Güney Amerika'nın "sessiz hazinesi": Uruguay'ın başkenti Montevideo
Montevideo, Plata Nehri kıyısındaki limanın yanında, adını aldığı Cerro de Montevideo tepesinin görülebildiği geniş bir körfezde, müstahkem bir askeri yerleşim
Montevideo, Plata Nehri kıyısındaki limanın yanında, adını aldığı Cerro de Montevideo tepesinin görülebildiği geniş bir körfezde, müstahkem bir askeri yerleşim olarak kuruldu.
Başkentin kuruluş süreci 1724 ve 1730 yılları arasında şekillenirken, Buenos Aires ve Kanarya Adaları'ndan gelen İspanyol ailelerin yerleşmesiyle kentin kolonileşme süreci başladı.
Montevideo, İspanyol sömürgesi döneminde stratejik bir askeri yerleşim olarak kuruldu.
Şehrin surları 1741 yılı civarında inşa edilip 1829’da yıkılmaya başlandı. Tahkimatın bugüne ulaşan kalıntıları ise Bartolome Mitre Caddesi ile liman ve güney sahil şeritlerinde hala görülebiliyor.
Şehrin müziği, mimarisi, kültürel zenginliği ve kozmopolit yapısı, kıyıları ve körfeziyle bütünleşen renkli atmosferine yansıyor.
Güney Amerika'nın "sessiz hazinesi" olarak kabul edilen Montevideo, tarihi dokusu, sahil yaşamı ve sakin atmosferiyle kıtanın en dikkat çekici kentlerinden biri olarak anılıyor.
Montevideo’nun gün batımlarıyla ünlü olan La Rambla de Montevideo, halkın bir araya gelip Mate çayı içerek vakit geçirdiği önemli sosyal alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Montevideo, şiir ve müzikle iç içe yaşamı, müzeleri ve yıl boyunca sahnelenen tiyatro gösterileriyle kültürel yaşamın canlı olduğu kentlerden biri olarak biliniyor.
Şehrin farklı noktalarındaki heykeller, duvar resimleri ve mimari yapılar, kamusal alanları kültürel yaşamın önemli parçalarından biri haline getiriyor.
Montevideo, Uruguay’a özgü Afro-Latin müziği ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan candombe ve tango ritimleriyle şekillenen müzik kültürü, Liman Pazarı çevresine yayılan asado (ızgara et) kokusuyla kendine özgü bir atmosfer sunuyor.
Montevideo mutfağının en dikkat çekici lezzetlerinden biri asado olup, kömür ateşinde pişirilen dana ve kuzu etleri hem yerel halk hem de ziyaretçiler tarafından en çok tercih edilen geleneksel yemekler arasında yer alıyor.
Her üç kişiye bir ağacın düştüğü Montevideo, Latin Amerika’da hava kalitesi ve yeşil alanlarıyla öne çıkan başkentlerden biri olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık 30 kilometrelik sahil şeridi, gün doğumu ve gün batımı manzaralarıyla ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatıyor.
Uruguay kültürünün önemli bir parçası olan tango, Montevideo’da nostaljik atmosferiyle öne çıkarken, dünyaca ünlü tango eseri La Cumparsita ilk kez burada seslendirildi.
Uruguay Karnavalı'nın simgelerinden murga (sahne sanatı), tiyatro, müzik ve hicvi bir araya getiren yapısıyla ülkenin sosyal ve politik mizah anlayışını yansıtıyor.
Montevideo’daki "Montevideo es Campo" (Montevideo kırsaldır) anlayışı, şehrin yalnızca kentsel bir merkez olmadığını, aynı zamanda geniş kırsal alanları da barındırdığını gösteriyor.
Kentin büyük bölümünü oluşturan çiftlikler ve üzüm bağları sayesinde ziyaretçiler, şehir merkezinden kısa sürede kırsal turizm ve şarap rotalarına ulaşabiliyor.
Yerel halkın eski şehir olarak adlandırdığı Ciudad Vieja, Montevideo’nun tarihi merkezini oluşturuyor.
Bölge, İspanyol askeri tahkimatının başlangıç noktası olup geçmişte "San Felipe y Santiago de Montevideo" adıyla bilinen surlarla çevrili bir yerleşim olarak kuruldu.
Bölgeyi koruyan Ciudadela Kalesi’nin giriş kapısı bugün hala ayakta bulunuyor. Yapı, Bağımsızlık Meydanı Yaya Yolu arasında yer alıyor ve tarihi turun başlangıç noktası olarak kabul ediliyor.
Eski şehir tarihi binaları, müzeleri, sergi salonları, kafeleri, restoranları, tasarım mağazaları, kitapçıları ve antikacılarıyla ziyaretçilere şehrin kültürel dokusunu keşfetme imkanı tanıyor.
Eski şehir, sömürge dönemi mimarisi ile 20. yüzyılın Art Deco (tasarım tarzı) ve neoklasik yapılarının bir arada görülebildiği, Latin Amerika’daki nadir korunmuş tarihi bölgeler arasında yer alıyor.
1829 yılında surların yıkılmaya başlanması, Montevideo’nun "kale şehir" yapısından modern ve açık bir kente dönüşümünün başlangıcı olarak kabul ediliyor ve bu süreç, Uruguay’ın bağımsızlık dönemine paralel olarak genç cumhuriyetin dış dünyaya açılma isteğini simgeliyor.
(Kaynak: AA)