⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Uluslararası Kudüs Müessesesi çalışmalarını artık Türkiye'de sürdürecek

Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu "11. Uluslararası İstanbul Arapça Kitap Fuarı"nda Uluslararası Kudüs Müessesesinin Türkiye Teşkilatı'nın kuruluş

📍 Ağrı
Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu "11. Uluslararası İstanbul Arapça Kitap Fuarı"nda Uluslararası Kudüs Müessesesinin Türkiye Teşkilatı'nın kuruluşunun resmi ilanı ile 21 Ağustos 1969 Mescid-i Aksa Yangını'nın yıl dönümü münasebetiyle "Kudüs Anma Programı" düzenlendi. Programda konuşan Uluslararası Kudüs Müessesesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmed Ağırakça, Kudüs'ün öneminden bahsederek, "Biz 50-60 yıl önce Kudüs meselesiyle ilgilenirken, 'Kudüs yeniden fethedilecek' derdik. Belki biz göremeyiz, çocuklarımız görür, çocuklarımız göremezse torunlarımız görür diye düşünürdük. Fakat Aksa Tufanı'ndan sonra Kudüs'ün yeniden fethedileceğine dair umudumuz çok daha arttı. Kudüs'ün yeniden özgürleşmesi için yapılan bu girişimler de bu umudu güçlendiriyor." dedi. Ağırakça, vakfın 2006'da Dünya Müslüman Alimler Birliğinin kurucu başkanı Şeyh Yusuf el-Karadavi öncülüğünde kurulduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Ben de 2007'den beri bu kuruluşun üyesiyim. Müessesenin mütevelli heyetinde yer aldım. Son dönemde de kardeşlerimiz sağ olsunlar bizi yönetim kuruluna dahil ettiler. Ne yazık ki 28 Şubat'ta meydana gelen savaş nedeniyle Beyrut'ta faaliyetlerini sürdüremeyen Kudüs Müessesesinin çalışmalarına İstanbul'da devam etmesine karar verildi. Dolayısıyla bugünden itibaren bayrak Türkiye'nin elindedir. 19 yıldır orada hizmet vermeye çalıştık. İnşallah bugünden sonra İstanbul'da Fatih'in merkezinde Kudüs Müessesesinin faaliyetlerini en iyi şekilde sürdürmeye çalışacağız." Uluslararası Kudüs Müessesesi Genel Müdürü Yasin Hammoud, kurum olarak her yıl işgal altındaki Mescid-i Aksa'nın durumunu kapsamlı ve analitik biçimde belgeleyen bir rapor yayımladıklarını aktararak, şunları söyledi: "Bu yılki rapor, üç büyük tehlikeye ilişkin uyarı seviyesini en üst düzeye çıkarıyor. Birinci tehlike, Mescid-i Aksa'nın doğu avlularının kontrol altına alınması yoluyla mescidin fiziksel olarak bölünmesinin dayatılması ihtimali. İkinci tehlike, Aksa'ya yönelik kışkırtmaların giderek artması nedeniyle mescide büyük çaplı bir saldırı düzenlenmesi, örneğin yangın çıkarılması veya mescidin içinde patlama gerçekleştirilmesi ihtimali. Üçüncü tehlike, Mescid-i Aksa'daki tarihi statükonun geriye kalan unsurlarının tamamen ortadan kaldırılması ve İslami vakıfların rolünün sona erdirilmesi. Bunlar İsrail hükümeti, polisi ve sözde 'tapınak' örgütlerinin arkasında bulunduğu başlıca tehlikelerdir." Hammoud, Mescid-i Aksa'nın geleceğini tehdit eden dördüncü tehlikenin kaynağının ise Araplar ve Müslümanlar olduğuna dikkati çekerek, "İslam ümmetindeki zayıflığın ve bölünmüşlüğün derinleşmesi, Mescid-i Aksa'nın işgal karşısında tamamen savunmasız kalmasına yol açmıştır. Hatta birçok Arap ve İslam ülkesinin hükümeti, İsrail'in saldırılarını kınamaktan dahi uzaklaşmıştır. Bu bağlamda, bazı Arap ve İslam ülkelerinin işgal politikalarını reddetmek amacıyla yayımladığı ortak bildirilerin yeterli olmadığını düşünüyoruz." diye konuştu. Programa konuk olan Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği, Kudüs'ün bugün yaşadığı sorunlara dair, "İsrailliler, Mescid-i Aksa'yı yıkmak ve kendi ifadeleriyle Süleyman Mabedi'ni yeniden inşa etmek istiyorlar. Bunu dini, tarihi ve hatta arkeolojik açıdan temellendirmeye çalışıyorlar. Fakat bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen söz konusu hedefi kendileri için temel bir dava haline getirmiş durumdalar ve bu konuda ciddi adımlar da atıyorlar. Bundan sonrası ise İslam ümmetine düşüyor. Top artık Müslümanların sahasındadır." dedi. Karadaği, Mescid-i Aksa konusunda her Müslüman'ın bir sorumluluğu olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Bu yönüyle mesele aynı zamanda bir inanç meselesidir. Kur'an-ı Kerim'deki ifadeye dikkat edin. Allah, Mescid-i Haram'ı başlangıç noktası, Mescid-i Aksa'yı ise varış noktası olarak zikrediyor. Gazze ve Filistin halkı bugün büyük bir mücadele veriyor. Onların direnişi, İsrail'in dünyadaki itibarının ve destek ağının ciddi biçimde sarsılmasına yol açtı. Bugün Avrupa'da, Amerika'da yaşananlar ve Filistin meselesine yönelik toplumsal değişimler, bütün bunların sonuçlarından biridir. Daha önce İsrail'e yönelik desteğin çok güçlü olduğu çevrelerde bile bugün ciddi bir sorgulama yaşanıyor. Bunun da Aksa Tufanı'nın oluşturduğu etkilerden biri olduğunu düşünüyorum. İsrail'in arkasındaki uluslararası destek ve insanlar arasındaki bağ giderek parçalanıyor. İşte bu nedenle, inşallah onların sonuna doğru ilerlediğimize dair bir müjde görüyorum." Konuşmasında yöneticiler, alimler, medya mensupları ve İslam ümmetine yönelik dört maddelik çağrıda bulunan Karadaği, Müslüman ülke yöneticilerine Gazze ve Mescid-i Aksa'nın korunması için ortak hareket etme çağrısı yaparak, "Gazze'yi koruyun, Filistin'i koruyun" mesajı verdi. Alimlere de Filistin konusunda ortak bir tutum sergilemeleri çağrısında bulunan Karadaği, Gazze'deki mücadelenin ve Filistinlilerin direnişinin sorgulanmasına tepki gösterdi. Karadaği, medya mensuplarından ise Filistin meselesini dünyaya anlatmalarını, yaşananları kamuoyuna duyurmalarını ve Müslümanları bilinçlendirmek için tüm imkanlarını kullanmalarını istedi. İslam ümmetine de Gazze'nin yanında maddi ve manevi imkanlarla durma çağrısı yapan Karadaği, zekatın verilebileceği sekiz sınıfın Gazze ve Filistin bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ümmetin Gazze için elinden geleni yapması gerektiğini ifade etti. Akademisyen Prof. Dr. Yasin Aktay ise Uluslararası Kudüs Müessesesinin üyesi olduğunu ve kuruluşundan bu yana çalışmaları yakından takip ettiğini dile getirerek, "Kudüs hakkında konuşmak, herhangi bir şehir hakkında konuşmak değildir. Hepimiz bunu derinden hissediyor ve biliyoruz. Kudüs bizim için yalnızca bir coğrafya, yalnızca bir tarih veya bugün işgal altında bulunan bir Filistin şehri değildir. Kudüs hafızadır, kıbledir, İsra ve Miraç'tır, peygamberlerin ayak bastığı mübarek bir beldedir. Aynı zamanda insanlığın ortak dini ve tarihsel hafızasının en önemli şahitlerinden biridir." değerlendirmesini yaptı. Bu nedenle İsrail'in Kudüs'ü işgalinin yalnızca bir toprağın işgali veya bir şehrin kontrol altına alınması anlamına gelmediğine dikkati çeken Aktay, bunun Kudüs'ün tarihi kimliğine, medeniyet misyonuna ve insanlığın ortak hafızasına da yönelik bir saldırı olduğunu söyledi. Aktay, İsrail'in özellikle Filistin halkına yönelik öldürme, zorla yerinden etme, aç bırakma ve yıkım politikalarının yalnızca Filistinlilere karşı işlenmiş suçlar olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Bunlar aynı zamanda dünyanın korumayı taahhüt ettiği insani değerlere ve insanlığın ortak kültürel mirasına karşı işlenen suçlardır. Kudüs'ü tek kimlikli bir şehre dönüştürmeye çalışan anlayış, aslında Kudüs'ün tarih boyunca taşıdığı en önemli anlamlardan birini ortadan kaldırmaktadır. Uluslararası Kudüs Müessesesinin temel fikri de buradan doğmuştur. Kudüs meselesini günlük siyasi gelişmelerin ve dönemsel tartışmaların insafına bırakmamak, onu tarih, hukuk, şehircilik, kültür, insan, hafıza ve medeniyet meselesi olarak ele almak... Bu nedenle müessese, bilimsel araştırma, eğitim, yayıncılık, belgeleme, hukuki çalışmalar ve uluslararası işbirliğini bir araya getiren bir anlayışla hareket etmektedir. Çünkü Kudüs'teki mücadele yalnızca toprak mücadelesi değildir. Dolayısıyla bizim görevimiz yalnızca 'Kudüs bizimdir' demek değildir. Kudüs'ü bilmek, onu tanıtmak, tarihini belgelemek, hafızasını ve arşivlerini korumak, tarihi eserlerini kayıt altına almak ve dünyaya Kudüs'ü savunmanın yalnızca Müslümanların veya Filistinlilerin değil, ortak bir insani ve medeniyet değerini savunmak olduğunu anlatmaktır." Programda ayrıca Uluslararası Kudüs Müessesesinin Araştırma ve AR-GE Bölümü Başkanı Dr. Hişam Yakub ve müessesenin kıdemli araştırmacısı Ali İbrahim de konuşma yaptı. Eski Kudüs ve Filistin Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi ve Kudüs Yüksek İslami Heyeti Başkanı Şeyh İkrime Sabri'nin de programa gönderdiği videolu mesaj katılımcılarla buluştu. Kudüs meselesini yalnızca siyasi bir konu olarak ele almayan müessese, tarih, kültür, hukuk, eğitim, şehircilik, mimari, insan hakları ve medeniyet perspektiflerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı benimsiyor. Kuruluşun temel çalışma alanları arasında bilimsel araştırmalar yapmak, doğru bilgi üretmek, kültürel mirası korumak, uluslararası farkındalık oluşturmak ve farklı ülkelerdeki kurumlar arasında işbirliğini geliştirmek bulunuyor. Uluslararası Kudüs Müessesesinin kuruluş fikri, 21 Ekim 2000'de Beyrut'ta düzenlenen 3. Arap-İslam Kongresi sırasında gündeme geldi. Kongrede, Kudüs'ün tarihi kimliğinin korunması, bilimsel çalışmalar yürütülmesi ve uluslararası düzeyde faaliyet gösterilmesi amacıyla bağımsız bir sivil kuruluş oluşturulmasına karar verildi. Hazırlık çalışmalarının ardından 28 Ocak 2001'de Beyrut'ta Kuruluş Kongresi gerçekleştirildi. Dünyanın farklı bölgelerinden 46 ülkeden yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı kongrede akademisyenler, hukukçular, ilim insanları, düşünce insanları, sivil toplum temsilcileri ve kamuoyu önderleri kuruluşun oluşturulmasına destek verdi. Müessese, daha sonra Lübnan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından tescil edilerek uluslararası faaliyetlerini kurumsal bir yapı içerisinde sürdürmeye başladı. Kuruluş döneminde 282 üyeden oluşan Mütevelli Heyeti, farklı ülkelerden ilim insanları, akademisyenler, hukukçular, kültür insanları ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. İlk Mütevelli Heyeti Başkanlığını Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi üstlendi. Kudüs'ün tarihi, dini, kültürel ve medeniyet mirasının korunmasını temel amaçlarından biri olarak belirleyen müessese, bu kapsamda akademik araştırmaları ve bilimsel yayınları destekliyor. Kurumun faaliyetleri arasında kitap, dergi, rapor ve araştırmalar hazırlamak, Kudüs'ün şehir hafızasına ilişkin arşiv ve dokümantasyon çalışmaları yürütmek, üniversiteler ve araştırma merkezleriyle ortak projeler geliştirmek, konferans, sempozyum ve çalıştaylar düzenlemek yer alıyor. Müessese ayrıca genç araştırmacıları desteklemeyi, kültürel mirasın korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarını artırmayı, medya ve dijital iletişim araçlarıyla bilgi temelli kamuoyu oluşturmayı ve Kudüs'e ilişkin akademik ve hukuki çalışmaları desteklemeyi amaçlıyor. Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. (Kaynak: AA)