⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Down sendromlu oğlunun desteğiyle hayata tutunan kadın oğluyla mesai arkadaşı oldu

Geçirdiği ameliyatlar nedeniyle yürüme yetisini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Hanife Canpolat, özel gereksinimli oğlu Doğukan'ın desteğiyle hem sağlığın

📍 İstanbul
Geçirdiği ameliyatlar nedeniyle yürüme yetisini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Hanife Canpolat, özel gereksinimli oğlu Doğukan'ın desteğiyle hem sağlığına kavuştu hem de onunla İstanbul Sabiha Gökçen (İSG) Uluslararası Havalimanı'nda mesai arkadaşı oldu. Down sendromlu oğlu henüz 4 yaşındayken yakalandığı hastalık nedeniyle 10 ameliyat geçiren Canpolat, tedavi sürecinde oğlunun kendisinden sonra yalnız kalacağı düşüncesiyle hayata tutundu. Bir dönem yürüme yetisini kaybetme riskiyle de karşı karşıya kalan Canpolat, uzun yıllar süren ağır tedavi sürecinde oğlunun sevgisi ve desteğiyle yeniden ayağa kalktı. Anne ve oğul bu süreçte birbirlerine tutunarak, hayatın zorluklarına karşı birlikte mücadele etti. Canpolat, Doğukan'ın işe girmesiyle başlayan yeni dönemde evladının en büyük destekçisi olurken, bu süreç, anneyi profesyonel çalışma hayatına taşıyan bir dönüm noktasına da dönüştü. Hanife Canpolat, AA muhabirine, oğlu Doğukan henüz 4 yaşındayken ağır bir hastalığa yakalandığını ve anne-oğulun birbirlerine şifa olma serüveninin o günlerde başladığını anlattı. Kendisinden sonra Doğukan'ın yalnız kalmasından endişe ettiği için zorlu tedavi sürecinde pes etmediğini belirten Canpolat, geçirdiği 10 ameliyatlık süreci şöyle özetledi: "Her ameliyata girdiğimde 'Doğukan ne olacak?' diye düşünerek hastalığımı unuttum ve kendimi ona odakladım. Doktorlar 'Bunun sonu yok' dese de asla pes etmedim. 10'uncu ameliyatımda 'Yüzde 90 yürümeyecek bu kadın' dediler ve bir sene yatalak kaldım. Doğukan adeta psikoloğum oldu, elimden tutup değneklerimi elime veren bir çocuktu. Kardeşi ondan daha küçüktü ama ikisi, her zaman arkamdaydı. Oğlum yürümem için çaba gösterdi. 'Kimseye muhtaç kalmasın, arkamda böyle kalmasın' diyerek onun sevgisiyle yaşama tutundum, ayağa kalktım. Çok şükür, hastalığımı atlattım. Tedavim devam ediyor ama olsun, beraberiz." Kendi sağlığını toparladıktan sonra tüm enerjisini Doğukan'ın sosyal gelişimine adayan Canpolat, özel gereksinimli çocukların hayata kazandırılmasında ailenin kilit rol oynadığını vurguladı. Eğitimin sadece okulda değil, evde başladığına işaret eden Canpolat, şöyle devam etti: "Doğukan işe başlamadan önce de halk oyunları, müzik, resim ve yüzme gibi birçok aktiviteye katılıyordu. Özel eğitim tek başına yeterli değil, büyük görev aileye düşüyor. Ben evladımı hiçbir zaman eve kapatmadım, 27 senedir her yere beraber gittik. İnsanların, 'Bu çocuk normal mi, buralarda geziyor?' dediklerini duyduk. Çok ağladığım günler oldu ama hepsinin üstesinden geldim. Özel gereksinimli çocuğa sahip ailelere şunu söyleyeyim, çocuklarına güvensinler, insanların ne dediğini düşünmesinler. Çocuklarınızın arkasında durun, onlar her şeyi başarır, yeter ki güvenin." Doğukan'ın aldığı eğitimlerin ardından İSG Uluslararası Havalimanı'nda, İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfına (İZEV) tahsis edilen ticari alanda işe başlaması, anne-oğulun hayatında yeni bir sayfa açtı. Oğlunu yalnız bırakmak istemeyen ve çevresinden gelen "O çocuğu sabahın köründe alıp işe götürme" eleştirilerine kulak asmayan Canpolat, "Benim düşüncem farklıydı, benden sonra oğlumun kendi ayaklarının üstünde durması, hayatını idame ettirmesi gerekiyordu. Ben de herkes gibi evde oturup çayımı içebilirdim ama onu düşünmedim. Doğukan'ı her sabah saat 09.00'da buraya teslim ediyor, mesaisi bitene kadar terminal banklarında bekleyip 15.00'te kapıdan alarak eve gidiyordum. 3 sene boyunca bu şekilde geldik gittik." ifadelerini kullandı. Canpolat'ın 3 yıl boyunca terminalde gösterdiği sabır ve azim, havalimanı yönetiminin dikkatini çekti. Personel ihtiyacı doğması üzerine kendisine yapılan teklifle büyük şaşkınlık yaşayan Canpolat, süreci ve oğluyla omuz omuza çalışmanın gururunu şu sözlerle anlattı: "Müdürümüz 'Seni işe alacağız' dediğinde, başta yapamayacağımı düşündüm ancak ısrar edilince kabul ettim. Şimdi 08.00-16.00 veya 16.00-23.00 vardiyalarında Doğukan ile beraber geliyoruz, beraber gidiyoruz. Onun sayesinde ben de iş hayatına katıldım, bu konuma geleceğimi hiç düşünmezdim. Oğlumun bu seviyeye çıkacağını da hayal edemiyordum. Doğukan burada kendini çok geliştirdi, konuşması, tavrı ve kişiliği tamamen oturdu. Artık tek başına gelip gidebilir." Evladının kariyer hedeflerinden de bahseden Canpolat, Doğukan'ın yönetici olma hedefini birlikte çalışarak gerçekleştirmek istediklerini belirterek, "Oğlumun ilerlemesini çok istiyorum. Doğukan'ın hedefi müdür olmaktı, inşallah bunu da birlikte başaracağız." diye konuştu. (Kaynak: AA)