Filistin Esirler Heyeti Başkanı, İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin "sessiz soykırıma" uğradığını söyledi
Filistin Ulusal Konseyi tarafından 1974'te kabul edilen 17 Nisan Filistin Esirler Günü'ne, bu yıl da esir sayıları ve ihlallerdeki benzersiz artışların gölgesin
Filistin Ulusal Konseyi tarafından 1974'te kabul edilen 17 Nisan Filistin Esirler Günü'ne, bu yıl da esir sayıları ve ihlallerdeki benzersiz artışların gölgesinde giriliyor.
Son verilere göre hapishanelerde 9 bin 600'ü aşkın Filistinli esirin yanı sıra 3 bin 532 idari tutuklu bulunuyor. Bu rakamlar, Ekim 2023 öncesinde 5 bin 250 olan esir sayısında 3 yıl içinde yüzde 83'lük artış olduğunu ortaya koyuyor; esirlerden 350'sini çocuklar, 86'sını ise kadınlar oluşturuyor.
Hapishanelerdeki kötü koşullar, işkence ve tıbbi ihmal de esirler arasında ölümlerin artmasına neden oluyor. 1967'den bu yana 326 esir İsrail hapishanesinde hayatını kaybederken bunlardan 89'unun Ekim 2023 sonrasında kaydedilmesi bu artışı gözler önüne seriyor.
Tüm bunların yanı sıra Filistinli esirler, bu yıl İsrail Meclisi tarafından 30 Mart'ta onaylanan idam yasasının şokunu da yaşıyor. Bu yasa, idamı yasallaştırmakla kalmayıp Filistinlilere karşı işlenen işkence, hücre hapsi ve tedaviden mahrum bırakma gibi sistematik ihlalleri meşrulaştırıyor.
Filistin Esirler Günü kapsamında AA'ya açıklamada bulunan Ebu el-Hums, "İsrail'in Filistinli esirlere dönük politikası savaşın başından bu yana bir çeşit sessiz soykırıma dönüştü." dedi.
Bu politikaların, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in talimatıyla uygulamaya konulduğuna işaret eden Ebu el-Hums, şunları kaydetti:
"Hapishanelerde yaşananlar, sadece kısıtlama veya cezalandırma değil yavaş ve sistematik öldürme. Gazze savaşının başından bu yana ölen 89 esir İsrail'deki radikal sağcı hükümetin izlediği sistematik intikam politikasını yansıtıyor ve tutukluluk koşullarının son derece sert ve insanlık dışı bir hal aldığını gösteriyor."
İsrail'in 7 Ekim'den sonra pek çok avukatın hapishanelere girmesini ve esirlerle görüşmesini engelleyen ciddi kısıtlamalar getirdiği bilgisini veren Ebu el-Hums, bu kısıtlamaların ihlalleri belgelemeyi zorlaştırdığını ancak toplanan verilerin hapishanelerde benzersiz bir vahşet düzeyine işaret ettiğini söyledi.
Ebu el-Hums, işlenen ihlallere dair elde ettikleri bilgileri ise şu şekilde ifade etti:
"İhlaller, hücrelere sık sık yapılan baskınlar ve esirlere karşı uygulanan şiddetin yanı sıra aç bırakma, tecrit ve tedaviden mahrum bırakma politikalarını kapsıyor.
Esirler uzun süre yataksız ve battaniyesiz bırakılıyor. Hücrelerinde ayakta hareketsiz durmaya veya oturmaya zorlanıyor ve 'hücre içinde geçilmesi yasak çizgiler' oluşturuluyor.
Hapishane yönetiminden özel kuvvetler, hücrelere sık sık gece baskınları düzenleyerek cop, elektroşok cihazı, plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak esirleri yerlerde sürüklüyor."
Ben-Gvir'i hapishaneler içindeki operasyonları denetlerken gösteren videolarla ilgili de konuşan Ebu el-Hums, "Bunlar esirlerin acıları pahasına iç çıkarlar elde etmeyi amaçlayan olgunlaşmamış siyasi davranışlar ve mevcut İsrail hükümetinin aşırılıkçı doğasını yansıtıyor." görüşünü dile getirdi.
Ebu el-Hums, esirlerin maruz kaldığı şeyin "organize bir aşağılama ve psikolojik yıkım girişimi" olduğunu vurguladı.
Ebu el-Hums, Megiddo ve Nefha hapishanelerinde, Filistin direnişinin sembol isimlerinden Mervan Bergusi gibi önde gelen esirleri diğerlerinden izole etmek için iki yeni tecrit bölümü kurulduğunu aktardı.
Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti Başkanı, "tecrit etme ve sürekli bir yerden başka bir yere nakil politikasının, sembol isimleri çevrelerinden izole etmeyi ve hapishaneler içinde iletişim kurmalarını veya örgütlenmelerini engellemeyi amaçladığına" işaret etti.
İdam yasasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Ebu el-Hums, "Bu yasa, esirlere muamelede tehlikeli bir değişim olduğunu gösteriyor ve benzeri görülmemiş bir radikallik ve ırkçılık düzeyini yansıtıyor." diye konuştu.
Hapishanelerde tüm kırmızı çizgilerin aşıldığına dikkati çeken Ebu el-Hums, İsrail yetkililerine karşı uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının harekete geçirilmesini ve uluslararası mahkemeler önünde yargılanmalarını istedi.
(Kaynak: AA)