⚡ Ajans Online
GÜNCEL

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nün 20. yılına özel "Cumhuriyetin Kamera Arkası" sergisi açıldı

İdil Çetin ve Ahmet Ersoy'un küratörlüğünü üstlendiği sergi, 90 bini aşkın negatiften oluşan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları A

📍 İstanbul
İdil Çetin ve Ahmet Ersoy'un küratörlüğünü üstlendiği sergi, 90 bini aşkın negatiften oluşan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi'nden seçilen görüntülerle dönemin toplumsal çeşitliliğine ve görsel hafızasına farklı açılardan yaklaşıyor. Sergi, 1920'lerden 1950'lerin başlarına uzanarak dönemin İstanbul'una alışılmışın dışında bir yerden bakıyor. Seçki, sokaktaki insanın gündelik yaşamını, şehrin ritmini ve mekanlarını, dönemin toplumsal ve siyasi olaylarını, hatta gazete sayfalarına hiç girmemiş kareleri görünür kılıyor. Pera Müzesi'nde gerçekleştirilen serginin açılış toplantısında konuşan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü yöneticisi Gülru Tanman, basın fotoğrafları arşivinin Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu'nun en kalabalık ve karmaşık grubu olduğunu belirterek, "90 bini aşkın cam ve asetat negatiften oluşuyor. Kabaca 1910'lardan başlayarak 1970'lerin başına uzanıyor. Fakat sergi, bu 90 binlik devasa kümenin 20 binlik ve 1920'lerle 1950'ler arasına tarihleyebileceğimiz bir grubuna odaklanıyor." dedi. Tanman, basın arşivinin Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından 2011'de alındığı bilgisini vererek, şöyle devam etti: "Yaklaşık iki yıllık bir restorasyon ve dijitalleştirme sürecinden sonra 2013'te arşiv kullanılmaya başlandı. Fakat kullanılmaya başlayınca gördük ki arşiv çok karmaşık, köken sorunları olan, dağınık bir arşiv. Dolayısıyla yaklaşık bir 15 yıldır arşivi kullanmamıza rağmen bir sürü soruya cevap verememiştik. Sergi, arşive özellikle odaklanmamızı ve bilmediğimiz bir sürü soruya cevap bulmamızı sağladı diyebilirim. Tabii hala cevaplayamadığımız çok soru var. Fakat arşivin erken dönem basın fotoğrafçılarından Selahattin Giz'in kişisel arşivinin bir parçası olduğundan emin olduk. Mesleki olduğu kadar aynı zamanda kişisel de bir arşiv. Ara ara karşımıza çıkan aile fotoğraflarından bunu tahmin ediyorduk. Aynı zamanda büyük bir kısmını da Giz'in ustası Namık Görgüç'ün fotoğrafları ve yine onların çağdaşı başka foto muhabirlerinin fotoğrafları oluşturuyor." Serginin küratörlerinden İdil Çetin, Yapı Kredi Tarih Arşivi'nde uzun yıllardır bilinen Selahattin Giz koleksiyonundan bahsederek, "Genelde bu koleksiyonu Giz'in kendi çektiği fotoğraflar olarak algılama eğilimindeyiz. Oysa bu Giz'in sadece kendi fotoğraflarını içeren bir arşiv değil, onu altını çizerek söylemek lazım. Giz, 1914 doğumlu. Dolayısıyla aslında kendisi fotoğrafçılığa başlamadan çok önce çekilmiş basın fotoğrafları negatiflerini de burada olduğunu biliyoruz. Dönemin özellikle İstanbul'da çalışan foto muhabirlerinin negatiflerini topladığını, bunlar arasında da özellikle Cumhuriyet gazetesinde beraber çalıştığı hocası Namık Görgüç'ün fotoğraflarının bu toplam içerisinde büyük bir yer kapladığını biliyoruz. Dolayısıyla koleksiyon Selahattin Giz'in kendisi için derlediği bir arşiv." diye konuştu. Çetin, koleksiyondaki fotoğrafların ilk olarak gösterdiklerinden çok etkilendiklerii ve şaşırdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Biz bu fotoğraflara bakarken erken cumhuriyet dönemiyle özdeşleşmiş o görsel repertuvarlara pek uymayan fotoğraflarla arka arkaya karşılaştık. Mesela İstanbul'daki kent sorunlarından, şehirdeki türlü türlü eğlence biçimlerine, tekinsiz kaynayan sokaklardan kentin doğasına ve kent yaşamını insanlarla beraber paylaşan hayvanlara kadar çok bugüne aktarılmamış bir örnekler bütünüyle karşılaşmak bizim için çok heyecan vericiydi. Bu sergiye başlanmaya karar verdiğimizde ilk varsayımımız fotoğrafların kendi döneminde de yayınlanmamış olduklarıydı. Dolayısıyla diyorduk ki fotoğraf muhabirleri, gündelik mesailer arasında bu sahnelerle karşılaştıkça çektiler ama bunları o dönemde de yayınlamadılar herhalde." Sergiyi kentin sorunları, halkın gündelik yaşamı ve dönemin eğlence biçimlerinin basında görünürlük kazanmasından hareketle kurguladıklarını söyleyen Çetin, arşivi, dönemin dört sayfalık gazete yapısını koruyarak siyasi, şehir, adli ve eğlence haberleri şeklinde bölümlendirdiklerini ve bu yolla dönemin çoğulcu hayatının farklı yönlerini bir araya getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Küratör Ahmet Ersoy ise sergide küratör ekibi olarak geri planda kalmayı ve böyle bir arşivi daha öne çıkarmayı hedeflediklerini aktararak, "Bin küsur fotoğrafın içine gömüldüğümüz örüntüleri birazcık yansıtmaya çalıştık. Burada karşılaştığımız arşiv, foto muhabirliği pratiğinin gündelik, ham çıktıları, hatta gündelik atıkları diyelim. Çoğu gündelik olarak çekilmiş ve çoğu gazetede kullanılmamış fotoğraflardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu arşivin en öne çıkan özelliklerinden biri düzensizliği, yapılandırılamamış olması, bütünlüksüz yapısı. Biz aslında bunun da arşivin en büyük lütfu olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesini yaptı. Sergideki fotoğraflarla erken cumhuriyet döneminin yaşanmış gündelik hayatının çok ham, çok pürüzlü, bazı bakımlardan sert dokusuna yaklaşabilme şansına sahip olduklarını ifade eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu durum bizim için çok önemli. Çünkü bu sayede erken cumhuriyetle ilgili çok yekpare, çok oturmuş anlatılardan, çok işte kolaycı birtakım algılardan uzak durmamızı sağladı. Erken cumhuriyetle ilgili özellikle birtakım çok egemen hatırlama biçimleri var, hepimizin aşina olduğu, çok hazır, yerleşik, indirgemeci birtakım kalıplar var ve bu arşivin karışıklığı ve cumhuriyetin cumhuruna dokunan dokusu üzerinden baktığımız zaman bu kalıpların çok dışında hem estetik hem de ideolojik olarak..." "Cumhuriyetin Kamera Arkası" sergisi, haber üretiminin gerisinde kalan görsel malzemeyi odağına alıyor. Gazete sayfasında tek bir kareye dönüşen haberin ardında, aynı anın birkaç saniye öncesini ve sonrasını belgeleyen çok sayıda görüntü bulunuyor. Sergi, yayımlanan fotoğrafları bu akışın diğer kareleriyle yan yana getirerek olayların farklı ayrıntılarını ve fotoğrafçının tercihlerini ortaya çıkarıyor. Negatifler üzerinde yapılan dekupe, kazıma veya maskeleme gibi müdahaleler de görüntünün gazete sayfasına uzanan editoryal yolculuğunu gösteriyor. Netliğin dağıldığı, ışığın değiştiği, görüntülerin üst üste geldiği ya da zamanın fiziksel izlerini taşıyan karelere de yer veren seçki, teknik bağlamda geleneksel arşiv ve sergileme ölçütlerinin dışında kalan görüntülere yeniden görünürlük kazandırırken, içerik düzleminde dönemin ideolojik çerçevesini genişletiyor. Sergi mahalle araları, kalabalık caddeler, spor alanları, eğlence mekanları çalışma hayatından sahneler ile erken cumhuriyet İstanbul'unun gündelik hayatını gözler önüne seriyor. Kazalar, yangınlar, suç mahalleri, mahkumlar, yaralılar ve mahkeme koridorlarında bekleyen insanlar da dönemin haber dünyasının sert yüzünü ortaya koyuyor. Fotoğraflarda kimi zaman olayın kendisi, kimi zamansa çevresinde toplanan ve kameraya bakan meraklı kalabalıklar öne çıkıyor. Arşivde bulunan aile buluşmaları, geziler ve arkadaş çevrelerine ait kareler ise profesyonel fotoğrafçılıkla özel hayat arasındaki geçişleri görünür kılıyor. Tasarımını Pattu'nun üstlendiği sergideki seçki, Basın Fotoğrafları Arşivi'nin 12 bin 586 cam ve 8 bin 97 asetat negatiften oluşan ilk grubundan hazırlanıyor. Bu grubun önemli bir bölümünü gazeteci ve foto muhabiri Namık Görgüç'ün oluşturduğu düşünülüyor. Cumhuriyet gazetesinin fotoğraf servisini, gazetenin kurulduğu 1924 yılında Benli Kemal'le birlikte oluşturan Görgüç, İstanbul'u adım adım kaydederken Türkiye'de basın fotoğrafçılığının gelişimine de katkıda bulundu. Görgüç'ün 1947'deki vefatının ardından arşivin, fotoğrafçı Selahattin Giz tarafından korunduğu ve genişletildiği biliniyor. Koleksiyonda Cemal Göral ve Faik Şenol gibi dönemin diğer fotoğrafçılarının çekimleri de yer alıyor. Yaklaşık 1910'lardan 1970'lere uzanan ve büyük bölümü İstanbul'da çekilen 90 bin 52 negatifi barındıran arşivi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı 2011 yılında satın aldı. Arşivin onarım, zarflama, kutulama ve dijitalleştirme çalışmaları 2013'te tamamlandı. Kataloglama süreci ise fotoğraflardaki kişi, mekan ve olaylara ilişkin yeni bilgilerle gelişmeye devam ediyor. İAE'nin İstanbul'un çok katmanlı hafızasını araştırma, koruma ve erişime açma çalışmalarının bir devamı niteliğindeki sergi, İstanbul Araştırma Enstitüsü'nün 20 yıllık birikimini Pera Müzesi'ne taşıyor. Sergiye eşlik eden katalog, Basın Fotoğrafları Arşivi'ni fotoğraf tarihi, basın kültürü, arşivcilik ve görsel hafıza eksenlerinde ele alıyor. Gülru Tanman, Kerim Suner, Mehmet Erken, Cengiz Kahraman, Geoffrey Batchen, Wolfgang Ernst, Ahmet A. Ersoy, Özge Baykan Calafato, İdil Çetin ve Sidar Bayram’ın katkılarını bir araya getiren yayın, serginin ele aldığı konuları farklı bakış açılarıyla genişletiyor. "Cumhuriyetin Kamera Arkası", 28 Mart 2027'ye kadar Pera Müzesi'nde ziyaret edilebilecek. Pera Müzesi salıdan cumartesiye 10.00-19.00, pazar günleri 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri "Uzun Cuma" kapsamında 18.00-22.00 arası tüm ziyaretçiler, çarşamba günleri ise "Genç Çarşamba" kapsamında tüm öğrenciler müzeyi görebilir. (Kaynak: AA)