⚡ Ajans Online
GÜNCEL

Hayatını ilme, öğrenmeye ve talebelerine adayan büyük mütefekkir: Mahir İz

Asıl adı Abdullah Mahir İz olan yazar ve mütefekkir, Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi ile Şerife Raife Hanım'ın oğlu olarak 28 Ocak 1895'te İstanbul'da dünyaya g

📍 Ankara
Asıl adı Abdullah Mahir İz olan yazar ve mütefekkir, Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi ile Şerife Raife Hanım'ın oğlu olarak 28 Ocak 1895'te İstanbul'da dünyaya geldi. İz, ilköğrenimini babasının görevi nedeniyle Midilli, Balıkesir ve Isparta gibi farklı şehirlerde tamamladı. Liseye İstanbul Vefa Lisesi'nde başlayan İz, pek çok önemli isimden özel ders aldı. Mahir İz, 1916'da Ankara Sultanisinin edebiyat bölümünü bitirdi ve aynı okulda Türkçe öğretmenliğine başladı. TBMM'de zabit katipliği görevinde bulunan İz, Milli Mücadele yıllarında Ankara'da Mehmet Akif Ersoy ile Fars ve Fransız edebiyatı üzerine çalışmalar yaptı, İstiklal Marşı'nı bir eğitim aracı olarak görüp her fırsatta okudu. Mahir İz'in gençliğinde kaleme aldığı şiirleri Maksud Kamuran adıyla Ankara'da çıkan "Say" dergisinde yayınlandı. Eğitim tutkusuyla ücretsiz dersler veren İz, o zamanlar için, "Ben İstiklal Marşı'nı anlatırken, o devrin, dine, diyanete, millete, milliyete, ahlaka aykırı düşen durumları dolayısıyla çocuklara verilmesi gereken din, diyanet, millet, milliyet terbiyesini İstiklal Marşı içinde işleyerek verirdim. O zamanın müfredatı bu değerleri vermeye müsait değildi." ifadelerini kullanmıştı. "Dünyaya yeniden gelecek olsam tekrar öğretmen olmak isterdim." diyerek öğretmenlikle ilgili görüşlerini dile getiren İz, öğrencilerinin kendisine yönelik, "Hocam neredeyse ailenizden daha çok bizimle vakit geçiriyorsunuz, neden böyle yapıyorsunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtlamıştı: "Sizler benim talebemsiniz evladım. Bir hoca için talebe, evlattan daha evladır. En hayırlı varis, talebedir. Evlat, idealini suistimal edebilir, ama talebe etmez. Senin amel-i salihini evlattan ziyade talebe devam ettirir. Allah muhafaza buyursun, evlat hayırsız çıkabilir, ama talebenin hayırsız çıkma ihtimali daha azdır." Usta yazarın, edebi ve sosyal konulu yazıları Namık Yaz, bilim konulu makaleleri ise Abdullah Söğüt imzasıyla çeşitli dergilerde yayımladı. Sonraki yıllarda yazdıkları Sebilürreşad, Yeni İstiklal, İslam Düşüncesi, Bugün, Yeni Asya, Sabah, Yeni İstanbul ve Diyanet Dergisi adlı gazete ve dergilerde yer bulan İz, aralarında Kuleli Askeri Lisesi, Nişantaşı Ortaokulu, Haydarpaşa Lisesi ve Çamlıca Kız Lisesinin de olduğu birçok okulda görev yaptı. Uğur Derman yaptığı bir açıklamada, Mahir İz'in sahip olduğu ilim ve irfanına rağmen az eser verişinin sebebini şöyle izah etmişti: "Genç ve dinçken kendini tamamen öğretmenlik ve idareciliğe vermiştir. Heyecanlı konuşurdu. Bütün enerjisini konuşma ve sohbette bitirirdi. Sohbet adamıydı. Haftanın belli günlerinde muayyen yerlerde konuşurdu. Bunlar ömür boyu devam etti." Mahir İz, muallimliğinin yanı sıra imam hatip okullarının kurulması ve devam etmesinde önemli hizmetler üstlendi. Yazar İz, 1924'te tayin olduğu İstanbul İmam Hatip Okulu'nda öğretmenlik yaptığı sırada İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü ile Hukuk Fakültesine devam etti. İstanbul İmam Hatip Okulunda bir sene müdürlük yaparak emekliye ayrılan İz, aynı yıl Taksim'de Yeni Kolej'in müdürü olarak yeniden eğitimciliğe döndü ve altı ay sonra yeni açılan İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde edebiyat, tasavvuf tarihi, hitabet ve irşat dersleri vermeye başladı. İz, İslam bilimi ve tasavvuf alanında araştırmalar yapıp dersler verirken, bu eğitimcilik döneminden de 10 yıl sonra ayrıldı. Hayatını mesleğine adayan başarılı edebiyatçı, Ahmet Cevdet Paşa'nın Hz. Adem'den başlayarak bütün peygamberlerin tarihini içeren "Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa" eserini sadeleştirdi. İz, 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra Diyanet İşleri Başkanlığınca (DİB) Kur'an-ı Kerim'in Latin harfleriyle basılması konusunda danışmanlık yapmak üzere davet edildi. Bu durumun yanlış olduğunu söyleyen İz, vazgeçilmesini sağladı. Mahir İz, DİB tarafından 1961'de hazırlanan "Kur'an-ı Kerim Meali"nin redaksiyon heyetine başkanlık yaptı. Siyasi, ilmi, fikri ve sosyal yönden çok ciddi değişikliklerin olduğu bir dönemde yaşayan İz, tasavvuf, edebiyat ve felsefe alanında uzmanlaştı ve bu alanlarda eserler verdi. Mahir İz, tanıyanlarda hayranlık hissi uyandıran, Türkçeyi çok güzel kullanan, güçlü bir hafızaya sahip ve vefalı yapısıyla tanındı, geniş bir dinleyici halkasına sahip oldu. Son dönemlerde tasavvufi yönü ağır basan İz, aile dostlarından şair Muhyiddin Raif Bey'in kızı Mihrinur Hanım'la evlendi. Çiftin bir kızı oldu. İz'in sahip olduğu ahlaki seviye ve karakterini, İsmail Erünsal şu sözlerle aktarmıştı: "Mahir İz Hocamın farklı dallarda bilgi birikimi vardı. Edebiyattaki teorik bilgisinden önce gelişmiş bir şiir zevki olduğunu söylemeliyim. İyi bir münekkiddi. Hafızasında binlerce şiir vardı. Edebiyat yanında tasavvufi konularda da derin bir bilgi sahibiydi. Mekke kadısı olan babasından ve çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Medine'deki özel hocalarından iyi derecede Arapça ve Farsça öğrenmişti. İslami konularda da dikkate değer yorumlar getirirdi… Mahir Hoca'yla okulda ve mesai sonrası da eve dönüş yolunda genellikle beraberdik. Bu esnada hocanın bazı özelliklerini yakından görme imkanım oldu. Hoca maaşını alır almaz hemen zekatını hesap eder çoğunlukla ihtiyaç sahibi öğrencilere vermek üzere bana teslim ederdi." Yaşamını, tanığı olduğu olayları, tanıdığı kişileri ve anılarını "Yılların İzi" kitabında toplayan yazar, Sönmez Neşriyat Şirketinin kuruluş yıllarında Yönetim Kurulu Başkanlığı ile İlim Yayma Cemiyetinin Danışma ve Bilim Kurulu'nda çalıştı. Mahir İz, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile Türk Kültürü Vakfının da kurucuları arasında yer aldı. Derslerinde ve çevresinde pek çok bilim ve edebiyat adamının yetişmesini sağladı. Tedavi gördüğü Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde 9 Temmuz 1974'te hayatını kaybeden İz'in Erenköy Sahrayı Cedid Mezarlığı'ndaki mezar taşına talebesi Prof. Dr. Uğur Derman tarafından celi ta’lik "Muallim Mahir İz" hatlı kitabe işlendi. Her kesimden kalabalık bir cemaatin katıldığı cenaze törenine ilişkin İsmail Özdoğan, şu açıklamayı yapmıştı: "Cenazede dikkatimi çeken simalar arasında, fakir bir şoför, son derece üzgün, devrin önde gelen siyasilerinden Ferruh Bozbeyli ve sanayi kesiminden Vehbi Koç da vardı. Yani bu kadar birbirine uzak mesafelerde olan cemaat, herkesin cenazesinde bulunmaz. Bu bir insanın, her sınıftan, her kademeden veya tahsil ve kültür derecesinden insanlara ne verdiğini gösterir." Mahir İz, araştırma ve inceleme alanında "Tasavvuf", "Peygamber Efendimiz", "Din ve Cemiyet", anı türünde "Yılların İzi", şiir seçkisi olarak "Hoca'nın Seçtikleri" ve sadeleştirme eserleri olarak ise "Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı" ile "Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa" isimli çalışmaları kaleme aldı. (Kaynak: AA)