TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, İsrail'le ilgili UAD'deki yeni takvimi değerlendirdi
Yüksel, yaptığı açıklamada, UAD'nin ikinci yazılı yargılama aşamasına ilişkin usule dair duyurduğu takvime göre, Güney Afrika'nın cevap dilekçesini 22 Kasım 202
Yüksel, yaptığı açıklamada, UAD'nin ikinci yazılı yargılama aşamasına ilişkin usule dair duyurduğu takvime göre, Güney Afrika'nın cevap dilekçesini 22 Kasım 2027'ye, İsrail'in ikinci cevap dilekçesini 22 Mayıs 2029'a kadar sunmasına karar verdiğini bildirdi.
Mahkeme tarafından belirlenen sürenin davanın kapsamı, dosyanın hacmi ve ileri sürülen iddiaların niteliği dikkate alındığında son derece önemli bir hukuki aşamaya işaret ettiğini kaydeden Yüksel, mahkeme önündeki dosyanın yalnızca taraf devletlerin sunduğu beyanlardan ibaret olmadığını, uluslararası hukuk tarihinin en kapsamlı yargılamalarından biri haline geldiğini aktardı.
Güney Afrika'ya tanınan sürenin yalnızca teknik bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Yüksel, İsrail tarafından ileri sürülen yetki itirazlarının, kabul edilebilirlik savunmalarının ve diğer hukuki tezlerin ayrıntılı şekilde cevaplandırılacağını belirtti.
Türkiye'nin davaya müdahil olan öncü devletlerden biri olduğunu hatırlatan Yüksel, "Türkiye yalnızca müdahillik başvurusunda bulunan ülkelerden biri değildir. Türkiye, uluslararası hukukun işletilmesi, hesap verebilirliğin sağlanması ve Soykırım Sözleşmesi'nin etkin şekilde uygulanması konusunda başından itibaren öncü ve kararlı bir tutum sergilemiştir. Davaya yönelik uluslararası ilginin artmasında ve hukuki sürecin küresel ölçekte sahiplenilmesinde Türkiye'nin ortaya koyduğu iradenin önemli katkısı bulunmaktadır. Ortaya çıkacak içtihat yalnızca bu dava bakımından değil, uluslararası hukuk bakımından da tarihi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle Türkiye, süreci yalnızca izleyen değil, uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için katkı sunan ve sorumluluk üstlenen ülkelerin başında gelmektedir." ifadesini kullandı.
UAD'nin bugüne kadar verdiği kararlar ve davanın esas incelemesine devam edilmesi yönündeki yaklaşımını, uluslararası hukuk bakımından "son derece önemli bir gelişme" olarak nitelendiren Yüksel, "Uzun yıllardır uluslararası sistemde tartışılan İsrail'in cezasızlık algısının sorgulanmasına katkı sağlamıştır. İsrail'in temadi eden soykırım suçlarının bağımsız bir yargısal incelemeye tabi tutuluyor olması, uluslararası hukukun işletilebildiğini göstermektedir. Bu dava yalnızca belirli bir uyuşmazlığa ilişkin değil, uluslararası hukuk düzeninin etkinliği bakımından da tarihi bir önem taşımaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Cüneyt Yüksel, uluslararası toplum, devletler, hukuk çevreleri ve insan hakları kuruluşlarının dava sürecini yakından takip ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Deliller kayıt altındadır, iddialar mahkeme önündedir ve yargılama işlemektedir. Sürecin kapsamlı olması ve belirli bir zaman alması, adalet arayışını zayıflatan değil, aksine güçlendiren bir unsurdur. İsrail tarafından ileri sürülen tüm itirazlar, savunmalar ve tezler uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilecek ve gerekli cevaplarını alacaktır. Adalet bazen zaman alabilir ancak hakikat kaybolmaz. Uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesiyle birlikte hesap verebilirliğin sağlanacağına ve adaletin tecelli edeceğine olan inancımız tamdır. Türkiye olarak bu tarihi yargılamanın sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
(Kaynak: AA)