ODAK: Gazze’de İnsani Kriz Derinleşiyor
İsrail'in Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü soykırıma ve 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girdiği duyurulan ateşkes sürecine ilişkin hazırlanan bu "ODAK" çalışmasında, sürec
İsrail'in Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü soykırıma ve 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girdiği duyurulan ateşkes sürecine ilişkin hazırlanan bu "ODAK" çalışmasında, sürece dair diplomatik arka plan ile yaşanan insani kriz bir araya getirildi.
İsrail'in işlediği soykırımı belgeleyen haberlerden derlenen bu çalışma, ABD öncülüğünde kurulan barış kurullarına ve ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesine rağmen yaşanan insani krizi ve yıkımın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Masada alınan ateşkes kararlarına rağmen İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürmesi sonucunda yüzlerce Filistinli hayatını kaybederken, binlerce cenaze hala enkaz altında.
Sistematik bir kuşatma politikasına dönüşen ağır abluka nedeniyle insani yardım ve kritik malzemelerin girişleri İsrail tarafından engelleniyor.
Temel gıda ve temiz suya erişim imkansız hale gelirken hastanelerin yüzde 94'ünün hasar görmesiyle sağlık sistemi çöküşün eşiğine geldi.
Çatışmaların ve ablukanın bir sonucu olarak 1,9 milyon yerinden edilmiş Filistinli, altyapıdan yoksun yıpranmış çadırlarda salgın hastalıklar ve zorlu çevre şartlarıyla mücadele etmek zorunda bırakılıyor.
İsrail, abluka, açlık ve soğuğu sistematik birer soykırım aracı olarak kullanmaya devam ederken, mevcut girişimlerin, sahadaki kısıtlamaları ve devam eden insani felaketi sonlandırmakta yetersiz kaldığı görüldü.
İsrail ordusunun 10 Ekim 2025’te Gazze Şeridi’nde ateşkesin yürürlüğe girdiğini duyurmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 14 Ocak 2026’da Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasının başladığını açıkladı.
Witkoff, ikinci aşamanın, Gazze'de geçici bir teknokratik Filistin yönetimi şeklinde "Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi"nin kurulması, "Gazze'nin tam olarak silahsızlandırılması" ve "bölgenin yeniden inşası" süreçlerini kapsadığını belirtti.
Böylece, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaklaşık iki yıl süren soykırımı sonrasında yapılan ateşkes anlaşmasında, 6 kritik maddeyi içeren ve daha karmaşık bir sürecin olduğu ikinci aşamaya geçildi.
Sürecin devamında ABD Başkanı Trump, Gazze'de 16 Ocak’ta Barış Kurulu'nun kurulduğunu açıkladı.
-
Ancak atılan tüm bu diplomatik adımlara rağmen İsrail, Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana saldırılarına fiilen devam ediyor.
Ateşkesin duyurulmasından bu yana geçen sürede hemen hemen her gün yeni bir saldırı düzenlenirken, İsrail'in bu zaman diliminde ateşkesi 3 bin 269 kez ihlal ettiği açıklandı.
Resmi verilere göre, bine yakın Filistinli ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda hayatını kaybetti.
Yaşamını yitirenlerin yanı sıra Gazze Şeridi'nde enkaz altında halen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.
Ekim 2025'teki ilk ateşkeste İsrail'in işgal ettiği ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgenin oranı yüzde 53 düzeyindeyken, saldırıların ve zorla yerinden etmelerin devam etmesiyle şu an için bu oran yüzde 60’a çıkmış durumda.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını kontrol ettiğini ifade ederek bu oranı yüzde 70'e çıkarma talimatı verdiğini duyurdu.
İşgal edilen alanın yüzde 70'e çıkarılması, İsrail'in saldırılarından kaçan 2 milyon Filistinlinin Akdeniz kıyısında sadece 110 kilometrekarelik çok dar bir alana hapsedilmesi anlamına geliyor.
Bu plan uygulandığında, Gazze'de kilometrekare başına düşen kişi sayısı 18 bin 500'e yükselecek ve bölge halkı, "gönüllü göç" adı altında yeni bir etnik temizlik ve zorunlu sürgün tehdidiyle karşı karşıya kalacak.
Gazze’de ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen, İsrail’in ablukayı daha da ağırlaştırması ve insani yardım girişlerini kısıtlaması nedeniyle, Filistinliler derinleşen insani ve ekonomik krizle mücadele etmeye devam ediyor.
Verilere göre, Gazze’ye şimdiye kadar girmesi gereken 88 bin 800 yardım kamyonundan yalnızca 36 bin 720’si ulaşabildi ve bu durum mevcut ihtiyaçların ancak yaklaşık yüzde 41’ini karşılayabildi.
Bölgedeki kriz yalnızca gıda ile sınırlı kalmıyor, enerji tedarikindeki sıkıntılar da ciddi boyutlara ulaşıyor.
Nitekim Gazze'ye girmesi gereken 7 bin 400 yakıt kamyonundan yalnızca 1081'inin girişine izin verildiği, bunun da gerçek ihtiyacın sadece yüzde 14'üne denk geldiği bildirildi.
Yardım ve temel ihtiyaç maddelerinin girişine yönelik bu kısıtlamaların sürmesi, bölgede 1,5 milyondan fazla kişinin gıda güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
Duruma tepki gösteren Filistinli yetkililer, İsrail'in Gazze Şeridi'ne hayati önemdeki gıda, ilaç, yakıt ve diğer kritik malzemelerin girişini engellerken bölgeye sadece "çikolata ve kola" gibi ürünlerin gönderilmesini eleştirdi.
Yetkililer ayrıca, uygulanan sıkı kısıtlamaların yalnızca bir güvenlik önlemi olmadığını, ekonomik yapıyı hedef alan sistematik bir “kuşatma politikası” haline geldiğini belirtiyor.
Filistinlilerin en temel ihtiyaçlara erişimde ciddi zorluklar yaşadığı bir ortamda, sınırlı miktarda ulaştırılan ürünler ihtiyacı karşılamada yetersiz kalıyor.
Yemek pişirebilmek için gerekli tüp gazını üç-dört ayda bir ancak bulabilen Gazze halkı, odunun da her istediklerinde tedarik edebildikleri bir ürün olmadığını; çevredeki plastik ya da kağıt atıklarıyla ateş yakmaya çalıştıklarını aktarıyor.
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Mladenov, İsrail’in sınır kapıları üzerindeki geniş kapsamlı kısıtlamalarının insani yardımların Gazze Şeridi'ne girişinin önündeki başlıca engel olduğunu belirtti.
Mladenov, bunun sağlık sektörü ve siviller için gerekli temel ürünlerin girişini sınırlamak amacıyla kullanıldığını ifade etti.
İsrail'in ağır saldırıları ve yıkımına maruz kalan Gazze'de sağlık sisteminin çöküşün eşiğine geldiği; işgal altındaki Batı Şeria'da ise endişe verici bir durumun söz konusu olduğu belirtiliyor.
Filistin Merkezi İstatistik Kurumunun (PCBS) raporuna göre, İsrail saldırıları ve abluka nedeniyle sağlık sektörünün hizmet veremez noktaya geldiği Gazze'de hastanelerin yüzde 94'ü hasar gördü ve 36 hastane hizmet dışı kaldı, 18 hastane ise sınırlı hizmet verebiliyor.
Erken doğum oranlarında belirgin bir artışın yaşandığı bölgede, her beş yenidoğandan birinin yoğun bakıma ihtiyacı oluyor.
Gazze'de böbrek yetmezliğinden muzdarip 1100 hasta olduğu tahmin edilirken, bunlardan sadece 600-700'ü tedavi görebiliyor.
Ayrıca, 10-12 bin kanser hastasının da tedavi sisteminin neredeyse tamamen çökmesi nedeniyle tedavileri aksıyor.
Fiziksel tedavilerin yanı sıra Gazze'de bir milyondan fazla çocuk kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu da dahil olmak üzere ciddi psikolojik etkiler yaşıyor.
Gazze'deki laboratuvarlar ve kan bankalarında ciddi kriz yaşandığı, tıbbi tahlillerde kullanılan malzemelerin yüzde 86'sının, hayati öneme sahip ilaçların yüzde 47'sinin tükendiği bildirildi.
Tıbbi görüntüleme cihazlarının ise yüzde 76’sı kullanılamaz hale geldi.
İsrail'in kalabalık kamplarda yaşamak zorunda bıraktığı Filistinliler, su sıkıntısı ve hijyen problemi nedeniyle çeşitli cilt hastalıklarına maruz kalıyor.
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail tarafından yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kamplarda aşırı kalabalık, su kıtlığı ve hijyen şartlarının sağlanamaması nedeniyle pire, akar ve ısırıcı böceklerin hızla yayıldığı uyarısında bulundu.
BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), 2026'nın ilk beş ayında Gazze Şeridi’nde kemirgen ve parazit kaynaklı 125 binden fazla cilt enfeksiyonu vakasının kaydedildiğini duyurdu.
Filistinliler, altyapının olmadığı çadır kampları ve sığınma merkezlerinde kemirgen, böcek ve haşerelerle mücadele ediyor.
İsrail ablukasının sürdüğü Gazze'de toplanamayan çöpler ve saldırılarda çöken kanalizasyon şebekesi nedeniyle fare ve sıçanların sayılarında ve bu kemirgenlerin sebep olduğu ısırık vakalarında artış gözleniyor.
Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, tedavi için yurt dışına sevk kararı bulunan 17 binden fazla Filistinli hastanın İsrail'in engellemeleri nedeniyle Gazze Şeridi'nden çıkış yapamadığını ve gecikmelerin hasta ölümlerini artırdığını bildirdi.
Bakanlık, sınır kapılarından şimdiye kadar yalnızca 3 bin 226 kişinin çıkış yapabildiğini, bunlardan sadece bin 204'ünün hasta, geri kalanların ise refakatçi olduğunu açıkladı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İsrail'in saldırdığı Gazze'de sadece sağlık sektöründeki hasarın 1,4 milyar dolar olduğunu ve bu sektörün 5 yıl içinde iyileşmesi için toplamda 10 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunun tahmin edildiğini kaydetti.
İsrail'in sınır kapılarındaki kısıtlamaları nedeniyle ne gerekli tıbbi teçhizatın tedariki sağlanabiliyor ne de yeterli sayıda hasta tedavi için bölgeden çıkabiliyor.
Filistin Kızılayının 19 Nisan'da yaptığı açıklamaya göre, tedavi olmak için bekleyen 18 bin hasta ve yaralının bulunduğu Gazze'de, Refah Sınır Kapısı'nın kısıtlı olarak açıldığı 2 Şubat'tan bu yana yalnızca 700 yaralı tahliye edilebildi.
Gazze'deki sağlık çalışanları, İsrail'in sınır kapılarını kapalı tutması nedeniyle tıbbi ekipman girişinin büyük ölçüde durduğunu, bunun da ameliyatların ertelenmesine ve hastaların yaşadığı acıların artmasına yol açtığını belirtiyor.
Sağlık kaynaklarının aktardığına göre, Gazze'de yaklaşık 10 bin yaralı karmaşık kırıklar nedeniyle acil cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyuyor. Buna karşılık ameliyatlarda kullanılan malzemelerin büyük bölümü ya tamamen tükenmiş durumda ya da çok sınırlı sayıda bulunabiliyor.
Ayrıca, Gazze Protez Merkezinde görev yapan teknisyenler, özellikle protez üretiminde kullanılan alçı malzemesinin girişine izin verilmemesi nedeniyle büyük zorluklarla karşı karşıya olduklarını ifade ediyor.
Öte yandan, hastanelerde elektrik ihtiyacını karşılayan jeneratörlerin birer birer devre dışı kalması ve İsrail'in devam eden ablukası nedeniyle yedek parça ve yeni jeneratör temininin yapılamaması; yoğun bakım, yenidoğan ve diyaliz ünitelerinde "elektrikle" hayata tutunan hastalar için ciddi risk oluşturuyor.
İsrail’in insani yardım girişlerini kısıtlaması nedeniyle Gazze'de temel gıda fiyatları hızla artarken, halkın alım gücü ciddi şekilde geriledi.
Sınır kapılarının büyük ölçüde kapalı tutulması ve insani yardım ile mal girişinin sınırlı seviyede kalması, özellikle sebze ve meyve fiyatlarında keskin artışlara yol açtı.
İsrail’in uyguladığı abluka ve saldırıların etkisiyle Gazze’de ekonomik tablo giderek ağırlaşırken, geniş bir kesim temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Gazze’de siviller, artan fiyatlar ve sınırlı arz nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta büyük zorluk yaşıyor.
Yerel kaynaklara göre birçok aile gıda ürünlerini borçla temin ederken, yardım gelmediği dönemlerde ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Birçok kişi hayır kurumlarının aşevlerine yönelirken, ekmek üretimindeki aksaklıklar nedeniyle uzun kuyruklar oluşuyor.
Filistin hükümeti, Gazze'de gıda ve temel ihtiyaçlara erişimin ciddi şekilde zorlaştığını bildirerek, "ilan edilmemiş kıtlık krizinin" derinleştiği konusunda uyarıda bulundu.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 10 Nisan’da yayımladığı raporda, Gazze’deki yaşam koşulları “vahim” olarak nitelendirildi.
Raporda, bölgede yaşayan ailelerin büyük bölümünün yerinden edildiği ve insani yardımlara muhtaç şekilde hayatta kalmaya çalıştıkları belirtildi.
Mart ayının başından itibaren Gazze’de bazı temel ürünlerin ciddi şekilde azaldığı ve fiyatlarının arttığı vurgulanan raporda, 25 kilogramlık un çuvalının fiyatının 30-50 şekelden 75 şekele yükseldiği kaydedildi.
Gazze'de halk, sınır kapılarında günlerce bekletildikten sonra bölgeye girişine izin verilen ve çoğu zaman çürümeye başlamış sebze ve meyveleri tüketmeye mecbur bırakılıyor. Pazarlarda satışa sunulan ürünlerin üzerinde sineklerin dolaştığı, bazı ürünlerin ise filizlendiği görülüyor.
İsrail'in ablukası altındaki Gazze'de su krizi derinleşirken, bölgedeki belediye yetkilileri yaklaşan yaz mevsimiyle insani felaketin boyutlarının artacağı uyarısında bulunuyor.
Belediye yetkilileri ve bölge sakinleri, İsrail'in su kaynaklarının büyük bir kısmını tahrip etmesi ve yakıt kısıtlamaları nedeniyle en temel ihtiyaç olan suya ulaşmakta büyük zorluk yaşadıklarını belirtiyor.
Bunun yanı sıra, Gazze’deki su kaynaklarının yüzde 95’inin İsrail saldırılarında tahrip olduğu bildirildi. Ekipman ve yedek parça girişinin engellenmesi nedeniyle bakım ve onarım çalışmalarının ise ihtiyaçların yalnızca yüzde 30’unu karşılayabildiği belirtildi.
Ayrıca bu süreçte 150 bin metreden fazla su şebekesinin tahrip edildiği aktarıldı.
Gazze’de 2,4 milyonluk nüfusun yaklaşık 1,9 milyonunu oluşturan yerinden edilmiş Filistinliler, İsrail saldırıları nedeniyle yıkılan evlerinin ardından temel yaşam koşullarından yoksun, yıpranmış çadırlarda zor şartlar altında hayata tutunmaya çalışıyor.
Ayrıca binlerce Filistinli, güvenli alternatiflerin bulunmaması nedeniyle kısmen ya da tamamen hasar görmüş ve çökme riski taşıyan binalarda yaşamak zorunda kalıyor.
Gazze’de zaman zaman etkin olan kum fırtınası, yıpranmış çadırların savrulmasına yol açarken, yerinden edilen Filistinlilerin sıkıntılarını daha da artırıyor.
Başta kronik göğüs hastalıklarından muzdarip kişiler olmak üzere insanlar, yırtık çadırlardaki güvenlik eksikliği nedeniyle kum fırtınası sonucunda sağlık problemleri yaşıyor.
Diğer yandan, İsrail'in 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasında işgalini sürdürüyor olması, belediyelerin çöp toplama hizmetlerini yerine getirememesine neden oluyor.
Hal böyle olunca binlerce Filistinli, toplanamayan çöplerin yanı başına kurdukları çadırlarda yoğun kokuya, böcek ve kemirgenlere maruz kalarak yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor.
İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği soykırımın ilk iki yılında 21 binden fazla Filistinli çocuğun hayatını kaybettiği, 44 binden fazla çocuğun yaralandığı ve yüz binlercesinin yerinden edildiği bildirildi.
Ekim 2023'ten 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte hayatını kaybedenlerin yüzde 30'unu, yaralananların ise yüzde 26'sını çocuklar oluşturdu.
Kaydedilen çocuk ölümleri yalnızca saldırılar sonucu yaşanmadı; İsrail kuşatma, açlık ve soğuğu da çocukları hedef alan sistematik birer soykırım aracı olarak kullandı.
Aynı dönemde 157 çocuk açlık nedeniyle, yerinden edilmiş 25 çocuk ise sığındıkları çadırlarda soğuktan donarak hayatını kaybetti.
Gazze'de 58 binden fazla çocuk İsrail saldırıları sonucu ebeveynlerinden birini veya her ikisini de kaybetti ve aile desteğinden yoksun kaldı.
Filistin Merkezi İstatistik Kurumu raporuna göre, İsrail saldırılarında Gazze'de 179 devlet okulu yıkıldı, UNRWA'ya ait 100 okul ise zarar gördü.
Buna göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında 700 bin öğrenci eğitim hakkından mahrum kaldı, 39 bin öğrenci lise bitirme sınavlarına giremedi.
Okul sıralarında olmaları gereken çocuklar, kullanılabilir malzeme veya yiyecek bulmak amacıyla çöp yığınlarının arasında dolaşıyor ya da ailelerine bir bidon su götürebilmek için her gün saatlerce su kuyruklarında bekliyor
İsrail'in Gazze'deki saldırıları sırasında merkez binalarını yerle bir ettiği Yaşama Hakkı Derneği, Filistinli Down sendromlu ve otizmli 230 çocuğa imkansızlıklara rağmen kurduğu çadırlarda hizmet veriyor.
BM Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), işgal altındaki Batı Şeria’da haftada en az bir çocuğun öldürüldüğünü açıklarken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze'de Ekim 2023'ten bu yana 10 bin civarında çocuğun hayatlarını değiştirecek nitelikte yaralanmalar yaşadığını bildirdi.
UNICEF Sözcüsü James Elder, Gazze'de çok sayıda uzuv kaybı yaşayan çocuğun protezden mahrum bırakıldığını belirterek, bu çocukların tedavi ve rehabilitasyona erişemediğini söyledi.
Elder ayrıca, Gazze'deki ateşkes anlaşmasından bu yana BM'nin en az 229 çocuğun yaşamını yitirdiğini ve 260 çocuğun yaralandığını belgelediğini aktardı.
İsrail ordusunun ağır saldırıları sonucu sağlık sisteminin çöküşün eşiğinde olduğu Gazze'deki çocuklar, İsrail'in sınır kapılarındaki kısıtlamaları nedeniyle teşhis ve tedavi imkanına ulaşamıyor.
Tedavi için Gazze dışına çıkmayı bekleyen Filistinli çocuklardan bazıları tahliye için sıranın kendilerine gelmesini beklerken hayatını kaybediyor.
Bunun yanı sıra, çocuklar 3 yıldır bayramları buruk şekilde karşılıyor.
Çocuklar için bayramlık yeni giysiler, şeker, çikolata ve parklarda hoş vakit geçirme gibi anlamlar taşıyan bayramlar, Gazze'de farklı anlamlara geliyor.
İnsani yardımlara muhtaç bir halde yaşayan çocuklar, geçirecekleri mutlu bayramların sadece hayalini kurabiliyor.
Alt ve üstyapının yıkıldığı, insanların geçim kaynaklarını kaybettiği, sağlıktan eğitime kadar pek çok sektörün çöktüğü Gazze'deki bu durum kadınlar için hayatı daha da zorlaştırıyor.
Gazze’deki bazı anneler İsrail tarafından öldürülen evlatlarının acısını yaşarken, bazı anneler ise esir alınan ya da kaybolan evlatlarından en ufak bir haber alabilmek için bekleyişlerini sürdürüyor.
Tüm bu tablo, Gazze'de ilan edilen ateşkese ve uluslararası arenada atılan diplomatik adımlara rağmen, sahadaki gerçekliğin siviller için ağır bir insani kriz olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Kurulan barış ve yürütme kurullarının hedefi kalıcı barışı ve yeniden inşayı sağlamak olsa da, devam eden abluka ve kısıtlamalar bu süreci fiilen gölgeliyor.
Başta çocuklar olmak üzere, Gazze’de halk derinleşen sağlık, su, gıda ve barınma sorunlarıyla baş başa kalmış durumda.
Öte yandan, İsrail'in bir yandan işgal alanını genişletmesi diğer yandan da ateşkes ihlallerini sürdürmesi nedeniyle, son günlerde Gazze'ye yönelik kapsamlı saldırıların yeniden başlatılması ihtimali de giderek daha fazla dillendiriliyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve saldırgan tavrına ilişkin, bu durumun yalnızca Türkiye’yi değil, tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun haline geldiğini vurguladı.
Fidan, "İsrail bölgede yıkım olsun istiyor. Bazı ülkeleri işgal etmek, terör uygulamak istiyor. Bunun küresel düzeyde güvenlik bakımından, ayrıca ekonomik alanda yansımaları var. İsrail'in giderek daha fazla diplomatik tepkiyle karşılaştığını görmekteyiz. Bu diplomatik tepkinin sonuç vermesini ve bölgemizdeki tüm ülkelerin barış, istikrar ve refah içinde yaşamasını ümit ediyoruz." dedi.
İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaşın, Gazze konusunun geri planda kalmasına neden olduğunu söyleyen Fidan, bu mesele çözüldüğünde bölge ülkelerinin Gazze konusuna daha fazla odaklanmasının mümkün olacağını kaydetti.
Fidan, İsrail'in Gazzelileri hedef almaya devam ettiğini dile getirerek, ikinci aşamaya geçilebilmesi için çalışmaların devam ettiğini, bir çerçeve metin üzerinde anlaşılması için çabaların sürdüğünü, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile bu sürecin içinde yer aldığını aktardı.
(Kaynak: AA)