarılıyor. Siz istediğiniz kadar yalanlayın, maksat kitlelerinin ve eğitim düzeyi düşük kesimin hafızasında iz bırakmak, lekelemek.Peki bu yalan ve iftira furyası nereden bulaştı bu kafalara?Cevabım net:Ben 27 Mayıs 1960 darbesiyle bağı olduğu düşüncesindeyim.Hem öncesi hem de sonrasıyla kanlı 27 Mayıs darbesi o kadar hunharca yalanlara sahne oldu ki bugün serpintileri üstümüzde hevenk üzümleri gibi sallanmakta.Hangi yalanlar mı? Birkaçına beraberce göz atalım.1) Darbeden 10 gün sonra. 6 Haziran 1960 tarihli Milliyet gazetesini açıyor ve “Ardahan’ı Ruslara satmak istemişler” başlığını okuyorsunuz. Başlık böyle olmakla birlikte haberin sonunda “Ne doğrulandı, ne yalanlandı” denilerek aradan sıvışılmıştı. Ancak 11 gün sonra Cumhuriyet gazetesinde “Adnan Menderes yardım almak için Ardahan’ı Ruslara mı teklif etti?” başlığıyla yine bir ithamda bulunulacaktı. Haberde Milli Birlik Komitesi basın sözcülerinin basın toplantısında bu soruyu “Cevaplandırmayacağız” diye geçiştirdikleri yazılıydı ama haber yayılmıştı bir kere. Ertesi gün yalan makinesi Hürriyet bu defa Demokrat Parti yöneticilerinin Rusya’dan gizli kredi aldıkları iftirasını atacaktı. 18 Haziran tarihli Cumhuriyet iftirayı devam ettirmekte kararlıdır: “Gürsel, sabık iktidarın vatanı Rusya’ya satmaya kararlı olduğunu açıkladı.” Bunların topu yalan çıktı, haberlerin arkası kesildi ama izi kaldı.2) Darbenin elebaşılarından Cumhuriyet gazetesi 1 Haziran’da manşetten “Huduttan kaçmak isteyen 11 mebus yakalandı” iftirasını Edirne’den edilen bir telefona dayanarak vermişti. Güya DP’li bakan Samet Ağaoğlu da yakalananlar arasındadır ve yine güya yakalandığında üzerinde bir çoban elbisesi bulunmaktadır! Ne var ki ertesi günü gazete kendi haberini yalanlayacaktır: “Milletvekilleri ile ilgili haber teyit edilemedi.” Haberin yanlış olduğu itiraf edilmiştir ama izi kalmıştır.3) Eskişehir Sıkıyönetim Komutanı Tümgeneral Bedii Kireçtepe şehir hoparlöründen de okunan bir bildiri yayınlayarak “Ankara’da bütün hükümet erkânı ve DP başkanları yabancı memleketlere beraberlerinde 12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırırken yakalandıkları” yalanını yaymıştır. 12 uçak dolusu altın ve paranın kaç ton edeceğini hesap edecek bir hesap makinesi henüz o tarihte icat edilmemiştir.4) 1 Haziran tarihli Cumhuriyet gazetesi DP milletvekili Nusret Kirişçioğlu’nun evinde güya korkunç bir plan ele geçirmiş: Buna göre özel mahkemeler kurulacak, CHP kapatılacak, korkunç bir polis rejimi hüküm sürecekmiş. Kirişçioğlu o raporu daha sonra aynen yayınlayacak ve bu iddiaların hiçbirinin raporda yer almadığı görülecektir ama nafile.5) 22 Haziran tarihli Akşam gazetesi “Uşak’ta İnönü’yü Bayar öldürtmek istemiş” başlıklı haberinde eski Uşak Emniyet Müdürünün sözde beyanatına dayanarak Bayar’ın valiye “İnönü’yü vur” emri verdiği haberini yayınlamıştı. Yassıada Mahkemesi’nde Uşak olaylarından kimse ceza almayacak ve bu yalan da kervana katılacaktı.6) 9 Temmuz tarihli Sabah gazetesi geri durmayacak, o da “Menderes’in ayakkabıları altında Kur’an bulundu” haberini yayacaktı. Bununla Menderes’i dindar kitlenin gözünden düşürülmek istenildiği açıktı.Halkı silahlandırıp muhalifleri (CHP’lileri) yok etmek istedikleri yalanı da ilave edilebilir ama en büyük yalan, yalan tarihinin şahikası ise öldürülen öğrencilerin cesetlerinin kıyma yapıldığı haberiydi. 4 Haziran tarihli Cumhuriyet: “Şehit cesetleri kıyılıp hayvan yemi mi yapıldı? Vatan: “Cesetler canice tedbirlerle yok edilmiş.”Akşam: “Cesetler yem makinelerinde kıyılıp toz haline getirilmiş.” Dünya: “Korkunç vahşet." Milliyet: “Buzhaneden toplu cesetler çıktı. Cesetlerin ekserisinin nümayişlerde öldürülen talebeler olduğu açıklandı.” (2 Haziran)Bütün bunlara ilaveten 27 Mayıs günü darbeci askerler tarafından açılan ateşle öldürülen Ersan Özay adlı 10 yaşındaki çocuğun, sanki DP’nin polisler tarafından öldürülmüş gibi çaktırmadan “hürriyet şehitleri” arasına kaynatılması ve Anıtkabir’e gömülmesi alâmettir. Gerçi Turgut Özal zamanında Cemal Gürsel’inkiler dahil 6 “kahraman”ın cesedi bir gece yarısı sessiz sedasız Anıtkabir’den çıkarılmıştı. Bu haberi duyan pek olmadı, oysa gömülme törenine on binler katılmıştı.Balzac ne demişti:“Yalancılık meslek dalı olmalı. Çünkü artık çok fazla ustası var.” Not: Yazımdaki bilgileri Süleyman Kocabaş’ın Tarihimizin En Büyük Yalan Furyası… (2012) adlı kitabından derledim (s. 98-120).
(Kaynak: ENSONHABER)