Ümit Yenişehirli yazdı: 'O Mevlid' karanlığı ürkütmüştü
Bu gece, Peygamber Efendimizin (sav) dünyayı teşriflerinin Hicri 1501'inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Mevlid Kandili, sadece bir doğumun yıl dönümü değil; ins
Bu gece, Peygamber Efendimizin (sav) dünyayı teşriflerinin Hicri 1501'inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Mevlid Kandili, sadece bir doğumun yıl dönümü değil; insanlığın zifiri karanlıktan aydınlığa çıktığı, vicdanların yeniden dirildiği büyük bir dönüm noktasının hem hatırası hem de her yıl yeniden yeniden tazelendiği bir ilham kaynağı… Her dem taze İslam inancının, tevhid nimetinin tarihsel odağı…Müslümanlar bu gecede, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber'in nurlu mevlidini, gönülleri kuşatan dingin bir vuslat sevinciyle karşılıyor. Gece boyunca tesbihlerin çekildiği, secdelerin gözyaşlarıyla ıslandığı ve salavatların dalga dalga semaya yükseldiği bu vakt-i şerifte kalpler, O'nun bitmeyen şefkatine, adaletine ve rehberliğine olan özlemle doluyor.Peygamber Efendimizin dünyayı teşrif ettiği o mübarek gecede, daha ilk anlardan itibaren; annesi Hz. Amine'nin mekanı aydınlatan nuru görmesi, Kisra Sarayı'nın on dört burcunun yıkılması, ateşe tapan Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşinin sönmesi, kehanet, tapınım merkezi de olan Save Gölü'nün çekilmesi ve Kabe’deki putperestlerin putlarının devrilmesi gibi harikulade olaylar, dünya tarihinin çok farklı bir eşiğe geldiğine işaret etmekteydi.Efendimizin dünyaya teşrifi, asırlar boyunca Müslümanların huzur kaynağı olurken, müşrik çevrelerde ise daha ilk günlerden bir kaygı vesilesi haline gelmişti. Resullulah'ın dünyayı teşrifiyle birlikte, Cahiliye Devri'nin zulmet yüklü aktörleri, başlarına bir iş geleceği korkusuyla dolmuştu.İbn Sad, Diyarbekri, İbn İshak, İsfahani, İbn Hişam, Taberi, gibi tarihçilerin aktardıkları bilgilere göre, Mekke'nin önde gelen isimleri ve dönemin kahinleri, henüz beşikteki bir yetimin şahsında kendi batıl düzenlerinin sonunun geleceğini hissetmişlerdi. Yine, kimi ehl-i kitab alimleri de yaklaşan tarihte pek çok olağanüstülük olacağını sezmekteydi.Serveti ve kabilesiyle övünen, garip gurabaya her türlü zulmü reva gören müşrikler, Hz. Peygamber'in dünyaya gelişiyle birlikte açıklayamadıkları bir huzursuzluğun içine düşmüşlerdi. Doğum gecesi gökyüzünde beliren olağanüstü kimi emareler ile yıldızların akışı, Mekke kahinlerini alarma geçirmişti. Hz. Peygamber'in amcası Ebu Leheb'in, doğum müjdesini getiren cariyesi Süveybe'yi (İleride Müslüman olacaktı) azat etmesiyle başlayan sevinç, çocuğun üzerindeki ilahi işaretlerin fark edilmesiyle yerini derin bir korkuya bırakmıştı.Doğumu takip eden günlerde, Mekke'deki kehanet meclislerinde büyük bir telaş hakim olmuştu. Gökyüzünü inceleyen, fısıltılardan emare topladıklarını anlatan kahinler, Kureyş'in müşrik elebaşlarına ikazlarda bulunarak, doğan bu çocuğun atalarının dinini ve kurulu düzenini temelinden sarsacağını ilan etmişlerdi. Bu kahinlerden biri, "Bu gece bu ümmetin peygamberi doğdu. Atalarınızın yüzyıllardır koruduğu düzen, heykeller ve putlar artık büyük bir tehlike altında." demişti.Döneme ait bir başka meşhur olaya göre, Mekke'de yaşayan bilge bir Yahudi alim, doğum gecesi Kureyş meclisine gelerek, "Bu gece sizden bir çocuk doğdu mu?" diye sormuştu. Olumlu cevap alınca da çocuğu görmek istemiş, iki kürek kemiği arasındaki Peygamberlik mührünü fark ettiği an ise baygınlık geçirmişti. Yahudi, ayıldığında ise şunları söyleyecekti "İsrailoğullarından peygamberlik gitti! Vallahi Kureyşliler bu çocukla öyle bir güç ve şan kazanacak ki haberleri doğudan batıya yayılacak. Sizin putlarınız da otoriteniz de yok olup gidecektir!"Peygamber Efendimizin sadece doğduğu dönemde değil, sonraki yıllarda da olağanüstülüklere dair şahitlikler görülmüştü. Hz. Peygamber henüz on iki yaşındayken, amcası Ebu Talib ile katıldığı Şam ticaret kervanının Busra durağında Rahip Bahira ile karşılaşmıştı. Genç Muhammed'i gölgeleyen bulutu ve üzerindeki peygamberlik alametlerini teşhis eden Bahira, Ebu Talib'in yakasına yapışarak şu hayati ikazı yapmıştı:"Bu çocuğu derhal memleketine geri götür ve onu düşmanlarından sakın! Vallahi eğer onu görür ve benim bildiklerimi anlarlarsa ona büyük bir kötülük yaparlar çünkü senin bu yeğenin, gelecekte insanlığın kurulu düzenini değiştirecek devasa bir şana erişecektir."Hz. İbrahim'in sünnetine uyan, Cahiliye adetlerinden uzak duran, her vesileyle 'Peygamber beklentisi'ni dile getiren bölgedeki Hanifler de Hz. Muhammed'e (sav) işaretle putperestleri ikaz etmekteydiler.Hanifler, Mekke sokaklarında zulme ve kabile taassubuna karşı seslerini yükseltirken, çok yakında bir kurtarıcının geleceğini anlatıyorlardı:"Kureyş topluluğu! Atalarınızın yürüdüğü yol baştan aşağı yanlıştır. Yakında aranızdan öyle bir nur çıkacak ki bu zulüm düzenini temelinden yıkacak ve hepinizi Tek Bir İlah’a davet edecektir."
(Kaynak: ENSONHABER)