Gayrimenkul yatırımında rota Türkiye'ye yöneliyor
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleriyle bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalarda 1,5 ay geride kaldı. So
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleriyle bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalarda 1,5 ay geride kaldı.
Son dönemde Türk vatandaşlarının en çok konut aldığı yerler arasında üst sıralarda bulunan Dubai gayrimenkul sektörü de Orta Doğu’daki krizden olumsuz etkilenmeye devam ediyor. ABD ve İsrail ile İran arasındaki saldırıların bölge ülkelerine de sıçraması, uluslararası gayrimenkul yatırımcıları açısından ilgi odağı haline gelen Dubai’de konut satışlarının düşmesine neden oldu.
Dubai’deki gayrimenkul piyasasına ilişkin verilerin yer aldığı dijital platform DXB Interact verilerine göre, 2 Şubat-1 Mart döneminde 17 bin 27 olan konut satış adedi, savaşın başlamasının ardından geçen dört haftada (2-29 Mart) 11 bin 828’e geriledi. Böylece ilk iki haftada yüzde 25 olan satış adetlerindeki düşüş, bir aylık dönemde yüzde 30,5’e yükseldi.
Bir aylık dönemde konut satışlarında oluşan işlem hacmi de yüzde 36 azalarak 16,53 milyar dolardan 10,58 milyar dolara indi.
Sektör temsilcileri, uluslararası gayrimenkul yatırımcılarının savaş nedeniyle “riski dağıtma” ve “B planı” amacıyla alternatif rota arayışına girdiğini bildirdi.
Uluslararası gayrimenkul uzmanı ve Level Immigration & Properties Üst Yöneticisi (CEO) Haitham Ahmet Alamarioğlu, Dubai’de konut satışlarındaki düşüşün kısa ve orta vadede devam etmesini beklediklerini belirterek, kalıcı ateşkes olmadan uluslararası yatırımcıların bekle-gör pozisyonunun devam edeceğini söyledi.
Alamarioğlu, “Kalıcı ateşkes olmadan güven geri gelmez, güven olmadan da işlem hacimleri toparlanmaz. Böyle durumlarda B planına sahip olmak önlem olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelir. Tarihsel olarak, Dubai’de jeopolitik kaynaklı düzeltmelerin tersine dönmesi en az 12-18 ay sürmüştür. Bu kez süre daha da uzayabilir.” dedi.
İlk verilerin fiyatlarda yüzde 4-5 civarında düşüşe işaret ettiğini dile getiren Alamarioğlu, “Ancak asıl baskı henüz tam olarak hissedilmedi. İşlem hacimleri düştüğünde fiyatlar gecikmeli tepki verir. Satıcılar önce indirime direnir, piyasa donar, sonra düzeltme gelir. Önümüzdeki çeyrekte daha belirgin bir düzeltme çok olası.” diye konuştu.
Haitham Ahmet Alamarioğlu, Dubai’nin hikayesinin bitmediğini ama “güvenli liman” anlatısının ciddi darbe aldığını kaydederek, “Dubai cazibesini kısmen kaybetti. Ani bir kaçış yok ama kademeli bir yeniden dengelenme var. Yatırımcılar artık ‘Yarın bu pazardan çıkmam gerekirse, elimdeki mülkü hızlıca satamazsam ve sermayem burada sıkışıp kalırsa ailem için B planım ne?’ gibi sorular soruyor.” ifadelerini kullandı.
Dubai’ye alternatif olarak uluslararası gayrimenkul yatırımcısı açısından 3 rotanın öne çıktığını dile getiren Alamarioğlu, bunların Türkiye, Yunanistan ve Panama olduğunu söyledi.
Alamarioğlu, Türkiye’nin “yatırım yoluyla vatandaşlık programı” sayesinde İranlı ve Körfez merkezli alıcılarda belirgin bir yükseliş yaşandığını belirterek, “Bunun arkasında vizesiz giriş, kültürel yakınlık ve gayrimenkul üzerinden tam vatandaşlığa ulaşabilecek az sayıdaki erişilebilir yoldan biri olması var. Türkiye, Körfez’de yaşayan yaklaşık 5 milyon İranlı için sadece bir yatırım adresi değil, tanıdık bir dil, ortak bir kültür ve gerçekten bir hayat kurulabilecek bir yer sunan güvenilir bir B planıdır.” şeklinde konuştu.
Yunanistan’ın Golden Visa imkanının bu ülkeyi öne çıkardığını ifade eden Alamarioğlu, “Yunanistan, AB hukuku güvencesi altında bir ikamet ve 7 yıl sonra AB pasaportuna uzanan bir yol sunuyor.” dedi.
Alamarioğlu, Panama’nın “nitelikli yatırımcı programının” 30 günde daimi ikamet hakkı verdiğini kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Üstelik fiziksel kalma zorunluluğu yok ve yurt dışı kaynaklı gelire dokunmayan vergi sistemi uygulanıyor. Panama; Orta Doğu ve Avrupa’nın tamamen dışında, coğrafi olarak tarafsız, dolarize ve siyasi olarak istikrarlı bir bölge arayan Körfez yatırımcıları için hızlı hareket eden bir alternatif sunuyor. Bu üç rotanın yanı sıra Dominika, Antigua ve Saint Kitts’teki Karayip vatandaşlık programları piyasadaki en hızlı sigorta poliçesi olmayı sürdürüyor.”
Uluslararası gayrimenkul uzmanı ve Parcel Estates Üst Yöneticisi (CEO) Özden Çimen de Orta Doğu’daki son gelişmelerin yatırımcıların “bekle-gör” pozisyonuna geçmesine yol açtığını belirterek, piyasada henüz panik satışının olmadığını söyledi.
Dubai’nin sıfır gelir vergisi, yüksek kira getirisi, güvenli regülasyon ortamı ve yüksek likiditesinin yatırımcı ilgisini hala canlı tuttuğunu dile getiren Çimen, ateşkes söylemlerinin ardından borsada işlem gören gayrimenkul şirketlerinin hisselerini takip eden Dubai Finansal Piyasası Gayrimenkul Endeksi’ndeki yükselişten bahsetti.
Çimen, Dubai’nin cazibesini kaybetmediğini ancak uluslararası yatırımcıların coğrafi çeşitlendirme yaptığını kaydederek, “Yatırımcılar son dönemde Londra, Lizbon, İstanbul, Miami ve Barcelona gibi farklı lokasyonları da ek portföy destinasyonu olarak değerlendiriyor. Bunu risk dağıtma stratejisi olarak görebiliriz. Dubai’nin yabancılara mülkiyet, oturum ve finansman imkanları hala rakiplerine göre avantajlı.” dedi.
(Kaynak: TRT)