⚡ Ajans Online
GÜNCEL

İletişim Başkanı Duran: Milli birlik şuurumuz en büyük dayanağımız

İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığında düzenlenen 955. Yılında Malazgirt Zaferi Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türk tarihinin belki de en önemli dönüm no

📍 Aydın
İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığında düzenlenen 955. Yılında Malazgirt Zaferi Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türk tarihinin belki de en önemli dönüm noktalarından biri olan, Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünü yad etmek ve hafızayı diri tutmak için bir araya geldiklerini belirtti. Bu kutlu ve mübarek zaferin yıl dönümünü anlamlı bir eserle idrak etmek istediklerini ifade eden Duran, hazırladıkları "Malazgirt Zaferi: Türklerin Savaş Hüneri ve Sanat Estetiği" isimli kitabı kamuoyunun takdirlerine sunduklarını söyledi. Burhanettin Duran, kutlu zaferin büyük komutanı Sultan Alparslan'ı ve bu toprakları vatan kılan bütün aziz şehitleri, gazileri rahmetle ve minnetle andı. Tarih şuurunun muazzam bir hafıza olduğunu, bu hafızanın bir milletin seciyesini, istikametini ve ali değerlerini sinesinde barındırdığını vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şuur, bir milletin vahdetinin ve bin yıllara sari kutlu yürüyüşünün tecelligahıdır. Malazgirt Zaferi, bugünün zaviyesinden dönülüp idrak edildiğinde Türklerin binlerce yıllık tarihi akışını Anadolu coğrafyasında buluşturan ve bu toprakları bugüne kadar bize vatan kılan bir dönüm noktasıdır. Nitekim Yahya Kemal, 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' adlı şaheserinde, asırları aşan bu kesintisiz yürüyüşü meçhul bir askerin simasında şöyle tarif ediyor: 'Ne kadar saf idi siması bu mü'min neferin! Kimdi? Banisi mi, mimarı mı ulvi eserin? Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu. Bu nefer miydi? Derin, gözleri yaşlarla dolu...' İşte Malazgirt, bu kutlu yürüyüşün Anadolu'daki o ihtişamlı başlangıcıdır. 26 Ağustos 1071'de kazanılan bu zafer, aynı zamanda Anadolu'nun kapılarını bir medeniyet tasavvuruna, bir devlet geleneğine ve köklü bir kültüre açmıştır. Malazgirt'ten sonra Anadolu, münhasıran üzerinde yaşanılan bir coğrafya olmaktan çıkmış, ilimle, irfanla, adaletle, vakıf kültürüyle, şehirleriyle, eserleriyle inşa olunan büyük bir medeniyet yurduna dönüşmüştür. Nitekim bugün tertip ettiğimiz bu panel, Malazgirt'i işte bu yönüyle, kültürel mirasımızın bir parçası olarak idrak etmeyi amaçlamaktadır." İletişim Başkanı Duran, muazzam bir hafızadan müteşekkil tarih şuurunun, Selçuklu Devleti'nden Osmanlı İmparatorluğuna, Cumhuriyet'in kuruluşundan Türkiye Yüzyılı'na kadar milleti ayakta tutan en büyük kuvvet olduğunu anımsattı. Bugün, bu ortak şuur çerçevesinde bir araya gediklerine dikkati çeken Duran, şu değerlendirmelerde bulundu: "Anadolu'nun dört bir yanını birbirine bağlayan bu görünmez bağ, kubbemizi ayakta tutan sütunlardan birisidir. 955 sene evvel Sultan Alparslan'ın ordusunda tecessüm eden birlik ruhuyla, yüzyıllar sonra, günümüzden tam 104 sene evvel, Büyük Taarruz Muharebesi'nde ecdadın mukaddes emanetine sahip çıkan ruh aynı ruhtur. Dün, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Malazgirt Zaferini Anma Etkinlikleri'nde altını çizdiği gibi, 'Biz, Malazgirt'te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz.' Bu vesileyle Büyük Taarruz Zaferi'nin 104'üncü seneyi devriyesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bizlere bu yurdu bir kez daha vatan kılan aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımızı da şimdiden tebrik ediyorum." Duran, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam etmek için tarih ve birlik şuuruna sıkı sıkıya sarılmanın zaruri olduğunu dile getirdi. Malazgirt'in Türk milletine kıyamete kadar omuzlarında taşıması gereken büyük sorumluluklar yüklediğinin altını çizen Duran, şunları kaydetti: "Öncelikle, orada tecessüm eden ruhu, ilanihaye muhafaza etmek, sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Malazgirt'i anlamak demek birliğimizi, beraberliğimizi, ortak hedeflerimizi, millet olma şuurumuzu muhafaza etmek mecburiyetidir. Üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de bu değerler Türkiye Yüzyılı'nın kılcal damarlarında dolaşmaya devam etmelidir. Türkiye Cumhuriyeti, bu tarihi sürekliliğin en köklü temsilcisidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettikleri üzere 'Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir'. Bugün ülkemiz, bu tarihi yürüyüşünü güçlü biçimde sürdürmek adına bir kez daha milli birliğini tahkim etmenin gayreti içerisindedir." Burhanettin Duran, Türkiye'nin terörün doğrudan ya da dolaylı olarak meydana getirdiği sorunlarla uzun yıllar boyunca mücadele ettiğini ve bu mücadele sırasında çok ciddi bedeller ödediğini ifade etti. Bugün ise Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde bu sorunu kökünden çözmek, ülkeyi ve bölgeyi terörden tamamen arındırmak için kararlı adımlar attığını anlatan Duran, şöyle konuştu: "Bu anlayışla sürdürülen Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge süreci, Gazi Meclis'imizde kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile bir anlamda ete kemiğe bürünmüştür. Bundan sonrasında da süreç, toplumumuzun desteğiyle ilerletilecek ve inşallah başarıyla nihayete erdirilecektir. Terör sorununu tamamen ortadan kaldıracak iradenin en önemli dayanaklarından biri de Anadolu'yu ortak bir vatan, müşterek bir kader ve birlikte yaşama iradesi etrafında buluşturan milli birlik şuurumuz olacaktır. Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedeflerine doğru yürüyüşü, küresel düzlemde artan belirsizliklere ve bölgemizde oluşturulmak istenen istikrarsızlığa rağmen devam edecektir. Milletimizin bu topraklardaki meşru varlığına yönelik doğrudan ya da dolaylı her türlü tehdit, ima ve söylem Türkiye Cumhuriyeti devleti için yok hükmündedir. Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen, uluslararası hukuku hiçe sayan, sivilleri hedef alan saldırılarıyla bütün dünyanın vicdanında mahkum edenler tabii ki Türkiye'nin bu yürüyüşüne hiçbir türlü engel olamayacaklardır." Terörsüz Türkiye'nin Terörsüz Bölge olarak başarılı olmasını istediklerine işaret eden Duran, şu ifadeleri kullandı: "Suriye'de ortaya çıkan olumlu gelişmeler Türkiye'nin Terörsüz Bölge hedefine yönelik atılmış adımlardır. Türkiye, bölgede istikrarı, barışı, refahı, ekonomik işbirliğini öncelemektedir. Saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Bu tür güçler bizim barış, işbirliği, adalet ve istikrar yönündeki gayretlerimizi engelleyemeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyoruz. Bu, Cumhurbaşkanımızın en son kabine toplantısından sonra kullandığı cümleler. İşte biz, Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu kardeşlik siyasetini yüceltmek için uğraşıyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Hiç kimse tarihi gerçekleri ya da jeopolitik hakikatleri başka türlü yorumlayarak ülkemize yönelik çeşitli saldırılar yapmaya yönelmesin. Türkiye olarak bunları karşılayacak güçteyiz. Türkiye kudretli bir devlettir ve gereken neyse o yapılır ve yapılmaktadır." Duran, gittikçe sertleşen uluslararası rekabetin artık yalnızca askeri, ekonomik ya da diplomatik alanda gerçekleşmediğini belirtti. İletişim alanının da bu rekabetin en önemli cephelerinden birisi haline geldiğini, özellikle de dezenformasyon ve bilgi kirliliğinin bu cephenin en güçlü tehditleri arasında yer aldığını söyleyen Duran, bugünün iletişimcileri, tarihçileri, akademisyenleri, kamu görevlileri olarak kendilerine düşen en önemli sorumluluklardan birisinin tarihin algoritmalarda kaybolmasının önüne geçmek olduğunu aktardı. Bunun yolunun yapacakları yeni kültürel üretimler ve tarihimize sahip çıkan eserleri ortaya koymaktan geçtiğini ifade eden Duran, "Malazgirt Zaferi: Türklerin Savaş Hüneri ve Sanat Estetiği" isimli kitabın buna bir örnek olduğunu dile getirdi. İletişim Başkanı Duran, 360 derece iletişim perspektifi ve stratejik iletişim imkanlarıyla Türkiye'nin kamu diplomasisinde öne çıkması gerektiğini düşündüklerini belirterek, şunları paylaştı: "Hakikatin savunulması ile tarih bilincinin güçlendirilmesi yan yana gitmesi gereken ilkelerdir. İşte, İletişim Başkanlığı olarak da bunu birlikte yapmaya çalışıyoruz. Çünkü doğru bilgi önemlidir ama tarihin gerçeklerinin iletilmesi de gençlerimizin bu sosyalleşmeyle yetiştirilmesi de bizim millet olarak ayakta kalmamız için en vazgeçilmez öğelerdir. Bu anlayışla hazırladığımız yayınlar, gerçekleştirdiğimiz programlar ve bugün düzenlediğimiz bu panel yalnızca geçmişi anma amacı taşımıyor. Aynı zamanda hedefimiz, tarihimizi bilimsel bir perspektifle değerlendirmek, özellikle genç kuşaklarımızın kendi medeniyet mirasını sağlam kaynaklardan öğrenmesini temin etmektir. 1071 yılında Malazgirt Ovası'nda kurulan birlik bugün de bu milletin mayasını oluşturmaktadır. Bu birlik ruhu var oldukça Anadolu üzerinde hesap yapanlar da milletimizin varlığına gölge düşürmeye çalışanlar da hiçbir zaman emellerine kavuşamayacaktır. Bütün farklı etnisiteleriyle, mezhepleriyle, dini görüşleriyle Türkiye bir bütündür ve bu birlikte yaşamanın en güzel yeri olarak Türkiye Cumhuriyeti, güçlü bir şekilde önümüzdeki on yıllara hazırlanmaktadır. Bölgemizde saldırganlık, yayılmacılık isteyenler olabilir ama Türkiye istikrarı, barışı, güvenliği ve bölgesel sahiplenmeyi ilke olarak korumaktadır ve bunun için mücadele etmektedir. 1071 Malazgirt ruhunun bize verdiği milli şuurla hareket ettiğimiz sürece önümüzde hiçbir engel olmayacak ve Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonu başarıyla gerçekleşecektir. Yarınlarımıza aydınlık bir Türkiye bırakacağız." (Kaynak: TRT)