Laik Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Sultan Abdülhamid’e nasıl yağ çekmişti?
Cumhuriyet… Hani şu 2. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Faşist ve Nazi taraftarı olduğu ayyuka çıkan gazete.Bakmayın siz 60’ların ortasından itibaren Solcu ve a
Cumhuriyet… Hani şu 2. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Faşist ve Nazi taraftarı olduğu ayyuka çıkan gazete.Bakmayın siz 60’ların ortasından itibaren Solcu ve anti-Amerikacı takılmasına, Nazım Hikmet’e en acımasız hakaretler sağcılardan önce Cumhuriyet’ten gelmiş, hatta Moskova’ya kaçtıktan sonra ilk fotoğrafını “yüzüne doya doya tükürün” diye yayınladığını yazacak kadar da alçalmıştı. Düşünün, bu gazetede şimdi Nazım yere göğe konulamıyor.Cihan Harbi yıllarında İslam birliğini savunan da, Mütareke döneminde Amerikan mandasını isteyen de oydu…Adı Yunus Nazi’ye çıkarılacak kadar Nazi hayranı kesilen de oydu, İsmet İnönü düşmanlığı içinde kıvranırken ölen de…Yeni rejimin koruyup kolladığı, tabii ki kullandığı Cumhuriyet’in kurucusu ve sahibi Yunus Nadi’nin dönercileri hayrette bırakan hayatseyrinden yeni bir kesit daha sunacağım aşağıda.Meğer Yunus Nadi, sonraları gazetesinin her fırsatta hakaret ettiği Sultan 2. Abdülhamid’i övmekle kalmamış, keseler içinde bahşişini de almış.Kaynak: Yarın gazetesi, 24 Haziran 1931.Yunus Nadi ile kıyasıya bir kalem münakaşasına girmiş olan muhalif gazeteci Arif Oruç, gazetesi kapatılmadan hemen önce onun kirli çamaşırlarını ortaya döküp saçmıştı. İşte o yazıdan bazı satırlar:“(Sultan) Hamit devrinde üç beş pula namusunu satan jurnalcı...” diye hücum bayrağı açan Arif Oruç, Yunus Nadi’nin sarayın adamı olduğunu, saraydan geçindiğini, hatta yemeğini saray hademeleri (hizmetçileri) ile birlikte yediğini Sabahçı Mihran Efendi’nin ağzından aktarır ve şunları söyler:“Babıâli caddesinde Reşit Efendi hanındaki matbaaların mürettiphanelerinde yatıp kalkan Yunus Nadi’nin, bir ay kadar kılığı kıyafeti düzdüğü görülmüş, o zaman saray muhbiri Münir bey ile meşhur Cevdet Paşa’nın kâtibi Rıza bey bu değişikliğin farkına varmışlardır. Meğer, Yunus Nadi, başkâtip Tahsin Paşa’dan elli lira ihsan-ı şahane almış. Bir müddet için kelleyi kulağı düzeltmiş.”Arif Oruç, Yunus Nadi’nin Malûmat gazetesine “Medrese-i Süleymaniyeden (Yunus Nadi)” imzasıyla yazdığı yazılardan bir 19 Ağustos günü cülûs-i hümayun yani Sultan Abdülhamid’in tahta çıkış yıldönümüne medhiyesinden şu birkaç satırı aktarır:“Cenab-ı Rabb-i müteal ve feyyaz-ı mutlak hazretleri velinimet-i biminnet padişah-ı cihan zillullahü’l-âlem efendimiz hazretleri taht-ı hümayun-baht-i hazret-i mülûkânelerinde ilâ yevmi’l-kıyâme berkarar buyursun, âmîn bi hürmet-i seyyide’l-mürselîn...Dünkü rûz-i firuz, mah-ı Ağustosun on dokuzuncu yevmine tesadüf eyliyordu ki:Hakanü’l-bahreyni ve berreyn, halife-i ruy-i zemin, padişah-ı âlem-penah essultan ibnussultan essultanu’l-gâzi Abdülhamid han-i sani efendimiz hazretlerinin cülûs-i meymenet-menus-i hümayunları demektir. Bilad-i selase-i Darü’l-hilâfetül-aliyyede mütemekkin bilcümle tebea-i sâdıkları... ve ilah...”Bu metni bugünkü Türkçeye aktarırsak aşağı yukarı şöyle bir manzara çıkar karşımıza:Laik ve Cumhuriyetçi geçinen Yunus Nadi, vakt-i zamanında Sultan 2. Abdülhamid’i beş altın bahşiş koparabilmek uğruna şu sözlerle övmüş:“Yüce Rabbimiz ve mutlak feyiz sahibi Allah minnetsiz velinimetimiz cihan padişahı, Allah’ın bu dünyadaki gölgesi efendimiz hazretlerini tahtlarında daim eylesin, Peygamber efendimiz hürmetine âmîn...Dünkü kutlu gün, Ağustosun on dokuzuncu gününe tesadüf eyliyordu ki:Denizlerin ve karaların hakanı, yeryüzünün halifesi, dünyanın dayanağı, sultan oğlu sultan gâzi İkinci Abdülhamid han efendimiz hazretlerinin uğurlu tahta çıkışları demektir. Hilafetin vatanı olan İstanbul’un üç beldesinde oturan bütün sadık tebaları... vs...”Cumhuriyet gazetesi her ölüm yıldönümünde (28 Haziran) Yunus Nadi’yi “gözü pek bir eylem ve fikir insanı” olarak yüceltir. Öyle bir kararlılık, hele bir fikir adamlığı neredeyse görmek isterdik ama yok. İsterlerse 14 Ocak 1915 tarihli Sebilürreşad dergisinde yazdığı şu ateşli İslamcı satırları yorumlayabilirler (tarafımızdan sadeleştirildi):“İslâm'ın birleşmesi, Müslümanların en esaslı ve belki yegâne dayanağıdır.Birleşin ey Müslümanlar! Dininizin ve varlığınızın ezelî ve ebedî düşmanlarına karşı birlikte karşı koyun; onlara, Allah'ın birliğinde birleşen kendi birliğinizle hücum edin. Ancak böyle yapabildiğiniz takdirdedir ki zafer sizin, kurtuluş ve yükseliş sizindir. Ve gözlerimizden sevinç yaşları aktığı hâlde görüyoruz ki siz bu hakikatleri hep anlamışsınız. Taraf taraf birlik bayrakları altında toplanarak Moskoflara, İngilizlere ve Fransızlara; Müslümanlığın bu ezelî ve ebedî düşmanlarına karşı saldırmaya başlamış bulunuyorsunuz. Böylece arş ileri... Selamete çıkmak ve kurtuluş sizindir!”Gazetelerinin kurucusunun kim olduğunu biz öğreteceğiz bu gidişle…
(Kaynak: ENSONHABER)