Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz: ''Suriyeli Kürtler terörden uzaklaştı''
"SDG ADIM ATMA KONUSUNDA İSTEKSİZDİ" Aslında bir sene önce, yani geçen yılın mart ayında başlayan süreçte ciddi bir yavaşlama vardı ve özellikle SDG tarafı bu k
"SDG ADIM ATMA KONUSUNDA İSTEKSİZDİ"
Aslında bir sene önce, yani geçen yılın mart ayında başlayan süreçte ciddi bir yavaşlama vardı ve özellikle SDG tarafı bu konuda adım atmaya isteksizdi.
Ancak geçtiğimiz aylarda yaşanan askerî yenilgiden sonra, YPG/PKK da yavaş yavaş farklı bir noktaya geldi. Bu durum, sorunun askerî ya da silahlı şiddet üzerinden çözülebileceğine dair umutlarını büyük oranda kırdı. Çünkü çok hızlı bir yenilgiyle karşı karşıya kaldılar. Bu da açıkçası özgüvenlerini sarstı.
''ŞARA YÖNETİMİ TERÖR ÖRGÜTÜNÜ SAHADA YENDİ''
Şu anda sürecin sağlıklı bir şekilde yürümesinin en önemli nedenlerinden biri de bu. Çünkü daha önceki süreçlerde, özellikle Suriye’de Kürtlerin gerçekten ciddi hak sorunları yaşaması, Esad döneminde birçok Kürt’ün nüfus cüzdanı alamaması gibi meseleler çok büyük sorunlardı.
Suriye yönetimi, bir yandan siyasi olarak bu alanı açtı ve Kürtlerin mağduriyetine yol açan konuların neredeyse tamamını ortadan kaldırdı. Gerek nüfus meselesi gerek ana dillerini konuşabilmeleri gibi adımlar atıldı. Bu sorunların giderilmesiyle birlikte, Kürt meselesi ile terör meselesi fiilen birbirinden ayrılmış oldu.
"İKİ TARAF DA UZLAŞTI"
Bunun üzerine bir de askerî yenilgi yaşanınca, YPG tarafı sahada anlaşma konusunda daha istekli hâle geldi. Şu anda bölgede oluşmuş belli bir yapı bulunuyor ve bu yapının sayısı bir dönem oldukça fazlaydı.
Ancak bu yapı, özellikle son savaştan sonra Arapların ve diğer etnik grupların ayrılmasıyla; ayrıca Kürt nüfusun siyasi adımlar nedeniyle PKK’dan uzaklaşmasıyla birlikte ciddi ölçüde zayıfladı. Buna rağmen, bu yapıların bir şekilde sisteme entegre edilmesi gerekiyor. Bu konuda müzakereler şu anda farklı kanallardan devam ediyor.
''SINIR KAPILARINI TESLİM ETMEYE BAŞLADILAR''
Verilen sözlerin bir kısmı, geçen seneki anlaşmanın aksine artık yerine getiriliyor. Örneğin sınır kapılarının devri meselesi vardı. Son olarak, birkaç gün önce Semelka Sınır Kapısı hükümet tarafından devralındı. Yavaş yavaş petrol alanlarının devredilmesi ve diğer sınır kapılarının kontrolünün alınması gibi adımlar atılıyor. Zaten bunlar sürecin en önemli başlıklarıydı.
Bu devirler tamamlandıktan sonra mesele, sahadaki silahlı unsurların Merkezi Devlet’e entegrasyonu aşamasına geldi. Bu konuda atılan olumlu adımları yakından izliyoruz ve sürece temkinli bir iyimserlikle yaklaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Şaran’nın da ifade ettiği gibi, bu başlıkta büyük bir uzlaşma mevcut.
Son dönemde, savaş sırasında esir alınan bazı unsurların takas yoluyla geri verilmesi gibi gelişmeler de süreci yumuşattı. Şu anda iki taraf da siyasette pay alma karşılığında, bölücü gündemden vazgeçerek Milli Devlet’e entegrasyon sürecini öne çıkarma konusunda uzlaşmış durumda. Elbette bu süreç zaman alacak. Çünkü Suriye’deki tablo, Türkiye’de yaşanan terörle mücadele sürecinden farklı.
Türkiye’de doğrudan terörle mücadele söz konusuyken, Suriye’de fiilen bölünmüş bir ülkenin yeniden yekpare bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Bu nedenle sürecin dinamikleri farklı; ancak şu an için olumlu ilerlediğini söylemek mümkün.
"SURİYE SAVAŞIN DIŞINDA KALDI"
-Orta Doğu’nun içinden geçtiği savaş sürecinde Suriye’nin görece güvenli bir ülke olarak kalmasını neye bağlıyorsunuz?
Bu durumun birçok nedeni var ama en önemlisi Şam’daki stratejik akıl. Yönetim, bu savaşı kontrollü biçimde yöneterek Esad yönetimine karşı bir üstünlük sağladı. Ardından toplumun farklı kesimlerini sürecin içine dâhil ederek daha kapsayıcı bir siyasi çerçeve oluşturdu. Savaşın maliyetini iyi hesaplayan yönetim, mümkün olduğunca bu çatışmanın dışında kalmaya çalıştı.
İsrail açısından bakıldığında ise en önemli başlıklardan biri Suriye’deki İran varlığıydı. Yeni yönetim, İran’la yaşanan uzun süreli anlaşmazlıklar nedeniyle İran’ın Suriye’deki hareket alanını daralttı. Bu da savaşın Suriye’ye sıçramasını engelleyen unsurlardan biri oldu.
Özetle, asıl belirleyici faktör Şam yönetiminin stratejik aklı ve süreci yönetme biçimi olarak öne çıkıyor.
(Kaynak: CNN)