Serebral palsili Şükrü'nün ilham verici eğitim yolculuğu
Hastalık süreci henüz bebekken başlayan Şükrü Temiz letişim kurmak için gözleriyle kontrol ettiği bir bilgisayar, yürümek için ise bir yürüteç kullanıyor. Babas
Hastalık süreci henüz bebekken başlayan Şükrü Temiz letişim kurmak için gözleriyle kontrol ettiği bir bilgisayar, yürümek için ise bir yürüteç kullanıyor. Babası Mehmet Temiz, o günleri "Doğumdan sonraki beş buçuk ayda baş çevresi küçüktü, destekli oturamıyordu. Çocuk doktorumuz şüphelendi ve bizi nöroloji doktoruna yönlendirdi. Sonuçta serebral palsi olduğu söylendi" sözleriyle anlatıyor.
Aile, Şükrü'nün fiziksel gelişimi için evlerini tamamen onun ihtiyaçlarına göre yeniden tasarladı. Eğitim çağı geldiğinde ise özel okullar tarafından kabul edilmeyen Şükrü için devlet okulu arayışı başladı. Sınıf öğretmeni Hüsniye Sezer Güdücü ile yollarının kesişmesi ailenin en büyük şansı oldu.
Reşat Nuri Güntekin İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapan Güdücü, anne Pınar Temiz ile ilk karşılaşmalarını "Ben de anneyim, iki tane evladım var. Ben hiçbir anneye ‘Benim çocuğumu alır mısın dedirtmem’ dedim. Bugün olsa yine alırım. Pınar Hanım oradan ağlayarak ayrıldı" diye aktarıyor.
Şükrü sınıfa başlamadan önce öğretmeni Hüsniye Sezer Güdücü, diğer öğrencileri pedagojik olarak bu duruma harika bir şekilde hazırladı. Öğrencilerine sınıfa süper güçleri olan bir arkadaşlarının geleceğini söyleyen Güdücü, süreci şu sözlerle ifade ediyor:
"Nasıl yani öğretmenim dediler. Normalde bilgisayarı nasıl kullanırsınız dedim, hepsi eliyle dedi. Peki ama gelecek olan arkadaşınız bilgisayarı gözüyle konuşturuyor, hiçbir şekilde ellerini kullanmıyor dedim. Şükrü sınıfa girdiği zaman kimse onu yadırgamadı çünkü o çocukların gözünde bir süper kahramandı."
Milli Eğitim Bakanlığı'nın tüm kitaplarının bilgisayarına yüklendiği Şükrü, derse aktif şekilde katılıyor ve sınıf arkadaşlarıyla bilgisayarı üzerinden iletişim kurabiliyor.
Benzer durumdaki ailelere seslenen anne Pınar Temiz, "Koşul ne olursa olsun, inadına toplumun içinde olalım. Biz ne kadar toplumun içinde olursak, toplum tarafından eksikliklerimiz de daha fazla tamamlanacak. Çocukların özgürlüklerini ellerinden almasınlar, onları eve kapatmasınlar" diyerek kapsayıcılığın önemini vurguluyor.
Baba Mehmet Temiz ise "Onlar sosyal hayatın içinde olduklarında zaten mutlu oluyorlar. Onlar mutlu olduğunda aile de mutlu oluyor ve her şeyin daha güzel olacağına inanıyorum" sözleriyle engelli bireylerin sosyal hayata katılımının aile boyu getirdiği mutluluğun altını çiziyor
(Kaynak: TRT)