⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Güney Afrikalılar, apartheid rejiminden demokrasiye geçişin 32. yıl dönümünü kutluyor

Ülkede resmi tatille "Özgürlük Günü" olarak kutlanan bu tarih, siyahiler dahil tüm vatandaşlara eşit oy hakkının tanındığı ve ayrımcı sistemin resmen sona erdiğ

📍 Ordu
Ülkede resmi tatille "Özgürlük Günü" olarak kutlanan bu tarih, siyahiler dahil tüm vatandaşlara eşit oy hakkının tanındığı ve ayrımcı sistemin resmen sona erdiği dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Bu tarih, yalnızca siyasi bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda ülkenin uzun ve zorlu özgürlük mücadelesinin de sembolü olarak görülüyor. Witwatersrand Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Noor Nieftagodien ve apartheid karşıtı aktivist Haroon Aziz, apartheid rejiminin çöküşü, demokrasiye geçiş süreci ve günümüzde devam eden sosyoekonomik eşitsizliklere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Nieftagodien, ülkeyi 1948-1994 yıllarında yöneten apartheid rejiminin, başta siyahiler olmak üzere beyaz olmayan Güney Afrikalıları siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan sistematik şekilde ayrımcılığa maruz bıraktığını belirtti. Rejimin yalnızca hakları değil, gündelik hayatın en basit alanlarını dahi kontrol altına aldığına değinen Nieftagodien, "İnsanların nerede yaşayacağı, nasıl hareket edeceği hatta kamusal alanları nasıl kullanacağı dahi belirleniyordu." dedi. Nieftagodien, 1960’lardan itibaren baskı politikalarının daha da sertleştiğini ve ezilen halkın 1970'lerden itibaren rejime karşı ayaklanmasının ülke tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olduğunu dile getirerek, 1980’lerde muhalefetin daha örgütlü hale geldiğini, geniş toplumsal destek kazandığını ve rejimin çözülmesinde kitlesel hareketin belirleyici rol oynadığını anlattı. Uluslararası alanda artan baskının da süreci hızlandırdığını kaydeden Nieftagodien, beyaz azınlık yönetiminin 1990’lardan itibaren başta Afrika Ulusal Kongresi (ANC) olmak üzere ana aktörlerle müzakere masasına oturmak zorunda kaldığına işaret etti. Nieftagodien, bu geçiş döneminin aynı zamanda ülke tarihinin siyahi açıdan en gergin dönemlerinden birini temsil ettiğini belirterek, "Müzakereler yoluyla demokrasiye geçiş çok sancılı bir süreçti ama nihayetinde ayrımcılığın yasaklandığı, dünyanın en ilerici anayasalarından birini üretti." diye konuştu. Siyahilerin ilk kez seçme ve seçilme hakkı kazandığı 1994 seçimlerinin tarihsel önemini vurgulayan Nieftagodien, "Yani 350 yıl sonra, siyahilerin en temel vatandaşlık haklarını kazanmaları muazzam bir andı." ifadesini kullandı. Nieftagodien, yeni anayasanın eşitlik ve hak temelli yapısının önemli kazanım olduğunu vurgulayarak, buna rağmen ekonomik gücün büyük ölçüde eski elitlerin elinde kalmaya devam ettiğini ve bunun halihazırdaki eşitsizlikleri beslediğini kaydetti. Aziz de ülkenin ilk siyahi cumhurbaşkanı ve apartheid karşıtı direniş hareketinin sembol ismi Nelson Mandela'nın demokrasiye geçiş sürecindeki önemine işaret ederek, "Uzun yıllar süren tutukluluğuna rağmen mücadeleden geri adım atmayan bir figür olarak, özgürlük sürecinin yönünü belirledi." şeklinde konuştu. Apartheid rejiminin tarihte ırkçılığı kanunlaştıran ilk rejim olduğunu söyleyen Aziz, 1950'lerde direnişin çatı örgütü Afrika Ulusal Kongresinin (ANC) gençlik teşkilatının liderliğine seçilen Mandela'nın, sonrasında ülke genelinde geniş çaplı direnişi örgütlemeyi başarmış sembol isimlerden biri olduğunu ifade etti. Aziz, rejim tarafından tutsak edilerek 1962-1990 yıllarında hapis yatan Mandela'nın, bu süreçte başta Robben Adası olmak üzere kaldığı hapishaneleri direniş kadrolarının yetiştirildiği bir eğitim merkezi haline getirdiğini anlattı. Mandela'nın ulusal direniş hareketi ve uluslararası kamuoyunun baskıları sonucu serbest bırakıldığı 1990 yılından itibaren 1994 genel seçimine uzanan sancılı geçiş dönemi sürecini başarıyla yönettiğini belirten Aziz, "Güney Afrika'da demokrasiye bir gecede geçilmedi. Mandela'nın çözüm odaklı yaklaşımı bu süreçte kilit rol oynadı." dedi. Toplumsal ayrışmaların farklı biçimlerde devam ettiğine dikkati çeken Aziz, "Etnik, dini ve kültürel farklılıklar, ortak bir siyasi bilinçle yönetilemediğinde ayrışmayı derinleştiren unsurlara dönüşebiliyor." diye konuştu Aziz, kaynaklar ve siyasi güç üzerindeki rekabetin bu ayrışmaları zaman zaman keskinleştirdiğini vurgulayarak, bunun ırkçılık ve kimlik temelli siyaseti beslediğini dile getirdi. ANC'nin 30 yıllık iktidarında, demokrasi sonrası dönemde vadedilen sosyal adalet hedeflerinin gerisinde kaldığını savunan Aziz, "İlkeler ile uygulamalar arasındaki fark, özellikle sosyoekonomik alanda ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmış durumda." ifadesini kullandı.. Aziz ayrıca apartheid dönemine ilişkin hukuki süreçlerin sürmesinin önemine değinerek, geçmişte yaşanan ihlallerle hesaplaşmanın, geçiş dönemi adaletinin temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. (Kaynak: AA)