⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Selçuklu Mezarlığı'ndaki taşlar cerrahi titizlikle temizleniyor

Anadolu'nun en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan, yaklaşık 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti'nin de içinde bulunduğu tarihi alanda, Kültür

📍 Ordu
Anadolu'nun en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan, yaklaşık 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti'nin de içinde bulunduğu tarihi alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2022'de başlatılan kazı ve restorasyon çalışması devam ediyor. "Geleceğe Miras" projesi kapsamında geçen yıl Cumhurbaşkanlığı kararıyla kazı statüsüne alınan Selçuklu Mezarlığı'nda, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Çalış'ın başkanlığında sanat tarihi, arkeoloji, epigrafi, mimarlık ile restorasyon ve konservasyon alanlarından 15 kişilik uzman ekip görev yapıyor. Her biri sanat eseri niteliği taşıyan, boyları 2,5 metreye varan, üzerlerindeki yazı ve geleneksel motiflerle ilgi çeken 1000'in üzerinde mezar taşının tespit edildiği 50 dönümlük alanda bu yıl gün yüzüne çıkarılan 35 mezar taşının blokaj işlemi tamamlandı. Yüzeylerindeki biyolojik oluşumların tahribata neden olduğu 5 mezar taşındaki likenler temizlendi, 4 mezar taşı kayıt altına alındı. Geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ve Van Valiliğinin öncülüğünde yapılan çalışmayla yürüyüş yolundaki eskiyen ve bozulan traversler yenilendi, çevre düzenlemesi yapıldı. Çalışmaların en hassas aşamalarından birini, mezar taşlarının yüzeyini kaplayan likenlerin temizlenmesi oluşturuyor. Tarihi dokuya zarar vermemek için cerrahi operasyonlarda kullanılan bisturilerden yararlanan uzmanlar, hassas dokunuşlarla taşların üzerindeki likenleri temizleyerek okunamayan kitabeleri, geometrik ve bitkisel desenleri yeniden görünür hale getiriyor. Temizliği tamamlanan mezar taşlarındaki kitabeler, akademisyenlerce çözümlenerek kayıt altına alınıyor. Doç. Dr. Ercan Çalış, AA muhabirine, 2022'de başlatılan restorasyon ve kazı çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Projenin titizlikle yürütüldüğünü ve taşların özgün özelliklerinin korunduğunu belirten Çalış, şunları kaydetti: "Kelimenin tam anlamıyla toprağın kalbine neşter vuruyoruz. Bir cerrahın yaptığı hassas çalışmayı biz burada sahada, toprak, tarih ve kültür üzerinde gerçekleştiriyoruz. Toprağın altında bulunan tarihimizi, kültürümüzü ve sanatımızı gün yüzüne çıkarıyoruz. Taşların üzerinde birikmiş çeşitli katmanlardan oluşan likenleri özenle temizliyoruz. Alana genel olarak bakıldığında burası adeta bir açık hava müzesi gibi. Biz de bu açık hava müzesini, daha görünür hale getirmeye, daha iyi anlamlandırmaya ve gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz." Bir yandan kazı ve restorasyon çalışmalarını yürütürken diğer yandan kitabeleri okuyup çözümlediklerini, motifleri de anlamlandırdıklarını ifade eden Çalış, kitabelerin yalnızca mezarda yatan kişinin kimliğine ilişkin bilgi vermediğini, aynı zamanda tarihi yansıtan önemli belgeler olduğunu belirtti. Kitabelerin dönemin siyasi, dini ve kültürel yapısına ışık tutan kaynaklar olduğuna dikkati çeken Çalış, "Biz bunları anlamlandırıyor ve gün yüzüne çıkarıyoruz. Aynı şekilde motifler de böyledir. Gevaş Selçuklu Mezarlığı'nı diğer mezarlıklardan ayıran en önemli özelliklerden biri, çok zengin bir motif programına sahip olmasıdır. Burada hummalı bir çalışma söz konusu. Şu an arkeolog, epigraf, mimar, restoratör ve sanat tarihçilerinden oluşan 15 kişilik ekiple çalışma yürütüyoruz." diye konuştu. Çalış, bu yıl yapılan çalışmalarda alandaki 4 mezar taşının ilk kez kayıt altına alınmasının önemli gelişmelerden biri olduğunu vurguladı. Toprağın altında bulunan taşları gün yüzüne çıkardıklarını dile getiren Çalış, şu bilgileri verdi: "Bu taşlar çok erken dönemlerde tamamen toprağın altında kalmış ama özgün hallerini büyük ölçüde koruyordu. Bizim için çok önemli bir bilgi kaynağı niteliği taşıyor. Ait oldukları dönemi pek çok açıdan analiz etmemize imkan sağlıyor. 2022'den bu yana yürüttüğümüz çalışmalarda ilk etapta yaklaşık 700 mezar taşı tespit etmiştik. Gelinen noktada ise bu sayı 1000'in üzerine çıktı. Burada önemli olan sadece sayı değildir çünkü Gevaş Selçuklu Mezarlığı'nda birbirinin aynısı mezar taşlarına çok nadir rastlanmaktadır. Her taş farklı bir süsleme programına, kompozisyona ve kendine özgü özelliklere sahip. Dolayısıyla ayağa kaldırdığımız her bir taş aslında bir insandır. Ait olduğu dönemi bütün zenginliğiyle günümüze taşıdığımızı söyleyebiliriz." Kazı başkan yardımcısı ve Van YYÜ Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Özbek ise alanda kazı çalışmalarına başlamadan önce karolaj ızgara sisteminin oluşturulduğunu anlattı. Özbek, "Karolaj sistemi sayesinde taşların belgelenme sürecinin doğruluğunu sağlayabiliyoruz. Alan belirleme çalışmalarımızı büyük bir titizlikle sürdürüyoruz. Zemindeki her taşı adeta bir doktorun hassasiyetiyle temizliyor, üzerlerindeki bilgileri ise cerrahi titizlikle ortaya çıkararak kayıt altına alıyoruz." dedi. (Kaynak: AA)