⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Neyzenlerin kutbu: Niyazi Sayın, vefatının seneidevriyesinde anılıyor

Türk musikisine kattığı eşsiz nağmeler ve ney icrasındaki zarafetiyle gönüllerde iz bırakan Neyzen Niyazi Sayın, 8 Ekim 2025 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştu

📍 İstanbul
Türk musikisine kattığı eşsiz nağmeler ve ney icrasındaki zarafetiyle gönüllerde iz bırakan Neyzen Niyazi Sayın, 8 Ekim 2025 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştu. Vefatının üzerinden  1 yıl geçen Neyzen Niyazi Sayın, vefatının seneidevriyesinde yad ediliyor... 1927 yılının 12 Şubat günü İstanbul Üsküdar’da dünyaya gelen Niyazi Sayın, Ömer Hulusi Bey ile Necmiye Hanım’ın en küçük çocuğudur. Baba tarafından Makedonya’nın Resne yakınlarından, anne tarafından ise Manastırlı köklerden gelir. İlk ve orta öğrenimini Üsküdar Paşakapısı’nda tamamladı. Haydarpaşa ve Beyoğlu liselerinde eğitimine devam etse de, babasının vefatı ve İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu koşulları nedeniyle lise öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.Savaş yıllarında askerliğini Eğitim Alayı’nda yaptıktan sonra, İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’nde sanat eğitimine başladı. Öğrencilik döneminde müzikle birlikte spora da ilgi duydu; Fenerbahçe genç takımında bir süre futbol oynadı. Ancak, babasının teşvikiyle müziğe yöneldi ve kısa sürede bu alanda derinleşti. Genç yaşlarında ağız armonikası çalarak başladığı müzik yolculuğunda, özellikle cami musikisine duyduğu ilgi onu geleneksel Türk müziğinin inceliklerine yönlendirdi.Niyazi Sayın, erken yaşlardan itibaren müzikle iç içe bir hayat sürdürdü, müzisyen ve neyzen olarak Türk müziğine önemli katkılarda bulundu.Ailesinin yönlendirmesiyle okul döneminde armonika çalan Sayın, cami musikisini öğrenmek için de önemli bir çaba harcadı.Sayın, vatani görevini yaptığı eğitim alayında, İstanbul Belediyesi Konservatuvarına girdi.Çocukluğunda taş plaklardan dinlediği Tanburi Cemil Bey'in etkisinde kalan sanatçı, 1947'de tanıştığı Mustafa Düzgünman'ın evinde düzenlediği özel dini musiki meşkleriyle musikiye ilk ciddi adımı attı.İlk neyi olan Süpürde Neyi (Re tonunda), 4 Mart 1948’de Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin neyzenlerinden Emin Bey aracılığıyla, Beyazıt Çadırcılar’daki Osman Dede’den 10 liraya satın aldı. İlk derslerini Neyzen Gavsî Baykara’dan aldı; kısa süre sonra Hattat Necmeddin Okyay aracılığıyla tanıştığı Neyzen Halil Dikmen’in öğrencisi oldu. 21 Ocak 1949’dan itibaren tam on beş yıl boyunca, her perşembe günü Halil Dikmen’in evinde ney ve resim derslerine devam etti.Niyazi Sayın, ebrudan fotoğrafa, tespihçilikten sedef kakmacılığına, elektronikten tornacılığa, gülcülükten ağaç işlerine kadar, birçok sanat ve zanaat üzerinde uzmanlaştı.Sanat hayatı boyunca hocası Halil Dikmen'in ve Tanburi Cemil Bey'in sanat anlayışlarını birleştirme hedefini gözeten Sayın, ney icrasına getirdiği yeni kalıplar ve pozisyonlarla bir dönüm noktası teşkil etti. Musiki dünyasında geleneği kendi içinde yenilediğine yönelik ortak kanaat oluşturdu."Sanat ahlakın uzantısıdır" diyen Sayın, sanatın sadece teknik bir bilgi değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk taşıdığına inanıyordu ve sanatını her zaman insanlara fayda sağlama amacı güderek icra etti.1950’li yıllarda Üsküdar Musiki Cemiyeti ve Neyzen Süleyman Erguner’le birlikte İstanbul Radyosu’nda icralarda bulundu. Buradaki performanslarıyla dikkat çeken Sayın, dönemin radyo yöneticisi Dr. Nevzat Atlığ tarafından İstanbul Radyosu kadrosuna alındı. Yaklaşık otuz yıl boyunca bu kurumda ney icra etti; 1954-55 yıllarında şef yardımcılığı ve arşiv çalışmaları görevlerini de üstlendi.1956-1969 yılları arasında Münir Nurettin Selçuk’un davetiyle İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti’nde görev yaptı; aynı zamanda Selçuk’un konserlerinde neyzen olarak sahne aldı. 1976’da yeni kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi, ardından Nefesli Sazlar Anabilim Dalı Başkanı oldu. (Kaynak: ENSONHABER)