EPDK Başkanı Yılmaz, Türkiye'nin rüzgar enerjisi teknolojilerinde önemli ilerleme sağladığını söyledi:
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi'nin açılışında yaptığı konuşmada, yenilenebilir enerji ve s
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi'nin açılışında yaptığı konuşmada, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, ekonomik ve stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Yenilenebilir enerjinin stratejik önemine dikkati çeken Yılmaz, "Yenilenebilir enerji kaynakları ülkelerin ithal kaynaklara bağımlılığını azaltırken ekonomik büyümeyi desteklemekte, aynı zamanda jeopolitik risklerin azaltılması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik rol üstlenmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, Türkiye'nin enerji dönüşüm sürecinin dışında kalmadığını, aksine bu sürece yön veren ülkelerden biri haline geldiğini vurgulayarak, "İzlediğimiz sürdürülebilir enerji politikaları, geliştirdiğimiz güçlü düzenleyici çerçeve ve özel sektörümüzün dinamizmi sayesinde her geçen gün yenilenebilir enerji kapasitemizi artırıyor, teknolojik şebeke altyapımızı daha ileri seviyeye taşıyoruz." diye konuştu.
Türkiye'nin rüzgar enerjisi sektöründe ulaştığı noktaya dikkati çeken Yılmaz, ülkenin bugün yerli aksam üretiminde güçlü bir sanayi ekosistemi kurduğunu, küresel tedarik zincirine entegre olduğunu ve birçok bileşende ihracat kapasitesi geliştirdiğini söyledi.
Yılmaz, enerjide tam bağımsızlığın yeni kriterlerle şekillendiğini belirterek, enerjide bağımsızlıkta kaynak çeşitliliği yanında depolama kapasitesi, güçlü dijital altyapı ve siber dayanıklılığın en temel ölçütler olduğunu ifade etti.
Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilirliği konusuna değinen Yılmaz, "Rüzgar ve güneş başta olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızla kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz hayati önemdedir. Bunu sürdürülebilir hale getirebilmek için enerjiyi depolamamız ve ihtiyaç yönetimini buna göre planlamamız gerekmektedir. Kulede, kanatta ve jeneratörde kaydettiğimiz ilerleme, Türkiye'yi üreten ve ihraç eden bir enerji sanayi merkezine dönüştürmektedir. Önümüzdeki dönemde bu alan, deniz üstü rüzgar yatırımları, enerji depolama çözümleri ve akıllı şebeke sistemleriyle birlikte çok daha geniş bir çerçeveye taşınacaktır." dedi.
Yılmaz, siber güvenliğin enerji arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, sektörde yazılım ve donanımların siber güvenlik perspektifiyle yeniden değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Siber güvenliği "kritik bir başlık" olarak nitelendiren Yılmaz, "Enerji altyapısını bir dişli mekanizması gibi düşünmek gerekir. Sistemin herhangi bir halkasında oluşacak zafiyet, tüm yapıyı etkileyebilir. Bu nedenle siber güvenlik artık teknik bir detay değil, enerji arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır ve sektör temsilcilerimiz bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir." diye konuştu.
Yılmaz, enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması amacıyla geliştirilen çok kaynaklı üretim modelinin özellikle rüzgar projelerinde önemli bir ivme oluşturduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Bu kapsamda, hibrit tesis başvuruları ile rüzgar enerjisi santrallerine yaklaşık 2 bin 500 megavat yardımcı kaynak kapasitesi tahsis edilmiştir. Bu kapasitenin 1200 megavatlık kısmı işletmeye alınmıştır. Son 5 yılda rüzgar santrallerinin kapasite artışı talepleri kapsamında yaklaşık 4 bin 200 megavat kapasite tahsis edilmiş, bunun 1800 megavatı devreye alınmıştır. Önümüzdeki dönemde bu kapasitelerin hızla işletmeye geçmesini bekliyor ve süreci yakından takip ediyoruz."
Yılmaz, depolamalı elektrik üretim tesisi yatırımlarına ilişkin süreçlerin objektif kriterlerle yürütüldüğünü vurgulayarak, "EPDK olarak, depolamalı yatırımlarda da süreçleri objektif kriterlerle yürütüyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 2 bin 300 megavat kurulu güce sahip 54 projeye üretim lisansı verdik. Bu rakam dün itibarıyla yaklaşık 400 megavata yakını işletmeye alınan santral oldu." dedi.
Öte yandan, 10 bin megavat kurulu güce ulaşan tesislerin süre uzatım taleplerini sonuçlandırdıklarını belirten Yılmaz, "Bu süreçte gerekli hassasiyeti göstermeyen başvurular reddedilmiştir. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen, lisansı bir bekleme aracı olarak gören hiçbir yaklaşıma müsamaha göstermeyeceğiz. Bu kaynakların israf edilmesine, yatırım süreçlerinin geciktirilmesine ve zamanın boşa harcanmasına asla izin vermeyiz." ifadesini kullandı.
Yılmaz, lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma düzenlemesiyle tüketicilerin piyasaya daha bilinçli entegre olmasını hedeflediklerini dile getirerek, "Yaptığımız düzenlemeyle aslında sistemin özünü değiştirmedik, ancak tüketim davranışlarını daha verimli hale getirecek yeni bir yaklaşım geliştirdik." dedi.
Yeni uygulamanın işleyişini bir örnekle açıklayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Daha önce 1000 üretip 600 tüketen ve kalan 400'ün bedelini alan bir tüketici, bugün de aynı şekilde 400'ün bedelini almaya devam edecektir. Ancak tüketim ve üretimin aynı saat içinde gerçekleşmemesi durumunda üretimin tamamının bedeli ödenecek, tüketim kısmı ise tedarikçiyle yapılan anlaşma fiyatı üzerinden karşılanacaktır. Yani 1000 ürettiğinin parasını alacak, 600 tükettiğinin bedelini ödeyecektir. Böylece tüketici, hem fiyat pazarlığı yapabilecek hem tüketimini daha uygun maliyetli saatlere kaydırabilecek hem de ilave ekonomik fayda elde edebilecektir. Daha bilinçli tüketim, daha yüksek verimlilik ve sistem açısından daha sağlıklı bir yapı oluşturuyoruz."
(Kaynak: AA)