⚡ Ajans Online
DÜNYA

Gazze'de 265 gazeteci İsrail'in soykırımını belgelemenin bedelini canlarıyla ödedi

8 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne saldırı başlatan İsrail ordusu, bugüne dek sivilleri, sivil altyapıyı, okulları, hastaneleri hedef almaktan geri durmadı. İsrail

📍 Muş
8 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne saldırı başlatan İsrail ordusu, bugüne dek sivilleri, sivil altyapıyı, okulları, hastaneleri hedef almaktan geri durmadı. İsrail ordusunun Gazze'de bebek, çocuk, kadın, yaşlı ve hasta demeden yaptığı soykırımı dünyaya duyuran gazeteciler, açlık ve ölümün kol gezdiği bölgede işlediği katliamları gizlemek isteyen İsrail'in hedefi oldu. 70 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, 173 bin kişinin yaralandığı saldırılarda pek çok kişinin hayatı yerle bir oldu. Yüzbinlerce kişi evsiz kalırken, evsiz kalanlar defalarca zorla göç ettirildi. İki buçuk yıldır katliamlarını sürdüren İsrail ordusu, soykırıma tanıklık eden gazetecileri de pek çok kez doğrudan hedef aldı. Gazze'de görev yapan basın mensupları, İsrail ordusu tarafından hedef alınmalarına rağmen soykırıma tanıklık etmeyi sürdürdü. Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisi'nden soykırımın 1000. günü dolayısıyla yayımlanan açıklamada, Ekim 2023'ten bu yana süren saldırılarda basın sektöründe yaşanan kayıplara ilişkin bilgi verildi. Filistinli Gazeteciler Sendikası verilerine dayandırılan açıklamaya göre, Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 27'si kadın 262 gazeteci hayatını kaybetti. 3 gazetecinin de aylardır kayıp olduğu için öldüğü düşünülerek ölen gazeteci sayısının 265 olduğu belirtildi. İsrail ordusunun saldırılarında 1000 günde yaklaşık 500 basın mensubu yaralandı. Gazze Şeridi'nde kayıtlı 1200 basın mensubundan yaklaşık 900'ü ya evini kaybetti ya da zorla göç ettirildi. Gazze Şeridi'nde gazetecilerin çoğu, haber takibini sahada can güvenliğinin olmadığı koşullarda yürütürken, bir bombanın, topçu atışının ya da keskin nişancının hedefi olma tehlikesi altında çalıştı, bazıları da bu uğurda can verdi. Filistinli Gazeteciler Sendikası Başkanı Tahsin el-Estal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde gazetecilerin çoğunun çadırlarda ya da bir kaldırım kenarında ya da sığınma merkezinde zor koşullarda haber aktarımını sürdürdüğünü belirtti. Yüzde 60-75 oranındaki gazetecilerin, ya evini kaybettiğini ya da zorla göç ettirildiğini söyleyen Estal, Gazze'de kayıtlı 1200 gazeteciden 700-900'ünün yerinden edildiğini belirtti. Gazetecilerin daha önce görülmemiş şekilde hedef alındığını vurgulayan Estal, İsrail'in haber aktaran sesleri susturmakla kalmayıp, bölgedeki basın faaliyetlerini kökten yok etmeye çalıştığını ifade etti. Estal, İsrail'in saldırılarında Gazze'deki basın ofisleri ile kurum ve kuruluşların yüzde 80'inden fazlasının tamamen ya da kısmen yıkıldığını ifade ederek, gazetecilik altyapısının neredeyse tamamen yok olduğunu kaydetti. Elektrik kesintisi, akaryakıt eksikliği nedeniyle jeneratörlerin çalışmaması, bina ve altyapıların yıkılması nedeniyle gazetecilerin ofislerde çalışamadığını aktaran Estal, buna alternatif olarak gazetecilerin, meydanlarda, açık alanlarda, hastanelerin çevrelerinde, sığınma merkezlerinde haber yazdıklarını söyledi. İsrail'in gerçekleştirdiği soykırımı belgelemenin bedelini canlarıyla ödeyen gazetecilerin trajik hikayeleri, bölgede basın özgürlüğünü hedef alan insan hakları ihlallerini gözler önüne serdi. İsrail ordusunun saldırıları binlerce can alırken, ölen 200'ü aşkın gazeteciden bazıları hastanelere düzenlenen saldırılarda can verdi, kimileri doğrudan hedef alındı. İsrail ordusunun 25 Ağustos 2025'te Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda burada görev yapan 5 gazeteci hayatını kaybetti. Saldırıda, Reuters Haber Ajansı foto muhabiri Hüsam el-Mısri, Katar merkezli Al Jazeera televizyonu kameramanı Muhammed Selame, Independent Arabia ve AP'nin de bulunduğu çeşitli medya kuruluşlarında gazetecilik yapan Meryem Ebu Dekka, ABD merkezli NBC News'te gazeteci Muaz Ebu Taha ve gazeteci Ahmed Ebu Aziz yaşamını yitirdi. Kadın gazeteci Meryem'in oğluna yazdığı vasiyet, sosyal medyada oğlunun elinde yaş pastayla çekilmiş fotoğrafıyla yayımlandı. Vasiyetinde "Benim için sakın ağlama, çalışkan ol, başarılı ol. Senin büyük bir iş adamı olmanı isterim." ifadelerini kullanan Meryem, şöyle devam etmişti: "Büyüyüp evlendiğinde bir kız çocuğun olursa ona benim adımı verirsin. Sen benim sevdiğimsin, kalbim ve dayanağımsın, ruhum ve oğlumsun. Seninle benim başım dik durur." İsrail ordusunun 10 Ağustos 2025'te Şifa Hastanesi yakınında gazetecilerin bulunduğu çadırı doğrudan hedef alması sonucu Katar merkezli Al Jazeera muhabirleri Enes eş-Şerif ile Muhammed Kureyka'nın da aralarında bulunduğu 6 gazeteci yaşamını yitirdi. Al Jazeera televizyonunun saha muhabiri Şerif, dünyanın tanıdığı az sayıdaki Filistinli gazeteciden biriydi. Şerif, Gazze'deki medya ablukasını kırarak açlık ve katliamları dünyaya duyurmuş, cesur haber dili sebebiyle İsrail ordusunun hedefi haline gelmiş ve aleyhinde kampanyalar yapılmıştı. Gazze Şeridi'nde devam eden İsrail soykırımını dünyaya duyuran önemli seslerden biri olan Filistinli gazeteci Enes eş-Şerif'in ölümü uluslararası medyada geniş yankı buldu. Enes'in ölümünden sonra yayımlanan vasiyetinde yer alan "Acıyı her detayıyla yaşadım, acıyı ve kaybı defalarca tattım, buna rağmen gerçeği çarpıtmadan ve saptırmadan olduğu gibi aktarmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim." ifadeleri çokça paylaşıldı. İsrail ordusunun Haziran 2025'te Gazze'deki El-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği hava saldırısında Filistin el-Yevm muhabiri Süleyman Haccac ve kameramanı İslam Bedah ile Şems News muhabiri Semir er-Rufai hayatını kaybetti. Aynı gün başka bir saldırıda yaralanan Ulusal Basın Ajansı muhabiri Yusuf en-Nehalla de yaşamını yitirdi. AA'nın Gazze'deki serbest kameramanı Said Ebu Nebhan, Ocak 2025'te Nusayrat Mülteci Kampı'ndaki görevi sırasında İsrail keskin nişancısının açtığı ateşle öldürüldü. Ebu Nebhan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde haber takibi sırasında İsrail saldırısında hayatını kaybetti. Aralarında AA'nın da olduğu birçok basın kuruluşunda serbest kameramanlık yapan Hasan Hamad, Ekim 2024'te Gazze'nin kuzeyinde görevi başındayken İsrail bombardımanında öldürüldü. Filistinli gazetecinin kardeşi Muhammed Hamad, vücut bütünlüğü bozulan kardeşini üzerinde kalan basın yeleği ve saçlarından ancak tanıyabildi. Gazze'deki gazeteciler arasında sembol isimlerden biri olan Al Jazeera muhabiri Vail ed-Dahduh'un kendisi gibi gazeteci oğlu Al Jazeera muhabiri Hamza ed-Dahduh ve meslektaşı Mustafa Surayya da Ocak 2024'te Han Yunus’ta gazetecilere ait bir araca düzenlenen bombardımanda öldürüldü. Hamza ed-Dahduh, 25 Ekim 2023'te Gazze'nin kuzeyindeki saldırıda annesi, babası ve kardeşleri dahil ailesinden çok sayıda kişiyi kaybetmişti. Al Jazeera Gazze Bürosu Müdürü Dahduh, 15 Aralık 2023'te Han Yunus'ta düzenlenen saldırıda elinden ve karnından yaralandı, aynı saldırıda kameramanı Samir Ebu Dakka (47) ise ağır yaralandı ve kan kaybından öldü. Al Jazeera kameramanı 4 çocuk babası Ebu Dakka, İsrail güçlerinin ambulans ve kurtarma ekiplerinin kendisine ulaşmasını engellemesi sonucu uzun süre kan kaybetti ve yaşamını yitirdi. Ailesi Belçika'da ikamet eden Ebu Dakka, görevini yapmak ve soykırımı dünyaya duyurmak için Gazze'de kalmayı tercih etmişti. 2014'ten beri AA için çalışan foto muhabiri iki çocuk babası Muntasır es-Savvaf (35) ve bir çocuk babası kardeşi gazeteci Mervan, Aralık 2023'te Gazze'de İsrail saldırısında öldürüldü. Gazeteci kardeşlerin ölümünden birkaç hafta önce annesi, babası ve kardeşleri evlerine düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybetmiş, Muntasır es-Sevvaf ise gözünden ve burnundan yaralanmasına rağmen görevine devam etmişti. Kasım 2023'te Gazze'de aracı doğrudan hedef alınarak öldürülen Bilal Cadallah (47) da "Basın Evi" adlı kuruluşun başkanıydı. Cadallah, Filistin'de gazetecilerin korunması için uluslararası işbirlikleri yürütüyordu. (Kaynak: TRT)