⚡ Ajans Online
SİYASET

Milli Eğitim Bakanı Tekin: PISA'da hedefimiz OECD ülkeleri içinde ilk 5 içinde yer almak ve kalıcı olmak

Bakan Tekin, OECD tarafından açıklanan PISA 2025 sonuçlarının ardından Slovakya'nın başkenti Bratislava'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. PISA 2025 sonuçla

📍 Muş
Bakan Tekin, OECD tarafından açıklanan PISA 2025 sonuçlarının ardından Slovakya'nın başkenti Bratislava'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. PISA 2025 sonuçlarında Türkiye'nin nasıl "başarı hikayesi" yakaladığına ilişkin soru üzerine Tekin, "2013'te dershanelerin kapatılma mevzusu başlarken, Türkiye'de eğitim sisteminin başarılı olmasının yegane yolunun, eğitimin üzerindeki vesayet çemberinin kırılması olduğunu" söylediğini hatırlattı. O günlerde Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) ders kitaplarını kimsenin kullanmadığını, dershanelerin de her konuyu 6 ayda öğreteceğini iddia ettiğini dile getiren Tekin, şöyle devam etti: "Bu, eğitimde attığınız adımların birileri tarafından manipüle edildiğini gösteriyordu. Mevzu sadece sınav başarısına odaklanıyordu. Biz bu dershane mevzusuna işte bununla girdik. Dershanecileri topladık ve dedik ki, 'Programlarınızı, müfredatınızı getirin onaylayalım, Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu hale gelsin.' Getirmiyorlar. 1980'li yıllarda dershane ruhsatı almış, çocuklara anlattığı şeyin ne olduğunu biz bilmiyoruz. O programı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı onaylamadığı için ne var biz bilmiyoruz. Vatandaş gittiğinde aralarında yaptığı protokol ticari bir sözleşme. Ne anlatacaksınız siz bu çocuğa? Bilmiyoruz. Diyoruz ki, 'Bu yaptığınız şey, bu ilişki hiç sağlıklı değil. Siz başka şey anlatıyorsunuz, biz başka şey anlatıyoruz'. Siz, 'Milli Eğitimin anlattığından bir şey olmaz.' diyorsunuz. Yani Milli Eğitimin öğretmeni, kitapları, okulları başarısız, herkes başarısız ama dershaneler başarılı... Olacak şey mi? Devletin, milletin, memleketin eğitim politikasını o zaman dershane belirlemiş oluyordu. Biz o kadar para harcıyoruz, atama yapıyorsunuz, ders kitabı basıyorsunuz, okul yapıyorsunuz ama hepsi boş. Bizim o gün başlattığımız kavga, 'bu vesayeti kaldıralım' mücadelesiydi. Nitekim özel öğretim kursuyla dershanenin farkı da burada. Özel öğretim kursuna söylediğimiz şey şu; Özel öğretim kursu mu açmak istiyorsunuz? Ne anlatacaksınız? 9. sınıf matematik kursu mu? Programını getir, o müfredatın Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu olup olmadığını Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı onaylasın, sen 9. sınıf matematik kursu açma hakkını al benden. Sonra şikayet olduğu zaman benim müfettişim geldiğinde özel öğretim kursuna, programına baksın, öğretmenin anlattığına baksın aynı şey mi anlatıyor. Denetim de kolay olacak. Bunu söylüyorduk. Ben o gün diyordum ki, bunu kırarsak eğitimde yaptığımız altyapının sonuçlarını almaya başlarız. Bunu kırarsak eğer, eğitimin üzerindeki vesayet şapkasını, vesayet çemberini kırmış oluruz." Bakan Tekin, OECD Eğitim ve Beceri Direktörü Andreas Schleicher ile yaptıkları çevrim içi toplantıda Schleicher'in kendisinden 2015'ten sonra Türkiye'nin yaşadığı "olağanüstü sıçramayı" diğer ülkelere anlatmasını istediğini belirtti. MEB'in ağırlığının artmasının ardından işlerin yoluna girmeye başladığını kaydeden Tekin, "Bence bu hikayenin asıl özü burası. Yoksa ne kadar derslik yaparsan yap, ne kadar öğretmen atarsan ata, bunların hiçbir karşılığı olmaz. Çünkü senin yaptığın işi sabote eden, onu gölgeleyen başka bir yapı var. Biz o yüzden bu sene genelgeye de yine yazdık, ders kitaplarımız mutlaka okutulacak, yardımcı kaynak dayatması olmayacak." dedi. PISA 2025 Bölgesel Toplantısı'nda bir konuşmacının "öğrencilere öğrenebildiklerinden fazlasını yüklerseniz öğrenme kayıplarına sebebiyet verirsiniz" dediğini anımsatan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelini anlatırken de söyledikleri başlıklardan birinin bu olduğunu söyledi. Çocukların yaşına uygun olmayan konuların öğretilmemesi gerektiğini ifade eden Tekin, şöyle konuştu: "O zaman ne oluyor biliyor musunuz? Siz diyelim biyoloji öğretmenisiniz, haftalık ders saatiniz 3. Ama ben kitaba öyle konular koymuşum ki sen 3 saatte değil 6 saatte bile anlatamazsın. Gittiğim her okulda öğretmenler 'hocam, bizim haftalık ders saatimizi artır' diyor. Onu artır, bunu artır, bir bakıyorsun 60 saat yapıyor. Yetiştiremiyoruz diyorlar, niye? Çünkü müfredat dolu. Dolu olunca öğretmen yetiştireceğim diye yarım yamalak anlatıyor, o zaman 'öğretmen başarısız, okul başarısız, öğrenci başarısız' oluyor. Kimse de demiyor ki, 'bir öğretmen normal koşullarda haftada 6-8 saatte anlatılacak bir şeyi 2-3 saatte nasıl anlatsın'. Biz müfredatı azaltacağız derken bunu söylüyorduk. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yüzde 35 oranında azaltıldı. Şimdi öğretmenler rahat, etkinliklere vakit buluyorlar." Bakan Tekin, OECD'nin PISA araştırmasında öğrenci örneklemini nasıl belirlediğine ilişkin soruya, OECD'ye sadece öğrencilerin okul türlerine göre sayılarını paylaştıklarını söyledi. OECD'ye tüm okulların listesini verdiklerini dile getiren Tekin, "Hatta deprem bölgesinden iller de var. Yani dezavantajlı olduğunu varsaydığımız bölgedeki okullar da var, TÜİK'in sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi haritasına göre. Okulları OECD seçti. Biz okullara hiçbir şekilde karışmadık. Öğrencileri de okulları da OECD belirledi. Bizim zaten müdahale etme yetkimiz de yok." diye konuştu. PISA 2025 araştırmasında Türkiye'den özel okulların da yer alıp almadığına ilişkin soru üzerine Tekin, özel okulların da araştırmada yer aldığını belirtti. "PISA sonuçlarında okul ortamının ve öğretmen niteliğinin iyileşmesinden de söz ediliyor. Bazı kesimler o okulların özellikle seçildiği iddiasını dile getiriyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna Tekin, şu yanıtı verdi: "TIMSS'de de gündeme getirdiler bu eleştiriyi. Bizim seçme imkanımız yok. Bu kısma hiç müdahalemiz yok. Eğitim öğretim ortamının iyileştirilmesi için attığımız adımlar var. Eğer bir sırada dört öğrenci otururken şimdi ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 12-13'lere düştüyse, öğrencinin konforu arttıkça yani eğitim öğretim ortamı daha nitelikli hale geldikçe başarı da beraberinde gelecek. Bütçe görüşmelerinde elimde eski okulların fotoğrafları vardı, 2002-2003'ten kalma. Mesela üstte cami var altı okul ve ilkokul tabelası. Böyle okullarımız vardı. Okulların daha ergonomik ortamlarda eğitim vermesiyle ilgili olarak okulların mimarisi ile ilgili sıfırdan çalışma yaptık." Şu anda 660 bin sınıfta 660 bin etkileşimli tahta bulunduğunun altını çizen Tekin, öğretmenlerin istediği an Eğitim Bilişim Ağı'ndan (EBA) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının onayından geçmiş eğitim içeriklerine erişebildiğini vurguladı. Tekin, "Fakat şu önemli, 2015'ten sonra tırmanışa geçmeye başlıyoruz. Sıfır noktasından kalkıp da bu noktaya gelmedik. Kademeli bir yükseliş burası. Belki en anlamlı yükseliş olduğu için dikkat çekiyor. Ama yanına son açıklanan TIMSS verilerini de koyduğumuz zaman istikrarlı bir yükseliş var demektir burada. Biz bu araştırmaya katılacak öğrencileri de bilmiyorduk. OECD öğrencileri seçerken de sınavı uygulayacağı tarihe yakın seçti. Yani bir erişim ya da başka özel bir ilgi olmasın diye. Bize sadece sonradan valilikler üzerinden sınavın gerçekleşmesi için tedbirler aldık." diye konuştu. Bakan Tekin, "Sizin bu rapordan sonra 'Şu hususta da adım atsak daha iyi olur' dediğiniz ya da eksik gördüğünüz bir alan var mı?" sorusuna, 2023'ten beri üzerinde durdukları asıl konunun ailelerin de sürece dahil edilmesi olduğunu bildirdi. Öğretmenlerin üzerinde en ciddi sorunu ailelerin oluşturduğunu dile getiren Tekin, ailenin okul ve öğretmen seçmeye çalıştığı ve seçtiği öğretmeni yönetmeye çalıştığını söyledi. Ailelerin çocuklarının akademik başarısını artırmak için öğretmenle iş bölümü yapması ve öğretmenin okulda verdiği şeyi tamamlayıcı nitelikte etkinliklerin içerisinde olmasını istediklerini vurgulayan Tekin, "Şimdi bu sene başlattığımız bu 3x3, 9 saatlik programın esprisi de bu. Orada da akademik başarıyı artırmak, okul ortamını desteklemek, doğru ebeveynlik için öneriler var." dedi. PISA 2025 Bölgesel Toplantısı'nda bir konuşmacının "çocuğa bugün okul nasıl geçti diye sormak bile tek başına çocuğa ilgi gösterdiğini hissettirdiğini, orada da bir önceki döngüye göre dünya genelinde 6 puanlık bir azalmadan" bahsettiğini hatırlatan Tekin, "Sadece Türkiye'nin problemi değil, dünyada da artık böyle bir sorun var. Veliler, çocuklarının eğitim öğretim süreçleriyle daha az ilgilenmeye başlamış. Bizim şu anda odaklanacağımız şey burası. Bunu sağlıklı hale getirirsek ben çok şeyi aşacağımızı düşünüyorum." diye konuştu. Milli Eğitim Bakanı Tekin, "Türkiye'nin eğitim sisteminde sınavların varlığı, öğrencilerin sınav pratiğinin olmasının sonuçları etkilediğini düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Kesinlikle düşünüyorum." dedi. Türkiye'deki ölçme-değerlendirme mekanizmasının iyileştirilmesi gerektiğine işaret eden Tekin, Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra 2023 yazında Türkçe ile Türk Dili ve Edebiyatı dersinde ölçme değerlendirmeyi dört beceri üzerinden yapmaya başladıklarını belirtti. Aynı uygulamayı yabancı dil sınavları için yapmaya başladıklarını kaydeden Tekin, "Çocukların kendini hazırladıkları bu sıralama sınavları doğal olarak eğitim sistemimizi etkiliyor. Oradaki baskıyı azalttıkça buradaki başarının daha da artacağını düşünüyorum. Oradaki baskıyı azaltmamız lazım. Sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının sayısı ve kontenjanını azaltmamız gerekiyor. Orada kademeli bir politika takip ediyoruz." şeklinde konuştu. Ekonomi ve kalkınmayla ilgili olan OECD'nin PISA araştırmasını yapmasını ve bunun eğitimle arasındaki ilişkisiyle ilgili soruya Tekin, ekonomik kalkınma ve eğitim arasındaki ilişkiyi tespit eden araştırmaların bulunduğunu, milli geliri yüzde 2 ila 4 oranında artırdığına dair çalışmaların olduğunu belirtti. OECD'nin eğitimde niteliği artırmaya yönelik çabasının sosyoekonomik kalkınma açısından da önemli bulduğunu dile getiren Tekin, şunları kaydetti: "Bununla ilgilenmelerinin bence sebebi de o. Zaten OECD Genel Sekreter Yardımcısı Frantisek Ruzicka ile yaptığımız konuşmada onlara da bunu anlattım. Niteliği artırdıkça aynı zamanda sizin savunma sanayisinde yatırım yapan, işletmecilik yapan, mühendislik sektöründe üreten insan sayınız artacak demektir. O da otomatikman milli gelirinize katkı sağlayacak. O yüzden eğitimde niteliğin artırılmasıyla ekonomik kalkınma arasında çok yakın bir bağ var, OECD'nin odaklandığı yer de burası zaten. Ruzicka'nın o yaptığımız sohbette söylediği şey şu; 'Sizin bu başarınızın sonuçları 10 yıl sonra milli gelirinize katkı olarak geri dönecek'. Bunlar gerçekten önemli şeyler. Doğrudan vatandaşı ilgilendiren şeylerdir." Bakan Tekin'e "Genelde olumsuz bir şey olduğu zaman muhtemelen medyada 'Türkiye dibe çöktü' diye haberler olurdu. Bir sessizlik var, sendikalarda da muhalefet kısmında da. Bu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu yöneltildi. Tekin, "Ben kimin ne söylediğine çok takılmıyorum. Bizim yaptıklarımızı anlatmamız lazım. Kendi adımıza bu söylemi inşa etmemiz lazım. Yani bunları ciddiye alarak, bunlardan etkilenerek 'Onlar bunu söyledi, böyle bir eleştiri var', oradan hiç yürümüyorum ben. Zaten onu yapmadığım için de rahatım. Hiç bakmıyorum yani." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin PISA 2025 sonuçlarında "güvende hissetme" oranı ile "okula aidiyet ve yalnızlık" konularında OECD ortalamasının altında kaldığının belirtilmesi üzerine Tekin, bunun araştırmanın nihai uygulamasının yapıldığı zamandaki duruma alakalı olduğunu dile getirdi. Tekin, şöyle devam etti: "Bu araştırma tam Türkiye'de deprem, siyasetin yürüttüğü okullardaki o MESEM vb. gibi bu olayların yaşandığı, 2025'te yoğun konuşulduğu bir dönemde yapıldı. Şimdi yapılsa muhtemelen daha farklı bir tablo ortaya çıkacak. Bu tamamen algı. Yani orada zaten biz gerekli tedbirleri almaya çalışıyoruz. Çocukların kendini güvende hissetmemeleriyle ilgili kırılmalara baktığımızda bunun daha çok sosyal medya ve siber zorbalıkla ilgili olduğunu görüyoruz. Mesela, 'hiç bu tür şeye maruz kaldınız mı?' sorusuna hemen hemen 100 öğrencinin 90'ı 'evet' diyor. Diyor ki, 'Arkadaşlar WhatsApp grubu kurdu, beni almadılar' ya da 'WhatsApp grubundan beni attılar'. Bunları çok yoğun bir şekilde öğrenciler kullanmaya başladılar, yani buradan rahatsızlıklarını dile getirmeye başladılar. Diğer fiziki tedbirlerle ilgili, İçişleri Bakanımız da açıklama yaptı, aldığımız tedbirleri uygulamaya geçirdik zaten." Milli Eğitim Bakanı Tekin, bundan sonra yapılacak PISA araştırmasındaki hedefin ne olacağına yönelik soruya, Ruzicka'nın "OECD üyeleri içerisinde Türkiye'nin sürekli ilk 5 içerisinde olmasını arzu ediyoruz" dediğini hatırlatarak, "Elbette bizim de asıl hedefimiz OECD ülkeleri içinde ilk 5 içinde yer almak ve kalıcı olmak." yanıtını verdi. Uluslararası arenada eğitim sistemine yönelik alınan ana eleştirilerin "müfredatınız çok yoğun" ve "sizin müfredatınız hala bilgi verme üzerine, bilginin beceriye dönüşmesi üzerine değil" olduğunu söyleyen Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uluslararası camiadaki raporları ve eleştirileri dikkate alarak bilgi vermek değil, bilgiyi beceriye dönüştürmek üzerine. Yani gündelik hayat becerisine dönüştürebilecek bir müfredat seçmiş olduk. Dolayısıyla ben bir sonraki PISA uygulamasına girecek Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimi alan öğrencilerin çok daha başarılı olacağını düşünüyorum." diye konuştu. Tekin, PISA 2025 sonuçlarının açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iletişim kurup kurmadığının sorulması üzerine, sonuçları kendisine arz ettiğini ve Erdoğan'ın maarif ailesini tebrik ettiğini söyledi. Bu sonuçların ekip çalışmasının payının olup olmadığına ilişkin soru üzerine Tekin, eğitim camiasının sonuçlarda büyük katkısı olduğunu, başarının ekip ruhuyla geldiğini ifade etti. Bakan Tekin, bir sonraki PISA araştırmasının ise 2029'da yapılacağını bildirdi. (Kaynak: AA)