İstanbul'da düzenlenen DSÖ Bakanlar Konferansı'nın Bakanlar Oturumu yapıldı
İstanbul'da "Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi" konulu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bakanlar Ko
İstanbul'da "Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi" konulu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bakanlar Konferansı'nın "Depremlerin Yönetiminde Sağlık Sistemlerinin Dayanıklılığının Güçlendirilmesi" başlıklı Bakanlar Oturumu yapıldı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile oturuma eş başkanlık eden DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, yaptığı konuşmada, oturumdaki birçok bakanın ülkesinin yıkıcı depremlere maruz kaldığını söyledi.
Bugün yapılan yatırımların yarınlara hazırlık anlamına geldiğini vurgulayan Kluge, sağlık sisteminin operasyonelliğinin önemine dikkati çekti.
Kluge, deprem hazırlığının özellikle liderlikle ilgili olduğunu, siyasi irade, sürdürülebilir yatırım ve farklı sektörler arasında eş güdüm gerektirdiğini anlattı.
Bu konferansta 4 DSÖ bölgesinin yer aldığını dile getiren Kluge, "Bugün imzaya açılacak İstanbul Deklarasyonu'nda ortak kararlılığımızı, uluslararası yardımlaşmayı ve dayanışmayı bulacağız." dedi.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev de üye ülkelerin deprem riski yüksek bölgelerde bulunduklarını, 6 Şubat depremlerinin hazırlık, hızlı müdahale ve uluslararası dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Ömüraliyev, TDT bünyesinde sivil koruma mekanizmasının oluşturulması ve ortak acil durum müdahale ekiplerinin kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü dile getirerek, "Bizim sorumluluğumuz, geçmişteki afetlerden dersler çıkarmak, daha güçlü kurumlar, daha hızlı müdahale mekanizmaları ve daha iyi bir koruma sistemi kurmak." dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi de 6 Şubat depremlerinin ardından BM'nin ulusal kurumlarla koordinasyon içinde sağlık, travma tedavisi, salgınların önlenmesi ve sağlık sistemlerinin yeniden güçlendirilmesine destek verdiğini söyledi.
Ahonsi, uluslararası desteğin ulusal sistemlerle uyum içinde yürütülmesinin önemine dikkati çekti.
Koordinasyonun sadece teknik bir iş olmadığına işaret eden Ahonsi, "Türkiye'nin deprem acil durum yönetimindeki liderliği, özellikle sağlık sisteminin müdahalesindeki liderliği, dünyaya önemli dersler verdi." ifadesini kullandı.
Robert Koch Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Johanna Hanefeld de sağlık acil durumlarının giderek daha karmaşık hale geldiğini, güçlü ulusal sağlık sistemlerinin krizlere karşı ilk savunma hattını oluşturduğunu söyledi.
Hanefeld, afetlerde ortak standartlar, sektörler arası koordinasyon ve uluslararası işbirliğinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, toplum katılımının da müdahalelerin başarısını belirlediğini ifade etti.
BM Nüfus Fonu (UNFPA) Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Florence Bauer de afetlerden kadınlar ve çocukların orantısız şekilde etkilendiklerini anlattı.
Hamilelere yönelik sağlık hizmetleri ile cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesine ilişkin çalışmaların hazırlık planlarının ayrılmaz parçası olması gerektiğini söyleyen Bauer, "Gebe kadınların desteklenmesi ve şiddetin önlenmesi, ikincil bir ihtiyaç değil. Bu, kesinlikle hayat kurtaran temel bir konu ve her tür insani müdahalede yer alması gereken bir konu." ifadelerini kullandı.
Bauer, kadınların ve kız çocuklarının afete hazırlık ve müdahale planlarının merkezinde yer almaları gerektiğini vurguladı.
Oturumda misafir heyet başkanları da hitapta bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, konferans kapsamında gerçekleştirilen "İstanbul Bildirgesi İmza Töreni"nde de katılımcılara hitap etti.
Kluge, imza törenini "ortak kararlılığın başlangıç noktası" şeklinde nitelendirerek, "Son iki günde bakanlar, 40 ülkenin temsilcileri ve partnerlerimiz, 4 DSÖ bölgesinden bir araya geldiler. Kabiliyetlerimizi artırmayı ve insanları korumayı hedeflediler." dedi.
Depremin, hayatların ne kadar hızlı şekilde değişebileceğinin göstergesi ve bir millet için de test anlamına geldiğine işaret eden Kluge, şunları kaydetti:
“Burada hazırlık elbette hayat kurtaran bir şey. Dayanışma, aynı şekilde insanları daha güçlü hale getiriyor. Bu konferans boyunca bir mesaj çok net bir şekilde öne çıktı: Depreme hazırlık, aslında sadece acil durum müdahalesi değil aynı zamanda daha güçlü sağlık sistemleri oluşturmakla ve afet vurmadan önce hazırlık yapmakla alakalı bir şey. Bu şekilde sağlık hizmetleri daha güçlü ve erişilebilir kalmaya devam eder.”
Kluge, Türkiye'ye teşekkür ederek "Türkiye, aslında bu acı dolu deneyimde küresel bir liderlik gösterdi. Sadece bu bölgeye değil aslında küresel sağlık güvenliğine de çok ciddi katkılarda bulundu." ifadesini kullandı.
Asıl sorumluluğun, kararlığı eyleme dönüştürmek olduğunu vurgulayan Kluge, "DSÖ Avrupa, üye ülkeler ve partnerler bağlamında hazırlığı ve dayanıklı sağlık sistemlerini desteklemeye ve işbirliğini ilerletmeye kararlıdır çünkü afetler sınır tanımaz ve herhangi bir ülke deprem riskini ortadan kaldırma kabiliyetine sahip değil." dedi.
Kluge, "Bir Türk atasözüyle bitireyim, 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' Bir el tek başına çok az şey yapabilir ancak el ele verdiğimiz zaman daha güçlü hale geliriz. Güzel İstanbul'dan mesajımız bu olsun." diye konuştu.
DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Kluge ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, hitaplarının ardından "İstanbul Bildirgesi"ni imzaladı.
(Kaynak: AA)