⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Filistin asıllı avukat, Filistinli esirlerin maruz kaldığı "insanlık dışı" muameleye dikkati çekti

The New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen ve 11 Mayıs'ta yayımlanan araştırma, İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını

The New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen ve 11 Mayıs'ta yayımlanan araştırma, İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin ve gardiyanların Filistinli esirlere yönelik tecavüz ile çocuklara yönelik sistematik cinsel istismarını gözler önüne serdi. Araştırmada, Filistinli tutukluların fiziksel işkence, ağır kötü muamele, aşağılayıcı uygulamalar ve cinsel saldırılara maruz bırakıldığına ilişkin çok sayıda tanıklık ve bulguya yer verildi. Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrail'in suçlarını tanıması için mücadele eden Filistin asıllı avukat Al-Shouli, İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin maruz kaldığı şiddete ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Uluslararası çatışmalar kapsamında savaş esirleriyle ilgili uyulması gereken hukuk normları olduğunu hatırlatan Al-Shouli, İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin durumunun her zaman çok zor olduğunu ve hukuk dışı bir muameleye maruz kaldıklarını belirtti. Al-Shouli, Filistinlilerin 1949 tarihli savaş esirleri hakkındaki 3. Cenevre Sözleşmesi ve savaş döneminde sivillerle ilgili 4. Cenevre Sözleşmesi'ne uygun muamele görmesi gerektiğini dile getirerek, "Elbette 4. (Cenevre) Sözleşmesi de Filistin meselesinde uygulanabilir ancak Filistinli esirlerden bahsediyoruz ve en son 2 sözleşme, üçüncü ve dördüncü sözleşmeler, Filistinli esirlere yönelik muamelede kapsamlı bir şekilde uygulanmalı. Elbette İsraillilerin uyması gereken başka yükümlülükleri de var ancak hiçbir şeye uymuyorlar." ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletlerin (BM) kuruluşundan bu yana, İsraillilerin Filistinlilerin temel hakları alanında hiçbir kurala uymadığını vurgulayan Al-Shouli, Ekim 2023'teki olayların ardından İsraillilerin Filistinlilerin haklarının ihlali konusunda daha da ileriye gittiğine dikkati çekti. Al-Shouli, Filistinlilerin yıllardır elde ettikleri hakları da kaybettiğini söyleyerek "Filistinliler, haklarına yönelik son derece ciddi ihlalin olduğu dramatik bir durumun içine girdiler." dedi. Filistinlilerin haklarının sistematik olarak her gün ihlal edildiğine işaret eden Al-Shouli, artık bu durumun savaş suçlarından çıkıp, insanlığa karşı suçlar kapsamına girdiğini vurguladı. İsrail hapishanelerinde 9 bin ile 12 bin arası Filistinli esir bulunduğunu, bu kişilerin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Al-Shouli, bazı hukukçular ve avukatlara göre, İsrail'in bu eylemlerinin soykırım suçları olarak nitelendirildiğini dile getirdi. Al-Shouli, Gazze'de yüzlerce Filistinli mağduru ve işgal altındaki Batı Şeria'daki onlarca Filistinli esiri temsil eden hukukçu ve avukat ekibi olarak UCM'ye farklı şikayet dilekçeleri verdiklerini kaydederek, "Uluslararası Ceza Mahkemesine, Filistinlilerin İsrail hapishanelerinde maruz kaldığı bu insanlık dışı uygulamalar ve muameleler, özellikle cinsel istismar ve tecavüz suçlarıyla ilgili birçok şikayet sunduk." bilgisini verdi. Filistinli esirlere yönelik işlenen suçlarla ilgili şikayetleri Temmuz ve Kasım 2025'te sunduklarını aktaran Al-Shouli, "Yakın zamanda, 17 Mart 2026'da, ayrıca Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve cinsel suçlarla ilgili bir şikayet sunduk." dedi. Al-Shouli, birçok esirin tanıklıklarını UCM'ye sunmak için görevlendirildiklerini, NYT'nin Filistinli esirlerle ilgili haberinin kendi müvekkillerinin anlattığı söz konusu suçları doğruladığını kaydetti. Teoride İsrailli polislerin hapishanelerin içinde ve dışında "barışı muhafaza" etmesi gerektiğini vurgulayan Al-Shouli, "(İsrailli polisler) Aslında tecavüzcülere, üst düzey suçlular haline geldiklerini görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu. UCM'ye başvuran Filistinli esirler müvekkillerinin kimliklerini gizli tutmasıyla ilgili ise Al-Shouli, "New York Times'ın haberinde de anlatıldığı gibi, İsrailliler uluslararası kurumlara ifade veren ya da şikayette bulunan kişilere karşı önlem alabilir." şeklinde konuştu. Al-Shouli, Filistinli müvekkillerinin uğradığı cinsel saldırılarla ilgili yazıları okuyunca şaşkınlık geçirdiğini anlatarak "7 Ekim'den sonra, kasım-aralıktan (2023'ten) itibaren, onları aşağılamak, itirafa zorlamak ve intikam almak için cinsel saldırılara ve tecavüz suçlarına maruz kalan Filistinli esirlerin tanıklıklarını alabildik." dedi. İsrail Meclisinin Filistinli esirlere yönelik idam cezası yasası hakkında Al-Shouli, "Hukuk dışı bir yasa çünkü İsrailliler Filistinliler için bir yasa çıkaramaz." ifadesini kullandı. Al-Shouli, bu yasanın barışçıl şekilde direnen Filistinlilere karşı da kullanılacağı, İsrail Meclisi'nin Filistinlilere karşı yasa çıkarmak için yetkilerini aştığını belirtti. Bu yasadan yalnızca İsrail vatandaşlığı olan Yahudilerin muaf olduğunu aktaran Al-Shouli, "Batı Şeria'daki sömürgelerde bu yasaya göre aynı suçları işleyenleri, bu yasada detaylandırılan eylemleri yapan Yahudiler, burada açıklanan aynı cezalara maruz kalmıyor. Bu nedenle bu yasa tam anlamıyla ırkçı bir yasa." değerlendirmesinde bulundu. (Kaynak: AA)