⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Enerji dönüşümünde kritik mineraller yeni bağımlılık alanı oluşturuyor

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, dünyada temiz enerji teknolojilerinde kullanılan kritik mineral talebi 2024'teki 12,3 milyon tondan 2050'de ya

📍 İstanbul
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, dünyada temiz enerji teknolojilerinde kullanılan kritik mineral talebi 2024'teki 12,3 milyon tondan 2050'de yaklaşık 43 milyon tona çıkacak. Gelecek projeksiyonlarına göre, yoğunlaşma ise madencilikten çok rafinaj aşamasında olacak. Halihazırda dünyada lityum rafinaj kapasitesinin yüzde 85'i ve batarya sınıfı grafit işleme kapasitesinin yüzde 91'i üç ülkenin elinde bulunuyor. Nadir toprak elementleri hariç tutulduğunda, her mineraldeki en büyük rafinaj ülkesinin ortalama payı 2023'te yüzde 70'ten 2025'te yüzde 72'ye yükseldi. Buna karşın küresel kritik mineral yatırımları ise 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 9 geriledi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Koordinatörü Dr. Mehmet Doğan Üçok, AA muhabirine, enerji dönüşümünün dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmadığını, daha çok niteliğini değiştirdiğini söyledi. Üçok, güneş ve rüzgar enerjisi kullanımının yakıt ithalatı ihtiyacını ve dış kaynaklı arz şoklarına maruziyeti azalttığını ancak bağımlılığın bir bölümünün kritik minerallere, bunların işlenmesine ve temiz enerji teknolojilerine kaydığını aktardı. Söz konusu kaynakların işlenmesinde belirli ülkelerin öne çıktığına işaret eden Üçok, "İşleme kapasitesinin az sayıda ülke ve sanayi merkezinde yoğunlaşması, yeni bir sanayi ve teknoloji bağımlılığına zemin hazırlayabilir." dedi. Üçok, ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı Hürmüz Boğazı'nda yaşanan arz kesintilerinin kritik mineral tedarik zincirlerine de etkileri olduğuna dikkati çekerek, "Kriz, kritik mineral zincirlerini yalnızca taşımacılık üzerinden değil, işleme girdileri üzerinden de etkiledi." diye konuştu. Hürmüz üzerinden kükürt akışındaki aksamanın, mineral işlemede temel girdi olan sülfürik asidin fiyatını da yükselttiğini ifade eden Üçok, bazı süreçlerde asit maliyetinin enerji maliyetini aşarak en büyük harcama kalemi haline geldiğini söyledi. Üçok, kritik minerallerdeki kırılganlığın Asya'daki stratejik deniz yolları ile Çin merkezli rafinaj ve ileri işleme kapasitesinin aynı coğrafyada yoğunlaşmasından ortaya çıktığını aktardı. Bölgede yaşanacak bir savaş veya uzun süreli deniz yolu kesintisinin taşımacılık, rafinaj ve üretim merkezlerine erişimi sınırlayabileceğini anlatan Üçok, alternatif rotaların maliyet ve teslim sürelerini artıracağını, alternatif işleme kapasitesini kısa sürede devreye almanın ise çok daha zor olduğunu dile getirdi. Üçok, Çin'in galyum, batarya sınıfı grafit ve yüksek saflıkta manganez işleme kapasitesinde küresel payının yüzde 90'ı aştığını, nadir toprak elementlerinin rafinaj ve ayrıştırılmasındaki payının ise yaklaşık yüzde 85 olduğunu ifade etti. Geçen yıl nadir toprak elementlerindeki ihracat kısıtlamalarının bazı otomotiv üreticilerini kapasite kullanımını azaltmaya veya üretime geçici olarak ara vermeye zorladığını söyleyen Üçok, ihracat kısıtlamalarının tam uygulanması halinde Çin dışında kritik minerallere bağımlılığın yıllık yaklaşık 6,5 trilyon dolarlık üretimi riske atabileceğinin altını çizdi. Üçok, "Önümüzdeki 10 yılın en büyük jeopolitik riski, deniz yolu kesintileri ile rafinaj ve ihracat kontrolünün aynı kriz içinde birleşmesi olabilir. Böyle bir durumda lojistik darboğazlar ile işleme kapasitesine erişim sorunu birbirini besleyebilir. Rafinaj kapasitesi ve ihracat kontrolleri de büyük güç rekabetinde daha seçici baskı araçlarına dönüşebilir." değerlendirmesinde bulundu. Dünyada yeni rafinaj kapasitesi oluşturmanın yüksek sermayenin yanı sıra teknoloji, özel ekipman, izin süreçleri ve uzun vadeli alım güvencesini gerektirdiğini belirten Üçok, "Fiyat oynaklığı ve yatırımcıların artan temkinliliği de yatırım ortamını zorlaştırıyor." ifadesini kullandı. Üçok, "Madencilikte yeni üretim merkezleri ortaya çıksa bile rafinajın aynı hızla çeşitlenmesi kolay görünmüyor." dedi. Enerji dönüşümünde mineralin çıkarılması kadar nerede ve kim tarafından işlendiğinin de stratejik önem taşıdığını kaydeden Üçok, avantajın giderek rezerv sahibi olmaktan ziyade minerali yüksek katma değerli ürüne dönüştürme kapasitesine dayandığını söyledi. Mehmet Doğan Üçok, enerji dönüşümünün getirdiği bağımlılıkları azaltmak için tek bir çözüm bulunmadığına işaret ederek, şöyle konuştu: "Politika seçenekleri petrol çağındakinden daha çeşitli çünkü mineraller stoklanabiliyor, geri dönüştürülebiliyor ve kısmen ikame edilebiliyor. Bu doğrultuda coğrafi çeşitlendirme, geri dönüşüm, teknolojik ikame ve stratejik stok oluşturma gibi adımlar dikkati çekiyor. Uluslararası koordinasyon da önemli. Madencilik, rafinaj, geri dönüşüm, stoklama ve deniz taşımacılığını birlikte ele alan daha bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç var." (Kaynak: AA)