İsrail, saldırılarıyla felakete neden olduğu Gazze'de Filistinlileri sürgün planından vazgeçmedi
İsrail'in, Ekim 2023'te Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının gerçekleştirdiği "Aksa Tufanı operasyonunu" bahane ederek Gazze'ye yönelik başla
İsrail'in, Ekim 2023'te Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının gerçekleştirdiği "Aksa Tufanı operasyonunu" bahane ederek Gazze'ye yönelik başlattığı saldırıların üçüncü yılı geride kaldı.
İsrail ordusunun düzenlediği soykırım saldırıları ve Tel Aviv yönetiminin politikaları, yaklaşık 365 kilometre karelik Gazze Şeridi'nde tarihin gördüğü en büyük insan yapımı felaketlerden birine yol açtı.
İsrail, ardında haritadan silinmiş şehirler, genişletilmiş ve şiddetlenmiş bir işgal, defalarca zorla yerinden edildikten sonra küçük bir alana sıkıştırılmış ve umutları ellerinden alınmış insanlar bıraktı.
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybederken, 175 binden fazlası yaralandı.
Gazze'de son ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana ise İsrail'in saldırılarında yaklaşık 1500 Filistinli hayatını kaybetti, 5 binden fazlası yaralandı. Son bir senelik bu süreçte enkaz altından ise yaklaşık 1000 kişinin cenazesi çıkarıldı.
Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu, fakat İsrail'in izin vermemesi ve imkan yetersizliği nedeniyle çıkarılamadığı belirtiliyor.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda, bölgedeki yapıların yaklaşık yüzde 90'ı yıkıldı, İsrail işlediği savaş suçlarını gizlemek için yıkılmayan binaları da iş makineleriyle yıkarak birçok bölgeyi düzledi, böylece daha önce yüzbinlerce Filistinliye ev sahipliği yapan şehirler haritadan silindi.
Bölgedeki yıkım, Google Haritalar'ın Gazze'nin uydu görüntülerini güncellemesinin ardından daha da anlaşılır şekilde ortaya çıktı.
Uydu görüntüleri, Gazze Şeridi'nin güneyi ve kuzeyinde neredeyse hiç ayakta bir yapı kalmadığını, orta kesiminde de hemen hemen tüm yapıların hasar gördüğünü ortaya koydu.
Söz konusu uydu görüntüleri, Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 yılında Gazze'de Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi'nin ihlaline ilişkin delillerin korunması yönünde ihtiyati tedbir kararına rağmen, İsrail'in Gazze'deki molozları, altlarında kalmış olabilecek cenazeler ve muhtemel savaş suçu kanıtlarıyla beraber iş makineleriyle düzleştirip ortadan kaldırdığına işaret etti.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları, hastaneler, eğitim kurumları, su arıtma tesisleri, kanalizasyon ağları, elektrik şebekesi gibi sivil ve insani altyapıyı doğrudan hedef aldı.
Hamas tarafından "komuta merkezi" olarak kullanıldığı iddiasıyla bölgedeki neredeyse tüm hastaneler hedef alındı.
Sağlık tesislerinin hizmet dışı kalması ve tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle tedaviler elverişsiz koşullarda sürdürülürken, ameliyatlar anestezi dahi uygulanmadan gerçekleştirildi.
Konutların büyük kısmı, eğitim kurumlarının neredeyse tamamı, kültürel ve tarihi miras alanları, camiler ve kiliseler İsrail ordusu tarafından bombalandı.
Saldırılarını başlattığı andan itibaren Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yüzde 90'ı birden fazla olmak üzere İsrail ordusu tarafından zorla yerinden edildi.
İsrail ordusu, Filistinlileri sözde "güvenlik" için silahların gölgesi altında sürekli sürgüne tabi tutarken, güvenli bölge ilan edilen alanlar da saldırıların hedefi oldu ve Gazze'de hiç güvenli bölge kalmadı.
Gelinen aşamada, 10 Ekim 2025'teki ateşkes sonrası Gazze'deki Filistinliler, toplam 365 kilometre kare alana sahip bölgenin orta kesiminde yaklaşık 150 metrekarelik bir alana sıkıştırılmış durumda.
İsrail, 16 yıl boyunca abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılara başladığı Ekim 2023'ten itibaren bölgeye elektrik, su, gıda ve yakıt akışını tamamıyla durdurdu.
Buna ek olarak İsrail ordusu, su arıtma tesislerini doğrudan hedef alırken gıda ve suyu Filistinlilere karşı bir silah olarak kullandı.
Birleşmiş Milletler, İsrail'in yardımlara getirmiş olduğu kısıtlamalar nedeniyle kitlesel açlık ve yetersiz beslenmeye bağlı çocuk ölümlerinin yayılması konusunda birçok kez uyarılarda bulunurken, çok sayıda Filistinli çocuk ve yetişkin açlık nedeniyle hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun geniş yıkıma neden olduğu Gazze'de başgösteren barınma sorunu nedeniyle geçen 3 kış boyunca hava koşullarından da çok sayıda Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana Hamas ile Tel Aviv yönetimleri arasında 3 kez ateşkese varıldı.
İlk ateşkes ve esir takası mutabakatı olan "insani ara" 24 Kasım 2023'te yerel saatle sabah 07.00'de (TSİ 08.00) yürürlüğe girdi. Bu kapsamda Gazze Şeridi'nden 81 İsrailli esir, İsrail hapishanelerinden ise 240 Filistinli esir serbest bırakıldı. Başlangıçta 4 gün olarak planlanan ve uzatmalarla 7 gün süren "insani ara" 1 Aralık 2023'te sona erdi.
İkinci ateşkes ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık koltuğuna oturmadan hemen önce, 19 Ocak 2025'te TSİ 12.15'te devreye girdi. İsrail'in Gazze'ye saldırılarının sona ereceği ümitlerini barındıran aşamalı ateşkesin ilk aşamasında, İsrail hapishanelerinde tutulan 1700'den fazla Filistinli esir serbest kaldı. Gazze'deki 25'i sağ, 8'i ölü olmak üzere toplam 33 İsrailli esir de ülkesine teslim edildi. Gazze'deki 5 Taylandlı esir de bu süreçte serbest bırakıldı.
Tel Aviv yönetimi, 1 Mart 2025'te ilk aşaması sona eren ateşkeste ikinci aşamaya geçişi reddederek 2 Mart'ta Gazze Şeridi'ne insani yardım girişini tamamıyla durdurdu ve 18 Mart'ta yoğun saldırılara yeniden başladı.
Son ateşkes ise ABD Başkanı Donald Trump'ın planı kapsamında 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girdi. Ancak ateşkese rağmen bölgede İsrail saldırıları aralıklarla sürdü ve hala devam ediyor.
Tel Aviv yönetiminin, ateşkes ihlalleri, insani yardım girişine yönelik kısıtlamaları ve Trump planına rağmen yeniden imarı engelleme girişimleriyle Filistinlilerin geleceğe umutla bakmasını imkansız hale getirdiği belirtiliyor.
Uydu görüntüleri, İsrail'in ateşkes anlaşmasındaki yükümlülüklerini, özellikle de barınma malzemesi temini konusundaki taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle Gazze'nin orta kesimine sıkıştırılan Filistinlilerin neredeyse tamamının çadırlarda hayatını sürdürmeye çalıştığını ortaya koyuyor.
İsrail'in Filistinlilere göçten başka yol bırakmamak için saldırıları sürdürdüğü, işgali genişlettiği ve bölgede insani durumun iyileşmesine izin vermediği değerlendiriliyor.
Bu kapsamda İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in eylül sonunda yaptığı açıklamalar dikkati çekiyor.
Smotrich, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri göçe zorlamak için yeniden imar umudunun kırılması gerektiğini belirterek, her Avrupa ülkesinin Gazze'den 20 ila 30 bin Filistinliyi kabul etmesinin "sorunu çözeceği" iddiasında bulunmuştu.
Gazze'deki Filistinlilerin başka ülkelere "gönüllü göç" adı altında sürgün edilmesi planı, İsrail'in Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik saldırılarının hemen ardından başta aşırı sağcı Bakan Smotrich olmak üzere İsrailli yetkililer tarafından bir hedef olarak belirlendi.
ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te Filistinlilerin başka ülkelere gönderilebileceği yönündeki açıklamasının ardından bu planı uygulamak için harekete geçen Tel Aviv yönetimi; bir yandan Gazze'ye insani yardım girişini engelleyerek krizi derinleştirdi, diğer yandan Filistinlileri kabul edecek ülke arayışına girdi.
Ekim 2025'te ateşkesin devreye girmesiyle bu konu gündemden düşmüş görünse de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ateşkese rağmen verdiği işgali genişletme talimatı ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın sürgün planını ilerleteceklerini açıklaması, İsrail'in "etnik temizlik" niyetinden vazgeçmediğini ortaya koydu. Bu durum, planın yürürlüğe konduğu yönündeki endişeleri tırmandırdı.
Katz, eylül ortasındaki açıklamasında Gazze Şeridi'ne yönelik kapsamlı operasyonların yeniden başlatılmasının ve bölgedeki yaklaşık 2 milyon Filistinliyi sürme planının hayata geçirilmesinin "an meselesi" olduğunu söyledi.
İsrail'de 27 Ekim 2026'da düzenlenecek seçimler yaklaşırken aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi lideri ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, yeni kabinede Savunma Bakanlığını talep etmesi ve hem Gazze hem de işgal altındaki Batı Şeria'daki Filistinlileri sürmeyi seçim vaadi ilan etmesi son gelişme olarak kayıtlara geçti.
(Kaynak: AA)