Mısır'da Kum eş-Şukafa mezarları, İskenderiye'nin 2 bin yıllık tarihine ışık tutuyor
Milattan Sonra (MS) 2. yüzyıla tarihlenen, geniş salonlara ve mezar odalarına açılan dehlizleriyle dikkati çeken tarihi yapı, mimari tasarımında ve süslemelerin
Milattan Sonra (MS) 2. yüzyıla tarihlenen, geniş salonlara ve mezar odalarına açılan dehlizleriyle dikkati çeken tarihi yapı, mimari tasarımında ve süslemelerinde Mısır ile Roma medeniyetlerinin izlerini harmanlıyor.
Kaya içine oyulmuş yer altı mezarları ve dehlizlerden oluşan katakomp mimarisinin en belirgin örnekleri arasında gösterilen alan, zengin süslemeleri ve karmaşık planıyla öne çıkıyor.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığının verilerine göre bu kalıntılar, alanda biriken çanak çömlek kırıklarının yoğunluğu dolayısıyla "kırık çömlek yığını" anlamına gelen "Kum eş-Şukafa" adıyla anılıyor.
Mısırlı uzman arkeolog Mecdi Şakir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Roma döneminde mezarları ziyaret edenlerin defin törenleri sırasında kullandıkları toprak kapları burada bıraktıklarını, zamanla bu kırıkların birikmesiyle bölgenin Kum eş-Şukafa adıyla tanındığını söyledi.
Kum eş-Şukafa'yı İskenderiye'nin en önemli ve bütünlüklü tarihi yapılarından biri olarak nitelendiren Şakir, kayalara oyulmuş yapının helezonik merdivenler, ziyaret salonları ve cenaze ziyafeti alanlarını barındıran mimari bir düzene sahip olduğunu anlattı.
Şakir, alandaki kabartma ve işlemelerin eski Mısırlılar ile Romalıların ölüm ve ölümsüzlük anlayışlarını yansıttığını dile getirdi.
Tarihi alanın mimari ve görsel özellikleriyle dünya genelinden turist çekme potansiyeline sahip olduğunu belirten Şakir, tanıtım faaliyetlerinde modern sunum teknolojilerinden yararlanılması gerektiğini vurguladı.
Şakir, üç boyutlu interaktif aydınlatma, ses ve müzik gösterileri ile yapay zeka teknolojilerinin kullanılarak mezarların keşif hikayesinin ve tarihinin uluslararası standartlarda sinematik bir anlatımla sunulması önerisinde bulundu.
Eski Eserler Bakanlığı verilerine göre yapı, ilk olarak MS 2. yüzyılda antik İskenderiye'de yaşayan varlıklı bir Roma ailesi için özel mezar olarak inşa edildi.
Bölgedeki mezar alanlarının daralmasıyla birlikte, özellikle 3. ve 4. yüzyıllarda halka açık bir mezarlığa dönüştürülen dehliz mezarlıklar, 4. yüzyılın sonuna kadar kullanılmaya devam etti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer alan bilgilere göre de kayalara oyulmuş üç kattan oluşan ve helezonik bir merdivenle birbirine bağlanan yapıda, merdiven basamaklarının yüksekliği yer yüzeyine yaklaştıkça kademeli olarak azalıyor.
Yüzyıllar boyunca yerin altında saklı kalan dehlizler, 1900 yılında tesadüfen gün yüzüne çıkarıldı.
Keşfedildiği andan itibaren özellikle alt katlarda yaşanan taban suyu yükselmesi sorunu nedeniyle alan uzun yıllar tehdit altında kaldı.
Mısır makamları 2019 yılının mart ayında, taban suyunun düşürülmesi amacıyla yürütülen ve o dönem 5,7 milyon dolara mal olan projeyi tamamladı.
Bu çalışma sayesinde dehlizlerin en alt seviyesi, keşfedilmesinden 119 yıl sonra ilk kez ziyaretçilere açıldı.
Dönemin Eski Eserler Bakanı Halid el-Anani, çalışmanın Mayıs 2016'da taban suyu nedeniyle mezar duvarından yaklaşık 2 santimetrelik bir parçanın kopması üzerine başlatıldığını belirtmişti.
Anani, yürütülen proje sayesinde 1900 yılından bu yana yapının alt katının ilk kez kuru halde görülebildiğini ifade etmişti.
(Kaynak: AA)