Mardin’in kavurucu sıcağında 'dam palas' geleneği
Gündüzleri kavurucu sıcakların etkili olduğu Mardin’de geceleri ise taş evlerin damlarında bambaşka bir hayat yaşanıyor. Kent sakinleri, yaz aylarının bunaltıcı
Gündüzleri kavurucu sıcakların etkili olduğu Mardin’de geceleri ise taş evlerin damlarında bambaşka bir hayat yaşanıyor. Kent sakinleri, yaz aylarının bunaltıcı havasından uzaklaşmak için evlerinin damlarına yaklaşık 1 metre yüksekliğindeki geleneksel “taht”ları kuruyor.Gün batımından sonra damlara çıkan aileler, serin havada yemeklerini yiyor, çay ve kahvelerini yudumluyor, sohbet ediyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise tahtların üzerine serilen yataklarda yıldızların altında uykuya dalıyor.Geçmişten bugüne aktarılan bu gelenek, yalnızca kent sakinlerinin değil Mardin’i ziyaret edenlerin de ilgisini çekmeye başladı. Bazı oteller, misafirlerine kentin tarihi silüeti eşliğinde damda vakit geçirme ve açık havada konaklama deneyimi sunmak için geleneksel tahtları yeniden kullanıyor.Mardin’de yaz aylarında yüksek sıcaklıklar gündüz yaşamını zorlaştırırken, güneşin batmasıyla birlikte taş yapıların arasında serin hava hissediliyor.Özellikle yüksek kesimlerde bulunan evlerin damları, yaz gecelerinde doğal bir dinlenme alanına dönüşüyor. Aileler günün yorgunluğunu damlarda atarken, çocuklar da yıldızlarla dolu gökyüzünün altında vakit geçiriyor.Kentin geleneksel mimarisiyle bütünleşen tahtlar, aynı zamanda Mardinlilerin geçmişten taşıdığı yaşam biçiminin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.Bolu’da yaşayan ve yaz aylarında memleketi Mardin’e gelen Münip Mungan, Savurkapı Mahallesi’ndeki dede yadigarı konakta damda uyumayı özellikle sıcak yaz gecelerinde tercih ettiğini söyledi.Mardin’in gecelerinde güzel bir esinti olduğunu belirten Mungan, damda uyumanın kendisi için vazgeçilmez bir gelenek haline geldiğini ifade etti.Yaklaşık 185 yıllık bir tahtı kullandığını anlatan Mungan, ailesiyle geldiğinde büyük tahtta, yalnız olduğunda ise kendisi için yaptırdığı küçük tahtta uyuduğunu belirtti.Mungan, Mardin’in berrak gökyüzünde yıldızları seyrederek uyumanın kendisine büyük keyif verdiğini ve bu deneyim için zaman zaman uzun yollar kat ettiğini söyledi.Diyarbakır Kapı Mahallesi’nde yaşayan Esra Atmaca da yaz gecelerinde ailesiyle birlikte damda vakit geçirdiklerini anlattı.Çocukluklarından bu yana bu geleneği sürdürdüklerini belirten Atmaca, akşam saatlerinde yatakların dama çıkarıldığını, ailece sohbet edildiğini ve gece serinliğinde uyunduğunu söyledi.Damda uyumanın yalnızca sıcaklardan korunma yöntemi olmadığını vurgulayan Atmaca, bunun Mardin’in geçmişten geleceğe aktarılan yaşam kültürünün bir parçası olduğunu dile getirdi.Atmaca, sabahları Mardin’in tarihi taş evleri ve eşsiz manzarası eşliğinde uyanmanın da bu deneyimi özel kıldığını ifade etti.İstanbul’dan tatil için Mardin’e gelen 8 yaşındaki Azra Olgaç da dedesinin evinin damında kurulan tahtta uyumaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.Her yıl Mardin’e geldiğini belirten Olgaç, damda ailesiyle vakit geçirmeyi ve yıldızların altında uyumayı çok sevdiğini anlattı.Olgaç, damda geçirdiği zamanları İstanbul’da da özlediğini dile getirerek, bu geleneğin kendisi için eğlenceli ve farklı bir deneyim olduğunu söyledi.Mardin’deki geleneksel dam kültürü turizm sektörünün de dikkatini çekti. Kentteki bazı oteller, ziyaretçilerden gelen talepler doğrultusunda damlarına geleneksel tahtlar kurarak misafirlerine açık havada vakit geçirme imkanı sağlamaya başladı.Mardin Otelciler ve Turizmciler Derneği Başkanı Seçkin Acar, damlarda vakit geçirmenin kentin özgün yaşam kültürünün önemli parçalarından biri olduğunu belirtti.Mardin’in gündüzleri sıcak, geceleri ise serin olduğunu aktaran Acar, geçmişte kent sakinlerinin avlu ve damlarda bulunan tahtlarda oturup sohbet ettiğini, geceleri de burada uyuduğunu söyledi.Acar, bazı otellerin eski tahtları yeniden kullanarak müşterilerine bu deneyimi yaşatmaya başladığını belirterek, uygulamanın ilerleyen dönemde gece konaklamasını da kapsayacak şekilde geliştirilmesinin planlandığını ifade etti.Damda konaklama kültürünün ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüğünü belirten Acar, bazı turistlerin özellikle açık havada uyuma imkanını sorduğunu aktardı.Bu geleneğin turizmle buluşturulmasının Mardin’in yalnızca tarihi yapılarının değil, yaşayan kültürünün de tanıtılmasına katkı sağlayacağını ifade eden Acar, taht geleneğini gelecek nesillere aktarmak istediklerini söyledi.Diyarbakır’dan Mardin’e gelen Dilan Abatan da damda uyuma deneyiminin kendisini etkilediğini belirtti.Mardin’in sıcak yaz gecelerinde damlarda uyuma geleneğini gördüğünü ve bunu deneyimlemek istediğini anlatan Abatan, tarihi kentteki atmosferin kendisini büyülediğini söyledi.Abatan, bir tarafta Mezopotamya Ovası, diğer tarafta Mardin Kalesi ve üzerlerinde yıldızlarla dolu gökyüzünün bulunduğu manzaranın eşsiz olduğunu belirterek, Mardin’i “masal gibi” bir şehir olarak nitelendirdi.Yüzyıllardır sıcak yaz gecelerinde Mardinlilere doğal bir serinleme alanı sunan damlar, bugün hem geleneksel yaşamın izlerini taşıyor hem de kente gelen ziyaretçilere farklı bir turizm deneyimi sunuyor.
(Kaynak: ENSONHABER)