Enerji krizleri yenilenebilir sektöründe yetkinlik odaklı istihdam modelini zorunlu kılıyor
Fosil yakıt fiyatlarındaki artışın elektrik, ulaşım ve sanayi maliyetlerini yükseltmesi hükümetleri yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneltirken, Ulus
Fosil yakıt fiyatlarındaki artışın elektrik, ulaşım ve sanayi maliyetlerini yükseltmesi hükümetleri yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneltirken, Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre 2025'te temiz enerjiye yapılacak yatırımın 2,2 trilyon dolarla fosil yakıt yatırımlarını ikiye katlaması bu stratejik değişimi somutlaştırıyor.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin ve petrol fiyatlarındaki oynaklığın, yenilenebilir enerji şirketlerine çok net bir mesaj verdiğini belirterek, "Artık istihdam planlaması yalnızca 'kaç kişiye ihtiyaç var' sorusuyla değil, 'hangi yetkinliklere, hangi hızda ve hangi risk senaryosunda ihtiyaç var' sorusuyla yapılmalı." dedi.
IEA'ya göre enerji güvenliğinin hala arz, fiyat ve tedarik zinciri kırılganlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Güldoğan, "Özellikle büyük üretim bölgeleri veya Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek kesintiler ciddi fiyat dalgalanmalarına yol açabiliyor. Aynı dönemde yenilenebilirlerin elektrik, ısı ve ulaşımda hızla büyümeye devam etmesi, şirketlerin insan kaynağı planlamasını kısa vadeli piyasa hareketlerine göre değil, uzun vadeli yapısal dönüşüme göre kurgulamasını gerekli kılıyor." diye konuştu.
Güldoğan, sürdürülebilir ve dirençli istihdam planlamasının öncelikli şartının işe alımı proje bazlı dalgalı bir refleks olmaktan çıkarıp "çekirdek kadro ve bunun yanına eklemlenecek esnek uzman havuzu" modeline dönüştürmek olduğunu dile getirdi.
Şirketlerin işe alım stratejisinin "meslek ünvanı" değil "yetkinlik matrisi" üzerinden yeniden tanımlanması gerektiğini vurgulayan Güldoğan, şöyle devam etti:
"Rüzgar ve genel yenilenebilir enerji dönüşümünde artık sadece elektrik-elektronik ya da makine mühendisleri değil, güç elektroniği, SCADA, siber güvenlik, veri analitiği, tahminleme, batarya entegrasyonu, hibrit sistemler, şebeke modelleme ve regülasyon-finans kesişiminde çalışabilen uzmanlara ihtiyaç artıyor. Sektör büyümesinin önündeki risk sadece türbin, finansman veya şebeke değil, yetişmiş personel açığıdır. Şirketler kriz dönemlerinde ilk olarak eğitim bütçesini kesmek yerine, tam tersine meslek lisesi, Meslek Yüksek Okulu, üniversite ve akredite saha eğitimi ortaklıklarını korumalı, işe alım öncesi staj, aday havuzu ve sertifikalı eğitim mekanizmalarını sürekli işletmelidir."
Güldoğan, ayrıca yerelleşme ile insan kaynağı stratejisinin birlikte düşünülmesi gerektiğini, jeopolitik kırılmaların sadece petrol fiyatlarını değil, ekipman, kritik maden, lojistik ve tedarik zinciri güvenliğini de etkilediğini ifade etti.
Şirketlerin istihdam planlamasını sadece santral kurulumu odaklı olarak kurmaması, yaşam döngüsü odaklı yapılandırması gerektiğini belirten Güldoğan, şöyle konuştu:
"Rüzgar enerjisi sektöründe nitelikli iş gücü açığını kapatmanın yolunun en etkili yaklaşımı 'birlikte tasarlanan eğitim-sahada öğrenme-doğrudan istihdam' zincirinin kurulması. TÜREB olarak genç yeteneklerin sektöre kazandırılması, eğitim kurumları ile özel sektör arasındaki bağın güçlendirilmesi ve uygulamaya dayalı eğitim imkanlarının artırılması yönünde çalışmalar yürütüyoruz."
Güldoğan, rüzgar enerjisi yatırımlarını artırırken yerli istihdamı güçlendirmek için kanun yapıcıların en kritik önceliğinin öngörülebilir ve uzun vadeli bir politika çerçevesi oluşturmak olması gerektiğini, yatırımcı açısından en büyük risk unsurlarından birinin belirsizlik olduğunu söyledi.
Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) gibi modeller ve teşvik mekanizmalarının sürekliliği sağlandığında yatırım iştahı ve şirketlerin daha uzun vadeli istihdam planları yapabildiğini dile getiren Güldoğan, şunları ifade etti:
"Bu çerçevede, yerli katkıyı teşvik eden ama yatırım hızını yavaşlatmayan dengeli modeller öne çıkıyor. Vergi avantajları ve finansal teşviklerin doğrudan istihdamla ilişkilendirilmesi etkili bir yöntem olabilir. İstihdam planlamasında sadece ekipman üretimi değil, işletme-bakım, servis ve yan sanayi alanlarını kapsayan bütüncül bir yerli ekosistem yaklaşımı benimsenmeli. Projelerde izin süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik ikincil mevzuatların netleştirilmesi ve şebeke erişiminin hızlandırılması da dolaylı ama çok güçlü bir istihdam aracıdır. Çünkü yatırım ne kadar hızlı hayata geçerse, o kadar fazla iş alanı oluşur."
Güldoğan, Türkiye'nin rüzgar enerjisi ekosisteminde bölgesel istihdam farklarını azaltmak için izlenmesi gereken yol haritasına ilişkin de değerlendirmede bulundu.
Yatırımların yalnızca bugün yoğunlaşmış merkezlerde büyütülmemesi gerektiğini söyleyen Güldoğan, şunları kaydetti:
"Yeni bölgeleri, üretim, kurulum ve bakım-onarım zincirine planlı biçimde dahil etmek gereklidir. Mevcutta kurulum Marmara ve Ege'de toplandı, İç Anadolu yeni yatırım merkezi olarak öne çıktı, diğer bölgelerde ise yatırım ilgisi sınırlı kaldı. Kamu tarafında bölgesel şebeke yatırımlarının hızlandırılması, teknik uygunluğu olan yeni sahaların önceden hazırlanması ve teşviklerin sadece kapasite artışına değil bölgesel yayılıma da hizmet edecek şekilde kurgulanması kritik önem taşıyor."
Güldoğan, özel sektör tarafında ise istihdamı sadece santral kurulan noktaya değil, daha geniş bir sanayi ve hizmet ağına yaymak gerektiğini belirterek, "Bunun yolu belirli bölgelerde rüzgar teknolojisi kümelenmeleri kurmak, yan sanayiyi güçlendirmek, bakım-onarım merkezlerini çoğaltmak ve yerel tedarikçi ağlarını geliştirmek." dedi.
(Kaynak: AA)