NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Marcos Perestrello: Savunmada çok daha fazla yatırım ihtiyacımız olacak
NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Perestrello ve NATO Genel Sekreter Yardımcısı Shekerinska, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamente
NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Perestrello ve NATO Genel Sekreter Yardımcısı Shekerinska, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Perestrello, konuşmasına, Türk yetkililere sıcak karşılama ve harika organizasyon için teşekkürlerini sunarak ve Türkiye'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Rusya'nın NATO'ya yönelik politikasına işaret eden Perestrello, Moskova'nın siber saldırılar, sabotajlar yürüttüğünü söyledi.
Perestrello, gelecek hafta Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nin sonuçlarının büyük ölçüde parlamento eylemlerine bağlı olacağını ifade etti.
NATO üyesi ülkelerin meclislerinin, İttifak'ın savunma politikalarına yönelik yatırımların desteklenmesindeki rolünü vurgulayan Perestrello, ayrıca 2035'ten önce hedeflere ulaşılabilmesi için mümkün olan çabanın gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Perestrello, daha güçlü bir NATO için daha güçlü bir Avrupa inşasının sadece yüksek paralar harcamakla değil aynı zamanda daha akıllı, hızlı ve koordine yatırımlar yapmakla mümkün olacağına işaret etti.
"Savunmada çok daha fazla yatırım ihtiyacımız olacak." diyen Perestrello, NATO için Ukrayna'ya desteğin sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Perestrello, güçlü, egemen ve bağımsız bir Ukrayna'nın hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, zirvenin NATO'nun birleşik, zorluklara uyum sağlayan ve müttefiklerinin topraklarını savunacağı bir kurum olduğu mesajını vermesini temenni etti.
Shekerinska da "Gelecek hafta dünyanın gözleri Ankara'nın ve hepimizin üzerinde olacak, bizden beklenenleri yerine getirip getirmeyeceğimiz yakından izlenecek." diye konuştu.
Ankara'daki zirvede, savunma taahhütlerinin yerine getirileceğinin, NATO savunmasının güçlü olduğunun ve İttifak topraklarının savunulmasına hazır olunduğunun gösterileceğini belirten Shekerinska, son zamanlarda NATO'nun yaptığı savunma eylemlerinden örnekler verdi.
Shekerinska, bunların, NATO'nun savunma mekanizmasının işlediğinin somut göstergeleri olduğunu, aynı zamanda müttefik dayanışmasının sahadaki yansımalarını da ortaya koyduğunu söyledi.
NATO savunmasının güçlü kalması gerektiğini vurgulayan Shekerinska, bunun kararlılık, finansman ve savunmaya daha fazla yatırım yapılmasını zorunlu kıldığını dile getirdi.
Shekerinska, dünya genelinde artan gerilimler ve çatışmalar göz önüne alındığında, bunların çok daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunun açık olduğunu ifade etti.
Müttefiklerin savunma harcamalarının artmasının önemine değinen Shekerinska, savunma konusunun, Ankara'daki toplantının en önemli gündem maddelerinden olacağına işaret etti.
Shekerinska, "Tüm müttefiklerin, 2035 yılına kadar yüzde 5'lik savunma harcamaları hedefine ulaşmak için somut planlarla Ankara'ya gelmelerini bekliyoruz." dedi.
NATO müttefiklerinde savunma alanında çok başarılı firmalar bulunduğunu aktaran Shekerinska, ASELSAN'ı buna örnek gösterdi ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin firmaya ziyaretini anımsattı.
Shekerinska, Ukrayna'ya desteğin önemini anlatarak, Kiev'e ihtiyaç duyduğu desteğin sağlanması gerektiğini kaydetti.
Bulgaristan Meclis Başkanı Dotsova ve Hırvatistan Meclis Başkanı Gordan Jandrokovic, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Dotsova, "Bulgaristan için Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesi, ittifakın değerlerine, ortak güvenliğe ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki istikrarın güçlendirilmesine olan kararlı bağlılığını yeniden teyit etmek için bir fırsat." diyerek, NATO'yu güvenliğin temel direği olarak gördüklerini vurguladı.
Güncel küresel ortamda artan istikrarsızlık ve çeşitli çatışmalara dikkati çeken Dotsova, üye devletlerin savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Dotsova, Bulgaristan'ın müşterek savunmaya yönelik taahhütlerini yerine getirdiğini ve silahlı kuvvetlerini modernize etmeyi sürdürdüğünü belirterek, "Savunmaya yatırım yapmak güvenliğe, dayanıklılığa ve devletin kendi vatandaşlarını ve ulusal egemenliğini koruma kabiliyetine yatırım yapmak anlamına gelir." ifadesini kullandı.
Jandrokovic de Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarının yanı sıra hibrit tehditler, yıkıcı teknolojiler ve yoğunlaşan stratejik rekabetin Avrupa'nın güvenlik anlayışını ve toplumların işleyiş biçimini yeniden şekillendirdiğini belirtti.
"Bu bağlamda, askeri güç elbette vazgeçilmez olmaya devam etmektedir ancak artık tek başına yeterli değildir. Kritik altyapı, ekonomik ve teknolojik ilerleme ile siyasi uyum da denklemin aynı derecede önemli parçalarıdır." diyen Jandrokovic, güvenilir bir transatlantik bağı ile dayanışma halinde olan daha güçlü Avrupa savunma kapasitelerine ihtiyaç duyulduğuna işaret etti.
Jandrokovic, 2030'a gelindiğinde ülkesinin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 3'ünün savunma harcamalarına ayrıldığı bir rotada ilerlediklerini, 2035'te bunu yüzde 5'e çıkarmaya kararlı olduklarını söyledi.
NATO müttefiklerinin müşterek güvenlik alanı oluşturduğunu ve bu alanın herhangi bir yerindeki zayıflığın tüm müttefiklerin güvenliğini etkilediğini vurgulayan Jandrokovic, NATO'nun geleceğin tehditlerine karşı hazır olması gerektiğini kaydetti.
Letonya Parlamentosu (Saeima) Başkanı Daiga Mierina, Litvanya Meclis Başkanı Juozas Olekas, Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Letonya Parlamentosu Başkanı Mierina, Ukrayna'ya desteğin süreceğini ifade ederek "Rusya, İttifak'ın tüm üyeleri için uzun vadeli tehdit olmaya devam ediyor ve edecektir." dedi.
Ukrayna'yı destekleyerek Rusya'yı tecrit etme politikasının sürdürülmesi çağrısında bulunan Mierina, bu sayede "olası provokasyonlardan caydırmış olacaklarını" savundu.
Mierina, "Güç yoluyla barış yaklaşımı, bu korkunç savaşı adil ve kalıcı bir barışla sona erdirmenin en etkili yoludur. Top, artık bizim sahamızda ve tam da bu nedenle birlik içinde ve kararlı hareket etmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Litvanya Meclis Başkanı Olekas, ülkesinde bu yıl gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5,38'ini savunma harcamalarına ayıran bütçeyi kabul ettiklerine, gelecek dönemde bu oranı en az yüzde 5 ila 6 seviyesinde tutma taahhüdünde bulunduklarına dikkati çekti.
Ukrayna'ya desteklerini sürdüreceklerini vurgulayan Olekas, "Avrupa'nın güvenliğinin geleceği bugün Ukrayna'da belirlenmektedir. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey, güçlü bir siyasi irade ve adil yük paylaşımıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Olekas, NATO'nun birliğinin, Avrupa'nın kendi savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve bunun güçlü transatlantik bağlarla desteklenmesi anlamına geldiğini belirtti.
Alman tugayının Litvanya'ya konuşlandırılması konusunda çalıştıklarını ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının özellikle NATO'nun doğu kanadı için hayati önem taşıdığını vurgulayan Olekas, son dönemde Baltık Denizi'nde denizaltı altyapısını da etkileyen olayların, yeni entegre hava ve füze savunma planı da dahil hava savunma kabiliyetlerine daha fazla yatırım yapılmasının aciliyetini ortaya koyduğunu söyledi.
"NATO ülkelerinde savunma sanayisi altyapısının güçlendirilmesi ilerleme kaydetmektedir ancak kapasite artışı hala yeterince hızlı değildir. Bunun çözümü, son derece nitelikli bir ekosistem, yatırım için cazip bir ortam, güçlü devlet desteği ve sahadaki gerçekliklere uyum sağlayan geleceğe dönük askeri teknolojilere yatırım yapılmasından geçmektedir." diyen Olekas, Ankara'daki zirvenin başarılı sonuçlar doğurmasını diledi.
Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Wiseler, "Dünyanın farklı bölgelerinde birden fazla kriz patlak verdi. Bunlar, bize kolayca unuttuğumuz bir gerçeği hatırlatıyor, özgürlük bize verilmez, kazanılması ve korunması gerekir." dedi.
Ukrayna'nın kararlıkla direnmeye devam ettiğine, bu nedenle desteğin artırılması gerektiğine dikkati çeken Wiseler, "Her tereddüt, her gecikme somut bir bedel doğuruyor. Bu bedel, yıkılan altyapı, zarar gören hastaneler ve her şeyden önce kaybedilen hayatlarla ölçülüyor." ifadelerini kullandı.
Wiseler, Lüksemburg'un güvenliğine yönelik tehditlere karşı en güçlü cevabın NATO'nun olduğuna inandığını, barışın sınandığı bu dönemde İttifak'ın vazgeçilmez olduğunu dile getirdi.
Son iki yılda savunma harcamalarını iki katına çıkardıklarını ve savunma bütçelerini her yıl yüzde 5 artıracaklarını anlatan Wiseler, harcamaların büyük bölümünün ilk aşamada hava ve füze savunmasına yönlendirildiğini söyledi.
Wiseler, uzay ve haberleşme alanlarına yönelik yatırım yapmaya devam edeceklerini belirterek Lüksemburg olarak NATO'da hukukun üstünlüğüne, verilen sözlerin güvenilirliğine ve tek başına hareket etmek yerine ortak eyleme öncelik verdiklerini vurguladı.
Çekya Senato Başkanı Milos Vystrcil, Çekya Temsilciler Meclisi Başkanı Tomio Okamura ve Danimarka Meclisi Başkanı Soren Gade, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Çekya Senato Başkanı Vystrcil, burada yaptığı konuşmada, NATO üyesi her ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) en az yüzde 2'sini savunmaya ayırmasının bir sorumluluk olduğunu söyleyerek, "Avrupa, NATO savunması hususunda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir zira daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO demektir." dedi.
Çekya vatandaşlarının yüzde 82'sinin ülkesinin NATO üyeliğini desteklediğini ve yüzde 62'sinin de yıllık savunma harcamalarının en az yüzde 2 seviyesinde olmasını savunduğunu belirten Vystrcil, "Sorumluluk ve daha fazla bütünlük, bugün ortak hedefimiz işte bu olmalıdır." diye konuştu.
Vystrcil, NATO'nun geleceğinin müttefikler arasındaki birlik, taahhütlerin yerine getirilmesi ve Avrupa'nın kolektif savunmaya daha fazla destek vermesi temellerine dayandığının altını çizerek, "İstanbul'dan tek bir mesaj vereceksek, bu mesaj şudur: Özgürlüğümüzü ve demokrasimizi savunmak söz konusu olduğunda, hepimiz omuz omuza duruyoruz." ifadesini kullandı.
Çekya Temsilciler Meclisi Başkanı Okamura, dünyanın halihazırda çok istikrarsız olduğuna dikkati çekerek, "Barış zamanında savunmayı güçlendirmek kısıtlı kalabiliyor ama bir kriz ortaya çıkmadan önce hazırlıklı olmak lazım, sonra değil. Her ülkenin topraklarını, vatandaşlarını, sınırlarını ve yaşam tarzını müdafaa etmek hem hakkı hem görevidir." şeklinde konuştu.
Egemenliğin korunmasının savunma harcamalarının güçlendirilmesiyle desteklenmesi gerektiğini belirten Okamura, mümkün olan en kısa sürede Ukrayna'daki savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Danimarka Meclisi Başkanı Gade, Avrupa-Atlantik güvenliğinin çok daha karışık hale geldiğine işaret ederek, NATO'nun güçlü tutulabilmesinin ve bundan sonra da müdahale gücünün olmasının önemini vurguladı.
Yaklaşık 5 yıldır devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona ermesinin herkesin çıkarına olacağını ifade eden Gade, "Eski bir Savunma Bakanı olarak, NATO'nun ne kadar büyük bir baskıya maruz kaldığını bizzat gördüm ancak NATO, tarihin en güçlü ve en başarılı ittifakı olmaya devam ediyor. Bunun nedeni, NATO'nun sadece askeri bir ittifak değil, aynı zamanda ortak demokratik değerlere dayanan siyasi bir ittifak olmasıdır." dedi.
Gade, NATO'nun uluslararası baskıya maruz kaldığı bu dönemde birlik olmanın çok daha önemli hale geldiğini belirterek, "Uluslararası güvenlik durumu büyük bir baskı altında olsa da NATO'nun önümüzdeki zorluklarla başa çıkmak için gerekli donanıma sahip olduğuna inanıyorum." diye konuştu.
Polonya Senatosu Başkanı Kidawa-Blonska, Portekiz Meclis Başkanı Branco, Slovakya Ulusal Konseyi Başkanı Rasi, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Kidawa-Blonska, Rusya'ya karşı dayanıklılığın artırılması gerektiğini kaydetti.
"Ukrayna'ya elimizden gelen tüm gücümüzle destek olmalıyız." diyen Kidawa-Blonska, NATO'nun savunma hazırlığının daha da artırılması ve yeni işbirliği formatları geliştirilmesinin önemine dikkati çekti.
Kidawa-Blonska, Türkiye ile Polonya arasındaki iyi ilişkilere atıfta bulunarak "Polonya ve Türkiye, NATO'nun doğu kanadındaki müttefikler olarak kilit bir rol oynamakta. NATO bünyesindeki ikili ve çok taraflı işbirliğimizin İttifak'ın daha da güçlenmesine katkı sağlayacağını umuyorum." dedi.
NATO'nun caydırıcılık ve kolektif savunma misyonunun temel hedeflerden biri olmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Branco, bunun askeri alanlara yatırım yapılmasını gerektirdiğine işaret etti.
Branco, "Ukrayna'ya kısa ve orta vadeli desteğimiz, Euro-Atlantik güvenlik çerçevesi içinde öncelikli olmaya devam etmelidir." ifadesini kullandı.
Slovakya Ulusal Konseyi Başkanı Rasi de ülkesinin dış ve güvenlik politikasının, Avrupa Birliği ve NATO üyeliğine dayandığını vurgulayarak bunların güvenlik ve refahlarının temelini oluşturduğunu dile getirdi.
NATO'nun, savunmalarının en önemli dayanağı olmaya devam ettiğini aktaran Rasi, ittifak içinde "daha güçlü bir Avrupa ayağına" ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Slovakya'nın savunma harcamalarını kademeli olarak yüzde 5'e çıkarmayı planladığını bildiren Rasi, savunma bütçesinin önemli bir kısmının modernizasyon için ayrıldığını belirtti.
Rasi, Ukrayna meselesinde adil ve kalıcı bir barışın sağlanacağı koşullar istediklerini sözlerine ekledi.
Estonya Parlamentosu (Riigikogu) Başkanı Lauri Hussar, Finlandiya Parlamentosu (Eduskunta) Başkanı Jussi Halla-Aho, İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Lorenzo Fontana Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Lauri Hussar, burada yaptığı konuşmada, NATO üyelerinin 2035'e kadar Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 5'inin savunmaya ayrılması kararının tarihi olduğunu belirterek, Estonya'nın bu hedefle bölgesel savunma planlamasında, hava savunması gibi askeri alanlarda işbirliğini derinleştirdiğini vurguladı.
"Barış istiyorsanız savaşa hazırlıklı olun." ilkesinin doğruluk payı bulunduğuna işaret eden Hussar, "Bu, gerilimi artırmakla ilgili değil, güçlü savunmanın savaş ihtimalini azalttığının farkında olmakla ilgili." dedi.
Hussar, Rusya'nın, NATO ülkelerinin hava sahalarını ihlal etmesinin, müttefikler arasında savunma kabiliyetini artırmanın öncelik olması gerektiğini hatırlattığını dile getirdi.
"Rusya üzerindeki baskının ve Ukrayna'ya desteğin artırılması gerektiğini" vurgulayan Hussar, "Ukrayna'nın NATO'ya entegre edilmesi, kendi güvenliğimize stratejik yatırım olur." dedi.
Hussar, "Barışın hiçbir zaman bedelsiz olmadığını ve zayıflığın her zaman bir bedeli olduğunu unutmamalıyız. Birlik olmak, NATO'nun ağırlık merkezidir." ifadelerini kullandı.
Finlandiya Parlamentosu Başkanı Halla-Aho da konuşmasında, "NATO'nun gücünün, üyelerinin gücünden geldiğiniz biliyoruz. Bu nedenle ortak caydırıcılığa aktif katkı sağlamak istiyoruz." dedi.
Rusya'nın tehditlerine karşı ortak yanıt verilmesi gerektiğine işaret eden Halla-Aho, herkesin üzerine düşeni yerine getirmesi gerektiğini belirtti.
Ukrayna'nın Avrupa'nın savunmasının önemli bir parçası olduğunu dile getiren Halla-Aho, "Rusya'yı saldırılarını sonlandırmaya ikna etmenin tek yolu, savaşın ekonomik ve siyasi maliyetini sürdürülemeyecek düzeyde artırmaktır. Bu zaman alabilir ancak doğru yolda olduğumuza inanıyorum." şeklinde konuştu.
İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Fontana, Avro-Atlantik bölgesinde güvenliğin tek eksen boyunca şekillenmediğini kabul etmeleri ve dünyaya gerçekçi gözle bakmaları gerektiğini söyledi.
NATO'nun doğu kanadının, Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında kritik önem taşıdığına dikkati çeken Fontana, Akdeniz, Orta Doğu, Kızıldeniz ve Körfez gibi bölgelerin, uzaktan izlenecek kriz bölgeleri olmadığını, güvenlik, ticaret yolları, enerji arzı, toplumsal istikrar gibi konularda derin bağlantılı unsurlar olduğunu dile getirdi.
Fontana, transatlantik boyutun vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak, "NATO birlik olduğunda güçlüdür. Krizleri yalnızca onlara tepki vererek değil, önleyebildiğinde güvenilirdir." ifadelerini kullandı.
Hollanda Temsilciler Meclisi Başkanı Thom van Campen, Kuzey Makedonya Meclisi Başkanı Afrim Gashi ve Norveç Parlamento Başkanı Masud Gharahkhani, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Van Campen, konuşmasının başında, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a ev sahipliği için Türkçe teşekkür etti.
Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 1612'ye kadar uzandığını, bunun Avrupa'daki "en eski ve kesintisiz ikili ilişkilerinden biri" olduğunu belirten van Campen, "İlişkilerimiz diplomasi ve ticaretin ötesine uzanmaktadır. Hollanda'nın en ünlü simgelerinden biri olan lale, Anadolu'da ortaya çıkmıştır ve bu, halklarımız arasındaki derin ve kalıcı bağların canlı hatırlatıcısıdır." diye konuştu.
Van Campen, parlamentolar arası diplomasinin ülkeler arasında güven inşası, karşılıklı anlayışın geliştirilmesi ve transatlantik dayanışmanın pekiştirilmesinde "hayati rol" oynadığını ifade ederek, "Kıtalar ve kültürler arasında köprü görevi gören Türkiye'de bir araya geliyoruz ve bu bir tesadüf değildir. Tarihlerimiz farklı olsa da amaçlarda birleşmiş bir ittifak, tam da hedeflememiz gereken türden bir ittifaktır." dedi.
"Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırı savaşı, yalnızca Ukrayna'nın egemenliğine yönelik tehdit olmakla kalmayıp, hepimizi koruyan kurallara dayalı uluslararası düzene de doğrudan saldırıdır." ifadesini kullanan van Campen, bu bağlamda, NATO bünyesinde, parlamentolar arasında işbirliğinin her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı.
Van Campen, müttefiklerin birbirini desteklemeyi sürdürmesi ve NATO'nun "birleşik, kararlı ve harekete geçmeye hazır" olduğunun gösterilmesi çağrısında bulundu.
Kuzey Makedonya Meclisi Başkanı Gashi dünyanın hızla değiştiğini, NATO'nun da karşı karşıya olduğu tehditlere uygun olarak hızlı şekilde hareket etmesi gerektiğini belirterek, "NATO 3.0, ittifakın stratejik yeniden başlatılması perspektifinden değerlendirilmelidir. Müttefikler, Avrupa'nın konvansiyonel savunma yükünün daha büyük kısmını üstlenebileceğini ve kıtanın savunmasında birincil sorumluluğu üstlenebileceğini öngörmelidir." diye konuştu.
Gashi, Ukrayna'ya gelecekteki destekte "dengeli yük paylaşımı ve müttefiklerin kendi ulusal kapasitelerine yaptıkları yatırımların" dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Orta Doğu'daki gelişmelerin barış, enerji piyasaları ve insani koşullar açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade eden Gashi, gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Norveç Parlamento Başkanı Gharahkhani de ülkesinin savunma üretimini artırdığını, insansız hava araçları ve "dijital çözümler" gibi yeni sistemlere yatırım yaptığını aktararak, "Bu, isteğe bağlı bir konu değildir. Daha fazla koordinasyon sağlamamız gerekiyor. Ortak güvenliğimizi güçlendirmek için endüstriyel kapasitelerimizi ve üretimimizi hızlandırmamız gerekiyor. Bu, hem ulusal ihtiyaçları hem de NATO'nun hazırlık durumunu desteklemekle ilgilidir." ifadelerini kullandı.
Gharahkhani, ülkesinde 2036'ya kadar uzanan savunma planı üzerinde siyasi partiler arasında mutabakat bulunduğunun altını çizerek, "Bu durum, güvenlik ortamının daha da ciddileştiğini ve Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü acımasız savaştan çıkarılan dersleri yansıtmaktadır." dedi.
İngiltere Lordlar Kamarası Başkanı Forsyth, İngiltere Avam Kamarası Başkan Yardımcısı Judith Cummins ve NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Fransa Delegasyonu Başkanı Natalia Pouzyreff, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Forsyth, "İngiltere için Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya'nın kesişim noktasında birçok alanda değerli bir ortak. Bölgeleri birbirine bağlamada ve çatışmalarda arabuluculuk yapmada hayati bir diplomatik rol oynuyorsunuz." ifadelerini kullandı.
İngiltere'nin savunma politikasının temel direğinin NATO olduğunun altını çizen Forsyth, hürriyet, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne yönelik tehditlere karşı beraber durduklarını söyledi.
Forsyth, "Caydırıcılık, çatışmadan çok daha az masraflı; müşterek savunma, tek başına hareket etmekten daha etkili." diyerek, yapay zeka ve siber teknolojilerin sebep olduğu değişime ve bu duruma ayak uydurmaya hazır olduklarına işaret etti.
Ukrayna'nın yıllardır "Rusya'nın saldırılarına katlandığını" söyleyen Forsyth, "Bugün Ukrayna, buradaki hepimiz adına bu saldırganlığa karşı cepheyi tutuyor. Bundan dolayı Ukraynalılara büyük bir minnet borçluyuz. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir." ifadelerini kullandı.
Cummins de "NATO, 77 yıldır ortak bir tarih ve paylaşılan değerlerle birleşmiş bir şekilde bizi güvende ve refah içinde tuttu. Bu durum, müşterek güvenliğin saldırganlığı caydırmadaki kalıcı gücünün bir kanıtıdır." dedi.
Ukrayna ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyadaki gerilimlere dikkati çeken Cummins, "Tarihimizin bu en tehlikeli noktasında, biz NATO üyelerinin birbirine ihtiyacı var. Daha yakın bir işbirliği yapmalı ve birimize yapılan saldırının hepimize yapılmış sayılacağı ilkesini pekiştirmeliyiz." diye konuştu.
Cummins, güncel engellerin daha az öngörülebilir olduğu değerlendirmesinde bulunarak büyüyen rekabet ortamına ve yeni teknolojik tehditlere işaret etti.
Pouzyreff de Fransa'da yapılan G7 Liderler Zirvesi'nde Orta Doğu'daki durumun yatıştırılması ve Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konularının gündeme geldiğini hatırlatarak, G7 kapsamında Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü tanıyan ve ülkeye yönelik askeri yardımın güçlendirilmesi çağrısı yapan bir ortak bildiri yayımlandığına dikkati çekti.
"Ukrayna'nın geleceğinin NATO'da olduğunun teyit edilmesi gerektiği" değerlendirmesinde bulunan Pouzyreff, Ukrayna'nın Avrupa-Atlantik entegrasyonunun, güvenliğe ve bölgesel istikrara doğrudan katkı sağladığını kaydetti.
İspanya Senatosu Birinci Başkanvekili Javier Maroto, İsveç Parlamentosu (Riksdag) Üçüncü Başkanvekili Kerstin Lundgren ve Arnavutluk Meclisi Dışişleri ve AB İşleri Komisyonu Başkanı Igli Hasani, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
İspanya Senatosu Birinci Başkanvekili Maroto, konuşmasında NATO müttefiki ülkelerin liderlerinin, işbirliği yapmaları gerektiğini belirterek "Tüm NATO ülkeleri, Ukrayna'da ya da Orta Doğu'da olsun, istisnasız her çatışmada uluslararası hukuka saygıyı savunmalı." dedi.
Avrupa'nın NATO içinde daha güçlü üye haline gelmesi gerektiğini söyleyen Maroto, "NATO reformu, daha az ABD anlamına gelmemeli, Avrupalıların daha fazla komuta ve sorumluluk üstlenmeleri, bölgesel liderlik yapmaları ve geleneksel savunma yükünü daha çok sırtlanmaları anlamına gelmeli." ifadelerini kullandı.
Maroto, bu hedefte Avrupa'nın savunma alanında henüz ortak ses çıkarmadığına dikkati çekerek "Birçok Avrupalı, demokrasiden, savunma olmadan korunabilirmiş gibi bahsediyor ancak güvenlik olmadan refah devleti, hastaneler, okullar ve özgürlük olmaz." diye konuştu.
İsveç Parlamentosu Üçüncü Başkanvekili Lundgren de Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'nde gündemlerinin, İttifak kapasitesinin, Ukrayna'ya sürdürülebilir desteğin ve savunma alanında endüstriyel üretimin artırılması gibi konuları içereceğini belirtti.
İsveç Parlamentosundaki partilerin, NATO üyelerinin 2035'e kadar gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'inin savunmaya ayrılması kararına bağlı olduğunu dile getiren Lundgren, "NATO, demokrasi, insan hakları, kurallara dayalı dünya düzeni ve serbest ticaretin yalnızca büyük idealler değil aynı zamanda bugün bizi güçlü kılan ilkeler olduğu görüşü temelindeki bir ittifaktır." dedi.
Bu görüşün, güvenlik tehditleri ve zorluklarla karşı karşıya bulunduğuna işaret eden Lundgren, müttefiklerini korumaya bağlılıkları ile Ukrayna'ya verilen desteğin öneminin altını çizdi.
Arnavutluk Meclisi Dışişleri ve AB İşleri Komisyonu Başkanı Hasani de güvenliğin, birlikte hareket edebilme kapasitesine dayandığına dikkati çekti.
Hasani, Arnavutluk'un Ukrayna'ya desteğini dile getirerek "Temel bir ilkeyi yineliyoruz: Güvenlik, yalnızca savaş alanında değil sürdürülen dayanışma ve kararlılıkla savunulur." dedi.
NATO'ya savunma yatırımı planlarının hazırlıklı olma, dayanıklılık ve caydırıcılık açısından stratejik bir adım olduğunu belirten Hasani, kritik altyapıyı, modern savunmanın itici gücü gördüklerini söyledi.
Hasani, Batı Balkanlar'ın, bazı tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu ve bölgenin, stratejik önceliğinin olması gerektiği yorumunu yaparak NATO Parlamenter Asamblesinin, ittifaka, birliğe ve güvenilirliğe katkısını güçlendirmenin önemini vurguladı.
NATO PA İzlanda Delegasyonu Başkanı Dagur Eggertsson: Kültürleri, kıtaları ve medeniyetleri yüzyıllardır birbirine bağlayan İstanbul'da bulunmak ayrı bir ayrıcalıktır
NATO PA Yunanistan Delegasyonu Başkan Yardımcısı Dimitris Keridis, NATO PA İzlanda Delegasyonu Başkanı Dagur Eggertsson, NATO PA Karadağ Delegasyonu Başkanı Dusko Stjepovic, NATO PA Ukrayna Delegasyonu Başkanı Yehor Cherniev Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.
Keridis, İstanbul'u "görkemli ve ihtişamlı" olarak niteleyerek, "Dünyada pek çok şehir vardır ama İstanbul tektir." dedi.
Yunanistan Başkonsolosluğunun, Türk vatandaşlarına günde yaklaşık 2 bin Schengen vizesi verdiğine işaret eden Keridis, bu durumun iki ülkenin halklarının ne kadar iç içe olduğunu ve birbirlerine karşı olumlu duygular beslediğini gösterdiğini söyledi.
Keridis, bu yıl da 2 milyondan fazla Türk vatandaşının Yunanistan'ı ziyaret etmesini beklediklerini dile getirdi.
Türkiye'nin "Schengen Bölgesi'ne alınması gerektiğine inandıklarını" belirten Keridis, "Bazı Avrupalı ortaklarınız ticari anlaşmalar konusunda istekli davranırken sizi Schengen'den uzak tutmayı tercih ediyor. Biz ise dostluk elimizi uzatma konusunda samimiyiz." ifadelerini kullandı.
NATO PA İzlanda Delegasyonu Başkanı Eggertsson, "Kültürleri, kıtaları ve medeniyetleri yüzyıllardır birbirine bağlayan İstanbul'da bulunmak ayrı bir ayrıcalıktır. Bu şehir bize güvenliğin hiçbir zaman izolasyon içinde değil, diyalog, işbirliği ve ortak sorumlulukla inşa edildiğini hatırlatmaktadır." diye konuştu.
Uluslararası düzenin benzeri görülmemiş bir baskı altında olduğu dönemde bir araya geldiklerine işaret eden Eggertsson, uluslararası hukuka yönelik artan tehditler, demokratik kurumları zayıflatma girişimleri ve toplumlardaki güveni sarsmayı amaçlayan dezenformasyon faaliyetlerinin görüldüğünü vurguladı.
Eggertsson, NATO'nun "yalnızca toprakları savunmak için değil barışı mümkün kılan ilkeleri korumak için var olduğunu" belirterek, şunları kaydetti:
"Askeri kapasite önemlidir, caydırıcılık önemlidir ve NATO'nun kalbinde yer alır ancak askeri güç tek başına bir ittifakı sürdüremez. Gerçek temel güvene dayanır. Birbirimize güven, demokratik kurumlarımıza güven ve savunduğumuz ortak değerlerin korunmaya değer olduğuna dair güvendir."
NATO PA Karadağ Delegasyonu Başkanı Stjepovic, Avrupa ve Orta Doğu'da devam eden savaşların, siber saldırıların, dezenformasyon kampanyalarının ve demokratik kurumları zayıflatmaya yönelik girişimlerin, güvenliğin artık yalnızca devletlerin bakış açısıyla değerlendirilemeyeceğini açıkça gösterdiğine, bu nedenle NATO'nun her zamankinden daha büyük önem taşıdığına dikkati çekti.
NATO'nun savunma kapasitesinin daha da güçlendirilmesini ve savunmaya yapılan yatırımların artırılmasını güçlü biçimde desteklediklerini dile getiren Stjepovic, "Bu mesele yalnızca istatistikler ya da gayri safi yurt içi hasılanın belirli bir yüzdesiyle ilgili değildir. Bu, barışı, istikrarı ve ortak yaşam biçimimizi korumaya ne kadar hazır olduğumuzun bir göstergesidir." dedi.
Stjepovic, Karadağ'ın 2028'de Avrupa Birliği'nin bir sonraki üyesi olmayı hedeflediğini hatırlatarak, bu sayede Avrupa ile Akdeniz bölgesinin istikrarına daha fazla katkıda bulunacaklarına inandıklarını kaydetti.
NATO PA Ukrayna Delegasyonu Başkanı Cherniev, yıllardır ortak yürütülen çabaların sonuç vermeye başladığına dikkati çekerek, Ukrayna halkı adına teşekkür etti ve Rusya ile savaşta inisiyatifi ele geçirmeye başladıklarını söyledi.
Rusya'nın "askeri, ekonomik, insani ve ahlaki kayıplar yaşadığını" savunan Cherniev, "Yeniden toparlanma ve güçlerini yeniden inşa etme fırsatı vermemeliyiz. Sonunda onu baskı altına almalı ve barışa zorlamalıyız çünkü barış istemeyen tek ülke Rusya'dır." ifadesini kullandı.
Cherniev, "2022'de İstanbul'da yürütülen müzakereleri organize ettiği için Türkiye'ye minnettarız. Ne yazık ki bu görüşmelerin sonuçları başarılı olmadı, çünkü barış şartları Ukrayna için adil ve kabul edilebilir değildi, egemenliğimizi kaybedebilirdik." dedi.
Savaş sonrası dönemde Ukrayna'nın değerinin NATO için daha da artacağını dile getiren Cherniev, Avrupa'nın güvenliğinin, Ukrayna'nın NATO'ya tam üyeliği olmadan eksik kalacağını belirtti.
(Kaynak: AA)