⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Venezuela küresel sisteme geri dönüyor: Dönüşen Türkiye-Venezuela ilişkilerinin şifreleri

Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özkan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rordriguez'in Türkiye ziyaretini

📍 Ankara
Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özkan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rordriguez'in Türkiye ziyaretini ve Türkiye-Venezuela ilişkilerini AA Analiz için kaleme aldı. *** Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rordriguez'in 8 Haziran 2026'da yaptığı Türkiye ziyareti ilk bakışta Türkiye-Venezuela ilişkilerinin rutin bir devamı gibi görünse de aslında hem Ankara'da hem de Caracas'ta değişen uluslararası dengelere verilen stratejik bir cevap olarak okunmalıdır. Rodriguez'in geniş bir bakan heyetiyle Türkiye'ye gelmesi, iki ülkenin mevcut ilişkileri sürdürmenin ötesinde, ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçekliklere uyum sağlama arayışında olduğunu gösteriyor. Özellikle son dönemde enerji piyasalarında yaşanan dönüşümler, ABD'nin küresel enerji stratejisindeki değişim ve Venezuela’nın uluslararası sisteme yeniden entegrasyon çabaları bu ziyaretin önemini artırıyor. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bu ziyaretin anlamını Türkiye ve Venezuela açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Türkiye açısından bakıldığında, Ankara'nın temel hedeflerinden biri Venezuela'da ortaya çıkan yeni siyasi döneme uyum sağlamak ve ilişkilerini yeniden tanımlamaktır. Son on yılda Türkiye-Venezuela ilişkileri büyük ölçüde Maduro yönetimiyle kurulan yakın siyasi ilişki üzerinden şekillendi. Türkiye, Batı dünyasının önemli bir kısmının Caracas'a mesafeli yaklaştığı dönemde Venezuela ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştiren ülkelerden biri oldu. Ancak bugün hem bölgesel hem de küresel şartlar değişiyor. Bu nedenle Ankara'nın Venezuela politikasını da yeni gerçekliklere göre güncellemesi gerekiyor. Bu güncellemenin merkezinde enerji bulunuyor. Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olmasına rağmen uzun yıllardır yaptırımlar, siyasi krizler ve üretim kapasitesindeki düşüş nedeniyle küresel enerji piyasalarında beklenen rolü oynayamadı. Ancak son dönemde üretimin yeniden toparlanması ve uluslararası piyasalara dönüş ihtimalinin güçlenmesi, Türkiye açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarıyor. Ankara enerji arzını çeşitlendirmeye çalışan bir ülke olarak Venezuela’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Rodriguez'in heyetinde enerji bürokrasisinin güçlü şekilde temsil edilmesi de görüşmelerde enerji başlığının ön planda olacağını gösteriyor. Türkiye'nin amacı enerji yatırımları, rafineri işbirlikleri ve uzun vadeli stratejik ortaklıklar için de zemin hazırlamak. Ziyaretin bir diğer önemli boyutu ise diplomatik ve jeopolitik niteliği. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleşmesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın uluslararası siyasette yeniden belirleyici bir aktör haline gelmesi, görüşmelerin sadece ikili ilişkiler bağlamında değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Caracas yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Trump ile kurabildiği doğrudan iletişim kanallarını önemli bir diplomatik avantaj olarak görüyor olabilir. Bu nedenle Rodriguez'in gündeminde yalnızca enerji ya da ticaret değil, Washington'a iletilmesi istenen bazı mesajların da bulunması şaşırtıcı olmayacaktır. Özellikle Venezuela'nın ABD ile başlattığı normalleşme sürecinin geleceği açısından Türkiye'nin oynayabileceği kolaylaştırıcı rol Caracas tarafından dikkatle değerlendiriliyor olabilir. Ankara açısından bu ziyaretin bir başka anlamı da Latin Amerika politikasının dönüşümüne işaret etmesidir. Son yıllarda Latin Amerika'da siyasi dengeler önemli ölçüde değişti. Bir dönem bölgeye hakim olan sol dalga yerini giderek daha merkez sağ ve sağ eğilimli hükümetlere bırakıyor. Bu tablo Türkiye açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarıyor. Venezuela ile ilişkilerin sürdürülmesi ancak bunu yeni siyasi gerçekliklere uyarlayacak şekilde yeniden yapılandırılması, Ankara'nın Latin Amerika'daki diğer aktörlere de önemli bir mesaj vermesini sağlayabilir. Bu mesaj oldukça nettir: Türkiye'nin Latin Amerika politikası ideolojik değil, pragmatiktir. Ankara, bölgedeki hükümetlerin siyasi kimliklerinden bağımsız olarak ekonomik ve stratejik çıkarlar temelinde ilişki kurmak istemektedir. Bu nedenle Rodriguez'in ziyareti yalnızca Venezuela ile ilgili değil, Türkiye'nin tüm Latin Amerika politikasının geleceği açısından da sembolik bir önem taşımaktadır. Venezuela açısından bakıldığında ise ziyaretin anlamı daha farklı bir çerçevede şekilleniyor. Caracas yönetimi son dönemde ABD ile ilişkilerde yaşanan normalleşmeyi daha geniş bir diplomatik ve ekonomik açılıma dönüştürmeye çalışıyor. Özellikle 3 Ocak 2026 sonrasında ortaya çıkan yeni atmosfer, Venezuela'nın uluslararası sistemden dışlanmış bir aktör olmaktan çıkıp yeniden küresel ekonomiyle entegre olmaya çalışan bir ülke görüntüsü vermesine imkân sağladı. Bu süreçte Caracas'ın önceliği yalnızca Washington ile ilişkileri düzeltmek değil, aynı zamanda ABD ile iyi ilişkilere sahip ülkeler üzerinden yeni diplomatik kanallar açmak. Türkiye bu noktada Venezuela için önemli bir ortak olarak öne çıkıyor. Ankara hem Washington ile iletişim kurabilen hem de Caracas ile uzun yıllardır ilişki geliştirmiş bir aktör konumunda bulunuyor. Bu nedenle Venezuela yönetimi Türkiye'yi yalnızca ekonomik ortak değil, aynı zamanda uluslararası sisteme yeniden entegrasyon sürecinde stratejik bir köprü olarak görüyor. Enerji jeopolitiği de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. İran etrafında yaşanan gerilimler, Hürmüz Boğazı'ndaki riskler ve küresel enerji piyasalarındaki kırılganlıklar Venezuela'nın önemini artırmış durumda. Dünya ekonomisi yeni enerji kaynakları ararken, Venezuela yeniden dikkati çekmeye başladı. Özellikle ABD-Rusya rekabetinin enerji boyutu düşünüldüğünde, Venezuela'nın küresel piyasalara geri dönmesi yalnızca Caracas'ın değil Washington'ın da çıkarına hizmet eden bir gelişme olarak görülüyor. Trump yönetimi uzun süredir müttefiklerinin Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltmasını savunuyor. Bu çerçevede Venezuela petrolünün uluslararası piyasaya dönmesi hem enerji arzının çeşitlenmesine katkı sağlayabilir hem de Rusya'nın enerji alanındaki etkisini sınırlandırabilir. Rodriguez'in Türkiye'ye gelmeden önce Hindistan'a yaptığı ziyaret de bu enerji jeopolitiğinin önemli bir parçasıdır. Hindistan bugün dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri konumunda bulunuyor ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme arayışını sürdürüyor. Venezuela, Hindistan'a Orta Doğu'nun ötesinde yeni bir enerji alternatifi sunarken, aynı zamanda Washington'ın Hindistan'ın Rus petrolüne bağımlılığını azaltma yönündeki tercihleriyle de örtüşen bir seçenek ortaya koyuyor. Bu açıdan bakıldığında Hindistan ve Türkiye ziyaretleri birbirinden bağımsız değil, aynı stratejik çerçevenin parçaları olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca hem Türkiye hem de Hindistan'ın Trump yönetimiyle işlevsel ve iyi ilişkiler kurabilen ülkeler olması Caracas açısından ayrı bir önem taşıyor. Venezuela yönetimi, ABD ile doğrudan temasların yanı sıra Washington'a yakın başkentlerle ilişkilerini güçlendirerek uluslararası sistemdeki hareket alanını genişletmeye çalışıyor. Sonuç olarak, Rodriguez'in Türkiye ziyareti geçmişte kurulan dostluğun teyidinden çok, geleceğin jeopolitik dengelerine yönelik bir hazırlık niteliği taşıyor. Ankara, Venezuela’daki yeni dönemde ekonomik ve stratejik çıkarlarını koruyacak bir pozisyon ararken, Caracas ise enerji kartını kullanarak uluslararası sisteme daha güçlü şekilde dönmenin yollarını arıyor. Bu nedenle ziyaretin asıl önemi ikili ilişkilerden ziyade, değişen küresel düzen içerisinde Türkiye ve Venezuela’nın kendilerine yeni bir yer açma çabasında yatıyor. Bu görüşme, her iki ülkenin de değişen dünyaya uyum sağlama iradesinin somut bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. [Prof. Dr. Mehmet Özkan, Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesidir.] *Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. (Kaynak: AA)