Malazgirt Zaferi ile Türklerin Anadolu'yu yurt edinme süreci başladı
Horasan Meliki Çağrı Bey'in son eşinden dünyaya gelen ve Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci hükümdarı olan Sultan Muhammed Alparslan, hükümdarlığı döneminde ilk
Horasan Meliki Çağrı Bey'in son eşinden dünyaya gelen ve Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci hükümdarı olan Sultan Muhammed Alparslan, hükümdarlığı döneminde ilk olarak Kars ve Ani şehirlerini ele geçirdi.
Bizans'tan ilk toprağını alarak önemli bir başarı elde eden Sultan Alparslan, Abbasi halifesinin 1070'te yardım talep etmesi üzerine ordusuyla Fatımilerin üzerine harekete geçti. Sultan Alparslan'ın Mısır'a gideceği haberini alan Bizans ordusu ise Doğu seferini başlattı.
Bunu öğrenerek geri dönüp Suriye hattına doğru ilerleyişe geçen Sultan Alparslan, Rey şehrinde konuşlanacağı duyumunu yayarak Muş'a yöneldi ve Malazgirt Ovası'nda karargahını kurdu.
26 Ağustos 1071 Cuma günü ordusuna namaz kıldırıp dua eden Sultan Alparslan, ardından ordusuyla Romen Diyojen komutasındaki Bizans ordusunun üzerine yürüdü.
Selçukluların "Turan" taktiğinin en başarılı örneğini uyguladığı savaşta büyük bir zafer kazanan ve Diyojen'i esir alan Sultan Alparslan, elde ettiği başarı sayesinde Anadolu'nun fethini kolaylaştıran süreci başlattı.
Türklere Anadolu'nun kapılarını açan zafer olarak tarihe geçen Malazgirt Zaferi, siyasi ve askeri sonuçlarıyla da Türklerin İslam dünyasının lideri olmasını sağladı.
Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü ve Orta Çağ Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Alican, AA muhabirine, Malazgirt Savaşı'nın dünya tarihini değiştiren gelişmelerden biri olduğunu söyledi.
Malazgirt Savaşı'nın İslam dünyasındaki etkilerine bakıldığında Türklerin İslam dünyasının sancaktarı haline geldiğinin görüldüğünü belirten Alican, şunları kaydetti:
"İlk defa Müslümanlar, Malazgirt Savaşı'nın sonunda bir Roma imparatorunu esir almışlardır ve bu çapta büyük bir zafer kazanmışlardır. Aynı zamanda Müslümanların batıya doğru ilerleyişini de hızlandıran bir savaş olması açısından önemlidir çünkü savaştan sonraki 10 yıl içinde Türklerin liderliğindeki Müslümanlar, Batı Anadolu'ya kadar ulaşmışlardır. Anadolu'nun en batısına kadar gelmişlerdir. Hatta 1070'li yılların ikinci yarısında İznik'i fethederek burada yeni bir Selçuklu Devleti kurmuşlardır. Öte yandan Selçukluların önderliğinde gerçekleşmiş olan bu savaş hem Bizans dünyasında hem de Batı dünyasında çok büyük sonuçlar üretmiştir."
Bizanslıların mağlup olduğu Malazgirt Savaşı'nın aynı zamanda Haçlı seferlerinin de başlangıcına neden olduğunu anlatan Alican, şu bilgileri verdi:
"Malazgirt'te elde edilen zaferle İstanbul'un fethi arasında da bir ilişki kurmak mümkün çünkü Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'nun hızlı bir biçimde dönüşmesi, İslamlaşması ve Türkleşmesi, Bizans'ın yeniden Malazgirt Savaşı'ndaki gibi büyük bir ileri harekat gerçekleştirmesinin önündeki en önemli engellerden biri olmuştur. Bizans, kademeli şekilde gerileyerek Anadolu'daki topraklarını kaybetmiş ve en nihayetinde İstanbul'a sıkışıp kalmıştır. Zaten birkaç asır boyunca İstanbul'da sıkışıp kalmış olan Bizans Devleti'nin başkenti, en nihayetinde Fatih Sultan Mehmet'in 1453 yılında şehri fethetmesiyle Müslümanların eline geçmiştir. Bu bakımdan şunu söylememiz de mümkündür. 1071 yılında Sultan Alparslan'ın yayından çıkan ok, İstanbul'un surlarının içine düşmüştür ve İstanbul'un fetih süreci de bu anlamda başlamıştır."
Selçuklu ordusunda bulunan asker sayısının Bizans ordusunda bulunan asker sayısının dörtte biri civarında olduğunu ifade eden Alican, "Bizans İmparatoru Romen Diyojen, savaştan önce Selçuklu Sultanı'nın yaptığı bütün barış girişimlerine olumsuz cevap vermişti çünkü savaşı kazanacağından emindi. Çok fazla askeri vardı ve bu kadar asker karşısında Selçuklu askerlerinin duramayacağını düşünüyordu. Fakat Sultan Alparslan'ın, Selçukluların bölgeyi tanımaları dolayısıyla inşa ettiği savaş taktiği, o küçük ordunun büyük orduyu ağır bir biçimde mağlubiyete uğratmasını sağladı." diye konuştu.
Sultan Alparslan'ın bu savaşta "Turan" taktiğini çok başarılı şekilde uyguladığını vurgulayan Alican, Malazgirt Savaşı'nın kazanılmasını sağlayan en önemli unsurlardan birinin de bu taktik olduğunu dile getirdi.
Askeri strateji açısından da büyük önem taşıyan bu savaşın halen ders olarak okutulduğunu anlatan Alican, şöyle devam etti:
"Kaynaklarda, savaşın bitmesinden sonra Sultan Alparslan'ın çadırında akşam namazını kılarken Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in esir alınarak kendisine getirildiğini anlatır. Romen Diyojen ile Sultan Alparslan arasında geçen diyaloglar ilgi çekicidir. Rivayetlere göre Sultan Alparslan, ilk defa huzuruna getirilen Romen Diyojen'e önce sert davranır. Onu yere yatırır, ayağıyla sırtına basar fakat daha sonra onu kaldırır ve ona eşit bir hükümdar gibi muamele eder. Daha sonra Bizans İmparatoru'yla bir anlaşma yapılır. 50 yıllık bir anlaşmadır bu. 50 yıl boyunca Bizans İmparatorluğu'nun Selçuklu Devleti'ne bağlılığını garanti altına alan, her yıl belli bir miktarda Bizans İmparatoru'nun Selçuklu Sultanı'na vergi vermesini, hatta Selçuklu Sultanı'nın savaşlarına yardımcı askeri birlikler de göndermesini kayıt altına alan bir anlaşmadır. Daha sonraki süreçte Bizans Sarayı'nda çıkan birtakım tartışmalar sonucunda imparatorun tahttan indirilerek öldürülmesinden dolayı Malazgirt Antlaşması yürürlüğe girmemiştir."
Kaynaklarda Sultan Alparslan'ın iri yapılı ve uzun boylu olduğunun rivayet edildiğini belirten Alican, "Sultan çok adildir, merhametlidir, yoksul babasıdır. Ünvanlarından bir tanesi de 'Sultanü'l-Adil', yani adil hükümdardır. En önemli özelliği de Müslümanlara karşı şefkati ve merhameti, Müslüman olmayanlara ve düşmanlarına karşı ise sertliğiyle bilinmesidir." ifadelerini kullandı.
(Kaynak: AA)