Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı yapıldı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bir kadının can güvenliği, bir ailenin huzuru, bir çocuğun geleceği için üzerimize düşen her görevi kararlılıkla yerine getirec
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bir kadının can güvenliği, bir ailenin huzuru, bir çocuğun geleceği için üzerimize düşen her görevi kararlılıkla yerine getireceğiz." dedi.
Bakan Çiftçi, Ankara Hakimevi'nde, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş'un da yer aldığı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı'nda konuştu.
Kadına yönelik şiddete "sıfır tolerans" anlayışıyla koruyucu, önleyici ve caydırıcı tüm mekanizmaları daha da güçlü işletmenin, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirten Çiftçi, bu doğrultuda atılacak adımların, Türkiye'nin selametine katkı sunacağına inandığını söyledi.
Çiftçi, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, milletin vicdanını, aile kurumunun selametini, insan onurunu ve toplumsal huzuru doğrudan ilgilendiren temel meselelerin başında geldiğini ifade etti.
Kadının, ailenin mayası, merhametin dili, neslin emanetçisi ve toplum hayatının vazgeçilmez unsuru olduğunu dile getiren Çiftçi, "Kadına yönelen her türlü şiddet, insan haysiyetini zedeleyen, aile yapısını sarsan, toplumsal vicdanı yaralayan ağır bir ihlaldir. Biz bu meseleye hukukla, vicdanla, merhametle ve devlet sorumluluğuyla yaklaşıyoruz." diye konuştu.
Bakan Çiftçi, Hazreti Muhammed'in kadınlara dair tavsiyelerinin kendileri için daima yol gösterici olduğuna işaret ederek, "Kadına hürmet, insanlığa hürmettir. Aileye sahip çıkmak, milletin geleceğine sahip çıkmaktır. Devlet olarak bu anlayışı hem hukuk düzenimizde hem de sahadaki uygulamalarımızda güçlendirmek temel vazifemizdir." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kadına yönelik şiddetle mücadelenin, devletin en temel hassasiyet alanlarından biri haline geldiğini anlatan Mustafa Çiftçi, şöyle devam etti:
"Bu alanda ortaya konulan irade son derece açıktır; sıfır tolerans, etkin koruma, hızlı müdahale, güçlü koordinasyon ve sürekli takip. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun merkezinde huzurlu aile, güçlü toplum, güvenli şehir ve insan onurunu esas alan devlet anlayışı vardır. İçişleri Bakanlığı olarak bu vizyona uygun bir ciddiyetle sahada ve merkezde kararlılıkla çalışıyoruz. Bakanlığımız açısından önceliğimiz son derece nettir, riski erken görmek, mağdura hızlı ulaşmak, koruyucu ve önleyici tedbirleri etkin biçimde uygulamak, şiddeti besleyen zemini ortadan kaldırmak ve kurumlar arası işbirliğini daha güçlü hale getirmek."
Çiftçi, Kadın Acil Destek Uygulamasının (KADES), 24 Mart 2018'den bu yana kadınların acil durumlarda güvenlik birimlerine en hızlı şekilde ulaşmasını sağlayan hayati bir imkan sunduğunu ifade ederek, "1 Haziran 2026 itibarıyla KADES, 9 milyon 713 bin 686 kişi tarafından indirilmiş, uygulama üzerinden 2 milyon 117 bin 98 ihbar alınmıştır. Bu veriler teknolojiyi insan hayatını koruma amacıyla güçlü bir güvenlik mekanizması olarak kullandığımızı da göstermektedir." bilgilerini verdi.
HAYAT 112 Acil mobil ihbar uygulamasının, acil yardım ve ihbar süreçlerinde yeni bir dönemin kapısını araladığına işaret eden Çiftçi, KADES'in de bu uygulamanın içinde yer almasının bu alanda önemli bir yenilik olduğunu bildirdi.
Çiftçi, şiddet riski altındaki kadınların telefon ve akıllı saatten tek tuşla acil yardım çağrısı gönderebildiğini, ihtiyaç anında devletin koruyucu elinin "bir tık" kadar yakınlarında olduğunu aktardı.
Şiddet riski altındaki kadınların, telefonlarına ulaşamayacak durumda olsalar dahi kollarındaki akıllı saat üzerinden tek tuşla acil yardım çağrısı gönderebileceklerini anımsatan Çiftçi, üçüncü kişilerin de şiddet, sağlık, asayiş ya da başka bir acil durumla karşı karşıya kalan yakınları için konum, fotoğraf ve kısa video desteğiyle 112'ye güvenli biçimde ihbarda bulunabileceğini kaydetti.
Elektronik kelepçe uygulamasının da yüksek riskli vakaların takibinde son derece önemli bir mekanizma olduğunu söyleyen Çiftçi, 1 Ocak 2020'den bu yana uygulanan bu sistemle şiddet uygulama riski bulunan kişilerin izlendiğini, mağdurun can güvenliğini korumaya yönelik tedbirlerin anlık olarak takip edildiğini dile getirdi.
Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi'nde 81 ili kapsayan elektronik izleme altyapısı kurulduğunu ifade eden Çiftçi, "2026 yılı itibarıyla elektronik izleme merkezimizin kapasitesi 2 bin aktif vaka izleme seviyesine çıkarılmış, 64 izleme ünitesiyle hizmet verilmeye başlanmıştır. 1 Haziran 2026 itibarıyla 1596 vaka aktif olarak takip edilmekte, bugüne kadar toplam 10 bin 808 vaka izlenmiş bulunmaktadır." bilgilerini verdi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kurumsal kapasitelerini de sürekli geliştirdiklerini, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde 1175 aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele biriminin bulunduğunu belirtti.
Söz konusu birimlerde 20 binden fazla kolluk personelinin görev yaptığını ifade eden Çiftçi, sahada 7 gün 24 saat görev yapan personelin mağdura hızlı ulaşmak, tedbirleri uygulamak ve süreci dikkatle takip etmek için büyük bir gayret gösterdiğini söyledi.
Çiftçi, eğitim faaliyetlerinin de bu mücadelenin önemli bir ayağını oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"2020-2026 yılları arasında 1 milyon 367 bin kolluk personeline, 553 bin özel güvenlik görevlisine ve 243 bin 500 er ve erbaşa kadına yönelik şiddetle mücadele eğitimi verilmiştir. Ayrıca 2 bin 127 mülki idare amirimiz de bu alanda yüz yüze ve uzaktan eğitimlerle desteklenmiştir. 'Kadına El Kalkamaz' kampanyası kapsamında 2022-2026 yılları arasında 42 milyon 763 bin 516 erkeğe bilgilendirme ve farkındalık faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Çünkü bu mücadele kolluk tedbirlerinin yanında toplumsal bilinç, aile terbiyesi, ahlaki sorumluluk ve ortak hassasiyet gerektiren geniş bir alana sahiptir."
Kadına yönelik şiddetle mücadelede başarının; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Adalet Bakanlığına, kolluk birimlerinden mülki idare amirlerine, sivil toplumdan medyaya, okuldan aileye kadar herkesin ortak gayretiyle mümkün olduğuna vurgu yapan Çiftçi, "Bir kadının can güvenliği, bir ailenin huzuru, bir çocuğun geleceği için üzerimize düşen her görevi kararlılıkla yerine getireceğiz." ifadesini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 5. Ulusal Eylem Planı doğrultusunda "Koruyucu ve Önleyici Hizmetler Daire Başkanlığ"nı kuracaklarını, bu sayede erken müdahale ve önleme mekanizmalarını daha da güçlendireceklerini ifade etti.
Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı"nda konuştu.
Toplantıda, şiddetle mücadelede mevcut çalışmaları değerlendireceklerini, koruyucu ve önleyici hizmetlerin sahada daha etkin uygulanması için atacakları yeni adımları istişare edeceklerini belirten Göktaş, ele alınacak konuların şiddetle mücadelede daha güçlü ve hızlı bir koruma sisteminin inşasına katkı sunacağını söyledi.
Alınacak her isabetli kararın, bir hayatı koruyan, bir aileyi ayakta tutan ve bir çocuğun geleceğini değiştiren sonuçlar doğuracağına işaret eden Göktaş, bugün Türkiye'nin, kurduğu hizmet ağı, güçlü kurumları ve sahadaki kararlı çalışmalarıyla öncü bir ülke olduğunun altını çizdi.
Bunun temelinde, şiddeti ortaya çıkmadan önlemeye yönelik, ihtiyaç anında hızlı destek sunan ve her süreci yakından takip eden sağlam bir altyapı bulunduğunu dile getiren Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi adalet, sosyal hizmet, sağlık, eğitim, güvenlik, yerel yönetimler ve sivil toplum boyutlarıyla birlikte yürüttüklerini kaydetti.
Göktaş, şiddet vakalarında tek bir kurumun çabasının yeterli olmadığını vurgulayarak, şunları ifade etti:
"Kolluk biriminin hızlı müdahalesi ve adli makamların etkin adımları mücadelenin ilk ve en kritik aşamasını oluşturuyor. Sağlık personeli ile sosyal hizmet çalışanlarının çalışmaları, mağdurun güvenliğini ve ihtiyaç duyduğu desteğe erişimini güçlendiriyor. Yerel yönetimlerin çalışmaları ve sivil toplumun katkıları da aynı hedefte birleştiğinde, kalıcı ve etkili sonuçlar alabiliyoruz. Riski önceden gören, başvuruyu hızla alan, kadını güvenli alana ulaştıran bir sistemle çalışıyoruz. Çocuğu destekleyen, hukuki süreci takip eden ve kadının yeniden hayat kurmasına eşlik eden bir yapıyla hareket ediyoruz. Bugün Türkiye'nin bu alandaki en önemli gücü budur."
Bakan Göktaş, bu güçlü yapının temelinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kadını, aileyi ve sosyal politikaların merkezine taşıyan liderliğinin bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Şüphesiz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı iradesi, kadına yönelik şiddetle mücadelemize istikamet kazandırdı. Son 24 yılda 'sıfır tolerans' ilkesi doğrultusunda güçlü bir mevzuat ve kurumsal altyapı oluşturduk. 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere mevcut hukuki çerçeveyle mağdurların korunmasını güçlendirdik ve yaptırımların etkinliğini artırdık. Israrlı takip fiilini müstakil bir suç olarak düzenledik. Ulusal Eylem Planlarımızla kadına yönelik şiddetle mücadeleyi kesintisiz şekilde yürüttük. Koruyucu ve önleyici hizmet ağımızı 81 ilimizde yaygınlaştırdık. 81 ilimizde 86 ŞÖNİM'lerimizle bu yapının koordinasyonunu merkeze aldık. Kadın konukevlerimiz, şiddet mağduru kadınlar ve beraberindeki çocukları için güvenli bir yaşam alanıdır. ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattımız, ihtiyaç anında ilk temas noktalarımızdan biridir. KADES, acil durumlarda kadının kolluk birimlerine hızla ulaşmasını sağlayan güçlü bir hamledir.”
Elektronik kelepçe uygulamasının, yüksek riskli vakalarda mağdurun güvenliğini artıran önemli bir tedbir olduğunu belirten Göktaş, gizlilik kararları, kimlik değişikliği, barınma desteği, psikososyal destek, hukuki yönlendirme ve ekonomik güçlenme çalışmalarının ise bu sistemin birbirini tamamlayan parçaları olduğuna işaret etti.
Bu güçlü altyapının, kadına yönelik şiddetle mücadelede mağduru koruma altına alan hizmet anlayışının somut karşılığı olduğunu dile getiren Göktaş, "Bugün sahip olduğumuz bu birikimi daha ileri bir aşamaya taşıyoruz. Şiddetsiz yaşam ve saygı kültürü temelinde 5. Ulusal Eylem Planı doğrultusunda kurumsal kapasitemizi daha da güçlendiriyoruz. Bu amaç doğrultusunda 'Koruyucu ve Önleyici Hizmetler Daire Başkanlığı'mızı kuruyoruz. Böylece erken müdahale ve önleme mekanizmalarını daha da güçlendireceğiz." diye konuştu.
ŞÖNİM'lerin koordinasyonunu daha etkin hale getireceklerinin altını çizen Göktaş, "Hedefimiz, vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşan, ihtisaslaşmış bir sosyal hizmet sistemi inşa etmek. Bu anlayışla şiddetle mücadelede vatandaşımızın güven içinde yaşayacağı bir hizmet ağını yaygınlaştıracağız." dedi.
Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelenin etkinliği için veri, sahadan gelen bilgi ve somut uygulamalara dayalı bir politika anlayışı gerektiğini ifade ederek, bu süreçte politikalarına yön veren temel kaynaklardan birinin de 10 yıllık bir aranın ardından gerçekleştirdikleri "Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması" olduğunu söyledi.
Araştırma sonuçlarına göre 15-59 yaş aralığındaki kadınların hayatlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalma oranının yüzde 12,8 olduğunu aktaran Göktaş, "Araştırmadaki psikolojik, ekonomik ve dijital şiddet, ısrarlı takip gibi yeni risk alanları, mücadele politikalarımızın kapsamını sürekli güncellememiz gerektiğini gösteriyor. Tam da bu noktadan hareketle 5. Ulusal Eylem Planımızı yeni risklere karşı daha güçlü bir mücadele zemini olarak hazırladık." diye konuştu.
Göktaş, temel önceliklerinin şiddet ortaya çıkmadan önce riskleri tespit eden ve saygı kültürünü hayatın her alanında güçlendiren bir yaklaşımı hakim kılmak olduğunu vurgulayarak, bu çerçevede şiddetin zeminini oluşturan tutum ve davranış kalıplarını erkenden dönüştürmeyi hedefleyen bir politika çerçevesiyle hareket ettiklerini kaydetti.
Kapsayıcı farkındalık ve eğitim çalışmalarını da sürdürdüklerini belirten Göktaş, "Şiddet işaretlerinin erken fark edilmesini önemsiyoruz ve 'İşareti Fark Et' yaklaşımıyla toplumsal duyarlılığı artırmayı hedefliyoruz. Bunun için modüler eğitim programları geliştiriyoruz. Medya, dijital platformlar, kültür ve sanat alanlarının dönüştürücü etkisinden yararlanmak için projeler geliştiriyoruz. Bugünkü toplantımızda V. Ulusal Eylem Planımızın sahada güçlü biçimde uygulanması için kurumların sorumluluklarını ve işbirliği alanlarını da ele alacağız." ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelede şiddet uygulayan bireylerin davranış örüntülerinin dönüştürülmesinin bu mücadelenin parçası olduğunu, bu nedenle şiddet uygulayanlara yönelik psikososyal müdahale programlarını güçlendirdiklerini bildirdi.
Yürüttükleri çalışmaların, şiddet uygulayan bireylerin önemli kısmının çocukluğunda şiddete tanıklık ettiğini gösterdiğini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
“Öfke kontrolü, empati, sağlıksız iletişim biçimleri ve öğrenilmiş davranış kalıpları gibi durumların öne çıkan temel risk başlıkları olduğunu tespit ettik. Dijitalleşmeyle beraber kontrol, baskı ve takip davranışları daha görünür hale geldi. Bu durum müdahale süreçlerimizi yeni risklere duyarlı biçimde ele almamızı zorunlu kıldı. Bu tespitler doğrultusunda failin risk durumuna göre özelleştirilen müdahaleleri içeren modelimizi en kısa sürede 81 ilimizde uygulamaya koyacağız. Şiddet uygulayanlara yönelik çalışmalar, cezai süreçlerin alternatifi asla değildir. Bu çalışmalar, şiddetin tekrarını önlemeyi hedefleyen tamamlayıcı ve önleyici bir politika aracıdır.”
Kadına yönelik şiddet sosyal risk haritasını, yüksek riskli haneleri tespit edecek şekilde Türkiye genelinde uygulamaya aldıklarını anımsatan Göktaş, "81 ilimizde 14 bin 841 personelimize eğitim verdik. Eğitimlerini tamamlayan ekiplerimiz yüz yüze görüşmeler yapmaya başladı. Görüşmeler sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçlara göre önleyici hizmetlerimizi daha güçlü ve daha etkili hale getiriyoruz. Böylece risk altında olduğunu tespit ettiğimiz vatandaşlarımızı ihtiyaç duydukları hizmetlere hemen yönlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Kadına yönelik şiddetin bugün hala küresel ölçekte varlığını sürdüren ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Göktaş, "Biz bu meseleyi toplumun huzurunu, sosyal dayanışmayı, çalışma hayatını, aile içi ilişkileri ve sağlıklı nesillerin yetişmesini doğrudan etkileyen bir sorun olarak görüyoruz. Her zaman belirttiğimiz gibi kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Bir insan hakları mücadelesidir. Bu anlamda kadın ile aileyi karşı karşıya getirmeye çalışan söylemleri asla kabul etmediğimizi ve doğru olmadığını bir kez daha açıkça ifade etmek isterim." dedi.
Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı'nın kadınların, çocukların ve ailelerin refahını güçlendirmeyi amaçlayan vizyonlarının adı olduğunu dile getirerek, aynı durumun aile hukuku için de söz konusu olduğunu söyledi.
Bu alanda yasal düzenlemeler yapılırken Anayasa'nın, ailenin korunmasına dair temel kurallarının göz ardı edilmemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla aile hukukunda yapılacak her yasal değişikliğin bu anayasal güvencelerle tam bir uyum içinde şekillenmesi zorunludur. Yoksulluk nafakası başta olmak üzere bu alandaki konular çocuk refahını, ailenin korunmasını, kadın haklarını, toplumu ve nüfus politikalarını doğrudan etkileyen çok boyutlu meselelerdir. Bu nedenle aile hukukunda atılacak her adımın, söz konusu alanların tamamını gözeten bir yaklaşımla ele alınması büyük önem taşımaktadır."
Bakan Göktaş, Meclis tarafından yapılacak yeni düzenlemenin hakkaniyeti esas alan ve toplumsal ihtiyaçları gözeten bir anlayışla hazırlanacağına inandıklarını söyledi.
Düzenleme sürecinde bir yandan uygulamada ortaya çıkan problemlerin giderilmesi ve diğer yandan yeni mağduriyetlerin oluşmasının önlenmesinin temel öncelik olması gerektiğini dile getiren Göktaş, "Bu düzenlemenin, kadınları koruyan, çocukların üstün yararını esas alan, aileyi ve toplumun adalet duygusunu güçlendiren bir çerçevede ele alınmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin, kurumların aynı amaç doğrultusunda, aynı kararlılıkla yürümesiyle mümkün olduğuna işaret eden Göktaş, "Alacağımız kararların kadınları ve çocukları koruyan, sahadaki koordinasyonu daha ileri seviyeye taşıyan sonuçlara vesile olacağına inanıyoruz. Başta ilgili bakanlıklarımız olmak üzere bu mücadeleye katkı sunan tüm kurumlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Amacımız tek bir vakayı bile önlemek." dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca yasal düzenlemelerle değil, güçlü kurumlar arası işbirliği, etkin uygulama, hızlı mücadele ve toplumsal farkındalıkla ancak başarıya ulaşacaktır." dedi.
Bakan Gürlek, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş'un da katıldığı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı'nda konuştu.
Toplantıda kadına yönelik şiddetle mücadelede bugüne kadar atılan adımları değerlendirmek, kurumlar arası işbirliğini güçlendirmek ve bundan sonra atılacak adımlara ilişkin istişare adına bir araya geldiklerini belirten Gürlek, "Biz tek bir kadının dahi şiddete maruz kalmasını asla kabul etmiyoruz." ifadelerini kullandı.
Gürlek, daha önce Anayasa'da yapılan değişikliklerle kadın haklarının anayasal güvenceye alındığını, ilgili yasalardaki değişikliklerle de kadına karşı işlenen suçların ceza miktarlarının artırıldığını anımsattı.
Yasal düzenlemelerle kadına yönelik kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni sayıldığını, ısrarlı takibin müstakil bir suç olarak düzenlendiğini belirten Gürlek, "iyi hal" indiriminin de kaldırıldığını, kadınların adalete erişiminin güçlendirilmesi adına da önemli adımlar atıldığını dile getirdi. Bu kapsamda ısrarlı takip, kadına karşı kasten yaralama, işkence suçlarında mağdurların istemleri halinde baro tarafından ücretsiz olarak avukat görevlendirilmesinin mümkün hale getirildiğini belirten Gürlek, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un etkin uygulanması amacıyla da her adliyede tedbir mahkemelerinin belirlendiğini bildirdi.
Başsavcılıklar bünyesinde aile içi ve kadına yönelik şiddet suçları soruşturma bürolarının kurulduğunu belirten Gürlek, şöyle devam etti:
“Bugün 81 ilde 303 adliyede bu bürolar faaliyet göstermektedir. Mağdurların adli süreçte örselenmemesi için adli görüşme odalarını yaygınlaştırdık. Halihazırda 81 ilde 167 adliyede toplam 176 adli görüşme odası bulunmaktadır. Kurulduğu tarihten bu yana bu odalarda toplam 173 binden fazla ifade ve beyan alınmıştır. Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerimizin sayısını 81 ilde 180'e ulaştırdık. Bu müdürlüklerimiz aracılığıyla mağdurlara bilgilendirme, yönlendirme, psikososyal destek hizmetleri sunuyoruz. Bugüne kadar toplam 2 milyon 537 binden fazla kişiye adli süreçte psikososyal destek sağladık.”
Adalet Bakanı Gürlek, Koordinasyon Kurulu'nun kadına karşı şiddetle mücadelede bütüncül mücadele anlayışlarının en önemli göstergelerinden biri olduğunu bildirdi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi ile adalet sisteminde kadın hakları alanındaki uygulamaların geliştirilmesi ve şiddet mağduru kadınların adalete erişiminin güçlendirilmesi hedefinin bulunduğunu belirten Gürlek, "Önümüzdeki dönemde de aile içi ve kadına yönelik şiddet suçları soruşturma bürolarını daha da yaygınlaştıracağız. Bu bürolarda görev yapan Cumhuriyet savcılarımızın uzmanlaşmasını güçlendireceğiz." diye konuştu.
Bakan Gürlek, kadına yönelik şiddetle mücadelede kararlılık vurgusu yaparak, şöyle devam etti:
“Adli yargı sisteminde kadın haklarını daha etkin koruyan uygulamaları geliştireceğiz. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca yasal düzenlemelerle değil, güçlü kurumlar arası işbirliği, etkin uygulama, hızlı mücadele ve toplumsal farkındalıkla ancak başarıya ulaşacaktır. Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız ile ilgili tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Şiddet mağduru kadınlara bir kez daha ifade etmek isterim ki adalet kapısı sizlere her daim açıktır.”
Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, İslam'ın, ister kadın ister erkek olsun herhangi bir insanın onurunu örseleyen ve şiddeti normalleştiren her türlü düşünce, anlayış ve yaklaşımı reddettiğini belirtti.
Arpaguş, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin de katıldığı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı'nda konuştu.
İslam'a göre insanın eşref-i mahlukat olduğunu söyleyen Arpaguş, bu açıdan herhangi bir cinsiyet ayrımı bulunmaksızın tüm insanların aynı değere sahip olduğunu vurguladı.
Küresel bir sorun haline gelen şiddetin, din, dil, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin bütün insanlığı tehdit edecek boyuta ulaştığına dikkati çeken Arpaguş, şiddet sarmalından en çok çocuklar ve kadınların etkilendiğini dile getirdi.
Kadınların cinsiyet üzerinden ayrımcılığa tabi tutulmasının insanlık dışı bir tutum olduğunu belirten Arpaguş, "Hangi sebeple ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, kadının onurunu rencide etmek ve ona yaşama hakkını bile çok görmek bariz bir cahiliye adetidir. Bu durum, insan onuruyla bağdaşmayan bir zihniyet bozukluğunun ve hastalıklı bir ruh halinin göstergesidir. Yüce dinimiz İslam, ister kadın ister erkek olsun herhangi bir insanın onurunu örseleyen ve şiddeti normalleştiren her türlü düşünce, anlayış ve yaklaşımı reddetmiştir. Özellikle kadına yönelik değersizleştirici söylem ve davranışları kesin bir dille yasaklamıştır." ifadelerini kullandı.
İslam'ın, ailenin temeline sevgi, şefkat, adalet ve merhamet gibi değerleri yerleştirdiğini, aile içerisindeki ilişkilerin emanet bilinciyle, hakkaniyet ekseninde sürdürülmesini istediğini aktaran Arpaguş, şöyle devam etti:
“Bugün ne yazık ki aile kurumunu itibarsızlaştıran ve kadının hakkını savunmak adına kategorik olarak erkeği ötekileştiren sığ bir yaklaşıma şahit oluyoruz. Bu bağlamda çeşitli medya araçları üzerinden yapılan özensiz yayınlar, aile içi şiddet meselesinin makul ve gerçekçi bir çözüme kavuşturulmasını daha da zorlaştırmaktadır. Esasen insanı ayrıştıran bu yaklaşım, toplumsal psikolojide ciddi bir tahribata da sebep olmaktadır. Dolayısıyla kadını ikinci sınıf addeden, onun onurunu inciten ve ona her türlü baskıyı, zulmü ve şiddeti reva gören anlayışlara karşı kararlı bir şekilde mücadele ederken, kadın ile erkeği ayrıştırmamaya ve ötekileştirmemeye de özen göstermek zorundayız.”
Kadın ve erkeğin birbirinin rakibi değil, bilakis birbirini tamamlayan, destekleyen ve güçlendiren iki ana unsur olduğunu vurgulayan Arpaguş, önceliğin kadınıyla, erkeğiyle, ebeveyniyle, çocuğuyla ve diğer tüm unsurlarıyla bir bütünlük içinde aileyi güçlendirmek olması gerektiğini söyledi.
Ülke genelinde aile ve dini rehberlik merkezleri ve bürolarında milletin aile huzuruna rehberlik ettiklerini belirten Arpaguş, şunları kaydetti:
“Aile ve dini rehberlik bürolarında görev yapan personelimiz için kadına yönelik şiddetle mücadele konulu eğitimler düzenliyoruz. Bununla birlikte yıl boyunca konferans, seminer, çalıştay ve istişare toplantıları yaparak farkındalığı canlı tutmaya çalışıyoruz. 2025'te gerçekleştirilen hizmet içi eğitim programlarına toplam 2 bin 364 personelimiz katılmıştır. Diyanet Akademisi Başkanlığı tarafından yürütülen ihtisas ve mesleki eğitim programlarında, 19 akademi merkezinde eğitim gören aday din görevlilerine eğitimler veriyoruz.”
Baba Okulu Projesi kapsamında 81 ilde baba ve baba adaylarına yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde "ailede merhametin mimarı olarak baba" modülü çerçevesinde İslam'ın şiddeti reddeden yaklaşımını anlattıklarını ifade eden Arpaguş, "Başkanlığımız ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında kadın konukevlerinde manevi destek hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda 2025 sonu itibarıyla 70 ilde görev yapan 141 personel tarafından toplam 2 bin 412 faaliyet gerçekleştirilmiş ve 9 bin 925 kişiye ulaşılmıştır." bilgisini verdi.
(Kaynak: AA)