Yumaklı, Bakanlığın Beştepe yerleşkesinde düzenlenen, "Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj ve Türkiye Su Atlası Programı"nda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin etkilerinin, suyu korumak için kendilerine her zamankinden daha fazla sorumluluk yüklediğini söyledi.
Artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleriyle, kuraklık, sel ve taşkın riskinin aynı anda yaşanabildiğini dile getiren Yumaklı, bilimsel çalışmaların, Türkiye'de daha uzun kurak dönemlerin olacağını ve kısa sürede lokal olarak etkili yağışların daha sık yaşanacağını ortaya koyduğunu ifade etti.
Yumaklı, bu durumda suyun korunması, verimli kullanılması ve gelecek nesillere aktarılmasının, çevresel olduğu kadar ekonomik, sosyal ve stratejik bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Temiz su kaynaklarına erişimin ülkeler için beka meselesi olduğuna işaret eden Yumaklı, bu anlayışla, krizi yönetmek yerine riski yönetmeyi önceleyen, bilimsel verilere dayalı politikalar ve uygulamaları belirleyip hayata geçirdiklerini söyledi.
Bakan Yumaklı, Su Verimliliği Seferberliği ile 10 yılı planlayan ve gelecek 50 yıla ışık tutacak Ulusal Su Planı'nı da yayımladıklarını anımsatarak, "Su kaynaklarımızın korunmasını, suya göre üretim planlamasının gerçekleştirilmesini, sektörler arasındaki uyumun sağlanmasını ve dijital dönüşümün yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz." diye konuştu.
Yapay zeka destekli teknolojilerden dijital izleme sistemlerine kadar birçok yeniliği su yönetiminin hizmetine sunduklarını belirten Yumaklı, havza bazında yönetim planlarının hazırlanmasının, taşkın ve kuraklık erken uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.
Yumaklı, ülke bazında su depolama kapasitelerinin artırılması, sulama altyapılarının güçlendirilmesi ve şehirlerin içme suyu ihtiyaçlarının karşılanmasının ele alındığını dile getirerek şöyle devam etti:
"Bugün kamuoyumuzla Türkiye Su Atlası'mızı paylaşıyoruz. Bu eser, ülkemizin su hafızasını kayıt altına alan, geçmişle geleceğin arasında köprü kuran bir çalışmadır. Türkiye'nin 25 havzasında yer alan yer üstü su kaynaklarını görsel, kültürel, tarihi ve teknik boyutlarıyla ele alan bu atlas, su kaynaklarımızın sadece miktarını değil, taşıdığı medeniyet birikimini de ortaya koymaktadır. Bu eser, yaklaşık 25 bin kilometrelik alanda gerçekleştirilen çalışmalar, coğrafi tabanlı haritalar, İHA görüntüleri ve kapsamlı analizlerle desteklendi. Atlas'ın, karar vericilerden akademisyenlere, yerel yönetimlerden vatandaşlarımıza kadar herkes için önemli bir başvuru kaynağı olmasını diliyorum."
Atlasın, suyu sadece yöneten değil, tanıyan, kayıt altına alan ve geleceğe taşıyan bir anlayışın ürünü olduğunu belirten Yumaklı, hayatın kaynağı olan suyun geçmişle gelecek arasındaki köprüsünü bu vesileyle kurduklarını söyledi.
Yumaklı, kurakçıl peyzaj uygulamalarının da önemli olduğunu ifade ederek, kentleşmenin hızlandığı dönemde suyu, toprağı, havayı ve biyolojik çeşitliliği düşünmek zorunda olduklarını dile getirdi. Yüksek su tüketimine dayanan geleneksel peyzaj anlayışının sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Yumaklı, bu kapsamda yeni yaklaşımın kuraklığa dayanıklı bitki türlerini, suyun verimli kullanımını esas alması ve ekosistem dengesini gözeten çağdaş bir planlamayı sunması açısından önemli olduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, söz konusu dönüşümle elde edilen su tasarrufunun yaklaşık yüzde 80 olduğunu, bakım ve enerji maliyetlerinden sağlanan tasarrufun da faydalı olacağını belirtti.