⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Nawrocki'nin Ankara ziyareti: Savunma sanayisi işbirliğinden Karadeniz'de NATO stratejisine

Doğu Avrupa bölge uzmanı Emrah Dokuzlu, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin Türkiye ziyaretini ve bu ziyaretin Türkiye-Polonya ilişkilerine olası etkilerin

📍 Ankara
Doğu Avrupa bölge uzmanı Emrah Dokuzlu, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin Türkiye ziyaretini ve bu ziyaretin Türkiye-Polonya ilişkilerine olası etkilerini AA Analiz için kaleme aldı. *** Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine 23-24 Haziran 2026 tarihleri arasında Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret, protokolün ötesinde somut bir stratejik içerik taşıyor. Ziyaretin 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nden yalnızca iki hafta önceye denk gelmesi tek başına anlamlı olsa da ziyaretin asıl ağırlığı, savunma sanayisi işbirliğinin somut adımlarıyla NATO'nun doğu-güney kanat dengesini aynı masaya taşımasından geliyor. Nawrocki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlenen ortak basın toplantısında "Polonya ve Türkiye, NATO ittifakı kapsamında çok önemli rol oynamaktadır, her iki ülke NATO'nun kanatlarını savunmak mecburiyetindedir" diyerek, ittifakın iki ucunu tek bir sorumluluk denklemine bağladı ancak ilişkiyi çerçeveleme biçimindeki zemin dikkat çekiciydi. Polonya Cumhurbaşkanı, Polonya'nın (tarihteki adıyla Lehistan) 1795 taksiminden sonra "haritadan silinmesini" hiçbir zaman tanımama geleneğine açık bir gönderme yaptı. Osmanlı Devleti'nin "Polonya'nın yok oluşunu kabul etmeyen tek devlet" olduğunu hatırlattı. İlk bakışta diplomatik bir nezaket figürü gibi görünen bu hatırlatma, çerçeveleme açısından anlamlı bir tercih haline geliyor. Varşova, Türkiye'yi konjonktürel bir tedarikçi olarak değil, tarihsel olarak bağımsızlığına saygı duyan bir aktör kategorisinde konumlandırıyor. Bu, ittifakın Polonya kamuoyunda tarihsel-ahlaki bir zeminde de meşrulaştırıldığını gösteriyor. Nawrocki, Külliye'deki törene katılmadan önce doğrudan ASELSAN Gölbaşı Teknoloji Üssü'ne geçti. Bu tercih, ziyaretin bir nezaket turu olmadığını açıkça gösterdi. Polonya Cumhurbaşkanı, elektronik harp, radar, hava savunma ve elektro-optik sistemleri yerinde inceledi. ASELSAN'ın ev sahipliğinde gerçekleşen bu inceleme, Aralık 2025'te imzalanan yaklaşık 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihracat sözleşmesinin ve 2021'den beri süren Bayraktar TB2 ortaklığının devamı niteliğindeydi. Nawrocki'nin "daha güçlü bir ittifak kurmaya hazırız" vurgusu, ilişkinin alım-satım boyutunu aşarak ortak üretim ve teknoloji transferi konularına evrildiğini ortaya koydu. Polonya, Avrupa'nın en yüksek savunma harcaması yapan ülkelerinden biri konumunda. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından başlattığı yoğun modernizasyon programı kapsamında çok sayıda yeni sistem arayışında. Türkiye ise son on yılda İHA/SİHA teknolojisinde küresel oyuncu haline geldi. Bu bağlamda, maliyet-etkin, sahada kanıtlanmış sistemler sunuyor. Polonya'nın TB2 filosunu genişletme ve muhtemelen TB3 gibi yeni nesil platformlara geçiş yapma ihtimali, sadece alım değil ortak üretim ve teknoloji transferi konularını da gündeme getiriyor. Radar, elektro-optik ve haberleşme alanlarındaki Türk kabiliyetleri, Polonya'nın kendi savunma sanayisini güçlendirme hedefiyle uyumlu. Bu işbirliği, iki taraf için de NATO standartlarında birlikte çalışabilirlik avantajı yaratıyor. Polonya için Türkiye, Batı Avrupa'dan bağımsız, hızlı teslimat ve esnek şartlar sunan bir tedarikçi alternatifi yaratıyor. Türkiye için ise Polonya, Avrupa Birliği (AB) üyesi ve NATO'nun doğu kanadında kilit bir ülke olarak, savunma ihracatının prestijini ve hacmini artıracak stratejik bir ortak. İki ülkenin de yüksek savunma bütçeleri ve yerli üretim hedefleri, bu alanda uzun vadeli ortak projelerin kapısını aralıyor. Ziyaretin stratejik boyutunu, Karadeniz güvenliği ve NATO'nun kanat dengesi üzerinden okumak mümkün. Polonya'nın güvenlik algısı doğu kanadında şekilleniyor. Rusya tehdidi ve Ukrayna'ya verilen destek, Varşova için kendi güvenliğinin doğrudan bir uzantısı. Türkiye ise Karadeniz'i dengelemek isteyen bir ülke olarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden enerji koridorlarına uzanan çok katmanlı bir güvenlik gündemine sahip. İki ülkenin Karadeniz algısı örtüşüyor ancak özdeş değil. Polonya için Rusya varoluşsal ve uzlaşmaz bir tehdit, Türkiye için ise Karadeniz'de Rusya ile gerilimi tırmandırmadan denge kurmak, aynı zamanda NATO'nun güney kanadındaki önceliklerini (Suriye, enerji güvenliği, Akdeniz) korumak kritik. NATO içinde "güney kanadı" ile "doğu kanadı" arasındaki kaynak ve dikkat dağılımı tartışması uzun süredir var. Türkiye, güney tehditlerinin (terör, düzensiz göç, enerji) yeterince ciddiye alınmadığını sıkça dile getiriyor. Polonya ise doğu kanadının Rusya tehdidi karşısında öncelikli olması gerektiğini savunuyor. Bu iki ülkenin NATO zirvesi öncesi Ankara'da buluşması, kanatlar arası gerilimi yumuşatmak ve ortak zemin bulmak açısından işlevsel bir hamle. Özellikle savunma sanayisi işbirliği, her iki tarafın da "Avrupa'nın savunma sanayisi kapasitesini artırma" hedefiyle uyumlu görünüyor. Ankara Zirvesi'nde savunma harcamaları, üretim kapasitesi ve Ukrayna'ya verilecek destek gibi konuların ağırlıklı olması bekleniyor. Türkiye ve Polonya diyaloğu bu gündeme somut katkı sağlayacaktır. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, ziyareti açıklayan temel çerçevelerden biri NATO Zirvesi öncesinde yürütülen stratejik hizalanma arayışıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirve için çizdiği "İttifak'ın Avrupa sütununun güçlendirilmesi ve caydırıcılığının tahkim edilmesi" gündemiyle Nawrocki'nin savunma sanayisi ortaklığı ve güney kanat sürekliliği vurgusu örtüşüyor. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna ve İran'ı "her iki alan" diye yan yana koyup ortak paydayı "barışa duyulan ihtiyaç" olarak nitelerken Nawrocki'nin aynı toplantıda barış veya diplomasi diline girmeksizin doğrudan caydırıcılık ve "kanatları savunma mecburiyeti" diline yaslanması, Varşova'nın bilinen maksimalist çizgisiyle, Ankara'nın dengeli yaklaşımı arasındaki bu ton farkını ortaya koyuyor. Ayrıca, Polonya medyasının ziyaret boyunca "doğu kanadını güçlendirmek için Türkiye'nin Karadeniz potansiyelini dahil etme" vurgusu yapması, sürecin en azından Varşova tarafında stratejik bir niyet taşıdığını gösteriyor. Karol Nawrocki'nin dış politika yaklaşımı bu ziyareti daha anlamlı kılıyor. Ağustos 2025'te göreve başlayan Cumhurbaşkanı, ilk yurt dışı ziyaretini ABD'ye yapmıştı. Türkiye ziyareti ise erken dönemdeki ikinci önemli durağı. Bu, Polonya'nın transatlantik bağlarını güçlendirirken aynı zamanda NATO'nun kilit oyuncularıyla pragmatik ilişkiler kurma stratejisinin parçasını oluşturuyor. Başbakan Donald Tusk hükümetiyle kohabitasyon ortamında Cumhurbaşkanı Nawrocki'nin dış politikadaki ağırlığı sınırlı olsa da sembolik ve koordinasyon rolü önemli. Nawrocki'nin Türkiye ile savunma odaklı teması, Polonya'nın "güçlü NATO, güçlü doğu kanadı" çizgisini koruduğunu ve Türkiye'yi bu mimaride değerli bir ortak olarak gördüğünü kanıtlıyor. Sonuç olarak, Karol Nawrocki'nin Ankara ziyareti, Türkiye-Polonya ilişkilerini savunma sanayisi ortaklığından Karadeniz güvenliğine uzanan çok katmanlı bir zemine taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Polonya ile 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaştık bunun ardından yeni hedefimizi 15 milyar dolar olarak belirledik, bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadesi ve Polonya'nın aktif aktör olduğu Üç Deniz Girişimi'nin (ÜDG) Türk firmaları açısından sunduğu fırsatlara değinmesi iki ülke ilişkilerinin farklı zeminlerde artarak geliştiğini gösteriyor. Ziyaretin NATO Zirvesi öncesinde gerçekleşmesi, bu temasın sadece ikili değil, ittifak düzeyinde de anlam taşıdığına işaret ediyor. Polonya'nın yoğun silahlanma ihtiyacıyla Türkiye'nin gelişen savunma teknolojileri arasındaki uyum, somut fırsatlar sunuyor. Karadeniz'de ise iki ülkenin farklı ama örtüşen güvenlik algıları, NATO'nun kanat dengesi tartışmasında yapıcı bir rol oynayabilir. Sonuç olarak bu ziyaret, Doğu Avrupa ile Türkiye arasındaki stratejik bağın güçlendiğinin somut bir göstergesi olarak kayıtlara geçiyor. [Emrah Dokuzlu, Polonya Bilimler Akademisi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nde (GSSR) Avrupa'daki Türklerin siyasileşme süreci hakkında akademik çalışmalar yapmıştır, Polonya siyasetiyle ilgili çalışmalar da yapmaktadır.] * Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. (Kaynak: AA)