⚡ Ajans Online
DÜNYA

Kimyasal Esad: Doğu Gutalı bebeklerin ölüm uykusunun üzerinden 13 yıl geçti

Beşar Esad rejiminin toplumsal protestoları sert bir şekilde bastırmasının sonucu olarak Suriye’deki olayların 2012’deki iç savaşa evrilmesinin ardından Şam’ın

📍 Ordu
Beşar Esad rejiminin toplumsal protestoları sert bir şekilde bastırmasının sonucu olarak Suriye’deki olayların 2012’deki iç savaşa evrilmesinin ardından Şam’ın Doğu Guta bölgesi, rejim muhalifi silahlı grupların en önemli kalesi durumuna geldi.Doğu Guta, 2012’nin sonlarından itibaren Esad rejimine bağlı silahlı birlikler ile müttefiki milislerce kuşatma altına alındı.Esad rejimi tarafından gıda, tıbbi malzeme ve enerji blokajı uygulanan Doğu Guta halkı insani krizle mücadele etmek zorunda kaldı.Rejim, muhaliflerin direnişi kırmak ve bölgeyi tamamen insansızlaştırmak hedefiyle acımasızlığını en üst seviyeye vardırdı.21 Ağustos 2013’te gece yarısı saat 02.00 sıralarında Doğu Guta’daki Zamalka, Ayn Terma, Mueddamiye ve Kafar Batna beldeleri aynı anda karadan karaya fırlatılan sarin gazı başlıklı roketlerin hedefi oldu.Geleneksel konvansiyonel bombaların aksine büyük patlama sesleri veya yıkım yaratmayan bu roketler, Doğu Guta’ya kokusuz, renksiz ve son derece ölümcül bir nörotoksin olan sarin gazını bıraktı.Binaların alt katlarına, sığınaklara ve bodrumlara çöken zehirli gaz, bombalardan korunmak için yer altına sığınmış olan sivilleri uykularında yakaladı.Gazın etkisine maruz kalan sivillerde kısa süre içinde şiddetli kasılmalar, solunum yetmezliği, göz bebeklerinde aşırı küçülme, çırpınma, felç gibi ağır nörolojik zehirlenme belirtileri baş gösterdi.Gecenin ilk saatlerinde 6 binin üzerinde insan bölgedeki geçici sahra hastanelerine ve yer altı kliniklerine koştu.Kimyasal katliamda yüzlerce bebek ve çocuğun aralarında olduğu  1400’ün üzerinde sivil hayatını kaybetti.Abluka tıbbi stokları tükenmiş olan sahra hastanelerinde oksijen tüpü, mekanik solunum cihazları, sarin gazının panzehiri olan atropin ile pralidoksim maddeleri bulunmuyordu.Koruyucu kıyafetleri ve gaz maskeleri olmayan doktorlar ile gönüllü ilkyardımcılar, zehirlenen insanların üzerindeki kıyafetleri kesip suyla yıkayarak gazı arındırmaya çalışırken kendileri de gazı bu kıyafetlerden solumaları nedeniyle zehirlenerek can verdi.Hastanelerin koridorları, avluları ve sokaklar yan yana dizilmiş cansız bedenlerle dolarken insanların kimliklerini tespit etme imkanı bile bulunamadı.Birçok ailenin tek bir ferdinin bile hayatta kalmaması nedeniyle yüzlerce cenazenin isimleri belirlenemeden toplu mezarlara defnedildi.Saldırının ardından dünya kamuoyunda yaşanan infial ile birlikte Birleşmiş Milletler Silahsızlanma İşleri Ofisi’ne bağlı bir heyet bölgeye gitti.Heyetin bölgeden aldığı toprak, mühimmat kalıntısı, kan ve doku örnekleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda Doğu Guta’da sivillere karşı geniş çaplı bir sarin gazı saldırısı resmi raporlarla teyit edildi.BM Güvenlik Konseyi kararıyla Esad rejiminin, elindeki kimyasal silah stoklarını Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne (KMYÖ) teslim etmeyi kabul ettiği bir süreç başlatıldı.Ancak Esad rejimi daha sonraki yıllarda da yine Doğu Guta ile Han Şeyhun ve Duma gibi farklı bölgelerde de kimyasal saldırılar yapmaya devam etti.Esad’a bağlı silahlı güçler, rejimin kimyasal saldırısının delillerini ortadan kaldırmak amacıyla bölgedeki başta sahra hastaneleri olmak üzere birçok noktayı kara ve hava saldırılarıyla bombardıman başlattı.Rejim ile müttefikleri, saldırının muhalif gruplar tarafından mizansen olarak kurgulandığı yönünde sahte içerikler üreterek dezenformasyon kampanyaları düzenledi. (Kaynak: ENSONHABER)