⚡ Ajans Online
GÜNCEL

DOSYA: SÖMÜRGECİLİĞİN YENİ BİÇİMİ: GÖÇ

Sömürgecilik döneminde kaynakları ve insan gücü sömürülen ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç, günümüzde nitelikli insan kaynağının transferiyle yeni bir b

Sömürgecilik döneminde kaynakları ve insan gücü sömürülen ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç, günümüzde nitelikli insan kaynağının transferiyle yeni bir boyut kazanıyor. Daha iyi eğitim, iş ve yaşam koşulları için yola çıkan göçmenler ise bu yolculukta ekonomik fırsatların yanı sıra aidiyet, özlem ve vicdan gibi duygularla da karşı karşıya kalıyor. Sömürgeciliğin sona ermesinin ardından eski sömürgelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç, özellikle eğitimli ve nitelikli insanların daha iyi yaşam, eğitim, özgürlük ve kariyer imkanları arayışıyla devam ediyor. Sri Lanka, Pakistan, Kolombiya ve Suriye’den farklı hikâyelere sahip dört kişinin yaşamı üzerinden bu göçün ortak noktaları ele alınıyor. Göç edenler gittikleri ülkelerde zamanla ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün parçası olurken, ülkelerine dönme hayalleri de çoğu zaman gerçekleşmiyor. Bu durum, geçmişte doğal kaynakları sömürülen ülkelerin bugün yetişmiş insan gücünü kaybetmesi nedeniyle “modern sömürgecilik” tartışmasını gündeme getiriyor. Geçmişte sömürgeci güçler, başka toplumlara kendi uygarlıklarını götürme iddiasıyla kaynaklarını sömürürken, günümüzde bu ilişki biçimi değişerek nitelikli insan gücünün gelişmiş ülkelere yönelmesiyle devam ediyor. Gelişmekte olan ülkelerin yetiştirdiği eğitimli ve yetenekli insanların daha iyi yaşam ve kariyer imkanları için gelişmiş ülkelere göç etmesi, bu ülkelerin insan kaynağının merkez ülkelere transfer edilmesi olarak değerlendiriliyor. Bu durum, askeri işgal yerine ekonomik, kültürel ve siyasal etkiler üzerinden işleyen “yeni sömürgecilik” tartışmasını gündeme getiriyor. Gelişmiş ülkeler, göç politikalarında ihtiyaç duydukları meslek gruplarını ve nitelikli insanları önceliklendirerek göçmen seçiminde eğitim, yetenek ve puan gibi kriterleri öne çıkarıyor. Bu sistem, doktor, mühendis, öğretmen gibi kalifiye kişilere daha fazla imkan sunarken, sığınmacıların çok daha zor koşullarla karşılaşmasına neden oluyor. Böylece göçmenlerin “kullanışlı” oldukları ölçüde değer gördüğü ve bunun yeni bir sömürgecilik biçimine dönüştüğü tartışılıyor. Göçmenler, daha iyi yaşam ve kariyer imkanları için ülkelerinden ayrılırken geride bıraktıkları ailelerine, topraklarına ve kültürlerine duydukları özlemle yeni hayatlarına uyum sağlama arasında kalıyor. Özellikle nitelikli göçmenlerde, sahip oldukları bilgi ve becerileri kendi ülkelerine hizmet etmek yerine başka ülkelerin kalkınmasına sunmanın yarattığı suçluluk duygusu öne çıkıyor. Buna karşın, kazanılan gelirin ailelere ve ülkeye gönderilmesi göçün olumlu bir yönü olarak görülüyor. (Kaynak: AA)