⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Uzay Yolu geleceği mi gördü?

1966'da ekranlara gelen Star Trek, yalnızca uzay yolculuklarını anlatan bir bilim kurgu dizisi değildi. Dizide kullanılan bazı teknolojiler, yıllar sonra gerçek

📍 Muş
1966'da ekranlara gelen Star Trek, yalnızca uzay yolculuklarını anlatan bir bilim kurgu dizisi değildi. Dizide kullanılan bazı teknolojiler, yıllar sonra gerçek hayatta karşımıza çıktı. Cep telefonlarından tabletlere, sesli asistanlardan 3D yazıcılara kadar bugün kullandığımız bazı cihazların izleri Star Trek evreninde çok daha önce görülmüştü. Teorik astrofizikçi Ethan Siegel, Star Trek'in teknolojik vizyonu üzerine yaptığı incelemede 28 farklı teknolojiyi ele aldı. Siegel'e göre bunlardan yalnızca dördünün hayata geçirilmesi için bugün bildiğimiz fiziğin ötesinde yeni kurallar gerekiyor. Diğerleri ise ya çoktan gerçek oldu ya da geliştirilmeye devam ediyor. Star Trek'in orijinal serisindeki en ikonik cihazlardan biri, kapağı açılarak kullanılan küçük iletişim cihazlarıydı. Enterprise mürettebatı bu cihazlarla uzaktaki kişilerle ve uzay gemisiyle iletişim kurabiliyordu. Gerçek dünyada ilk ticari elde taşınabilir cep telefonu 1983'te ortaya çıktı. Ancak Star Trek ile gerçek teknoloji arasındaki benzerlik özellikle 1996'da kapaklı telefonların yaygınlaşmasıyla dikkat çekti. Bu cihazların tasarımında Star Trek'in iletişim araçlarından esinlenildi. Star Trek: The Next Generation'ın 1987'de ekranlara gelmesiyle birlikte PADD adı verilen dokunmatik, taşınabilir cihazlar da seriye dahil oldu. Personal Access Display Device'ın kısaltması olan PADD'ler, bilgi görüntülemek ve çeşitli işlemleri gerçekleştirmek için kullanılıyordu. 2010'da piyasaya çıkan iPad ve ardından yaygınlaşan tablet bilgisayarlar, bu kurgusal cihazları gerçek hayatta oldukça tanıdık hale getirdi. Apple'ın kurucu ortaklarından Steve Wozniak da modern tabletlerin Star Trek'teki PADD'leri hatırlattığını ifade etti. Star Trek evreninde bilgiye ulaşmak için uzun uzun yazmaya gerek yoktu. Mürettebat, geminin bilgisayarına seslenerek sorular sorabiliyor ve geniş bilgi tabanından yanıt alabiliyordu. 1986 yapımı Star Trek IV: The Voyage Home'da bu fikir özellikle dikkat çekici bir sahnede işlendi. Geçmişe giden Montgomery Scott, 20. yüzyıldaki bir bilgisayarın sesli komutlara yanıt vermemesine şaşırıyordu. Bugün ise sesli sanal asistanlar günlük hayatın parçası. Müzik açmaktan ışıkları kontrol etmeye kadar pek çok işlem sesli komutlarla yapılabiliyor. Yapay zekanın sohbet tabanlı sistemlerle daha fazla kullanılması da Star Trek'in konuşarak bilgiye ulaşma fikrini gerçeğe yaklaştırıyor. Klingonlar ve Romulanlar, Star Trek evreninde gemilerini sensörlerden gizlemek için "cloaking device" adı verilen görünmezlik cihazlarını kullanıyordu. Gerçek dünyada bir uzay gemisini gözümüzün önünde tamamen görünmez hale getiren bir teknoloji bulunmuyor. Ancak stealth teknolojileri, uçakların radar ve benzeri algılama sistemleri tarafından fark edilmesini zorlaştırıyor. Üstelik bu çalışmalar Star Trek'ten önce başlamıştı. Dizi 1966'da yayımlandığında ABD hükümeti stealth teknolojileri üzerinde çalışıyordu. Bu çalışmalar Lockheed A-12 ve daha sonra SR-71 Blackbird gibi keşif uçaklarında kullanılan teknolojilere yansıdı. Nanoteknoloji alanındaki gelişmeler ise gelecekte görünmezlik fikrinin daha ileri bir noktaya taşınabileceği düşüncesini gündeme getiriyor. Star Trek: The Next Generation'daki replikatorler, mürettebatın ihtiyaç duyduğu yiyecek ve eşyaları neredeyse anında ortaya çıkarabiliyordu. Bir fincan çaydan müzik aletine kadar pek çok şey yalnızca sesli komutla oluşturulabiliyordu. Bu cihazların maddeden enerji üretme biçimindeki çalışma prensibi bugün için gerçekçi değil. Ancak 3D yazıcılar, dijital bir tasarımı fiziksel bir nesneye dönüştürme fikrinin gerçek dünyadaki karşılıklarından biri. Üstelik teknoloji yalnızca plastik ve benzeri malzemelerle sınırlı değil. 3D gıda yazıcılarının da önümüzdeki 10 ila 20 yıl içinde mutfaklarda kullanılabilecek hale gelmesi mümkün görülüyor. Star Trek'in öngördüğü her teknoloji bugün gerçek olmuş değil. Işınlanma ve maddeden saf enerjiyle nesne oluşturma gibi fikirler hala bilim kurgu sınırlarında kalıyor. Buna rağmen dizinin teknolojiye yaklaşımı dikkat çekici bir miras bıraktı. Star Trek, geleceğin yalnızca daha gelişmiş makinelerden ibaret olmadığını, teknolojinin insanların hayatını kolaylaştırmak için kullanılabileceğini de gösterdi. 1966'da ekranda görünen bazı cihazların bugün cebimizde veya evimizde bulunması ise bilim kurgunun geleceği hayal etmedeki gücünü ortaya koyuyor. Kaynak: History, Screen Rant Görsel kaynak: IMDb (Kaynak: HABERTURK)