Yazar Hediye Demet Akan, modern insanın görünmeyen yaralarını kalemine taşıyor
Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olan Akan, modern insanın iç dünyasına, kırılganlıklarına ve anlam arayışına odaklanan çalı
Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olan Akan, modern insanın iç dünyasına, kırılganlıklarına ve anlam arayışına odaklanan çalışmalara imza atıyor.
Yazarlık hayatına ve editörlüğünü Sinem Torun Kara'nın üstlendiği, Timaş Yayınlarından çıkan ilk kitabı "Yara Atlası"na ilişkin, AA muhabirine açıklamada bulunan Akan, kendini bildi bileli yazdığını söyleyerek, "Her insan, hayatla serüvenini görünür kılmak ister. Elinizden sanat, edebiyat geliyorsa, sizin kendinizi ifade etme yolunuz bu olur. Dolayısıyla ben hayatla yaşadıklarımla ve insanlarla ilişkimi yazarak kurdum." diye konuştu.
Akan, edebiyatın insanların görünmeyen yaralarına temas etme gücü olduğuna inandığını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kitapların hayat kurtarma gücü olduğunu düşünüyorum. Gerçekten keşke elimizden gelse, her çocuğu kitaplar, şiirler, romanlarla tanıştırabilsek, kendini yalnız, kimsesiz, hayatın ücra köşelerine itilmiş hisseden her insanı kitaplarla temas ettirebilsek. Çünkü kitap, insanın ruh bahçesini eker, ayrık otlarını temizler. Onu belki henüz adı konmamış duygularla düşüncelerle bile tanıştırır. İnsanın iyiye olan ilhamını artırır, kalbinde sevgiye, empatiye, cesarete yer açar. Benim mesela kitaplarda tanıştığım, bana hala rehberlik eden, yol gösteren karakterlerden kalabalık bir arkadaş grubum var. Kendimi inşa ederken onların bakış açılarından, mücadele yöntemlerinden, insana, doğaya, hayvana yaklaşımlarından sayısız kere istifade ettim."
Uzun yıllar metin yazarlığı yaptığını kaydeden Akan, kitabı kaleme alırken günlük ya da bilinç akışı biçiminde, doğrudan iç dünyaya ve bilinçaltına alan açan bir anlatım kurmayı hedeflediğini ifade etti.
Hediye Demet Akan, yazmanın bir düşünme biçimi olduğunu vurgulayarak, "İnsan yazarak en başta kendiyle varlığının derin katmanlarıyla iletişime geçiyor, düşünüyor, analiz ediyor, his envanterinde ne var ne yok daha yakından tanıyor. Dolayısıyla ben ilk cümleyi yazdığımda, modern dünyanın çıkmaz sokaklarında kaybolmuş birinin iç monologlarını anlatmak istediğimi bilsem de onun için sonradan rüya evleri inşa edeceğimi ya da Allah'la olan içsel konuşmalarını ekleyeceğimi bilmiyordum." dedi.
Kitap yazmaya başlamadan önce kaleme aldığı metinlerin bir terapi günlüğüne döndüğünü söyleyen Akan, şunları kaydetti:
"Malum terapi, günümüzün en moda konusu. Hepimiz terapiden terapiye koşuyoruz. Ancak terapi anlatısında da karşımıza genelde hayatı tepeden tırnağa değişen, Anka kuşu misali küllerinden doğan, acıyı aşan insanlar çıkıyor. Ne de olsa 'terapiye gitmek eşittir rahatlamaktır.' diyen bir algı var. Halbuki terapi dediğimiz şey, gül bahçelerinde bir gezinti ya da hayatlarımızın yeniden yaratılması değil. Bilakis insanı yoran, gerçekler, acılar, travmalarla yüzleştiren, yer yer canını çok yakan sancılı bir süreç. Çünkü iyileşmek ve büyümek böyle bir şey. Bu yüzden, terapi alan bir karakterin gözünden mümkün olduğunca gerçek amacına yakın bir terapi süreci yazmaya gayret ettim. Hatta bunu yaparken, hayatını ruh sağlığı bilimine vakfetmiş psikologlarımıza, psikiyatristlerimize de bir selam vermek istedim. Zira ruh sağlığı bugün en çok istismar edilen eğitimsiz, diplomasız bir sürü sahte şifacıyla istila edilmiş bir alan."
Başarı odaklı anlayışın insanları sürekli kazanmak zorunda hissettirdiğini vurgulayan Akan, modern yaşamın insanı kendi değerlerinden ve manevi yönünden uzaklaştırdığını söyledi.
Yazar Akan, kitabında yara kavramının doğrudan bireysel acıyı ifade ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Hayat insanı yara bere içinde bırakır. Kimse bundan muaf değildir. Önemli olan aldığımız yaralarla yola devam edebilmektir. 'Derdim bana derman imiş.' diyebilmektir. Ayrıca kitabı mağluplara yani hayata en çok yakınlaşmışlara ithaf ettim. Çünkü insan mağlup olunca maskeler düşer, iddialar iflas eder, mitler çöker ve geriye yalnızca gerçekler kalır."
(Kaynak: AA)